
Oysa bu ülkenin ayıbı değil miydi bir insanın kıyafetine karışılması?

Oysa bu ülkenin ayıbı değil miydi bir insanın kıyafetine karışılması?

13 yaşımdan beri elimde bir gitar, benzer yaşlardan beri başımda başörtüsü, içimde müzik yapma dürtüsü… Bunların Türkiye’nin o döneminde ne kadar büyük bir çelişki olduğunu sürekli deneyimlemem, sürekli gündelik...
Yazar: Anonim Görsel: Emmanuel Orain Yazarken insan kendine bakar derler ya da ben böyle olduğunu düşünüyorum. Yıllarca yazdım, kendime baktım, kendimi iyi etmekle uğraştım ama görüyorum ki hep etrafından dolanmışım...
O gün ölmedim evet. Tek farkım oydu sanırım. Toplumun sandığı gibi hayır demiyor değiliz. O ‘‘HAYIR’’ sözcüğünün hayır olmadığına inanan çok insan var.
“Yolda önümü kesme cüretinde bulunan amcadan, staj yaptığım erkek yetiştirme yurduna gelen ve erkeklerle çalışmamın sakıncalı olduğunu söyleyen müfettişten, “okuyorum” deyince başını çeviren hoca hanımdan, “kadın çalışınca bak çocuklar ne hale geliyor” diyen akademisyenden, karısının bekar arkadaşlarını potansiyel akıl çelici olarak gören erkekten sıra gelirse ben de yanacağım.”
buu satıra bayıldım.eline diline sağlık
Ne kadar ilginç. Sanki benim yaşadıklarımı bire bir anlatıyorsunuz gibi geldi. Bir farkla, ben başörtüsü takmaya başlayınca bunlar oldu. Hala da bitmiş değil. Hakikaten size de Allah kolaylık versin.
Canım kardeşim sen gönlünü ferah tut bu ülkede bu dünyada yanacak o kadar insan var ki sana bana sıra gelmez. Bu işin dini boyutuna girmek istemiyorum çok uzun sürer ama kadınların örtünmediği takdirde yanacaklarına dair bir ayet yok. Sen bildiğin gibi, kendine yakıştırdığın gibi yaşa hayatını. Unutma bu senin hayatın, annenin, babanın ya da sokaktaki o hadsiz amcanın değil.