Genel

Sufle Bebek

Konuk Yazar: Meryem Selva

 

selva sufle bebek
Alt tarafı sufle yiyecektik. Kendimi Fink’in tuvaletinde buldum. Bir elimde kasiyerden aldığımız plastik su bardağı, diğerinde pirediktör. T., yanı başımda. Her zaman böyle anlara ortak olmayı sevmiştir. Çift çizgiyi görünce testi kaptı, bana sarıldı. Bense o güne yetişmesi gereken bir makalemin son cümlesini yazıyor gibiydim. Bir kelime daha yazsam yazı doğacak. Benden ayrılsın istemiyorum. “Titriyorsun” dedi T. “Hadi kızların yanına gidelim, ilk ben söyleyeceğim”. Herkeste bir sevinç, elden ele gezen fermuarı açık çantanın içinden pirediktör bile bana sırıtıyor. Kasiyerden hele hiç bahsetmeyeceğim. Gülüşmeleri kesen M. oldu “Eee n’apacaksın şimdi? Okulu donduracak mısın?”
Doğdu gitti yazı. Ne desem boştu o an. Okulu neden donduracaktım ki? Çocukla okunmaz mıydı? Kuzenimin arkadaşı geldi gözümün önüne. Çanta gibi koltuğunun altına sıkıştırır da öyle gezerdi oğluyla. Oğlan mı? “Helikopter geçiyor saçınızı sallayın!” “Bakın kızlar ben limon satar gene geçinirim ama sizi düşünüyorum. Sizi, geleceğinizi. Açın başınızı. Kendiniz için.” Müfettiş zili çaldı. Kapşonlar aşağı!”. Dondurmam herhalde. Neden dondurayım? Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık, Ocak, Şubat, Mart, Nisan. “Hidayet romanlarını saklayın.” “S., ana sınıfından birinin elini tut. Soran olursa sen onun annesisin. Yavaş yavaş çık okuldan”. “Hocam, kameramanlar neden çatıda?” “Şu çöpçü ajan olmalı kızlar. Saatlerdir aynı yeri süpürüp duruyor.”
“Bahar tatilinde doğacak nasılsa. Sonra geriye bir ay kalıyor. Finallere girsem yeter. Hocalarla konuşmam lazım.”. Bu sefer A. söze karıştı: “Nasıl gidip geleceksin, okulun karşı tarafta. Hamileliği şimdi anlamazsın ama gittikçe ağırlaşacaksın. Vesayit kullanamazsın”. “Servis kullanırım o zaman. Okuldan birileri vardı duymuştum. Personel servisini kullanıyorlardı.”. B. gözleri dolu dolu: “Hâlâ şoktayım ne diyeceğimi bilemedim”. “Bana mı diyorsun bunu?” diye ağzımı açmamla dört çatalın dudaklarıma yaklaştığını fark ettim. Sufle çoktan yalan olmuştu. Hamilesin; canın çeker olmaz şimdi, diye o gün bana neler yedirildiğini hatırlayamıyorum bile.

Bir Yorum

  • Pingback: Bir Armut Hikâyesi | REÇEL

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir