Genel

Sosyal Denekliğim

ekran-resmi-2016-10-10-23-49-51

Yazar: rumeysa

Bir süre önce Facebook sayfamdan aktörü olacağım bir sosyal deney çalışması çağrısı yapmıştım: Beşiktaş ve Üsküdar’da (ya da muadili bölgelerde) önce gitarla gezeceğim (bkz. başörtülü gitarist) sonra da çocuğumu kanguruya takıp gezeceğim. Sonra iki bölgede verilen tepkileri kamuyla paylaşacağız.

Sonuçlara dair öngörüm de şu: Üsküdar’da gitarla gezerken çoğunluk ters ters bakıyor, hatta o gün (şanslıysak!) biri yolumu kesip beni dine çağırıyor, müziğin ve enstrüman çalmanın başörtülü bir kadın için ne kadar haram bir şey olduğunu anlatıyor. Bu kez Beşiktaş’ta gitarla geziyorum ve çok nadir tepki alıyorum ve hatta arada gülümseyerek bakanlar oluyor, ve dahi tebrik ediliyorum (bundan da hoşlanmak pek mümkün değil tabii, gitar çalma eyleminin asıl sahipleri bu denemeyi tebrik etmiş oluyorlar!)

İkinci seferi de ergonomik kanguruda bebeğimle yapıyoruz. Üsküdar’da gülümseme, sevgi sözcükleri, agular bugular ama kanguruya laf etmeler (sakat olur öyle taşırsan, nefes alıyor mu vs., benim aklım yok çünkü). Beşiktaş’ta ise gencecikten çocuk doğuran başörtülü kadın olduğumu hissediyorum, yargılayıcı bakışlar yiyorum ama kanguru konusunda bilgili birkaç kadınla göz göze geliyorum, mutlu oluyorum.

Bu benim tasavvurum tabii, önyargılı davranmak istemesem de kendi deneyimlerimden yola çıkarak Beşiktaş ve Üsküdar bana böyle hissettiriyor. Birileri yoruma yazmıştı, ikisini birden taksan ne olur diye. 1-2 kez denedim: Safi şaşkınlık oluyor tepkiler. Hamileyken gitarla gezerken bile yürüdüğü yoldan dönüp bakanlar olmuştu, çocukla olunca bütün gözler size çevriliyor ama ne düşüneceklerini bile bilemiyorlar.

Burada iki temel önyargı var: Başörtülü kadın gitar çalmaz. Bu meseleyle senelerdir mücadele ediyorum zaten, maceramın kısa bir özeti için sizi buraya alabiliriz: http://recel-blog.com/afedersiniz-muzisyen/ ya da şuraya: http://www.milliyet.com.tr/-insanlar-muzik-yapmama-ikna/pazar/haberdetay/08.05.2016/2241244/default.htm
Ama sürekli yüzleştiğim ikinci önyargı ise kanguruyla ilgili.

***

Her ne kadar sadede bu kadar geç gelmiş olsam da, beni bu hafta içerisinde bu yazıyı yazmaya iten şey kanguruda bebek taşımanın hayatıma kattıkları oldu aslında. Bu hafta “Babywearing” haftası. Babywearing’i Türkçeye bebeğini giymek diye çeviriyorlar. Ergonomik bir şekilde çocuklarınızı kanguruyla, farklı aparatlarla üstünüze giyiyor ve evden çıkıyorsunuz. Bu kadar basit!

Kerem ilk doğduğunda dışarı çıkmak kabusum oldu. 3. Kattaki evimizden çıkıp bebek arabasıyla kaldırımı olmayan Üsküdar yollarında, sürekli yardım isteye isteye otobüslere binip çalışmayan asansörlerin karşısında kalakalmaktansa (Bu konuda da blogta şöyle güzel bir yazı var bu arada: http://recel-blog.com/0-2-yas-grubu-bebekle-tasit-rehberi-istanbul-bursa/) dışarı çıkmazdım daha iyiydi. Biraz da öyle oldu zaten başta, dışarı atılan her adım sınavdı resmen. Sonra sağolsun bir arkadaşım da ilk aparatımızı hediye etti bize, 3. Aydan itibaren de kanguruya geçtik. Bebekle tek başına istediğin yere istediğin zaman, birilerinden yardım dilenmeden, yorgunluktan ölmeden gitmenin özgürlüğünü tattım o zaman bu zaman.

Kanguruyu aldıktan sonra çok güzel kadınlarla tanıştım. Çocukları dışarı çıkmanın yollarını ararken bu kanguruları Türkiye’ye getiren, insanlara ulaştırmak için çabalayan kadınları gördüm, hayran kaldım. Dışarıdan bakınca çok basit görünüyor evet, ama kendi kendine dışarı çıkmak kadar özgürleştirici bir şeyi hayatımda tecrübe etmemişim gibi hissettim o zamandan beri. Oğlum 18 aylık ve hala üstüme giyip çıkıyorum beyfendiyi. Herkese de tavsiye ediyorum. Babywearing haftamız kutlu olsun kısacası :)

Önyargılarla uğraşmadan, rahatlıkla gitarımızı çalacağımız, tekwando yapacağımız, bebek pışpışlayacağımız, onlarla istediğimiz yere rahatça gideceğimiz günlerimiz olsun.

9 Yorum

  • Sultan
    13 Ekim 2016 - 12:00 | Permalink

    Bazi bebek tasiyicilar pek bebek morfolojisine uygun degil deniliyor bebegim yok bilmiyorum ama bebegin icinde oturus sekline gore iyi yada kotu oldugunu soyluyorlar. Arastirmak lazim yani sonucta onemli bir konu piyasada birsuru modeli var bu bebek tasiyicilarin. Mahalle teyzelerinin kotulemelerinede bakmamak lazim cunku cogu bildiginden konusmuyor ama alirkende arastirmak lazim hic bilmiyorsak doktorumuza danisalim. Ama sonuc olarak dogru model secildiginde bence cok guzel bir sey bebek ve anne icin.

  • sevinç
    13 Ekim 2016 - 16:04 | Permalink

    Kendi annemden biliyorum, Anadolu’da kadınlar yıllardır bebeklerini sırtlarına giyip tarlaya bahçeye çıkıyorlar zaten. Sosyolojinin izansız genelleştirmelerini yeniden üretirken bunu da dikkate almak lazım…

  • 14 Ekim 2016 - 22:43 | Permalink

    baya bilgiler edindim

  • Sümeyye Çetin
    16 Ekim 2016 - 22:31 | Permalink

    Ne zamandan beri insanların, başka insanların hayatına bu kadar derinden müdahale ediyor oluşunu merak ediyorum, böyleleri yüzünden bi zaman sonra kendimiz için değil onlar için yaşadığımızı fark ediyorum! Neyse ki fark ediyor da kendimi düzeltiyorum.

  • elif
    17 Ekim 2016 - 09:52 | Permalink

    Amin. Bir de kanguru dahil hiç bir şekilde üste giyilmeyi kabul etmeyen, bebek arabasında oturmayan evlatlar var. Orada zaten damga hazır bekliyor, cık cık cık şımarık yetiştirmişler.
    -ne derse yapıyosunuz ondan böyle oluyor
    -afedersin abla hayatımla ilgili ne biliyosun
    -yok ben biliyorum böyle çocuklar ondan böyle

    veyahut otobüste oğlana krizler gelir, uykudan bayılıp uyumayı reddettiği dönemler
    -anne memeeeeaaa
    -cık cık cık hala emziriyo musun
    -fıs fıs fıs mimi didi fıs fıs fısıııltılar

    Oğluma da kulaklık takıyorum beraber dıp dıs dıp dıs, allahtan müzik seviyor.

  • Aişe
    12 Kasım 2016 - 13:14 | Permalink

    Ben de bir mart soğuğunda semt marketinde başörtülü bir teyzenin “bu soğukta sokağa çıkılır mı yazık o çocuğa, bi de suriyeliler gibi kucağında taşıyosun uyumuş çocuk yazık” tepkisiyle karşılaşmıştım. Kuru soğuk vardı evet ama polar tulumunun içinde pançomun da altındaydı. Her bebek gibi anne kucağı da en rahat uyuduğu yerdi. Velhasıl hiç tanımadığım kişilere hesap verme zorunluluğu hissetmediğim için teyzeyi görmezden geldim.

  • metin
    10 Aralık 2016 - 03:10 | Permalink

    biz de kanguruyu kullanıyorduk fakat bir gün ayağım takılıp yere düşünce çok riskli bir aparat olduğunu deneyimledim. o esnada yapmayı akıl ettiğim tek şey yüz üstü değilde sırt üstü düşmeye çalışmaktı ve çok şükür öyle de oldu yoksa istenmeyen şeyler olabilirdi Allah korusun.

    • rumeysa |REÇEL
      10 Aralık 2016 - 10:03 | Permalink

      Çocuğu kanguruda değil de elinizde taşıyor olsaydınız daha da tehlikeli değil mi? Bana her zaman çok daha güvenli geliyor bu anlamda.

      • 10 Aralık 2016 - 17:16 | Permalink

        Kesinlikle en azından eller önden gardını alıp koruma işlevi görüyor

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir