Genel

Kadın Kadına Olmak Neden Önemli?

 

Yazar: rumeysa ç.

Yaklaşık 10 senedir sahneye çıkıyorum ve genelde kadın ve erkek seyircilerin bir arada olduğu, ve yine kadın ve erkeklerden oluşan gruplarla sahneye çıktım. Müzik yapmanın kendisinden, sahneye çıkmaya kadar her şeye her aşamada karar vermek, sorgulamak başlangıçta cidden yorucu bir süreçti. Ancak okuduğum metinlerden, değer verdiğim insanların görüşlerinden kendime biçtiğim pay şuydu: “Ne yaptığından çok ne için yaptığın önemli”. Evet, Müslüman bir insan olarak yaşamayı seçtiğinde yapmaman gereken, haram olduğu ifade edilen eylemler var (hırsızlık, cinayet vs.). Ancak bir de o eylemi gerçekleştirme durumunda bir “ceza”nın olmadığı, helal olduğu da ayrıca ifade edilmeyen eylemler var. Bu eylemlerin haram ya da helal olma durumunu da sen, bu eylemi gerçekleştirme aşamasında belirliyorsun.

 

Bu bakış açısından yola çıkarak müzik adına olmak istediğim yerlerde, olmak istediğim şekillerde bulunmak nasip oldu hep çok şükür. Ancak başörtülü oluyor olmak ve bunun “yükü” her zaman kendi kendimi anlamsız derecede kontrol etmeme, hareket alanımı oldukça fazla kısıtlamama neden oldu. Elimi nereye koyacağımı, nasıl yürüyeceğimi bilemez oluyordum neredeyse her konserde. Azıcık sallansam kaskatı kesiliyor, kafamı yerden kaldıramıyordum. Ancak tüm bu yaşadıklarımı en az seviyede yaşadığım, hayatımın olabilecek en güzel istisnası var bir de: Müzisyen olarak katıldığım, yalnızca kadınlara açık konserler.

 

Kadın kadına olduğumuzda benim için ortalıkta bir büyü varmış gibi oluyordu. Yanlış da yapsam, doğru da yapsam bir şekilde orada olmaktan mutlu olacağım, orada olmamdan mutlu olan kadınları hissedeceğim, çok güzel gecelerdi o geceler. Bu mevzu üzerine okudum[1], benim gibi hisseden kadınların ne kadar çok olduğunu gördüm ve her sene o günü (ki genelde bu etkinlikleri 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’ne ya da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne yakın bir zamanla gerçekleştirirdik) iple çeker oldum. Birlikte çaldık, birlikte söyledik ve bizi yargılayan gözler etrafımızda yokken güçlendik. Güçlendik ki, erkeklerle birlikte çıktığımız sahnelere, yaptığımız işlere daha güçlü dahil olalım, kendimizi daha rahat ifade edebilelim.

 

Sonrasında ise zaman geçti, bu konserlerden, alışık olduğum ortamlardan uzaklaşmak durumunda kaldığım bir dönemin en “mutsuz” yerinde kendilerine aKşam hareketi demek istediğini söyleyen bir kadın grubu beni buldu, elimden tuttu. Burada yalnızca kadın olmamız değil, bir de çoğunluğumuzun başörtülü olması ise benim için ömürlük bir deneyim olacaktı, ki öyle de oldu. aKşam hareketi sadece kadınlardan oluşan ekibiyle, sadece kadınlardan oluşan bir dinleyiciyle ilk buluşmasını 3 Ocak 2017’de gerçekleştirdi. Orada, bana benzeyen, benim gibi görünen kadınlarla sahneye çıktığımda ise bambaşka bir rüyada gibiydim. Etrafıma bakıyor, bu anın gerçek olup olmadığını düşünüyor, garip bir sırıtmayla kenarda oturup diğerlerini izliyordum. Sahnede olmanın her aşamasında kendimi daha iyi, daha “olması gereken yerde”, daha huzurlu hissediyordum. Konserin sonunda izleyicilerin bir kısmından da böyle yorumlar alınca doğru bir yolda olduğumuzu hissettik.

 

İşte beni bu denli heyecanlandıran bu buluşmaların ikincisi ise 9 Mayıs 2017, Salı günü gerçekleşecek. Konseri hazırlayan ekip bir öncekine göre daha da büyüdü. Haftalarca bir araya gelip müzik konuştuk, yeri geldi şarkılar çaldık, yeri geldi kendi müzisyenlik ya da müzisyen olamama hikayelerimizden bahsettik. Birlikte müzik yapmanın, birlikte üretmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu tecrübe ettik, kendimizi ifade etme olanaklarını keşfetmenin yollarını aradık. İşte bu kadın kadınalığın güzelliğini ve güçlendiriciliğini siz de tecrübe etmek isterseniz, dinlemeye bekleriz.

[1] İlgililere kısa metin tavsiyesi: http://www.bukak.boun.edu.tr/?p=636

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir