Genel

Conta Değiştiremeyen Müslüman Erkekler

  Yazar: Dürdane

conta

Geçenlerde evlilik çağına gelmiş bir arkadaşımın, “Ben conta değiştirmeyi bilen bir erkekle evlenmek istiyorum” dediğini öğrendiğimde tebessüm etmekten kendimi alamadım. Çünkü “conta değiştirmek” kavramına geleneksel ailenin hızla çözülmeye başlaması, “ev” ve “erkek” sözcüklerinin birbirini iter hale gelmeleri, erkeklerimizin evle bağlarını koparıp eve dair sorunları kadınların sırtına atmaları ile ilintili anlamlar yüklemiştim.
Musluk contasının değiştirilebilmesi; çocukların şırıl şırıl akan suyla ellerini yıkadıkları, birbirlerine neşeli su şakaları yaptıkları huzurlu bir aile ortamının garantisidir. Benim nazarımda baba tarafından değiştirilmiş bir musluk contası; yuva sıcaklığını, aile sevgisini temsil eder.
Yurt odalarında veya öğrenci evlerinde, bozulan musluklarını tamir ettirebilmek için tamirci çağırmak durumunda kalan, babalarının conta değiştirmesine imkan bulamadan büyüyen çocuklar okullarını bitirip mezun olsalar ne olur, olmasalar ne olur? Musluk contasının değiştirilmesinden mahrum olmanın, aile içinde yaşamak zenginliğinden mahrum olmak anlamına geldiğini bu kadar mı açıklıkla vurgulamam gerekiyordu?
Oğlan çocukları çokluk dedelerini veya babalarını örnek alamıyorlar; zira onlarla ayrı dünyaların insanları olduklarına inanıyorlar ki tamamen haklılar. Babalarının elleriyle contalarını değiştirdiği musluklarda el yıkayamadan büyüyen bu çocukcağızlar için evde tamir yapmak sıkıcı geliyor ve tabiatıyla onlar da dışarıdan tamirci çağırmayı modernlik sanıyorlar. Çalışarak hayatını geçirecek olan bu iş adamı adaylarının dışarıdan tamirci çağırarak önemli gördükleri başka işlere zaman ayıracakları tür bir hayatı sağlayacak bir geçim standardına ulaşmayı köylülükten kurtulmak gibi algılamalarından daha tabii ne olabilir?
Ancak aile ortamında yetişen çocuklar aile kurabilirler. Musluk contası babaları tarafından değiştirilerek büyüyen çocuklar conta değiştirmenin tamirciye bırakılmadığı evlere ihtiyaç duyarlar. Aile havasını teneffüs etmemiş kimselerin ailevî değerlere karşı kayıtsız kalmaları, dolayısıyla baba tamirine duyulan özlemi hafife almaları gayet tabiidir.
Asıl soru(n) şu: Çocuklarını iyi bir eş, iyi bir baba, iyi bir aile bireyi olarak yetiştirmek cesaret ve kabiliyetini yitirmiş bulunan yorgun babalar, kendilerinin oğullarına vermediklerini onların kendi çocuklarına vereceklerini mi sanıyorlar?
Böyle sanıyorlarsa yanılıyorlar; zira babaları onları yurtlara, bekâr odalarına gönderdikleri için, onlar da daha erken davranıp çocuklarını kreşlere gönderecekler. Babaları zahmet edip mesela conta değiştirmedikleri, parke döşemedikleri için, hatta bozulan sifon için eve tamirci çağırmayı köylülükten kurtulmak gibi algıladıkları için onlar da çocuklarına babalarından öğrendiklerini öğretecekler; meselâ suyu ısıtmayan şofbeni kurcalamaya dahi tenezzül etmeyip elektrikçi çağırmayı çağdaş zevklerinin arasına katacaklar.
Belki birileri, “Peki ya kadınlar? Onlar bu arada neler yaptılar?” diye sorabilirler. Hemen söyleyeyim: Kadınlar pişkin pişkin sırıtıp “Biz masumuz; çünkü o sırada tamirci çağırmaya gitmiştik, evde neler olup bittiğinden hiç haberimiz olmadı” diyecekler.

 

*Blog editörlerinin ricası üzerine not: Yazı ironi içerir!

** Okurların ricası üzerine not: İroniye konu yazı şuradadır.

18 Yorum

  • 30 Eylül 2014 - 23:42 | Permalink

    ironi uyarısını kaldırıp ilgili yazı diyerek ilgili yazıya link de gönderilebilir ayrıca. tebrikler.

  • ayşe mailimin yayınlanmasını istemiyorum
    1 Ekim 2014 - 00:11 | Permalink

    evet ama o zamanlarda genç kadınlar “ben şöyle koca istiyorum,” diye bir ifadeyi, en yakın arkadaşlarının huzurunda bile sarf etmezdi. bütün bunlar bir paket. harıl harıl koca arandı mı, koca adaylarının da kendilerini bulunmaz hint kumaşı sayıp contayı falan öğrenmeye tenezzül etmemelerine şaşmamalı.

  • zeynep duru
    1 Ekim 2014 - 00:29 | Permalink

    yazı bir gelecek modern zaman ütopyasıdır.

  • eylul
    1 Ekim 2014 - 01:07 | Permalink

    Çok başarılı!

  • Zeynep
    1 Ekim 2014 - 11:39 | Permalink

    Merhabalar,
    Dücane Bey’i anlamadığınız o kadar net ki ironi yaparken bile uyarı veriyorsunuz.
    Reçel grubu olarak contalarınız gevşemiş.

  • Bahar
    1 Ekim 2014 - 12:54 | Permalink

    Allah Allah @zeynep hanım nedir bu sizdeki erkek savunma gerekliligi? Bulent Parlak’ı da yanlıs anlamısız Ducane’yi de, cunku kendileri kesinlikle varolan ataerkil sistemin ekmegini yemekten hosnut kimseler değil.
    Aile kavramını kendi konforlarına uygun bicimde dizayn eden bu insanlar, zararlı diyebileceginiz fikirlerden daha fazla zarar veriyorlar o kavrama. Kadınların sınırlarını kalın cizgilerle vurgulayarak kendi alanlarını genisletiyor. İnsan olma onuru adına agzı 3-5 kallavi laf yapan insanlara prim vermeyi bırakın artık.

  • Cem
    1 Ekim 2014 - 15:48 | Permalink

    Önemsiz not: Resimdekiler conta değil kelepçe ancak mevzu güzel ifade edilmiş o ayrı.

    • Reçel Blog
      1 Ekim 2014 - 16:14 | Permalink

      Resimdekinin conta olmadığını biliyoruz sevgili arkadaşlar, tek tek uyaran herkese teşekküler. Fakat yüzükleri andırması açısından bu görsel siteye daha uygundu.

  • Olcay
    1 Ekim 2014 - 15:51 | Permalink

    “Ev içi tamir işlerinden anlayan erkek” imgesi, ataerkinin dayattığı erken dönem (klasik?) modernist erkek rolünün resmedilmesinden başka bir şey değil. Mekanik, vb. “sayısal akıl” ve “güç” gerektiren konuların, “doğası gereği” erkeğe yüklenmesi fikri, diğer yanıyla yine “doğası gereği” sevecen ve duygusal kadına da ev içinde iyi tanımlanmış bir işbölümü (annelik, temizlik, bakım, vb.) dayatıyor.

    İroniye konu olan yazıya baktım ancak anlayamadıysam düzeltin lütfen: Geç dönem şehirli modern erkeklerin evden-ev işlerinden kopup gitmesinin ikamesi olarak ev içi erken modernist dönem işbölümüne geri dönülmesini mi istiyorsunuz? “Ah nerede o eski kadınlar” serzenişinin karşısına “Ah nerede o eski erkekler” tezi ile mi çıkıyorsunuz? “Eski tahakküm ilişkileri daha iyiceneydi” mi deniyor yani?

    Yoksa ironide bir level üsttesiniz de “siz de bizim gibi klasik rollerinizi yitirdiniz, yani ataerkinin dayattığı ve keyfince değiştirdiği eski-yeni tüm bu roller komple yalan zaten” deyip doğal işbölümü fikrine mi saldırıyorsunuz?

    Eğer böyleyse eyvallah. Lakin toplum böyle iki katmanlı ironiye hazır mı, bilemem. :)

  • ismet
    1 Ekim 2014 - 17:30 | Permalink

    ducane’nin yazisini okurken vakit kaybetmistim, bu yaziyi okurken hem vakit kaybettim hem de sizin adiniza uzuldum.

    ah benim tepkisel bacilarim. muhalefet dilini tepkisellikten uzak bir sekilde yeniden insa gucune ne zaman donusturecegiz acaba?

    dipnot: recel yapamayan kadin modernlesmis aciz bir kadindir, ayni conta degistirmeyi beceremeyen erkegin acizligi gibi. toplumsal roller aileyi insa eder. dolayisiyla recel yapamayan kadin da metaforik olarak ailedeki toplumsal rolleri inkar etmis ve modernlesmis kadindir, conta degistiremeyen adam da ailedeki toplumsal rolleri inkar etmis ve modernlesmis adamdir. ya da kentlilesmis diyelim. ya da irfani birakip kulture kaymis diyelim. ya da toplumsal rolleri yeniden insaya calisirken takozlamis diyelim. ne dersek diyelim iki taraf icin de sozun ozu: fail.

    • nage
      1 Ekim 2014 - 23:10 | Permalink

      ay yine bacilari olduk, bikmadilar sundan…

  • şeyma
    2 Ekim 2014 - 01:41 | Permalink

    ben ilk kekimi babamla yaptım ilk çivimi annemle çaktım 33 yaşındayım yazılara bakınca tam olarak ne olduğumu anlayamadım :))) eşim evlenene kadar öğrenci evlerinde menemende yapmış prizde değiştirmiş bende evlenene kaar öğrenci evlerinde belli bir dönem aynı işi yapmadım değil ve evlendikten sonra onun yetmediği yerde ben musluk tamir ettim benim yetmediğim yerde o reçel yaptı;) dedem almanyalarda karı kız peşinde koşarken annanem hem çift mesai fabrikalarda çalıştı hemde iki erkek bir kız yetişrtirdi oğulları conta sıktığı kadar iyi ütü yapar kızı ise çadır kurar börek açar sizin nasıl bir ailede yetiştiğiniz ve çocularınızla tv başında kahvaltı yapmak yerine ne kadar anlamlı ve kaliteli zaman geçirdiğinizdir önemli olan duygusal anlamda bir bağ kurulamamış hiç bir ilişki ileriye gitmez anca laf sokar durur birbirine bu eşinizlede anne babanız kardeşlerinizlede çocuğunuzlada dost ve arkadaşlarınızla hatta hatta patronlarınızlada alakalı iletişim kurmayı öğrenememek modernleşmekse o zaman köylü kalalım derim :))) ama benim bildiğim modern çağ iletişim üzerine kurulu değilmiydi yav:)

  • büşra helvacıoğlu
    2 Ekim 2014 - 02:45 | Permalink

    ya ben bu dürdane’yi yeni gördüm, asıhjhkjak, bütün ciddiyetim kaçtı şu an :D

  • leyla
    8 Ekim 2014 - 20:13 | Permalink

    dücane beyin kaçırdığı nokta şu ki, biz reçel yapmayı, işi bilmediğimizden bırakmadık efendim, şeker sağlığa zararlı olduğu için bıraktık. (en azından benim ailemde böyle oldu) erkekler conta değiştirmeyi neden bıraktılar acaba…

    bir de bu evdeki her işi ustayı çağırtıp yaptırmakla ilgili mevzu aklıma müstehcen bir rum fıkrasını getiriyor.

    kadın kocasına mutfak musluğunun damlattığından şikayet etmiş ve tamir etmesini istemiş. eşi de ustayı çağır o yapsın. benim işim değil bu demiş. adam işe gidince kadın ustayı çağırmış ve musluğu tamir ettirmiş. adam akşam eve gelip musluğun tamir edildiğini görünce “bak ne güzel herkes işini yapsın, ustayı çağırdın hemen halletti dimi. ancak ben sana para bırakmamıştım bugün, neyle ödedin” deyince, kadın “usta param olmadığını duyunca bana iki seçenek sundu. ya onunla birlikte olacaktım yada ona pasta yapacaktım” demiş. adam rahat bir tavırla “eee, sen de pastayı yaptın tabi demiş” kadın: “ne münasebet, herkes işini yapsın, ben pastacı mıyım”

    • Mehmet Uzumcu
      30 Aralık 2014 - 13:45 | Permalink

      Leyla Hanim,

      Harika bir fikra – tam kadinca olmus; agziniza saglik.

      Ama bir sorum var: Neden ‘rum’ fikrasi da, ornegin ‘turk’ fikrasi degil? tum turk kadinlari pastaci mi?

  • edanur ertunç
    20 Ocak 2015 - 22:05 | Permalink

    ben bunun üzerine karşıcinslerimden bir conta blog açmalarını beklerim :D

  • Melis
    14 Mayıs 2016 - 22:40 | Permalink

    bayıldım :))))

  • 4 Mart 2017 - 00:20 | Permalink

    Maalesef. Trajikomik bir şey.
    Yalnız, ailede büyümemiş kimsenin aile kuramayacağı kanısı yanlıştır.
    Kişi, pekâla, kendisinin sahip olamadığını çocuklarına sunmak isteyecek, ve bunun içinuğraşıp başarılı olabilecektir. Neyse. Teşekkürler.

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir