REÇEL

Varoluş Savaşı

Başörtü takarsın kimi önden çıkan saçın için suçlar seni, dini bozduğunu ima eder; kimi geri kafalı olduğunu söyler. Eğer kadınsan hep olman gerekenden fazlasını beklerler senden.

Konuk Yazar: İlayda
Görsel: Kristian Krohg

Kadın olmak tüm hayatını bir savaşın ortasında geçirmek gibi. Doğduğun andan itibaren mızraklarının uçlarına tüm o çirkin genellemeleri bağlayan binlerce insanla mücadele etmeye başlarsın.  Yalnızca varlığını kabul ettirmek için bile öylesine çaba gösterirsin ki çoğu zaman doğmamış olmayı dilersin. Onlarla aynı veya farklı düşünmen hiç önemli değil, eğer kadınsan düşünmeye hakkın yokmuşçasına karşında dikilirler. Şort giyersin çirkin bakışlarını bacaklarına dikip iğrenç laflar atarlar. Başörtü takarsın kimi önden çıkan saçın için suçlar seni, dini bozduğunu ima eder; kimi geri kafalı olduğunu söyler. Eğer kadınsan hep olman gerekenden fazlasını beklerler senden. Sadece kadın olarak var olmana izin vermezler. Anne olmanı beklerler, başını örtmeni, dini temsil etmeni, kocana hizmet etmeni beklerler. Ya da uzaya çıkmanı, ışınlanmayı bulmanı, kansere tedavi bulmanı beklerler. Aksi hâlde saygıyı hak etmezsin çünkü. Kadın olarak doğmak bir eksiklikmişçesine bunu telafi etmek için öne çıkacak şeyler yapmanı beklerler. Beklesinler. Tanrı kadını erkeğe hizmet etmesi için yarattıysa neden erkeklere iki kol, iki bacak bir de beyin verdi? İki kol, iki bacak sanırım herhangi bir yaşamsal faaliyetlerini sürdürecek aktiviteleri kendi başına yapabilmesi için. Bir de beyin var tabi. O da azcık düşünmek için olmalı. İki bacak arasındaki organı senden farklı olduğu için birinin senden eksik olmadığını, sadece varlığını kabul ettirebilmek için senin yaptığının yüz katını yapmak zorunda olmadığını düşünebilmeni istemiştir

Yıl 2021, şaka gibi ama hâlâ çok temel şeyler yüzünden uğradığımız ayrımın haddi sınırı yok. Hâlâ ped alırken ayıp bir şeymişçesine siyah poşete saranlar var, işe alımlarda hem kadın-erkek arasında hem de kadınlar arasında görünüşe bağlı olarak ayrım yapanlar var, anne olmayı tercih etmeyene yarım gözüyle bakanlar var ve hâlâ görüntüsü yüzünden iğrenç kalıplara sokulan binlerce kadın var. Ne acı, yaşamak başlı başına zor bir şeyken bir de tüm hayatını eşitlik için çabalayarak geçirmek. Eğer kadınsanız gerçekten sonu olmayan bir savaşa doğmuşsunuzdur. Her gün her saniye aslında canımızı acıtacak pek çok ayrımcılığa maruz kalsak da alıştık artık hepsini göz ardı edip savaşmaya devam etmeye. Sadece yılın bir günü iki üç paylaşım yapılır hakkında, sonra yine varoluş savaşına dönersin. Onu bile çok görenler var artık. “Emekçi Kadınlar Günü” imiş o günün aslı. Tarlalarda ellerin nasır tutana kadar çalışmadıysan, bilimsel çalışmalar yapıp Nobel Ödülü kazanmadıysan, yokluk içinde on beş çocuk okutmadıysan hak etmiyormuşsun o günü kutlamayı. Yok öyle bir şey.

 Bu 8 Mart’ta tüm ötekileştirmelere inat yaşadıkları için tüm kadınlara teşekkür ederim. Nasıl erkeklerin toplumda var olabilmek için baba, bilim insanı, yazar, siyasetçi, akademisyen olması gerekmiyorsa bizim de hiçbir vasfa sahip olmamız, hiçbir kalıba girmemiz gerekmiyor. Kadın olarak sadece yaşamak bile bu kadar zorken yaptığınız her şey için sizinle gurur duyuyorum. Döktüğünüz gözyaşları, girdiğiniz tartışmalar, okuduğunuz kitaplar, dile getirdiğiniz fikirler… Bu dünya bize koca bir özür borçluyken, bu varoluş savaşımızın ortasında yaptığınız her şey için gurur duyuyorum. Hayatını kariyerine adayıp büyük işler başarmaya çalışan, sessiz sakin huzurlu bir hayat isteyip evinde kahvesini yudumlayan, bir canlıya annelik yapmayı tercih eden veya etmeyen kim olduğunuz ve nelerle ilgilendiğinizin önemi olmaksızın istediğiniz hayatı yaşayacak gücünüz olduğu için hepinizle gurur duyuyorum. Kadınlar günümüz kutlu olsun, bu ataerkil sistemi tüm kalıplara inat istediğimiz hayatı yaşayarak yıkacağız. Ve unutmayın ki onların tüm çabalarına rağmen biz mutlu olarak bu savaşı kazanacağız.

.

Konuk Yazar

1 Yorum

Demet için bir cevap yazın İptal Et

  • Merhaba reçel blog sakinleri. Konuyla alakası yok ama acilen yardıma ihtiyacım var. Bir soru soracağım. Sahabeden bir kadın vardı. Issız bir yerde çobanlık yaparken kendisine tecavüze yeltenen adama taş atarak ölümüne sebep olmuştu. Adamın tarafı davacı olup kısas istediğinde Peygamber Efendimiz kadını dinlemiş ve kısasa verek olmadığını, kadının haklı olduğunu söylemiş ve şahit aramamıştı. Bu kadın sahabenin adını hatirlayamadım dolayısıyla olayla ilgili bir kaynak da bulamadım. Bunu bilse bilse reçel kadınları bilir dedim. Bilen varsa yazabilir mi? Teşekkürler.