Genel

Yeni Başlayanlar İçin İdeal Annelik

Konuk Yazar: Ceren Gokoglu

ideaa

Başlığa aldanıp bu yazının anneliğin erdemlerinden, nasıl harika bir duygu olduğundan, o anın muhteşemliğinden filan bahsedeceğini sanıyorsanız fena halde yanılıyorsunuz. O yüzden eğer böyle şeyler okumak amacıyla bu satırları okuyorsanız size tavsiyem bir an önce yazıyı kapatıp bu hikâyeyi süsleyip püsleyip anlatan milyonlarca anne sitesinden birine gitmeniz. Yok, eğer dinlemek istediğiniz genç bir kadının ‘ideal annelikle’ imtihanı ise benim dünyama hoş geldiniz.
Hamile olduğumu öğrendiğimde bebek çoktan 8 haftalık olmuştu, onca hafta stresten midem ağrıyor filan diye düşünürken bir anda gerçekle baş basa kalmıştım. Evet, hamileydim üstelik daha yeni bir işe başlamışken, evlilik denilen şeye yeni yeni alışmaya başlamışken, daha kendimi tanıma serüvenim bitmemişken işte ordaydı. En zor kısmın kabullenme ve minnettar olma kısmı olduğunu düşünmüştüm, fena halde yanılmışım.
Orda beni bekleyen tehlikelerden habersiz hamilelikle ilgili siteleri, hamile-anne bloglarını okumaya başladım. İşte her şey tam da orada başladı. Hemen hemen hepsi beslenmenin ne kadar önemli olduğundan “kesinlikle” sağlıklı ev yapımı organik yiyecekler yemekler yemekten bahsediyor, bir yandan “Hamilelik fizyolojik bir şey elbette çalışabilirsin.” diyordu. Benim gibi 12-13 saat çalışan değil sağlıklı, yemek yemeye zor vakit bulan biri için bu nasıl mümkün olacaktı? Onlar gibi değildim bu hamilelik şeysini hiç sevmemiştim zaten. Mide bulantıları, bas ağrıları dayanılır gibi değildi. “Evet, belki de ben anne olmamalıydım ve hiçbir zaman onlar kadar iyi bir anne olamayacaktım.” aklımda bu cümle yankılanıp duruyordu. Neyse ki Allah yüzüme baktı ve doktorum hamileliğin geri kalan süreci boyunca rapor verdi. Ama bitmemişti. 18 kilo almıştım, ben nasıl bir insandım? Orada kalem eteklerle doğuma giden anneler bas bas bağırıyordu “Erkekler en çok hamileyken karılarını aldatırlar, kendimize bakalım” diye. “Allah’ım kesin beni aldatacak…” diye düşünürken 9 ay bitti.
Doğum başlamıştı, ah elbette elbette normal doğum olacaktı. Tüm saflığımla sorduğum bir blogger anne “Tatlım bebeğini ve kendini düşün kesinlikle normal doğum epidural da çok zararlı.” demişti ya; doktorum “It is pointless.”-anlamsız- dese kaç yazardı. Ama bir saniye kimse bu kadar acılı olacağını söylememişti. En sonunda dayanamayıp epidural istediğimde hissettiğim vicdan azabını hiç unutmayacağım. Bebeğimi kucağıma aldığımda iyice artan o “eksik annelik” uzun süre peşimi bırakmadı. Ta ki bir gün tüm bunların birer saçmalıktan ibaret olduğunu anlayana kadar. Tüm bu hamile-bebek bakım siteleri, anne blogları durmadan bize nasıl bir anne olmamız gerektiğini söyleyip duruyorlar. Onların söylediklerini yapmazsak sanki bebeğimize dünyanın en büyük zararını vermişiz gibi bir algı yaratıyorlar. İdeal anne tanımı çizip, hamilelik gibi doğum gibi kendi serüvenimizin bir parçası olan dönemleri tek tipleştirerek onları kendi “mükemmel dünyalarının” parçası haline getiriyorlar. “Her çocuk ev yapımı reçel yemeyi hak eder.” gibi mottolarla ev yapımı reçel yap(a)mayan annelerin anneliklerini sorgulamalarına neden oluyorlar. O da yetmezmiş gibi buna reklamlar ekleyip “Aa siz çocuğunuza kauçuk diş kaşıyıcısı almadınız mı diğerleri çok zararlı.” diyerek sizi kendi tüketim dünyalarının bir parçası haline getiriyor; bebeğinizin elini bile sürmeyeceği o lanet kauçuk diş kaşıyıcısını alana kadar rahat uyumamamızı sağlıyorlar.
Bu korkunç ideal anne platformu hamileyken kaç kilo aldığınızdan tutun, kaç cc sütünüz olduğuna kadar her şeyle o kadar alakalı ki kendinizi sanal bir annelik polisi güruhunun içinde bulmuş gibi oluyorsunuz. Oysa annelik dediğimiz şey bizim hayat serüvenimizin bir parçası ve özgün hikâyemiz başkalarının “mükemmel” hikâyelerinin ucuz bir tekrarı olmamalı. Ben buna karar verdiğimde 13 ayım kendimi eksik bir anne hissederek heba olmuştu. Buradan bütün hamilelikte gofret, çikolata yiyip bolca kilo alan, lohusalıkta pespaye gezen, reçel yap(a)mayan tüm anneler sesleniyorum, biz böyle de güzeliz. Ciddi söylüyorum kendimden biliyorum…
Not: Bu dediklerimi yapmayan tüm diğer anne bloglarını tenzih ederim

6 Yorum

  • ebru
    19 Kasım 2014 - 10:36 | Permalink

    ceren hanım bu yazı için minnettarım, bebek bekleyen ikiz kardeşime okuyacağım. doğum yaklaştıkça onda da bu “yetersizlik” hissini gözlemlemeye başladım çünkü.

  • leyla
    23 Kasım 2014 - 19:47 | Permalink

    Annelik, ne yaparsan yap ‘eksiklik’ hissetmenin bitmeyecegi bir yasam surecidir bence. Ve butun bu stres de bunu anlayana kadardir. Ben de bahsettiginiz ‘romantik annelik’i kendime yakin bulmasam da butun bu bloglari gezdim, okudum ve yararlanilAbilesi buldum acikcasi. Bebeginin kakasi hakkinda bile forumlarda paylasilan tecrubeler insani strese sokmak yaninda rahatlatiyor da:) bence bilgiye ulasma keyfini yasayalim zira ikinci cocukta bu eksikligin tamamlanamayacagi gercegiyle yuzlesip rahata kavusacak anneler :)

  • Şeyma
    28 Aralık 2014 - 23:35 | Permalink

    Yazıyı sevdim. Devamı da o yetersizlik duygusunun yol açacağı vicdan azabı. Hele ki doğum sonrası annelik hüznü ile birleşince işte size cillop gibi lohusa depresyonu.

  • tuba
    6 Ocak 2015 - 22:51 | Permalink

    Gerçekten çok güzel bir yazı olmuş, 7 aylık bir bebeğim var ve benim hikayemde normal doğum yapamamakla zaten başlıyor, bekleyemedi, dayanamadı söylemleri altında her gün aynı sorgulamalardan geçiyorum, burada böyle yazıyor ama ben yapmadım o dönem de geçti, nasıl bir anneyim ben diye düşünmekten, çoğu konuda vicdan azabı hissetmekten kendimi alamadım hala da alamıyorum. Elinize sağlık…

  • Elif
    3 Mart 2015 - 03:28 | Permalink

    Arkadaşımın attığı bu linki işte şimdi gecenin 03:30 unda bebeğim içerde uyurken ve ben de yds çalışmaya çalışırken okuyorum. Cidden çok güldüm çünkü hakkaten bu oluyor ama siZin de farkettiğiniz üzere çocuk yaşını geçince. Çocuk kritik çizgiyi atlatıp normal insan görünümüne girmeye başlayınca onu da kendimizden ayırmayınca bu kadar kasmayalım artık hanımlar diyoruz ama o ilk doğduğunda ve biz hiçbirşey bilmezken, nasıl kafayı yemeyelim? Tek güvendiğimiz kaynak internet ve kitaplarken..

  • nimet
    1 Nisan 2015 - 17:32 | Permalink

    annelik seruveninde herkesin mutlaka bir kirilma noktasi oluyor. illa bi kendimizi eksik anne hissetme durumu mutlakaki oluyor sanirim :)
    ben son derece mukemmel hamilelik dogum yoktur hanigisi beni iyi hissettirecekse o en iyidir diyerek. mide bulnatilarimda aman cok zararli diyenlere kulak asmayip doktorumun verdigi ilaclari kullandim cok rahat ettim. bende 18 kilo aldim ama kilo bu verilir elbet verilmese ne olcak top madelmiyim ben dedim hicc kafa yormadim. epiduralsiz normal dogumu hic aklimdan gecirmedim, aman felc olursun diyenlere kulak bile kabartmadim doktoruma guvendim rahat rahat epiduralli dogurdum.
    ama gel gelelim emzirme surecinde bunalimlara girdim, bir ay bir yandan kizim bir yandan ben aglaya aglaya emzirmeye calistim ama olmadi. gelsin pompalar :) pompayla saga saga biberonla besledim bi sekilde kizimi ama tabi eksik annelik duygusu hic gitmedi ustumden. iki kere mastitis oldum 40 derece atesler sismis patlamaya hazir memeler. 7. ayda artik yeter gelmiyo sutmudur nedir mamalarda doyurur elbet dedim bitirdim bu sureci.
    tabi bu aradaki mahalle ve kayinvalide baskilarini hic anlatmiyorum.
    ama kizim buyudu bi sekilde 2 yildir saglikla yasiyoruz beraber. mukemmel anne olmayabilirim ama kizimin tek annesiyim, baska annesi olmadigina gore ortamda en birinci anne benim bence :)

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir