Genel

Adamım Büyüksün

Konuk Yazar: Nebiye

hulk-movie-widescreen-wallpapers-free-download-movie-images

Adamım sana senin dilinle bir dokunuş arzuladığım
Salgıladığın tüm sıvılar ile yücesin inandım
İçimde bir kelime, dışımda bir kelime daha
Doğuramadığım tüm sancıların adısın
Bana beni göster, bana beni anlat hiç durma
Kavuran kollarını, bükülmeyen dizlerini göster sonra
Beni senin kutsallığına inandır, beni sensizliğin efsanesinde terk et
Sonra seril yatağına ağırlığınca gücün
Bu dünya tarlandır senin sars gönlünce
Adi bir tütün gibi ağzımı bir çöplüğe çevir
Geçtiği her yeri kokutan bir leş gibi sürükle gururunu da
Kökle sonra yedirebildiğin kadar kadına
Amerika’nın keşfi kadar muhteşemsin bebeğim amenna.
Bana cinsinizin tekrarından bahset,
Platon’dan başla ve bitir özel ismet’le
Gazzali’den yola çık ve devam et Ömer Rıza’larla
Şanlı tarihinizin kıllı göğüsleri kabartmasından sonra
Aklını bana ver benimki yetersiz
Aklını ver bana benimki yersiz
Sür rahmime çocuklar doğurt, neslini taşımayı lütfet.
‘Şair Arapçadır, müzekkerdir cicim
Sen ne bok yemeye yazıyorsun bilmiyoruz ama haddini aşma’
Bana beni bildir, beni olmam gereken yere biraz aşağısına bırak kendinin.
Adamım sana senin ellerinle bir dokunuş tek istediğim
Biraz morarır kızarırsa yadırgama cinnetine sebebim
Ya annesiyim ümmetin ya hiç, ya meleği yanlışlıkların ya da hiç
Şimdi bana biraz fıtratımdan bahset, utanca ve dirence sebebiyet.
Elmaların en arsızı belki ellerim, dizlerim sana yönelen
Beni cinsinizin tanrılığına inandır, kayıtsız şartsız itaate doğru yolla
Meryem’in fahişeliğine, Adolfina’nın cadılığına sonra
Söylesene sevgilim kadınlar ölünce daha mı umutlu?
Haydi benimle raks et, benim hislerim yetersiz
Haydi takas et beni, bana dair hislerin yersiz.
***
Kadın meselesi yaşamımın tam merkezinde yer alıyor. Çünkü insan olarak yapageldiğim her eylem/iş önce kadın olmaklığım ile eleştirildi/değerlendirildi. Erkeklik hayatın belirleyici mekanizması ve kadının yaptığı her şey de bunun çevresinde gelişmeliydi. İstenilen ölçüde kibar, istenilen ölçüde ahlâklı, istenilen ölçüde zayıf olmamız bekleniliyordu. Bu sınırlar çoğu zaman Allah’ın bizden beklediği türden bir itaate tekabül edecek kadar da keskin ve net idi. Oysa nazarımda kayıtsız ve şartsız itaat edilecek tek mercii Allah idi.
Bir kadın olarak kadın’a dair söz üretmenin Türkiye toplumundaki karşılığı, çoğunlukla nefret oluyor. Onun için konuşması da, yazması da hep daha zorlu ama bu tüm kadınlar için yıldırıcı olması anlamına gelmiyor.
Evet evet uzattım biraz, ilk defa bir şiirime açıklama yazısı yazmanın garipliğinden olsa gerek. Bu şiirin diğerlerinden farkı, dili gereği asla yayınlanmaması çokça dile getirilmiş olmasından kaynaklanıyor. Çünkü birçok arkadaşıma göre, başörtülü bir kadının bu dille bir şiir yayınlamaması gerekiyordu. Hatta çok sevdiğim bir dostum ‘bunu yayınlayacaksan başörtünü çıkar öyle yayınla!’ diyerek beni büyük bir şaşkınlığa sürükledi. Müslüman erkeklerin çıkarıp atmaları gereken islami bir görüntüleri olmadığından mı bu dilde birçok şiir yayınlıyorlar bilmiyorum ama bu şiir bendense ben de ondanım. Şiiri yayınlamak günahsa(!) yazmak da ondan aşağı kalmaz, öyleyse neden?

95 Yorum

  • Havva tanık
    3 Aralık 2014 - 12:48 | Permalink

    Tebrikler… Başörtülü ve müslüman olduğunu iddia eden bir kadının yazabilecegi en iğrenç en ukala en pespaye dizeler bunlar. Hemen o örtünü çıkar ki, böylece o bilinçaltındaki aşağılık Allah korkusu bilmez yaratık daha rahat etsin. Sizde ne ahlak kalmış ne iman.

    (Editörlerin notu: Aslında hakaret içeren yorumları yayınlamıyoruz. Bu yorum, ibret-i alem olsun diye yayınlanmıştır.)

    • 3 Aralık 2014 - 16:00 | Permalink

      Olloh korkoso bölmöz yorotok rohot ötsön

      valla kendime söz vermiştim bundan sonra tartışırken kinayeli dili bırakıp tartışmanın önünü açacak bir dil benimseyeceğim diye ama sizinle tartışma amacım yok. Amacım sizinle, zihniyetinizle, başörtü gerekçesiyle zihinleri tutsak alma çabanızla dalga geçmek. Bu tavırla zaten sıkça karşılaşıyoruz biz erkek egemen dini yaşayış sağolsun. Lütfen bu yaşayışı beslemekten vazgeçin, ahlak ve iman kavramlarınıza yoğunlaşın, onları revize edin.

      Nebiye bunu yüz yüze dile getirme fırsatım olmadı ama hayranım sana. Rol modelim olarak seni benimsediğimi ortak birçok arkadaşımıza söylemiştim ama dile getirilince muhakkak mahcup nolursun diye sana söyleyemedim ama bu şiir ve yazınla doldum taşabilirim artık. Çok uzun süredir adam dilli şiirleri okurken hissettiğim rahatsızlığı öyle güzel dile getirmişsin ki hayran kaldım. Reçel olarak yaptığınız şeyi takdir etmekten bıkmıyorum zaten ama bu şiir baş köşemde olacak sanırım. Allah yolunuzu açık, göğsünüzü geniş, dilinizi çözük eylesin.

      Bu da cihaddır be kardeşim

      • Havva tanık
        3 Aralık 2014 - 21:09 | Permalink

        Rahat olun kızlar siz güzel erkek kufurleri bilirsiniz. Hadi bir güzel sövün de rahatlayin.

        • mualla kavuncu
          8 Aralık 2014 - 18:47 | Permalink

          havva başında örtü var mı, kadın mısın, havva gerçek adın mı bilmiyorum ama bu kadar günaha batmış biri olarak hem örtünü çıkar hem de adını değiştir. Havva kutsaldır bizler için meryem kadar fatma kadar kutsal.
          selam sana nebiye, bahar sana da, sevgili hemcinslerim.

  • rumeysa
    3 Aralık 2014 - 13:31 | Permalink

    Nebiye daha önce de böyle yorumları hissedip yazmış gibi sanki şu yazıyı:
    http://recel-blog.com/bayrak-midir-basortusu/

    Şu hakaretleri edecek kadar nefret ettiren kibir ve bilmezlikten Allah’a sığınırım…

  • fatih
    3 Aralık 2014 - 14:15 | Permalink

    Başörtüsünü en çok başörtülüye anlatmanız gerek sanırım. Allah’a değil sosyal psikolojiye sığınınız…

  • rumeysa
    3 Aralık 2014 - 14:39 | Permalink

    Sosyal psikoloji bilmeyen ezik bir kadınım ben, çok sağolun yönlendirmeniz için (!)

    • fatih
      4 Aralık 2014 - 14:37 | Permalink

      Öyle olduğunuzu düşünsem bloğunuzu takip etmezdim rumeysa. Ama İşler Allah’a havale edildimi konuşacak bir şey kalmıyor. Oysaki yukardaki nefret dilinden bizim de sığınacak bir yere ihtiyacımız var.

      • rumeysa
        4 Aralık 2014 - 21:51 | Permalink

        Vallahi ben sadece Allah’a sığınıyorum bu durumda, insan düşüncesinin açıklayamadığı sınırlarda geziniyoruz.
        İnsanların birbirine olan hakaretlerinde sınır tanımadığı, yüzünü görmediği insanların imanına, ahlakına dair atıp tuttuğu bir dünyada yaşıyoruz. Sosyal psikoloji bilmek falan işe yaramıyor yani, söylediğimin çokça arkasındayım hala…

  • Pingback: Adamım Büyüksün | süreli olay mahalli

  • ismet güzel
    3 Aralık 2014 - 16:14 | Permalink

    müslüman zihnin geldiği nokta açısından ibretlik. bakın sevdiğiniz, seveceğiniz bir cümle kurayım müslüman kadına demiyorum, müslümana yakışmayan bu cümlelerle neyi amaçlıyorsunuz????

    “Sür rahmime çocuklar doğurt, neslini taşımayı lütfet.”

    okurken utandım, yazarken şair utanmamış mı, teşbih mi yoksa? :)

    • suleyman tahir
      6 Aralık 2014 - 22:27 | Permalink

      “Sür rahmime çocuklar doğurt, neslini taşımayı lütfet.”

      Aferin. Baska ayetler de var, size “maskulin”, “ataerkil” vs vs gelebilecek, onlara da baksaydınız, onlardaki özgün ifadelere de atıflar yapsaydınız, tam anlasaydık derdinizin ne olduğunu.

    • mualla kavuncu
      8 Aralık 2014 - 18:52 | Permalink

      ismet süleyman vs siz erkekler olarak yaptıklarınızdan utanın. bu kadar doğal bir şeyi utanılacak şey halinize sokarak ne büyük günah işlediğinizin farkına varın artık. gerçi doğasını küfür olarak kullanandan başka ne beklenir ki.

  • fatma hicret
    3 Aralık 2014 - 16:46 | Permalink

    mükemmel…

  • hatice
    3 Aralık 2014 - 17:38 | Permalink

    helal olsun nebiye.

  • Asli
    3 Aralık 2014 - 17:59 | Permalink

    demekki neymis efenim; saglikli bir yasam için, damar sagligi sahsin kendisi için muhim iken insanda oyle bir damar vardir ki kisinin kendi sagligindan çok çevresi için muhimdir Rabbim kimseyi AR DAMARI yoksulu etmesin…

  • Miriana
    3 Aralık 2014 - 18:01 | Permalink

    Hatice Meryem’in “Beyefendi”sini hatırlattı, ama ondan daha yoğun ve etkileyici… Gerçekten taşma noktasındaki bir kadının isyanı dışarı vurulmuş ve hâlâ “bir Müslüman bunları nasıl yazar?” diyenler var :) biri de kalkıp sormamış ki, “biz bu kadınları böylesine isyan ettirecek neler yapmış olabiliriz?” Erkeklerin ve erkekleşmiş, erkek egemenliğini içselleştirmiş kadınların asla sormayacağı bir soru bu.

    • suleyman tahir
      6 Aralık 2014 - 22:29 | Permalink

      “Sür rahmime çocuklar doğurt, neslini taşımayı lütfet.”

      bu erkekler neymiş be, ayetlere bile itiraz ettiriyorlar. imama kızıp…

  • Raci
    3 Aralık 2014 - 19:36 | Permalink

    Konuşun evet konuşun! Konuşmaktan başka bir şey değil zaten şiir. Fakat bu kadar ifşa anlamsız.
    Kimseye hakaret etmeye niyetim yok bunu öncelikle belirteyim.
    Şiire gelince, şiirde ara ara aksasa da bir tempo var ve sanırım bu tempo Şairin nefretinden kaynaklanıyor sanıyorum. Evet, kabul herkes nefret eder ama bu nefret öyle büyümüş ki içerisinde her şey birbirine karışıyor bu şiirde. Nefretle şiir yazılabilir kabul. Ama şiirde ifşayı ne kadınlar için ne erkekler için uygun buluyorum. Nefretini kusmak gibi bir şey olmuş sanki bu şiir, hâlbuki şiirde nefretini haykırmak daha makul gibi geliyor.
    İlk mısra “Adamım sana senin dilinle bir dokunuş arzuladığım”. Bu mısrayı Nebiye bilinç olarak mı söyledi bilmiyorum ama dilin kendisine ait olmadığını söylemiş. “sana senin dilinle bir dokunuş” bu mısra kendini o kadar çok açıyor ki bana. Şair kullandığı dilin kendi hakkı olduğunu söylüyor ama bu dilden rahatsız olduğu çok açık. Hem yaptığı açıklamada bu dilin kendisine ait olduğunu söylüyor hem de şiirde bu dilden rahatsızlığını çok açık bir biçimde dile getirmiş. Keşke şiire açıklama yazmasaydı. Çünkü öyle kalsaydı sesin başkasına ait olduğu ortada olacaktı. Ve bu karmaşa yaşanmayacaktı. Nebiye hangisini seçiyor? İlk soru, şiiri yazan mı yoksa o açıklamayı yapan mı Nebiye? İkinci soru, o söyleyişi ne için kullanıyor mesela, bu dilden rahatsız olduğu için mi? Eğer öyleyse bu rahatsız edici dili kendisi neden kullanıyor? Ya da açıklama kısmında söylediği gibi bu dil benim dilim mi diyor? Eğer ikincisiyse yani açıklama yapan Nebiye gerçekse neden şiirinde bu dilden bu kadar rahatsız olduğunu anlıyoruz.
    Bir de sana, senin bana davrandığın gibi/ söylediğin gibi söyleyeyim diyor. Peki, Nebiye bunları gerçekten söylüyor mu? Bu söyleyişle mi söylüyor yoksa bu sadece karşısındaki adama nefreti mi? Bana nefret gibi geliyor daha çok. Ama bence kadınlar nefretle iş yapmaya kalkışmasınlar. Bunu biraz da utanarak söylüyorum ama erkekler nefret etmede sizden daha ustalar. Bence nefret etme güdülerini kontrol altına almış insanlar olarak tekrar bir düşünelim tüm söylediklerinizi. Bu duygudan sıyrıldığınızda söylediklerinizden pişman olacaksınız. Çünkü aklıselim olan her insan nefretle yapılan işlerin makul sonuçlar doğurmayacağını bilir.
    Şiirdeki maskülen ses kendini belki de erkeğe benzeterek ona anlatmayı denemiş, ama “bebeğim” diye seslendiği adam kim mesela? Tüm erkekler mi? Herhangi biri çıkıp bir iki kadın üzerinden tüm kadınlara hitap ettiğinde nasıl rahatsızlık verici bir durum ortaya çıkıyorsa bu da rahatsızlık verici. Belki de tüm erkeklere hakaret. Çünkü şiirde geçen “Bana cinsinizin tekrarından bahset” mısrasıyla başlayan kısmı tüm erkeklere bir meydan okuma olarak görebiliriz. O vakit doğal olarak bu bir savaş olarak devam edecektir. Bu ise istenen bir durum değil. Yoksa siz sürekli bir savaş mı istiyordunuz? Eğer erkeğin yerine geçmekse amacınız, burjuvayı devirip yerine geçmeye çabalayan işçi sınıfı masalına döner bu durum.
    Şiirde beni rahatsız eden şey ne kullandığı argo dil ne diğer kelimeler! Beni rahatsız eden şey şu, Nebiye’nin çok açık bir biçimde cinsel yaşantısını ve mahremini tüm insanlara açmış olması.
    Bir de bu şiiri yazmak ile yayınlamak arasındaki fark şu: şiirde ortaya çıkmış olan nefretini belki mahremini herkese açmayı istemiyor olabilirdin. Fakat yayınladığına göre herkesi mahremine dâhil etmiş oldun böylece. Artık sadece kadın erkek meselesindeki tavrını değil; hayatını, bir adama nefretini, cinselliğe karşı rahat bir tutumunun olduğunu biliyoruz. Olabilir, bunların hepsi olabilir. Hepsi çok doğal. Fakat bunlardan bize ne?
    Şimdi çıkıp kimse bana “ama erkek şairler…” falan demesin. Onların birçoğunun da ne haltlar yediklerini çok açık görebiliyoruz şiirlerinden. Kimsenin onları savunduğu yok. Mülayim, efendi, hatta mert ve gözükara geçinen çocuklar şiirlerinde sapık insanlara dönüşebiliyorlar ki şiirde gerçek yüzünü saklamak çok zordur. Görüyoruz, biliyoruz hallerini.
    Şiirin temposu başta da söylediğim gibi problemleri olsa da ara da kesilse de iyi gibi duruyor. Ses şiirin kendisinden mülhem daha önceden kullanılmış eskimeye başlamış bir ses. Bu bakımdan iyiye yaklaşmış bir kopya diyebiliriz bu şiir için. Ama bu dille şiir yazmaya devam edemez Nebiye eğer yazmaya devam ederse, belki de kendisinin de nefret ettiği, kendi kendine düşman üreten malum şairlere dönüşmeye mahkum olur. Bunu başarması da zor gözüküyor. Öyleyse bu sesle devam etmesi kendi şiirini (bir şiiri varsa eğer) bitirmesi demek olur.
    Sadece iyi şiire iyi demek yeterli. İyi şiir yazdığı için kimseye iyi Müslüman diyemiyoruz elbette. Bu şiirde de olduğu gibi. Ki bizi de ilgilendirmez nasıl bir hayatının olduğu, nasıl bir Müslüman olduğu şairin.
    Son olarak nefret işinizi çok daha zorlaştıracak haberiniz olsun.

    • Müzeyyen
      4 Aralık 2014 - 01:29 | Permalink

      Sakin ol kardeş. Beğendiğiniz ama içinde müstehcen ifadeler bulunduğu için paylaşmaktan vazgeçtiğiniz şiirler olmuştur. hadi öyle bi şiiri beğenecek kadar da edepsiz değilsinizdir diyelim, fesüphanallah deyip geçmişsinizdir. Bunu da onlardan sayın. Hiç birinin altına böyle sayfalarca eleştiri döşediğinizi zannetmiyorum.
      Şiirin tüm erkeklere meydan okuduğu, nefret dolu olduğu çıkarımları sizi hayrete düşürmüş anlaşılan. Keşke hemen klavyeye sarılıp erkekliğinizi kurtarmaya çalışacağınıza, önce başınızı iki elinizin arasına alıp, o erkekliğin bir insanı nasıl böyle öfkeden çatlayacak hale getirebileceğini idrak etmeye çalışsaydınız.

    • Semra
      4 Aralık 2014 - 19:07 | Permalink

      Yorumunuzun uzunluğu birileri tarafından haklılığınıza delalet etmez umarım. Bu hakikate ulaşma çabamızda hepimize zarar verir.
      “Artık sadece kadın erkek meselesindeki tavrını değil; hayatını, bir adama nefretini, cinselliğe karşı rahat bir tutumunun olduğunu biliyoruz.” ifadeleriyle kusmuş olduğunuz önyargı midemimi bulandırdı.

      “Ama bence kadınlar nefretle iş yapmaya kalkışmasınlar. Bunu biraz da utanarak söylüyorum ama erkekler nefret etmede sizden daha ustalar.” ifadesi ise ile cinsiyetler üstü bir tavır sergilediniz. Bu gerizekalılık herhangi bir cinsiyete ait kılınıp masumlaştırılamaz.

      Şair bu şiirle kendini değil sizleri ifşa etti başarılı bir şekilde. Turnusol misali ahlaksızlığınızı yorumlara yansıtmanız sayesinde ne kadar işlevsel olduğunu kanıtladı bize. Bu yüzden diğer şiirlerinde bunu tekrar etme sorumluluğu yok, şiir misyonunu gerçekleştirdi. Şimdi size ortaya çıkan yüzünüzle hesaplaşmak kaldı. Umarım ondan kaçınmak amacıyla dilinizi daha fazla sivrileştirmez ve ahlaksızlık yapmazsınız. Ahlaksızlık sadece kullanılan argo(!) kelimelerle ortaya çıkmaz, kurduğunuz argumanlar itibariyle ahlaksızsınız.

      • Raci
        5 Aralık 2014 - 01:05 | Permalink

        Semra Hanım, yorum içerisinde şiirde geçen imgeleri açıklamamayı tercih ettim.
        Bana ahlaksız iftirasını atarken bir kere daha düşünseydiniz keşke. İmgeleri de açıklamayı isterdim burada. Ama hem Şair hem de blog sahipleri imgelerin neleri imlediklerinin açıkça yazılmasını istemezler diye tahmin ediyorum. Bu sebeple sizi zannınızla başbaşa bırakıyorum. Ben size hakaret etmeyeceğim.

    • Merve
      5 Mayıs 2015 - 10:36 | Permalink

      Bu şiirden nefret, cinsel yaşantı ve “mahremini açma”nın hiçbirini çıkaramadım ben.
      Edebiyat mezunuyum, birkaç dilde edebiyat okuru ve yazarıyım.

      Eleştiriye nefret diyorsanız edebi eleştiriye de kalkışmayın.
      Şiirin varoluş amacı tempo değildir.

      Erillliği, erkin tezahür biçimini, tahakkümü sorgulamak “mahremini açmak” değildir. Her şeyi kadın üzerinden tanımlamayı bırakınız artık. “Sana senin dilinle, senin dokunuşunla dokunmaktır tüm istediğim” diyen bir şiire “bu dili sürdüremezsin” diyemezsiniz, demeyin.

  • T.D.
    3 Aralık 2014 - 19:56 | Permalink

    bu şiiri eleştiriyor olmamın sizin başörtülü yahut kadın olmanızla bir alakası yok. müslüman kimliğini taşımaya çalışan herkesin yayınlamaya yüzü kızaracağı bir şiir. mehremiyet rahatlıkla ortalığa dökülünce siz cesur gözükmüş olmuyosunuz.

  • bir erkek
    3 Aralık 2014 - 20:30 | Permalink

    Ulan Allah belasını versin erkekliğimizin de tabularımızın da. Millet tabularımızı yıkıcam diye ne hale geldi ya. Sıkalım topluca kafalarımıza ya da hep beraber hadım olalım. Gün de 5 kez kadınlara secde edelim.Yeter ki şu öfke dinsin yahu.

    Bu üslup kanıma dokundu hanımlar. Çabucak ölelim de soralım Allah’a kim haklı kim haksız. Ben yoruldum emin olamamaktan ve emin olmalarınızdan.

  • inannakeur
    3 Aralık 2014 - 21:37 | Permalink

    nebiye’nin cümlelerine karşı çıkışların sebebi tam da bu mecranın doğuşuna/gerekliliğine işaret ediyor..
    pek sevgili ismet özel “..ve inzal” diye parmakla gösterse dahi aforoz edilmez (edilmesin de zaten, buradaki sorun özel’in yazdıkları değil sizin ikiyüzlülüğünüz) çünkü erkektir, nebiye “sür rahmime çocuklar doğurt, neslini taşımayı lütfet” diyemez; kadına yakışmaz” zira.. dahası “başörtülü kadına yakışmaz” hatta önce başörtünü çıkar sonra konuş diyen, PES..
    Bu yorumlara nebiye’nin iki cümlesi cevap vermiş:
    “Adamım sana senin ellerinle bir dokunuş tek istediğim
    Biraz morarır kızarırsa yadırgama cinnetine sebebim”
    üstüne söyleyecek bir şeyim yok.

  • özlem
    3 Aralık 2014 - 21:48 | Permalink

    Şiir gerçekten çok güzel… Keşke mısraları okurken utandığını iddia edenler yaptıklarından, söylediklerinden ve müslüman bir kadına ithamlarından da utanabilseydiler. Sanıyorum tüm bu sorunların kaynağı tam da ne için utanmamız gerektiğini bilmememiz zaten. Yüreğine ve emeğine sağlık Nebiye

  • korkusuzasker
    3 Aralık 2014 - 22:32 | Permalink

    bence çok boş beleş bi şiir. ben daha iyisini yazarım. hehehe. ama doğru.

  • kumru baser
    3 Aralık 2014 - 22:47 | Permalink

    gerçekten çok heyecan verici. teşekkürler nebiye..

    • Ayşegül Kanat
      13 Mayıs 2015 - 09:24 | Permalink

      Eline sağlık Nebiye…

  • banu
    3 Aralık 2014 - 23:15 | Permalink

    Şiirin diline takılan acaipler kendilerine bir baksınlar bence. Zaten ne denmek istediğini anlayacak kapasiteleri yok ama reçele yolları nasıl düştü onu da anlayamadım valla. Başörtülü bir kadının şu şiiri yazmasını ayıplayanlar günlük hayatlarında neler okuyorlar onu da merak ettim. Ya da neleri eleştiriyolar bu kadar rahat? Başörtülü kadın böyle bir şiir yazamaz ama dedikodu yapsa kimsenin gıkı çıkmaz. Yemin ederim anlayamıyorum. Neler daha çok ya da daha az günah kim belirliyor bir de? Bu konuda yardımcı olursa bu acaipler sevinirim. Nebiye Hanımın da ellerine sağlık

    • Raci
      4 Aralık 2014 - 01:27 | Permalink

      Banu hanım, şiir yayınlanan bir yerde dili uslubu ve içeriği üzerine eleştiri yapamayacaksak sadece polemik oluştursun diye mi yayınlandı bu şiir. (bu demektir ki siz karşınızdakini sorgulamadan düşünmeden düşman olarak algılıyorsunuz ve buna göre hareket ediyorsunuz.-parantez içi Banu Hanıma söylenmiştir.-) Bir şair şiirini dolaşıma sokma cesaretini gösteriyorsa hakaret içermeyen her eleştiriyi göğüslemek mecburiyetindedir. Yoksa boşuna şiir yazıyordur o kişi.
      İsterseniz, daha derinlemesine bir eleştiri de yapabiliriz eğer yukarıdaki metni anlayamıyorsanız. Bir de birini bir şeyle itham edecekseniz metni iyi okumayı öğrenin lütfen.

  • 3 Aralık 2014 - 23:37 | Permalink

    Bu ülkede cinsellikle ilgili konular konuşulduğunda edep ve haya gündeme gelir. Fakat polikliniklere gidip baktığınızda konuşulmayan ne kadar çok şey yaşandığını görürsünüz. Babasının çocuğunu doğuran kızlardan, evdekini yabancıya mı tattıralım diyen başörtülü kadınlara da rastlayabilirsiniz. Başını örten yazar/şair, susmalıdır da denmektedir, çünkü kamunun beklentisi, tek talebi, görünürde bir çirkinliğin olmamasıdır. Hasırın altında türlü çirkinlikler yaşanabilir, bunu dile getirdiğinizde “meşrulaşmama gerekliliği” dile getirilir. Böylece son derece edepli bir usulle sorun baştan savılmış olabilir.

    Herkesin içinde çok sayıda adam ve kadın yaşar. Bu şiirde belirgin bir eril dil var. Bir ismet özel gücü de var. Ben şiiri, ifade kabiliyetinizi, ifşa etme cüretinizi tebrik ederim. Tercih etmeyeceğim bir yöntem bu şüphesiz, ama birilerinin şu hasırı kaldırıp silkelemesi lazım!

    • Merve
      5 Mayıs 2015 - 10:39 | Permalink

      Aynen katılıyorum Remziye Hanım’ın yorumuna. Kol kırılsın yen içinde kalsın istiyor kimileri. Kral çıplak diyeneyse “EYVAH NE AYIP ÇIPLAK DEDİ MAHREMİNİ AÇTI!!!” gibi mantıklı (!) çıkışlar…..

  • döğukan
    4 Aralık 2014 - 00:57 | Permalink

    selam. ben şiir okumam. şiir nedir bilmem hatta. fakat ironiyi anlarım az buçuk. bi de ahlakçılık yapmanın en büyük ahlaksızlık olduğunu bilirim. bu şiiri değerlendirmek için bahsettiklerim yeterli. ahlakçılıktan münasebetle hakaret etmek isteyenlere de söz konusu şiiri önce habervaktim’e haber yaptırıp oranın okuyucu yorumları bölümünü kullanmalarını tavsiye ediyorum.

  • tavsiye
    4 Aralık 2014 - 01:01 | Permalink

    nebiye hanıma, ve onun şahsında bu garip şeyi müdaafa eden kadınlara/erkeklere, ama bilhassa kadınlara şiddetle tavsiye, tabularımızı yıkalım inş:

    http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/9/91/Earth_Ground.svg/220px-Earth_Ground.svg.png
    http://www.butunsinavlar.com/resimler/Topraklama-Projeleri_img_7.jpg

  • Yetti be
    4 Aralık 2014 - 07:36 | Permalink

    Ay yeter valla burda bu şiire edepsiz deyip sonra tivitırlarında high level küfredip game of thrones geyiği çevirnlerden gına geldi

  • yasemin civelek
    4 Aralık 2014 - 10:09 | Permalink

    Musaadenizle ayakta alkisliyorum.

    Burasi zannederim ilkokul ogrencilerinin sinif panosu degil. Kelimeler de kirmizi nokta icermiyor. Mustehcenligi nasil buldular sasirdim.

    Ama insanlar gercekte dile getirilen hakli isyana dogrudan karsilik veremedikleri icin sanirim kendilerince yumusak bir karin bulup tekmeleme derdine dusmusler.

  • merve
    4 Aralık 2014 - 11:39 | Permalink

    Duvarıma asacağım bir şiir bu. Ne güzel anlatmış şu dünyanın düzenini, bir şiire sığdırabilmiş işin özünü. Kaleminize, zihninize sağlık.

  • Şahin Gürçay
    4 Aralık 2014 - 11:54 | Permalink

    Bilen bilir, Alıntılar Mektebi vardı bir aralar. Şimdi, ordaymışçasına;

    Nebiye eline sağlık. Senden bir şiir daha okumak güzel.

    Şiirin akışı genel itibariyle iyi olmasına rağmen seken yerler var. Elbette biraz hızlı bir şiir ve bu tarza göre uzunca. Aynı tempoyu tutturmak zor. Anlatımda çok fazla metafordan ziyade çıplak gerçekliğe yakınlıktan dolayı da bu iş daha da zorlaşmış. He bu tarz şiirler genelde böyle olur zaten, böyle olmazsa da efsane şiir falan olur ama cidden fena da olmamış. Yalnız burda sıkıntı şu ki, bu tarz iyi, geliştir de diyemiyor insan. Çünkü -belli ki- öfke patlaması sonrası yazılmış bu tarz şiirlerin kendine has bir doğası oluyor. Bi kalıba sığmıyorlar. Bi kalıp da olamıyorlar.

    Arada böyle sallamak lazım sanırım :)

    Hulk resmi olmamış :))

    ***

    Şimdi de realiteye dönelim, Reçel’de olarak;

    Şiirde yeri gelince ana avrat küfrü dahi severim. Yeter ki yerine cuk otursun. Şiir bu, oturtmak lazım. (Oturtmak dedim, şimdi zihninizde neler canlandı kim bilir!) Bazı şiirler vardır, “sapık”tır, onları sevmem. Nasıl mesela, anlatır da anlatır yok kadının bacağı şöyle de, saçı böyle de, eli bilmem ne… Zaten bu tarz “romantik” şiirleri tarz olarak da sevmem, zevk meselesi. Şiir benim açımdan bir direniş unsurudur ve kulvarında en etkili araçlardan biridir. Dolayısıyla şiirin dilinde de bu unsura uygunluk ararım. Bu şiir bu bakımdan içerik olarak bence gayet iyidir. Anlatım olarak ise yukarıda yaptığım yorumlar söz konusu bence. İçerikte kullanılan ifadelere gelince, başta da dediğim gibi ben yerine yakışıyorsa ana avrat küfre de sıcak bakanlardanım şiirde. Kimin yazdığı, yazanın kimliği de beni ırgalamaz. Ancak bu şiirde öyle ahım şahım bir sövme de göremedim hani. Bu bağlamda şiiri eleştiren arkadaşların zihinleri cidden hastalıklı olsa gerek. Nerden nasıl çağrışım yapıyorlarsa artık. Hele hele rahim dendi diye “cinsel hayatının ayrıntıları bizle paylaşıyor” gibi yorumlara diyecek bir şey bulamıyorum. Ancak bu kişiler sanırım Kuran okurken de baya utanıyorlar olsa gerek. Zira;

    Ey İnsanlar! Ölümden sonra kalkış (olgusun)dan şüphedeyseniz, o zaman, (hatırlayın ki,) Biz, gerçekten de sizi(n her birinizi) topraktan, sonra bir döl suyu damlasından, sonra döllenmiş hücreden, sonra (temel unsurları ve istidatlarıyla) tamamlanmış ama (bütün ögeleriyle) henüz tamamlanmamış bir ceninden yarattık ki, size (menşeinizi böylece) açıklayalım. Ve (doğmasını) dilediğimizin, (annesinin) rahminde (Bizce) belirlenmiş bir süre için kalmasını sağlarız; sonra sizi çocuk olarak dünyaya getirir ve (yaşamanıza imkan veririz); böylece (bazılarınız) olgunluk çağına erişir; öyle ki, kiminize (daha çocukluk çağında) ölüm tattırılırken, kiminiz de yaşlılığın öyle düşkün çağlarına eriştirilir ki, bildiğini bilmez olur. Ve (sen, ey insanoğlu, ölümden sonra kalkıştan şüphe ediyorsan, düşün ki:) bir bakıyorsun yeryüzü kupkuru; ama ona su indirdiğimizde, (bir de bakıyorsun) canlanıp kabarmış ve her türden güzel ekinler ortaya koymuş! 22/HACC-5

    Tövbe estağfurullah!!!

    • ....
      5 Aralık 2014 - 19:40 | Permalink

      Allah akil fikir versin.siz de sorgulayin bence kendinizi

    • Leyla
      24 Ocak 2015 - 10:49 | Permalink

      Okuduğum en güzel yorumdu, şiir kadar hoşuma gitti. Elinize sağlık.

    • mavilale
      26 Şubat 2015 - 17:15 | Permalink

      Güzel yorum yapmışsınız elbette bariz öfke patlaması, herkesin yazamayacağı güzellikle dile dökülmüş.. Tabii ki tüm erkekleri kapsamıyor,sanırım en çok okurken rahatsız olanları kapsıyordur bence….İnsanlar çok abartıyor tabuları çok çok sağlam

  • müjgan
    4 Aralık 2014 - 22:31 | Permalink

    Ben kesinlikle şiiri beğendim. Ama dilin tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Başka türlü anlatılamaz mıydı? Çünkü anlatım tarzımızı müslümanlar olarak yekten gözden geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Kafam çok dolu. Afili cümleler kurabilecek durumda değilim. Kısaca şöyle sorayım; bir film ile durumu anlatacak olsaydı Nebiye Hanım, filminde çıplaklık ve cinselliği kullanabilir miydi? Biz onun derdini anlamak için bu filmi izleyebilir miydik? Yani dil işte ya. Hakime hekime ayıp yoktur derler. Şaire, düşünce ve fikir adamına bilmem diğer kimlere ayıp var mıdır? Ayıp derken mahalle karısı kıvamında ‘aaa ne ayıp’ değil. Mahramiyet mi mahremiyet mi artık redakte edersiniz o anlamda bir ayıp. Benim kafam bunlara takıldı. Bunun dışında, şairin hissiyatı ile ilgili söyleyecek birşeyim yok. Müslüman erkekler de az değil hani.

  • Alperen Gençosmanoğlu
    5 Aralık 2014 - 01:17 | Permalink

    Teknik ve edebi bakımdan zayıf bir şiir olduğunu düşünüyorum. Metafor, istiare ve telmihden başka sanat yok metinde, ki bunların da klişe ve bayağı formları var. Kavramsal bir dil olma çabasında ki bu şiiri baya zayıflatır, tepkisel ve derinlikten yoksun. Düşünsel anlamda ise ayetle ironi yapma noktasına gelen bir tonu var maalesef, erkeklik konusundaki eleştirinin özcülüğe varan bir tarafı var. Cinsiyetlerimiz bir seçim değil, bir sınav (gender, toplumsal cinsiyet meselesinin farkındayım, belirteyim de 101 dersi dinlemeyelim) bunun üzerinden bir yargılamada bulunmak abes diye düşünüyorum. Cinsellik meselesine gelirsek bu işteş bir mesele, neden sadece bir tarafa has birşeymiş gibi anlatılıyor bilemedim. Son olarak küfretmek ile bir problemim yok ancak bu şiire gelen eleştirilere karşı Cahit Zarifoğlu ve İsmet Özel şiirleriyle analoji kurmak ne mantıkla ne edebiyatla açıklanabilecek bir durum gibi gelmiyor. İçinde “muhteris” geçen bütün şiirleri aynı yerde tasnif edebilir miyiz, ya da birbirine örnek gösterebilir miyiz bilemedim?

    • rumeysa
      5 Aralık 2014 - 11:04 | Permalink

      Şiirle ilgili yorumlarına pek katılmıyorum, ama sonuçta zevk renk edebiyat zevki falan devreye giriyor, o kısımda dencek bir şey yok.
      Ama Cahit Zarifoğlu İsmet Özel karşılaştırmalarına girmenin şu anlamda anlamlı olduğunu düşünüyorum: Benzer imgeler ve kelimeler erkek şairler tarafından kullanıldığında dert olmuyor, Nebiye gibi kadın bir şair kullandığında hemen ahlaksızlıkla ve hatta başörtüsünü çıkarması gerektiğiyle ilgili yorumlara maruz kalıyor.
      Edebiyattan çok anlamam, şiiri de beğendim kendi adıma ama Nebiye’nin maruz kaldığı yorumlara daraldığım kadar hiçbir şeye daralmadım yakın zamanda.

  • daraseve
    5 Aralık 2014 - 10:40 | Permalink

    Hayır nefret değil üsluptaki,ironiyi zirveleştirmişsiniz bu harika.. “başörtülü bir kadın” düşüncelerini bir sınır çizmeden ifade ediyor ve adeta doğruları şiirle simgeliyor.söylenecek söz çok ama guzel olan şiirle kısaltmak,yoğunlaştırmak ve ölümsüzleştirmek..

  • bilir kişi
    5 Aralık 2014 - 12:38 | Permalink

    bana kalırsa bu bir şiir değil,sebebi ise bunun tamamen bir nefret kusma olması.bence şiir alabildiğince sade ve derinlikli olmalı ki onu senelere taşıyan budur.
    bu yazının sahibi de şiir değeri vermiş olsaydı bence reçelde değil de bir dergi de yayınlardı,erkek mevzuuna değinmesinden ötürü reçel ailesi sahiplenmiş,bildiğim kadarıyla burası edebiyat blogu vs değil.

    üslup bayağı problemli,yer yer erkek zihniyete ironiyle dokundurulmuş amenna,ama bazı noktalarda ileri sürülen ironileri ben göremiyorum,bence o noktalarda zerre ironi yok dedikleri gibi varsa bile,bu ironiyi kadın bedeni üzerinden yapmak da ayrı bir sıkıntı değil mi? erkekleri eleştireceğiz diye de yine kadın bedenini mi kullanacağız.bence yazar bunu da sormalı kendisine.ayrıca bazı dizeler acaip anlamlar içeriyor burda açık açık yazmaya gerek yok,bunları eleştirenleri ahlaksız olarak nitelemek yanlış bununla birlikte,bunları yazanın başörtülü diye eleştirilmesi de yanlış.herkes kendinden sorumlu nihayetinde.

    şiirin özelle ve zairfoğluyla savunulması da yanlış özeli bilmem ama zarifoğlunun ki de eleştirilecek tarzda çünkü.

    şunu da ekleyeyim erkeklerle asla istişare etmem diyen zihniyeti de ,erkeğin eziyetlerini savunan zihniyeti de eleştiriyorum.nebiye başörtülü diye hakeret edenlerle , erkek yorumculara,dediklerini tam okumayıp ya da anlamayıp ahlaksız diyenleri de eleştiriyorum.

  • 5 Aralık 2014 - 15:40 | Permalink

    islamcı (erkek) edebiyatın erkinin sarsılacağı korkusundan tartışmaya açamayacağı kadar sağlam öfkeli bir şiir var burada.

    nitelikli islamcı edebiyat camiasında büyük gürültü sebebi bir şiire “hiç yokmuş” gibi muamelesi edilecek. çünkü yeni türkiye’de tartışmak yerine rahatsız eden haklılığı görmemek esastır.

    şiirin tek eksiği bence fazlası. altındaki açıklama yani. böyle bir şiire bu açıklamayı ekleme (yani savunma) “ihtiyacı” da kadınlığa dahil. erk/ek tarafından tanımlanmış ve sınırları belirlenmiş kadınlığa…

    şiir erkekliğimi rahatsız ediyor evet. ama sağlam ve haklı. bu yüzden iyi. erk/eklik olgusuna öfkenin erkeklere düşmanlık olmadığı izahtan vareste ama…

    … ama islamcı erkin hep kadına ölçü koyan tavrıyla memleketin “erkekleri öldüreceyiz” feminizmi bu farkın anlaşılmasını muğlaklaştırıyor.

    (sözü dönüp dolaştırıp feminizlere çakmak da erkekliğe dahil (; galiba…)

    öfkene bereket, şiirine sağlık Nebiye…

  • ayse
    5 Aralık 2014 - 15:47 | Permalink

    nebiye bence yazmaya devam etmelisin,yada daha önce yazmışsan ben görmemişsem bu benim ayıbım olsun.önce kadınsın,sonra diğer sıfatların var.burada yapılan hakaretler ve “ocaktan kovma” söylemlerini hiç takma.onlar “zarfa değil mazrufa bakmayı” gün gelir öğrenirler.belki henüz o gün onlara gelmemiştir,ne mutlu sana gelmiş.:)

  • mehmet balık
    5 Aralık 2014 - 21:45 | Permalink

    Tepkiler geldiğine göre doğru yoldasın nebiye kalemine sağlik

  • bir dost
    5 Aralık 2014 - 22:21 | Permalink

    Aman yarabbim! Anlatmak istediğini aldık , bu şiiri bir erkek yazsaydı sadece sayfayı kapatır, sapıtmış bu derdik. Ama bir bayan yazınca başaörtüsü, anneliği vs. sorgulanıyor. Evet bu ironi anlatılmalı , aşılmalı ama bu yolla değil. Bir erkek de ahlaklı olmadığı, toplumsal rolüne uymadığı zamanlarda böyle kolayca dışlanıvermeli.( bunu da tartışmak gerekir aslında ‘ ahlaklı olmayana uslubümüz ne olmalı?’) Ama erkekler yazdığında mühtehcen olmuyo işte diyip neden böyle şeyler kaleme alalım ki ? Asla devam etme hatta nolur devam etme.

  • Tevfik Ünal
    6 Aralık 2014 - 02:11 | Permalink

    Okurken utandım. (Bunu diyen kaçıncı kişiyim acaba?) Ama erkekliğimden… Erkekliğime haddini bildiren Nebiye’ye selam olsun… Kalemin keskinleşsin Nebiye. Kınamalar kalemine kın değil, bileği olsun.

  • hilal
    6 Aralık 2014 - 17:58 | Permalink

    MÜTHİŞ!

  • suleyman tahir
    6 Aralık 2014 - 22:35 | Permalink

    Eger gercek kadınlık bu yazıyı yazdırıyorsa ve asla inanmıyorum buna, gercek kadınlık mücerret kötüdür. İstediğin kadar böyle söv, bu yazıyla insafsız erkekleri adam edemeyeceğin gibi, insaflıları bile kadın olmadıklarına şükrettirecek raddeye getirecek iğrenmelere gark edersin ancak.

    Fikriyat ve hissiyatını daha öz ifade etmen için sana bir cümle “kadın yoktur, adam vardır, beni de onlardan sayın”. Eyvallah, seni “kadın” görene “adam” demesinler.

  • Sümeyye
    6 Aralık 2014 - 23:18 | Permalink

    Merak ediyorum bir şiir okunduğunda şairin duygularına, hayatına kadar ne zaman sorgulanır oldu, hizaya davet edildi falan. Bu bir şiire bence bu kadar kişiselleştirilmiş yorumlar gelmesi bile bir taciz, onu orada yoketme, had bildirme arzusu. Eleştiren yorumların hemen hepsi bel altı. Tam da o başört

  • Sümeyye
    6 Aralık 2014 - 23:29 | Permalink

    Başörtülü melek, yükleri yükleyip kutsallaştırıp bırakacağınız bir modern zaman meryemi erkek zihninde dini kurtaracak bir hayaldi. Erkekler her haltı yiyecek, sorumluluk almayacak, kadın kutsal kutsal sabır ve çabayla onun dinini kurtaracaktı. Ben bu imgeye dayalı hayalleri kaybediş olarak görüyorum bu hazmedememeleri. Evet enayi meleğiniz öldü, zaten hiç orda değildi. Şimdi yükleri paylaşabiliriz.

  • mustafa
    7 Aralık 2014 - 00:34 | Permalink

    Bir iki ay önceki ot dergisinde murat menteş’ten yemiştim bu tokatı, bir de sizden yedim şimdi. Fakat böylesi iyi, çünkü biz erkekler şımarıveriyoruz bu tokatları yemeyince. Kaleminize sağlık.

  • I like kuran
    7 Aralık 2014 - 01:31 | Permalink

    Kuran okuyun. Utanç verici ve ahlaksız denilen çoğu metafor direk kurandan. Bence kuran okumadığımız için. Yeni tomurcuklanmış göğüsleri vardır, kadınlar sizin tarlalarınız, onlara arkadan yaklaşmayın, önden yaklaşın, hayızlıyken yaklaşmayın, sizi bir damla dölden yarattık, büyümeniz için ana rahmine bıraktık. Evet bunu okurken utananlar ve yüzü çok kızaranlar parmak kaldırsın. Sonra Mekkede suudi imamların milyonlara namazda falan canlı yayında bu ayetleri okuduğunu ve arapça bilen herkesin bunu anladığını hatırlayın. Bu şiire ahlaksızlık demek kuran ayetlerini inkar etmekti, ataerkil dostlarım hepiniz dinden çıktınız şu anda.

    • müjgan
      8 Aralık 2014 - 22:38 | Permalink

      Ya sen ne diyorsun acaba? Kalbinde hastalık olanla konuşurken konuşmanıza bile dikkat edin demiş Peygamber. Bu şiiri okuyan kalbinde hastalık olmayan hiç mi insan yok? Bu tek taraflı bir sorumluluk mu? Kusura bakma da bu biraz ‘ben açık giyinirim ama erkeklerde bakmasın’la paralel mantık. Hadis oku hadis.öptüm.bye.

  • Esra Aydın
    7 Aralık 2014 - 21:36 | Permalink

    Öfke patlamaları tehlikelidir bana göre. Ben şahsen çoğu zaman pişman olurum öfke patlamalarımdan dolayı. Pişmanlığım sözümün haksızlığı değil, üslubumun uygunsuzluğundan kaynaklanır. Haklı olabilirsin Nebiye, şiirin güçlü de olabilir… Fakat şahsi görüşüm odur ki; tesettürsüz bir şiir… Sözümüz ile bedenimizin tesettürü uyum taşımıyorsa çelişkideyiz demektir…

  • Yalnız Değilsiniz
    8 Aralık 2014 - 01:29 | Permalink

    Yalniz olmadiginizi asla aklinizdan cikarmayin…Son donemde okudugum en anlamli siirlerden biriydi. Zihninize afiyet, kaleminize kuvvet!

    Selam ile…

  • Zeynep Turan
    8 Aralık 2014 - 04:01 | Permalink

    ODAMIN DUVARINA ASACAK KADAR BENİ HEYECANLANDIRAN BİR ŞİİR, YAZAN DOSTU TEBRİK EDİYORUM.

  • hümeyra
    8 Aralık 2014 - 11:43 | Permalink

    hmm benim edebi zevkime göre çok yüksek düzeyde değil ama olmalı mı? neticede muhafazakar bir kadın olarak, sürekli nasıl davranması, nasıl konuşması, neyi sorgulaması ve hatta niye sorgulamaması hep erkeklerin tahakkümünde olan bir kadın olarak, içeriğinin yeterince tatmin edici olduğunu düşünüyorum, çok beğendim, özellikle de erkeklerin kadınlarla ilgili konularda sahip oldukları o Tanrılaşma temayülüne, Allah’tan bile önce kendilerine tapılmasını talep etmelerine(bazıları için) parmak bastığı için başarılı bir şiir.

  • Tevfik Ünal
    8 Aralık 2014 - 15:10 | Permalink

    Bazı yorumlar kafa yedirecek cinsten. Ama normal. Şiirin hedefine vardığını gösteriyor bu. On sene önce okusaydım bu şiiri muhtemelen ben de “başörtülü birine yakışmıyor” gibilerinden saçmalardım kesin. Değişmenin ilk basamağı şiddetle reddetmektir. Reddettiğin şey sende bir yere dokunmuştur ki reaksiyon vermişsindir. O dokunma olmasa, anlama yoluna hiç çıkılmaz.

    “Dokanan” şiirlerin devamının gelmesi dileklerimle… :)

  • birisi
    8 Aralık 2014 - 15:53 | Permalink

    Ne yani şimdi dindar erkek olarak bu şiirden rahatsız mı olmalıyım?

    Yoo hiç de rahatsız olmadım. tersine, çarpıcı gerçekleri bu kadar apaçık biz erkeklerin yüzüne çarptığı için gayet mennunum. başarılı bir şiir. Ama ne yazık ki ona “yok” muamelesi yapılacak, “ahlaksız seniiii” höykürmelerine maruz kalacak, şiiri yazanın artık “İslam” olmadığından falan dem vurulacak. şaşırtmaz “bu mahalle” hiçbir zaman bizi. Hep benzer tepkiler, benzer saçmalıklar…

    Şiirdir, sınırı yoktur deyip istediğini yazabilen dindar erkekler varken, kadınlar neden yazamasın? Her yazdıkları neden-mesela Hakan Arslanbenzer ağzı bozuğu- hemen feminist kalıbına döker de hapsedilir?

    Bu şiir yazılmışsa bitmiştir. Onu yayınlarken bile “açıklama” yapma gereği duyuyorsa şair, nerde eşitlik? hak? adalet? özgürlük? din ve vicdan?? Kur’an her şeyi erkeklere mübah gören bir “yol açıcı” mıdır erkeklere?

    neyse ağzımı bozayım bari:

    Biz hangi “ağzı temiz” şairin hangi kurumlarda ne halt ettiğini bilmiyor muyuz? Başkalarına ahlak dersi vereceklerine uçkurlarına sahip çıkmayı düşünürler mi? Ağızlarını yaya yaya okudukları romantik şairlere bir kız bayılsın diye dua eden şairler peki? Evli barklı adamlar oldukları halde bunu saklayan, cinselliği, şehveti şiirlerine “sanatsal” kaygılarla yerleştiren güzel abiler?? Garibim eşlerinden sakındıkları iki güzel kelamı, twitterda facebook’ta her kadına kıza teklifsizce sunan abiler?? Gece yarısı üniversiteye yeni başlamış edebiyat heveslisi genç kızlara “ayıplı” mesajlar atıp sonra “eşime atacaktım yanlış oldu” diyen müslüman dergiciler, şairler, kitapçılar???

    • hakan arslanbenzer
      17 Aralık 2014 - 16:38 | Permalink

      Ben Nebiye’nin feminizmine eyvallah ama şiir kötü dedim. Sapı samanla karıştırmamak lazım. Diğer saydığınız şeylerle benim zaten alakam yok. Şiirin sınırsızlığı yahut erkek şehvetinin sanatsal serbestiyeti tanımadığım fikirler. Birbiriyle alakasız ve çoğu da gerçek olmayan bir yığın şey söyleyerek, neticede sanki ben Nebiye kardeşimin şiirini cinsiyetinden doğru bakarak ahlaken yargılamışım gibi bir izlenim oluşturmuşsunuz. Bu ithamınız gerçeğin tam aksidir, yani yüzde yüz yalandır. Nebiye Arı’nın şiirine ilk defa bakıyor değilim. Beklenti yaratan bir genç şairdir, yıllardır okurum. Zırvalarınızı, mesnetsiz ithamlarınızı bir tarafa bırakıp Nebiye Arı şiirleri hakkındaki (cinsiyetle veya ahlakla ilgili yargılamalar asla içermeyen) kanatlerimi okumak isterseniz şu notlara bakabilirsiniz:

      http://www.fayrap.com/tasfiye-subat-mart-2012-2/

      http://www.fayrap.com/sehrengiz-yordam-mahalle-mektebi/

  • koban
    8 Aralık 2014 - 17:56 | Permalink

    umut verici..

  • Suheyb
    9 Aralık 2014 - 01:02 | Permalink

    hehehe elinize sağlık Nebiye hanım. çok güzel olmuş. ayrıca Şahin’e katılmıyorum, Hulk süper olmuş. I like kuran da iyi ki belirtmiş ayetleri tek tek. belki tekrar okuyunca akleden olur. reçel blog’da değil de başka bir dergide görsem tereddüt eder noluyor acaba derdim belki amma bu bağlamda ilgi çekecek olan bu dil iyi de olmuş.

  • Alpkan Birelma
    9 Aralık 2014 - 02:54 | Permalink

    günde bir iki kadının erkeklerce sistematik olarak katledildiği, erkek egemenliğin iyiden iyiye sapıklığa vardığı bir memlekette bu öfke bu hiddet az bile. erkeğin kadına yaptığı zulüm, israillinin filistinliye, gavurun müslümana, batının doğuya, patronun işçisine yaptığından ne daha masum ne daha az önemli. yolun yolumuz nebiye reis, kalemin dert görmesin.

  • 9 Aralık 2014 - 15:26 | Permalink

    Son on yılın şiir ortamını, birikimini dikkate almadan pespaye bir şey için devrim gibi şiir, müthiş şiir demeyin lütfen. 5-6 yıl önce böyle “sert” bir şiiri vardı mesela Karagöz dergisinde, sonrasında onu kitabına almayacağını söyledi şair. Çünkü niye? Çünkü kötü şiirdi. Şiiri yazabilirsin, yayımlayabilirsin, biz de beğenmeyebiliriz. Ama tabu filan yıkmıyorsunuz, büyütmeyin bu işleri gözünüzde. Var bu şiirlerden zaten (Fayrap dergisinde onlarca, mesela). Etrafınızda çok aptal varmış, sorun biraz bundan, meseleyi sizin gözünüzde çok büyük yapan yani. -“bunu yayınlayacaksan başörtünü çıkar öyle yayınla!” diyen kimse, o bu meseleyi büyüten :) Büyük suçlu o.

  • Post- Modern Şeyh
    13 Aralık 2014 - 13:49 | Permalink

    Bu kadar kavganın varoluş sebebi nedir anlayamadım, şiir bana göre gayet normal.. Ohaaa super felan denilecek yanı yok ama sanırım başörtülü bir kadının yazması mesele etmiş, özellikle abaza islamcılar tepki göstermiş. Önce o islamcılar muhabbetlerinde nereden girip nereden çıktıklarını bilmedikleri küfürlerini muhabbetlerini sorgulasınlar.. Ahlak dersi vermesini iyi bilir o ahlaksızlar.

    Yazarımıza küçük eleştiri yapayım. Esra Aydın’ın patlama noktasında yaptıgı eleştiri biraz haklı. Yani patlamak için yazmış sanki şiiri :)

  • mehmet ali başaran
    14 Aralık 2014 - 14:28 | Permalink

    yazılanları ve yorumları dikkatle okumaya ve istifade etmeye çalışıyorum.
    bir müslüman olarak kendisinden iyi şiirler okuduğumuz Şahin’in,
    “Şiirde yeri gelince ana avrat küfrü dahi severim. Yeter ki yerine cuk otursun.”
    sözü bana “Senaryo gerektirirse soyunurum” sözünü hatırlattı.
    katılmanın mümkün olmadığını düşünüyorum.
    müslümanlar, Peygamberlerine söyleyemeyecekleri, gösteremeyecekleri (çekinecekleri, mahcup olacakları) şeyleri savunmamalı. şiir, sinema, sanat, her neyse, vahiyden üstün değil.
    küfreden veya sigara içen bir sahabe düşünülebilir mi?

  • ul.bet
    15 Aralık 2014 - 12:01 | Permalink

    Hatice Meryem’i hatırladım okurken ben de, o yazınca sorun yok ama başörtü farkıyla bazı dindar erkeklerimizin ve kadınlarımızın dünyası başlarına yıkılabiliyor. Yorumlarda harika tesbitler vardı,game of thrones izleyenler, ayetleri -demek ki- dikkatle okumamış olanlar.. Biz melek değiliz, erkekler hiç değil. Kendilerinin yapamadığı şeyleri çocuğuna yaptırmak isteyen ebeveyn gibiler, oldu, biz kapanırız, biz hiç kötü söz söylemeyiz, ayıp şeyler dinlemeyiz, siz hepsini yaparsınız ama. Fırsat buldukça da bizi suçlarsınız. Devamını okumak dileğiyle, birçok mecradan stalklamaya başladım sizi zaten:) Selamlarımla..

    • merve
      17 Aralık 2014 - 12:06 | Permalink

      harika bir tespit olmuş kendisinin yapmadıklarını çocuğuna dayatan ebeveyn meselesi. söylemeden edemeyeceğim :)

      • ul.bet
        13 Ocak 2015 - 02:19 | Permalink

        teşekkürler, şimdi gördüm:)

    • Yusuf
      29 Kasım 2016 - 15:47 | Permalink

      Peki ahlaklı ve erkek olup (oda nasıl oluyorsa sizce olmaz gerçi ikisi neyse) yani o pis diziyi izlemeyip bu şiiri eleştirenlere ne diyosunuz? bu siiri eleştiren erkek kesin game of izliyordur değil mi?onun için eleştirmeye hakkı yok dimi? Aslında yorumlarda bu şiiri savunanlar zimmi bi kabul içinde.

  • 15 Aralık 2014 - 17:24 | Permalink

    Oncelikle bu guzel siirin icin tebrik etmek istiyorum sevgili Nebiye. Beni en cok acitan sey aslinda yalnizca dinimizin sembolu olan basortumuzun bizim kimligimizin uzerine cikarilmasidir. Bizim yalnizca bir “basortulu” olarak tanimlanmamizdir. Bir basortulu kadin eger sair ise “basortulu sair” veya gitar caliyorsa “basortulu gitarist kiz” sifatinin kullanilmasidir. Biz ne bu basimizdaki sac ne de onu ortmek icin kullandigimiz ortuyuz. Her seyden once biz insaniz ve bizim bu basortunun disinda bir kimligimiz, fikirlerimiz var ve hepimiz ayni seyleri dusunmek zorunda degiliz. Aciklamanda belirttigin “bunu yazacaksan basortunu cikar” cumlesi bile aslinda tum yorgunlugumuzu ozetlemeye yetiyor.

  • rumeysa
    20 Aralık 2014 - 01:47 | Permalink

    ‘bir şeyin çirkin olduğunu ancak çirkinleşerek anlatabilirim.’ hmm. böyle anladım.

    • rumeysa
      24 Aralık 2014 - 12:38 | Permalink

      ay evet bu şiire çirkin derken sema maraşlıyı ayakta alkışlıyorum ben de.çünkü ben erkeklerin tahakkümü altında ezilmiş büzülmüş kendi aklıyla düşünemeyen, reçel bloggerlarının gelip beni aydınlatmasını bekleyen zavallı bir müennes, bir moder zaman rahibesiyim. nasıl üstten bir üslubunuz olduğunu ne zaman fark edeceksiniz acaba.

      • rumeysa
        24 Aralık 2014 - 12:41 | Permalink

        sema maraşlı da reçel şiirleri de hepiniz aynı üslubu çoğaltmaya yaşatmaya devam ediyorsunuz. hiçbir fark göremiyorum. ezber bozmak ezberin içinden cümleleri ve aynı şiddeti tekrar etmekle olmaz.

  • Pingback: Makbul Cinsellik | REÇEL

  • Merve Koyuncu
    23 Aralık 2014 - 09:31 | Permalink

    Reçel kadınları kalbim sizinle, var olun !

  • şukufe
    25 Aralık 2014 - 01:43 | Permalink

    ben anlamadım şimdi yorumlardaki tarışmayı. baş örtülünce libido yok mu oluyor? sevişmiyor musunuz? haz duygunuz uçuyor mu? arzulamıyor musunuz? mitoz bölünme ile mi çoğalıyorsunuz? nedir yani? var olanı yazmak neden tekfir ediliyor? yokmuş gibi davranmak mı makbul olan? tek kelimeyle: gerzeklik..

  • Hatice
    1 Ocak 2015 - 17:41 | Permalink

    “Ayışığında oturduk / Bileğinden öptüm seni / Sonra ayakta öptüm / Dudağından öptüm seni / Kapı aralığında öptüm / Soluğunda öptüm seni / Bahçede çocuklar vardı / Çocuğundan öptüm seni / Evime götürdüm yatağımda / Kasığından öptüm seni / Başka evlerde karşılaştık / İliğinden öptüm seni / En sonunda caddelere çıkardım / Kaynağından öptüm seni.” diyor Cemal Süreya bir şiirinde. Bu erkek şiiriyse, yukarıda okuduğumuzda pek güzel bir kadın şiiri. Ben çok beğendim, ezberleyip, bazı geceler kocamın kulağına fısıldamayı bile düşüyorum. Öyle güzel olmuş.

  • betül
    1 Ocak 2015 - 23:35 | Permalink

    tebrikler, son yıllarda okuduğum ve müslüman bir kadının yazdığı en samimi şiir.
    tamam, öyle çok sanatlı, afili, oyunlu vs değil fakat kesinlikle “oh be!!işte bu” dedirtiyor. Allah razı olsun :)

  • hanefi-sünni-ehli sünnet aşığı bir ADAM
    2 Ocak 2015 - 18:54 | Permalink

    İbnu Ömer (radıyallahu anhuma) anlatıyor: “Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) (bir bayram namazında kadınlar tarafına geçerek):
    “Ey kadınlar cemaati! (Allah yolunda) sadakada bulunun, istiğfarı çok yapın. Zira ben siz kadınların cehennemde çoğunluğu teşkil ettiğini gördüm” buyurdular.
    Dinleyenlerden cesaretli bir kadın: “Niye cehennemliklerin çoğunu kadınlar teşkil ediyor, neyimiz var?” diye sordu.
    Aleyhissalâtu vesselâm: “Ağzınızdan kötü söz çok çıkıyor ve KOCALARINIZA KARŞI nankörlük ediyorsunuz. Aklı ve dini eksik olanlar arasında akıl sahibi erkeklere galebe çalan sizden başkasını görmedim!” dedi.
    O kadın tekrar: “Ey Allah’ın rasulu! Aklı ve dini eksik ne demek?” diye sorunca;
    Aleyhissalâtu vesselâm açıkladı: “Aklı noksan tabiri, iki kadının şahidliğinin bir erkeğin şahidliğine denk olmasını ifade eder. Dinlerinin eksik olması tâbiri de onların (hayız dönemlerinde) günlerce namaz kılmamalarını, Ramazan ayında oruç tutmamalarını ifade eder.”
    (BUHARİ, Hayz 6, Zekat 44, İman 21, Kusûf 9, Nikah 88; MÜSLİM, Kusûf 17, (907), İman 132, (79); Nesâî, Kusuf 17, (3, 147); Muvatta, Kusuf 2, (1, 187); Kutub-i Sitte 5338)

    • Müge
      28 Kasım 2016 - 13:10 | Permalink

      Bu hadisi bilen sahabeler de aklı ve dini kıt Hz Ayşe’nin arkasında savaştı demek.
      Peygamberimize böyle çirkin ve korkunç bir iftirayı nasıl atıyorsunuz, vicdanınız nasıl rahat kalabiliyor?

  • Hatice
    3 Ocak 2015 - 15:35 | Permalink

    Kadın sesi değil duyduğum, gayrierkek, antierkek sesi. İçimizdeki zehirli erkek kanından kurtulmalıyız şekerim :) Didem Madak bunu başarabilmiş mesela.

    “Benim de sakal yanığı günlerim oldu”

    Erkin bizi konumladığı noktadan kaçacağız ama ille kaçacağız diye kendimizi istemediğimiz bir noktada bulmak hiç uzak bir olasılık değil.

    Yine de söylemeliyim; tutkunu ve gözüpekliğini sevdim bebeğim. Hiciv miciv, açığa çıkmak için bir kanal bulması güzel. Sylvia Abla da çıtır çıtır adam yemesiyle övünürdü mesela.

    Cinsel dinamikleri konuşmadan yapılan feminist tartışmanın eksik kalacağı kanaatindeyim, güzel bir giriş olmuş. Bunu düşünelim kızlar.

    By.

  • Pingback: adamım büyüksün üzerine eleştirel bir yorum | süreli olay mahalli

  • Tuğçe
    16 Ocak 2015 - 09:31 | Permalink

    mükemmel. tek kelimeyle harika. tebrik ediyorum bu güzel dizelerin sahibini. geleceğe umutla bakılma sebeplerisiniz.

  • ümit koç
    18 Şubat 2015 - 15:47 | Permalink

    Hulk imgesinin şiiri daraltıcı, negatif bir etkisi var sanki. Şiirin altındaki izahat da bana kalırsa lüzumsuz olmuş. Şiiriniz zaten ayakları üstünde dimdik anlatıyordu bütün bunları. şiirinizi çok beğendim. Tebrikler…

  • Gülten İnan
    28 Şubat 2015 - 14:32 | Permalink

    Çok çok güzel bir şiir…

  • Nazmiyyeah Yaghjian
    17 Mayıs 2015 - 10:40 | Permalink

    Çok güzel olmuş, eline sağlık.

    Şiirden teknik olarak anlamam da sadece ritim kaçmış bazı yerlerde onu hissettim, ancak hiç de mühim değil. İbda gibi sert erkek hareketlerinin ilham perisi Necip Fazıl’ın kaldırımlar şiiri gibi 3 bölüm yapılsa belki o da tolere edilir. Neyse bu hiç mühim değil.

    Yalnız başına kaldıklarında aynaya bakamayan insanlar dümdüz eleştirmeye girişmiş. Ne komik :) ne acınası :(

    Aah azıcık çalışsaydı o kafalar, görseydi şiirin tarizlerle dolu olduğunu, anlayabilselerdi yazanı ve yazdıranı!

    Sıkıntı şu: insanlar “neden” sorusunu sorma özürlüler. Neden sorusu yüzleşmeye kapı aralar. Sorabilecek kadar adam olmuş erkek sayısı çok azdır. Dikkat etmişseniz, erkeklerin hepsi değil ama çoğu hesap sorar, anlamak üzere neden sorusunu sormaz. Bu yüzden psikologlara giden önemli bi kısım kadındır. Kocalarının omuzlarında huzur bulmak yerine laddi imkanları nisbetince tanımadıkları yabancıların omuzlarında ağlarlar.

    Şiirin ahlakını eleştiren “kâmiller” bir taneniz de çıkıp, sana bu şiiri yazdıran sebep nedir nebiye diye sormamış ulan yazıklar olsun cümleten…

    not: bu ironik şiire yeşil dev “SBAMK” diye çok da güzel gitmiş. Onu görür görmez şiirin ruhunu anladım.

  • Pingback: Reçel Blog’un Şerrinden Allah’a Sığınmak | REÇEL

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir