REÇEL Nedir?

recelhakkında

REÇEL’E HOŞGELDİNİZ!

Kadınların ve bilhassa Müslüman kadınların; gündelik deneyimlerine, toplumsal meseleleri algılayışlarına, ilgilerine, meraklarına, dertlerine, umutlarına, kaygılarına, mücadelelerine dair kendi sözümüzü söyleyeceğimiz bir mecramız olsun istedik.
Kalemimizi, klavyemizi, tenceremizi, meyvelerimizi, şekerimizi aldık geldik.
Reçel zamanla size kendisini anlatacaktır

 

 

r1

Reçel mi Yazmak?

Yazar: Feyza

r6

Emeğe ve İtibara Dair

Yazar: Huri

r3

Reçellerle Aramda

Yazar: Rumeysa

r4

 Neden Reçel?

Yazar: Büşra Eser

r2

Yeni Başlayanlar için “Reçel Nasıl Yapılır?

Yazar: Z.

r5

Şekerin Ölçüsü

Yazar: Fatma Büşra Helvacıoğlu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

23 Yorum

  • 17 Eylül 2014 - 14:22 | Permalink

    reçel yapmasını bilmeyen kadınlar.. reçel hakkında konuşuyor.

  • lubna
    17 Eylül 2014 - 15:10 | Permalink

    Tebrikler! İşte beklenilen yorum. Bu yorumu yapan ilk kişi olduğunuz için Reçel’den 1 adet yazı kazandınız! İlerleyen günlerde adresinize teslim edilecek. Beklemede kalınız.

  • 17 Eylül 2014 - 16:11 | Permalink

    ben reçel istiyorum..

  • burcu
    27 Kasım 2014 - 11:18 | Permalink

    Çok istiyorsanız yapıverin. Kadınların işi var, yakalarından düşüverin.

  • Mehmet Uzumcu
    30 Aralık 2014 - 07:48 | Permalink

    Merhaba,

    Erkekler de recel yapabiliyor mu? Merak ettim….

    Iyi calismalar,
    Mehmet Uzumcu

    • rumeysa ç.
      30 Aralık 2014 - 11:34 | Permalink

      Muhakkak güzel reçel yapan erkekler vardır :)
      Ama biz en azından bu blog’ta kadınların kendilerini anlatmasını istedik…
      Erkeklerin kendilerini anlatabilecekleri bolca yer var gibi…

      • Mehmet Uzumcu
        30 Aralık 2014 - 13:24 | Permalink

        Cevab verdiginiz, icin sagolun. Tamam. Bir sorum var. Recel’i yapanin cinsiyetini nasil anliyorsunuz, merak ettim. (Yok, sirrinizi ogrenip, takma adla filan yazmiyacagim. Kadina oncelik verme dusuncenize saygi duyuyorum – inanin ki duyuyorum, numara cekmiyorum. )

        Erkeklerin, en azindan ‘recel’lerin tadina bakip yorum yapabiliyor olmasi da guzel… Umarim yakinda ona da ‘yasak’ getirmezsiniz….

        Bu vesile ile ifade edeyim, her yerde az cok oyle ama, ulkemizde, kadinin ezilmesi inanilmaz boyutlarda. Bu durum, ‘kisa vade cikarini dusunen’ erkegin isine gelse ve bu durumdan onlar daha cok sorumlu imis gbi olsalar da, erkekler tek sorumlusu degiller. Bu konuda, biraz nalina biraz mihina bir yazi tasarliyorum kafamda. Biraz sizin blogunuz gibi ‘ofkeli’ ama, o ofkeyi yenip biraz recel tadinda yazmali… Uzaktan da olsa, gozlemim su: kadin sirasiyle; kiz cocugu, kiz kardes, kiz arkadasi (girl friend) ya da nisanli/sozlu, kari, anne, buyuk anne ve omru yeterse buyuk buyuk anne olarak eziliyor. Kisaca, bir omur eziliyor… Baska kadinlar, bu suca yataklik etse de, bu ezme sucunun failleri buyuk nispette erkekler. Birey olarak mazlum gordugu zulum dolayisiyle suclanmamali, ama su onemli tespiti yapmak da yanlis degil: bir butun icinde, kadin da kendine yapilanlara, bir sekil de musade, razi oluyor… Simdi sorularim sunlar: Erkek, neyine guvenerek bu ‘hakki’ kendinde goruyor? Kadin, ne bakimdan kendini eksik goruyor da bu olanlara musade ediyor? Iste bu soruya, memeli ureme biyolojisi alaninda ogreten ve arastirma yapan biri olarak bir cevabim ve cozumu icinde bir onerim var. Yapmayi dusundugum recel icin malzemelerim bunlardi… Belki biri cikip dener. Ya da blogda, halihazirda cikmissa, bir bilen varsa, bana da haber verirse, onun tadina bakmaktan memnun olurum.

        • 4 Ocak 2015 - 15:27 | Permalink

          Merhaba Mehmet Bey,
          tesadüfen gördüğüm bu blogu incelerken rastladığım yorumunuz oldukça ilgimi çekti. Reçel karışımınız bence bir harika. Bu blog yazınızı istemediği durumda benimle facebooktan bağlantıya geçebilirsiniz: regina.rottgen
          Detayları oradan konuşuruz.
          Sevgilerle

        • ebru
          6 Ocak 2015 - 00:46 | Permalink

          Kadının müsaadesi bence bir tür korkuya dayanıyor. Gördüğünüz kötü muameleyi en yakınınızdan, sözde size sahip çıkması gereken birinden gördüğünüzde, yaşınıza ve tecrübenize, manevi ve maddi birikiminize göre, karşı çıkma, reddetme, mücadele etme ve nihayetinde kaçma seçeneklerini kafanızda tarttığınızda, bu seçeneklerden herhangi birine ya da sırasıyla hepsine yöneldiğinizde selamete erebileceğinize duyduğunuz inancın seviyesi, kaderine razı olma gibi bir cevap doğurabilir kadında pekala. Birçok kadın ev içinde gördüğü psikolojik ve fiziksel şiddetle kendi yöntemleriyle mücadele eder aslında, ama sonunda “yok olmayacak boşanalım” dediğinizde, eşiniz olacak adamın “benim olmazsan kara toprağınsın” cümlesini gayet rahat sarf etmekle kalmayıp basbayağı icra ettiği bir memlekette yaşıyoruz. Örnekler bir-iki değil, uç örnekler değil. Salt medyanın varolan meseleyi büyüttüğü savıyla hasıraltı edilebilecek durumlar ya da tek başına bölgesel törelerle açıklanabilecek vakalar değil. Bir kadın-erkek ilişkisinde, erkeğin başka kadınlarla birlikte olması erkekliğin şanından sayılıp bu konuda “dört hanım caizdir” türü savunular geliştirilebiliyorken, kadının aldatması haklı bir cinayet nedeni olarak görülebiliyor toplumun gözünde. Böyle bir karşılaştırmaya girmeyip sadece dayak meselesine de bakabiliriz. Bu yaz bir ören yerini ziyarete gitmiştim, oradaki turistik dükkanlarda çalışanlardan biri arkadaşıyla konuşurken şöyle dedi: “Ya bizim karıyı ne zamandır dövmüyom, bu akşam bir şamarımı tattırayım bari!” O bunu söylerken yanındaki arkadaşı gülümsüyordu, göz göze geldiğimizde tısladım ve suratımı buruşturdum, ama sonra şöyle düşündüm: Bu adam belki de benim duymam için yüksek sesle söyledi bunları, belki de dayak atma kapasitesine sahip olması onun için cinsel gücünün bir göstergesi ve aslında bu laflarla bir tür horozlanma içinde. Kaba kuvvetin erkeklik göstergesi sayıldığı bir toplumda bu düşüncelerimi mantıksız bulmadım, bu sözlerin bir başka kadının duyabileceği bir tonda sarf edilmesiniyse genel bir kadın düşmanlığıyla ilişkilendiriyorum. Ama örtük bir cinsel hevesi de barındıran bir düşmanlık. Çok ama çok acıklı. Bir keresinde de arabalı vapurdan çıkmaya hazırlanırken, otobüsün içinde gençten bir çocuk sevgilisinin cep telefonunu alıp “Atıcam bu telefonu denize, alıcam şimdi ayağımın altına, öldürücem seni, şoför bey kapıyı açar mısınız, bu kadın beni aldatıyor,” diye bağırmaya başladı, yanındaki kızcağız onu sakinleştirmeye çalışıyor, “Hayır öyle değil, yanlış anladın” falan gibi bir şeyler geveliyor. Benden başka kimse ağzını açıp bir şey demedi. Ben de “Aptal aptal bağırıp durmayın, kimse sizin yaygaranızı çekmek zorunda değil, kız arkadaşınıza doğru düzgün davranın, polise giderim yoksa,” dedim. Bunun üstüne bir “Ya otursana yerine, sakin ol vs.” gibi laflar çıktı kalabalıktan. Toplumun vurdumduymazlığından ve genelde erkekleri haklı gören tavrından, yasaların ve yasaları uygulayanların kadının hakkını gereği gibi korumamasından cesaret buluyor bu gibi adamlar. Aynı şeyler de kadınların cesaretini kırıyor kanımca. Çünkü yalnız bir kadın olarak böyle bir toplumda varolabilmeniz hiçbir biçimde garanti altına alınmıyor. En başta can güvenliğiniz tehlikeye giriyor. Bu da yeterince kuvvetli bir caydırıcı sebep bence. Ama buna rağmen caymamak lazım.

  • 30 Aralık 2014 - 11:18 | Permalink

    evde peygamber sünneti hem erkek hem kadın tarafından uygulanmadığı zaman ortaya çıkan sonuç, dünden bugüne erkekler kadınları neredeyse bir nesne olarak gördü ve bu tarz oluşumların çıkmasına sebep oldu.

    Fakat benim korkum artık kadınların erkeklerinde var olan bazı haklarını çiğnemeleridir.

    • rumeysa ç.
      30 Aralık 2014 - 11:33 | Permalink

      “goygoy” nickiyle yapılan bu yorumun ciddiyetinden şüphe etmekle birlikte
      erkeklerin hangi haklarının çiğneneceğini çok merak ettim yazarak, çizerek… (!)

  • 18 Ocak 2015 - 13:35 | Permalink

    Kutlarım bir çırpıda dolaştım “ev yapımı” reçel reyonlarında. bunların hiçbirini ben kendi başıma yapamazdım. Tebrikler.

  • filiz
    2 Şubat 2015 - 21:05 | Permalink

    sadece 1-2 şey okudum ama bayıldım. elinize sağlık.

  • giybetci
    4 Şubat 2015 - 19:24 | Permalink

    küçükken reçel yerdim. şekerin zararını anlayınca, çok nadir, sadece tadına bakarım.
    pekmez ve iyiyse bala banarım.

  • ece
    15 Şubat 2015 - 15:56 | Permalink

    itaat etmeyen, iffetsiz kadını dövün diyen islam’la feminizmi, modern kadın haklarını bağdaştırma çabanızı acı çekerek izliyorum. acaba hangi durumlarda islama uygun bir şekilde falakaya yatırılabileceğimi öğrenmek isterim.

    • rumeysa |REÇEL
      16 Şubat 2015 - 18:10 | Permalink

      Bu denli islamofobik bir yorumu yayınlama konusunda hala emin olamamakla birlikte, derinliksiz ve tartışmadan uzak bu İslam yorumunuzla buradan istediğiniz zaman ve şekilde uzaklaşabileceğinizi hatırlatmak istedim kendi adıma.
      Biz sizin kadar “aydınlanamadığımız” için falakalarımız için sıra beklemekle meşgul olacağız o sırada!

      • ece
        17 Şubat 2015 - 03:39 | Permalink

        öncelikle, ilk yazdığım mesaj provokatif olduysa özür dilerim. ikinci olarak da yalvarıyorum bir kere olsun islamofobi kelimesini sokuşturmayın araya. sözde kadın üzerinde tahakküm sağlayan, kadın bedeni üzerinde hak iddia eden her şeye düşmansınız (haklı olarak) ama konu islam olunca o sert feminist tavırdan eser kalmıyor. nisa suresi başta olmak üzere kuran’ın kadını şekillendirmeye, ideal kadın yaratmaya, ideale uymayan kadınları da dayak dahil olmak üzere cezalandırarak iffetli kadın yaratmaya çalıştığını inkar edemeyiz değil mi? bunun islam toplumlarındaki pratik karşılıklarını da biliyoruz. bu dine ve sonuçlarına yönelik tepkinin “islamofobi” olarak göz ardı edilmesi kolaycılık oluyor. ki kavramın ne anlattığı bile belli değil, islam sevmemek mi (islam sevmeme hakkımız yok gibi) müslüman karşıtlığı mı, hala kesin bir yanıtı yok.

        • rumeysa |REÇEL
          17 Şubat 2015 - 10:33 | Permalink

          İlk olarak İslamofobi kelimesini dikkat ve özenle kullanmaya çalışan biri olarak, yaptığınızın tam olarak da bu sınırlara (İslam karşıtlığı) dahil olduğunu düşünüyorum şöyle ki: sınırlı örnekler ve kullanımlar üzerinden (“iffetsiz kadını dövün diyen islam”) görece oryantalist bir imgeyi de devreye sokarak (falaka) yaptığınız yorum gayet de bu sınırlar dahilinde, ama mesele bu değil. Sizin yaptığınız gibi tek cümleyle dağları ormanları yakmak gibi bir derdim yok, yanlış anlaşılmasın.

          İkinci olarak “sert feminist tavrınız” dediğiniz kimin tavrı bilemedim, Reçel zaten feminist olmakla kendini kuran vb. bir platform değil. Üstüme alınırsam da mesele yapılan binlerce tartışma ve yorumu göz önüne almayıp, tek bir yorum üzerinden İslam’ı taşa tutmaksa ben bunu zaten ne feminizmimle ne de başka herhangi bir siyasi yaklaşımım üzerinden yapamam, özür diliyorum.
          Sizin tek seferde silip attığınız, iffetli kadın yaratmaya indirgediğiniz bu dini yaşayan bir insan olarak bunlara cevap vermek zorunda değilim. Sadece sizi daha fazla okumaya, daha fazla öğrenmeye davet edebilirim. Kastettiğiniz fiilin “darabe” fiili olması, bunun da dövmek anlamına gelmeyeceği üzerinden yapılan onlarca açıklamayla başlayabilirsiniz.

          Benim açımdan, ortada Allah’ın bizlere gönderdiği bir din var ve o kusursuz. Ama ortada her yanı ayrı kusur olan insanlar var ve her şeyi, Allah’ın dinini bile istedikleri gibi kullanmaya oldukça açıklar. Benim meselem, bunu yapanların karşısında durmak, doğru olanı yaymak ve bu sadece kadın erkek meselesiyle de sınırlı değil.

          Şimdi ben salağım, hiçbir şey bilmiyorum (o kadar salağım ki hadi meal karıştırmayı falan geçtim google’da söylediğiniz ayeti falan bile taratmaktan acizim, hala aydınlanamıyorum) da, boşluğa mı uğraşıyorum? Dediğinizden bundan fazlası çıkıyor mu cidden? Bir durup düşünseniz…

    • Z. |REÇEL
      17 Şubat 2015 - 10:30 | Permalink

      Öncelikle, altına yorum yazdığınız posta bakarsanız, derdimizin “Kadınların ve bilhassa Müslüman kadınların; gündelik deneyimlerine, toplumsal meseleleri algılayışlarına, ilgilerine, meraklarına, dertlerine, umutlarına, kaygılarına, mücadelelerine dair kendi sözümüzü söyleyeceğimiz bir mecra” olduğunu belirtiyoruz; Feminist bir blog olma iddiasında vs. değiliz. Sizse belli ki onu bile okumadan bohçanızdaki lafları dökmek üzere buraya gemişsiniz. Blogu okuduğunuzdan bile şüpheliyim, bari blogda savunulmuş şeyler üzerinden bir eleştiri getirseydiniz. Burada zaten konuşulmayanları konuşmaya, sesi duyulmayanların sesini duyurmaya çalışıyoruz ve siz burayı öfkenizi parlatmak için kullanmaya niyetliyseniz, ona da izin verilmeyeceğini bilin.

  • nurcihan
    15 Eylül 2015 - 16:28 | Permalink

    kadın eserleri kütüphanesi olarak iletişim ağımızı güncelliyoruz. duyuru ve bilgilendirme ağımıza katılmak isterseniz mail adresinizi yazınız.

  • Tembel Sosyolog
    6 Aralık 2015 - 10:35 | Permalink

    Ateist bir erkeğim. Desteğime ihtiyacınız yok biliyorum ama yaptığınız işi beğendiğimi ve önemsediğimi söylemek istedim. Elinize sağlık.

  • dost
    9 Şubat 2016 - 19:27 | Permalink

    beğendiğim ve beğenmediğim şeylerle beraber ateist bir kadın olarak kalpten yanınızdayım.

    <3

  • Elif
    18 Mart 2016 - 21:27 | Permalink

    Cok okul okudum, ‘entel’ olmadım. Yazmayı sevmem. Gercek receller yapmayı ve güzel yazılar okumayı severim.
    Recel dükkanızı gezdim, cok güzel receller bunlar. Ellerinize saglık. Blog harika! Benim en güzel ahududu recelimden bile güzel. Biraz acılar yalnız bu receller. O da nesnenin tabiatı… Daha tatlı receller kayanatabilmek dilegiyle; bütün kadınlara kolay gelsin!

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir