Genel

Ya Çirkin Hiç Prens Olmazsa?

Konuk Yazar: FZE

belle-bete-600px

Bireysel hafızamız, zihniyetimiz çocukluğumuzdan itibaren şekillenir. Ben çocukken okunan hikayelerin anlatılan masalların yaşamda kendimizi ve ötekini konumlandırmamızda çok önemli bir etkisi olduğuna inananlardanım. Benim çocukluğumda masalların çok özel bir yeri var. Hala masal kitaplarını okumayı çok severim. Okumak derken çocuklara okumayı kastetmiyorum, kendim için okurum.

Ben ve ablam küçükken, amcamız geceleri çalıştığı için yengem ikimizin dönüşümlü olarak yanında gecelememizi isterdi, bizim için bu isteğe olumlu cevap vermek pek arzu edilir bir şey değildi, bizi ikna etmesinin tek yolu bize masal anlatmayı vaat etmesiydi. Bu günlerde, ondan defalarca dinlediğim, farklı versiyonlarını okuduğum bir masal aklıma takıldı. “Güzel ve Çirkin”. Aslında bu masalın yanı sıra “Kurbağa Prens” de aklımın bir köşesinde.

Kendimi “Ya çirkin veya kurbağa hiç prens olamazsa?” sorusunu sorarken buluyorum. Bu sorumun anlamlı bir arka planı var elbette zihnimde. Güzel ve Çirkin’de kızımız hem güzel hem iyi kalplidir. Kızların böylesi makbuldür malum. Ünlü filozofumuz (!) Recep İvedik’in dediği gibi “Ruhlar aleminde yaşamıyoruz ki ruh güzelliğinden anlayalım!”. Fiziksel güzellik kadında olmazsa olmazdır!

Güzel, çirkin yaratıkla ailesi için bir fedakarlık yaparak aynı şatoda kalmayı kabul eder. Fakat çirkinliğinden ve her akşam ona evlenme teklif etmesinden rahatsızlık duyar. Çirkin, Güzel’e çok iyi davranır ve onu rahatsız edecek herhangi bir davranışta bulunmaz. Akşamları aralarında geçen zorunlu diyalogla kız zamanla çirkini sevmeye başlar. Fakat bir gün güzelin babası rahatsızlanır ve güzel babasını ziyaret için izin ister. Çirkin ise izin verir fakat bir hafta içinde gelmediği taktirde öleceğini söyler. Kız ziyareti bir haftadan uzun tutar ve bir gün rüyasında Çirkin’in hasta ve çok zor durumda olduğunu görür. Tekrar Çirkin’in şatosuna döndüğünde Çirkin’i boylu boyunca uzanmış, ölmek üzere bulur. Koşarak Çirkin’e sarılır, gecikme için özür diler ve onunla evlenebileceğini söyler. Bu söz üzerine Çirkin, yakışıklı bir prense dönüşüverir.

Güzelimiz, mutluluk ve hayret makamındadır. Prensin demesine göre kötü kalpli bir büyücü yakışıklı prensi bir yaratığa çevirmiş ve bu makus kaderinin ancak güzel bir kız evlenme teklifini kabul ettiği taktirde değişeceğini ve eski haline gelebileceğini söylemiştir. Güzel, prensin çirkin yaratık görünümüne tahammül etmiş ve onunla etkileşime girmek zorunda kalmıştır. Bu zorunlu etkileşim hem yaratığa alışmasını hem de ona başka türlü bakabilmesini sağlamıştır.

“Bize çirkin gelen şey güzel olabilir veya bize güzel gelen şey çirkin olabilir”. Eyvallah doğrudur bu, fakat gelgelelim ki durum her zaman böyle romantik bir şekilde işlemiyor. Bu masalda atladığım bir kısım var: Güzel, Çirkin’le aynı şatoda kalmayı kabul ettiğinde rüyasında iyilik perisini görmüştür ve peri ona bu fedakarlığının karşılıksız kalmayacağını söylemiştir. Fakat bu masalı zihnimde döndürüp duran şey içselleştirilmiş kadın ve erkek algısı.

Kadınların erkekte güzelliğe (yakışıklılığa) itibar etmesi çoğu zaman şu cümlelerle yerilir: “Erkekte yakışıklılığa bakılmaz önemli olan güçtür” (nüfuzlu biri olmasına atıfla), “para önemlidir”, hatta olmazsa olmazdır, “erkek evine bakıyor mu, senin ihtiyaçlarını gideriyor mu ona bakacaksın”, “erkek iyi huylumu, namuslu mu önemli bunlar” vs… “Evlendikten sonra gözün alışır, sana çok yakışıklı görünmeye başlar” v.b.

Tabii ki bu tavsiyeler çoğu zaman anlamlı, yerinde tavsiyeler olabiliyor. Ama iş kadına döndüğünde “kader” olan beden politiği neden değişmiyor. Erkeğin çirkinliğini güç, itibar, para ile kamufle etmesi mümkünken, kadın neden hiçbir türlü kamufle edemiyor. Erdemli, güçlü, nüfuzlu ve para kazanan aklını ve yeteneklerini kullanan kadınlar var. Bu özelliklerin hiçbiri kadın bedenine yönelik geleneksel söylemi etkilemiyor. Genç ve güzel kalmanın baskısı altında yaşıyor her sosyal statüdeki kadın.

Bazı erkeklerin artık şunu anlaması gerekiyor, biz kadınlar da ruhlar aleminde yaşamıyoruz! Yaşlı veya çirkin olmanız kadınlar için de itici bir unsur, haberiniz ola!* Aslında masalı tersinden yeniden kurgulasak, alıkonan yakışıklı prens, alıkoyan çirkin bir kadın olsaydı da yakışıklı prensimiz çirkin kadını sevebilecek miydi? Onun iç güzelliğini idrak edebilecek miydi? Güç ve çirkinliğin bir arada olması kadına yakışır bir şey midir? Yumuşak başlılık, iyi kalplilik, merhametlilik, fedakarlık, güçsüzlük, çaresizlik ve güzellik hepsi aynı anda erkeğe yakışır özellikler midir? Daha da önemlisi bu masal tersine yeniden kurgulandığında herkese sevimli gelir miydi?

Bu söylemlerin değerlendirmesi bir yana… Bir kadın hasbelkader kötü veya hem kötü hem de çirkin biri ile evlendiyse veya eşinden dolayı mutsuzsa, “Sabret, alttan al, yuvan dağılmasın düzelir, bu sabrının ve fedakarlığının mükafatı büyük olacak…” telkinlerine binaen de dönüyor aynı cümle zihnimde. “Ya çirkin hiç prens olamayacaksa?” Ömrün hebası caiz midir?

 

*Bu diyalektiği üretmenin anlamsızlığının farkındayım ama durumdan duygusal olarak hissettiğim baskıyı ve rahatsızlığı dile getirmek istedim. Bu bağlamda Gökçe Zeybek Kabakçı’nın “Duygular Sosyolojisi Bağlamında Eğitimli Kadınların Korkuları” isimli sunumu çok anlamlıydı.

4 Yorum

  • Merve
    16 Kasım 2015 - 10:41 | Permalink

    “Ya çirkin hiç prens olamayacaksa?” Ömrün hebası caiz midir?

    O kadar şey yazdıktan sonra meseleyi buraya dayandirinca insan sormadan edemiyor ya bu feministler harbiden ne yaşamışlar da masallardan falan çok fena analizler yapıyorlar.

    • Büşra Eser |REÇEL
      16 Kasım 2015 - 15:37 | Permalink

      Evet ya niye böyle şeyler yapıyolar ki, masallarda anlatılanlar şu gündelik hayatımızdakilerden çok ayrı çok farklı şeyler hiiiiiiiiiiç de benzemiyorlar. Her çocuğun duyduğu, belki bir şekilde içselleştireceği şeyler de değiller ya da zaten bizde de bu masalların türemesine yol açacak şeyler de yok, nereden çıkmış acaba bu masallar. Feministler de amma psikotiklermiş ya, sayenizde kendi içimde bir aydınlanma yaşadım :)

  • Maryams
    18 Kasım 2015 - 15:53 | Permalink

    genclik ,guzellik gidici de; kariyer , para kalici mi?kadin ikincisi icin tercih edilince geleneksel dayatmalardan kurtulmus mu olacak, kendisiyle gulen sevimli cehresi icin evlenen adam, onun parasini ve sohretini daha cok sevince bu kadin icin Daha mi makbul olacak, boyle bir erkege kadin hayranlik duyabilecek mi, kadinin ellerine, saclarina, tatli dillerine yazilan siirler diploma ve mirasina evrilince ask hala olcak mi, yoksa kayfe fincani dudagi, findik burnuna hayran oldugu adamin askiyla,kadin mi aski baslatacak?

  • Mehmet Konak
    18 Aralık 2015 - 10:19 | Permalink

    Ya Çirkin Hiç Prens Olmazsa görünce çirkinler de insan hatta güzellerden çok daha erdemli insanlar olabilirler, niye illa yakışıklı prense dönüşüyor ki temalı bir yazı okuyacağımı sandım. Ancak resmen çirkinle evlenip hayatımızı niye heba ediyoruz temalı bir yazı olmuş. Bir başka ifadeyle çirkinler başka kapıya yazısı olmuş.

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir