Genel

Bir Acayip Tecrübe: Koli Kutusu ve Beyin Büyüklüğü Arasında Korelasyon

Yazar: Ayşegül Demir Çorlu
kolikafa
Yıllar önce haberdar olduğum bir hipotezden bahsetmek istiyorum: İnsanın teslim aldığı koli kutusu ile beyninin büyüklüğü arasında pozitif korelasyon vardır.
Bu hipotezin sahibi bilge şahsiyet, muhafazakar bir kurumun kargo teslimatı ile ilgili biriminde görev yapıyordu. Hipoteze konu gözleme gelince… Olay şöyle gelişti:
Arkadaşlarımla verdiğimiz toplu kitap siparişini teslim almak üzere ilgili birime gittim. Kargomun teslimat işlemlerini yaparken bir erkek arkadaşım da kargosunu teslim almaya gelmişti. İlgili kişi kargo kutularını hazırlarken hangi kitapları sipariş ettiğimiz üzerine lafladık, hayırlı olması temennilerimizi paylaşırken bilge kişi bu hipotezi ortaya attı.
-Senin kutun beynin gibi küçük.
-Siz ne dediğinizin farkında mısınız ?
-Onun kutusu büyük, seninki küçük; beynin gibi…
-?!
Sonrasında ne dediğimi, ne diyemediğimi hatırlamıyorum. Arkadaşımla asansöre yöneldik:
-Ayşegül hanım, onun yerine ben utandım, çok üzüldüm. Lütfen kendinizi üzmeyin.
O an yanımda duyarlı bir insanoğlu olduğuna şükredip birimime gittim.
Uzun bir süre titreyerek durumu mesai arkadaşlarımla paylaştıktan sonra, konuyla ilgilenebileceğini düşündüğüm yöneticime de bilge kişi hakkındaki şikayetimi ilettim. Cevabı tafsilatıyla aktaracak değilim, özetle :
– Adamcağızı ekmeğinden mi edeyim ? dedi.
-Siz bu kafayla devam edin, diyemedim.

3 Yorum

  • Leylek
    4 Ekim 2014 - 17:37 | Permalink

    Zekanın beynin büyüklüğüyle değil kıvrımlarıyla orantılı olduğunu söyleseydiniz ;)

  • zühre
    13 Ekim 2014 - 01:21 | Permalink

    hakaret davası açın. ne güzel, şahidiniz de var. arkadaşınızdan rica edin, sizin için önemli olduğunu söyleyin.

  • 15 Ekim 2014 - 02:31 | Permalink

    Ekmek kelimesinin halkımızda büyülü bir etkisi var.

    Bir keresinde mektebimin kütübhanesinin giriş katında, güvenlik kabininin iki-üç adım ötesinde birinin sigara içdiğini gördüm. Fotoğrafını çekdim, bir kağıd alıb anında şikayet dilekçesini yazdım. Söylenmelerimi duyan güvenlikci gelib dedi: “Arkadaşlara bazen ben izin veriyorum burada sigara içmelerine. Şimdi sen o dilekçeyi verirsen ona bir şey olmaz, ben ekmeğimden olurum.” Dekanlığa dilekçeyi verdikden sonra da beni odasına çağıran dekan yardımcısı “Dilekçeni geri al, adamı ekmeğinden etmeyelim durduk yere.” dedi. Farklı kurumlara farklı konularda verdiğim şikayetnamelerin hepsinde de benzer cevablar geldi.

    Tabağındaki yemekleri bitirme alışkanlığı olmayan arkadaşlarım tarafından ekmek kırıklarını yemek yerine kuşlara atmamın israf olduğu ve günaha girdiğim konusunda defalarca uyarılmışımdır.

    Dolandırıcı, yankesici, gasbcı vs. mesleklerde olanların savunma çıkışları da hep aynıdır: “Ekmeğimin peşindeyim.”

    Konuyu dağıtabilecek yorum yaptım, kusura bakmayın. Hepinizin bileğine sağlık.

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir