Genel

Sadece Anlatacağım

Konuk Yazar: İsimsiz

Nasıl bir yazı olacak hiçbir fikrim yok, başlıkta da söylediğim gibi sadece anlatacağım. Anlatma nedenim var tabii ki, ergenlerin psikolojileri, yaptıkları hatalar (belki de hata değil de toplumun gereksiz dayatmaları) ve sonuçlarının onların hayatlarına etkileri üzerine bir şeyler düşündürmek. En azından aileler için bir yol göstermek. Ya da hiç değilse benim gibi davranan insanların nasıl bir sarsıntı yaşadıklarını bir nebze olsun gösterebilmek. Yine de bir şeylerin değişeceğine dair umutlu olduğum söylenemez.

Benim hikâyem 13-14 yaşında başladı. Ergenlik yıllarıma denk gelen yaşlar, o dönemleri hepimiz biliriz, karşı cinsin etkisi üzerimizde çok fazladır. En azından benim üzerimde öyleydi ve işte tam o yaşlarda âşık oldum ya da olduğumu sandım. Yeşil gözlü, kumral, benden 4 yaş büyük biri, üstelik okuldaki tüm kızlar, mahalledeki yaşça büyük ve güzel kızlar bile ona âşık. Herkesin gözü, yeşil gözlünün üzerinde. Ama o bir gün geldi ve bütün kızlar arasında beni seçti, haliyle nasıl bir gurur, nasıl bir kendini ve güzelliğini ispatlamışlık duygusu yaşadım ve koşar adım nasıl kabul ettim anlarsınız.

İlk kaçıncı ay hatırlamıyorum, aşk sözleriyle dolu ajanda aldım, ben de birkaç şey karalayıp verdim vs. her şey güzeldi, açıkçası çok seviliyordum. Yeşil gözlü bir kez olsun elimi tutup yanağımdan bile öpmedi (bunu özellikle neden vurguluyorum, ileride anlayacaksınız). Her sabah okulumuzun bahçesinde durup benimle konuştu, dershanemin önüne geldi, çıkışlarda beni durağa kadar bıraktı. Anlayacağınız gayet seviyeliydi de. Ama birgün beni gelinlikçilerin önüne götürüp ortaokul biter bitmez evlenmek istediğini söyledi. Oysa benim çok farklı hayallerim vardı, okuyacaktım, hem de üniversite okuyacaktım. Kafamda nasıl şimşekler çaktı şimdi bile hatırlıyorum, ateş içinde kalmış, elinden her şeyi alınmış da hemen kaçmam gerekiyor gibi hissettim. Öyle de yaptım, ajandayı bana verdiği bir zaman onu yok edip bir daha görüşmek istemediğimi söyledim. İşte tam da bu noktada, o uysal insan gitti ve pislik bir düşman geldi.

İlk yaptığı evimizin telefonu susmaz oldu. Her gün her dakika biri çaldırıp kapattı, bazen sesimizi dinleyip kapattı, bazen küfür edip kapattı. Ve babam aylarca süren bu olay sonrası durumu savcılığa bildirdi. Benim liseye geçtiğim, iyi bir lisede İngilizce hazırlığı bitirmek üzere olduğum bir dönem çaldıranın kim olduğu ortaya çıktı ve yeşil gözlünün babası eve damlayıp olayları çarpıtarak (çarpıttığını ailemin tepkisinden anlayacaktım) aileme anlattı.

Adam gittiğinde annem tarafından banyoda “Hamile miyim?” diye sıkıştırıldım, inandırmak için ne yaptıysam olmadı, doktora götürülmekle tehdit edildim, sonrasında dayak yedim. Evet, tokat bile yemediğim insanlar tarafından dövüldüm. Hem de tekme tokat, yerde sürüklenerek, “Orospu, başka kiminle ne halt yedin?” diyerek bir güzel dövdüler beni. Sonra inandılar ama ertesi gün okula gidemeyecek haldeydim, kafam şif, yüzüm morluk içinde. Şimdi hatırlıyorum da elim yüzüm o haldeyken bir de giremediğim yazılalar için öğretmenlerime ne diyeceğimi düşünmüştüm.

Sonrasında işler daha da kötüleşti, orospu olmak, abin, ablan ve kardeşlerinin yanında zerre kadar değerinin olmaması, onlar oynarken ya da abur cubur yerken asla davet edilmemek gibi unutmayacağım çok şeyi yaşadım. Yalnız bırakıldım, lanetliymişim gibi ne evde ne de mahallede yanımda kimse kalmadı. Hele abime aldığım hediyelerin çöpe atılması vardı ki, hala içimdeki burukluğu hissediyorum.

Yaşım ilerledikçe, orospu olmadığımı, hatta orospuluğumun eskide kaldığını ispatlamam gerekti, gelen misafir erkeklere hoş geldin derken bile dikkatli davranmam söyleniyordu, sık sık tenkit ediliyordum. Sonrasında ise iyice emin olmak için “Hoş geldin” bile dememem gerektiğine karar verildi.  Zaten lisemden alınıp kızların ağırlı olduğu bir liseye de verilmiştim ki, artık cezalandırılmış olmanın suçlu hissetmenin yanında bir de arkadaşlarımdan ayrılıp, içime kapanmıştım.

Böyle böyle lise bitti. Üniversiteyi de kendi şehrimde okumak şartıyla bitirdim. Derken öğretmen oldum ve hâlâ öğretmen arkadaşlarımla bile konuşurken problem yaşıyorum, sıcacık bir gülüşü yanlış anlayacaklar mı korkusuyla günaydın diyemediğim, “Acaba orospu olarak algılanır mıyım?” diye arkadaşça bile sohbet edemediğim insanlar var. Deli gibi gülmek isterken hiç gevrek bir kahkaha atamadım mesela. Ve tüm bunları kasıtlı da yapmıyorum, istemsizce geri çekilmenin, kabuk gibi sert duygusuz bir yüzle gezmenin ne kadar iğrenç hissettirdiğini anlatamam.

Şimdi evlilik görüşmelerinde bile iletişimi sağlayıp sağlıklı bir sohbet sürdüremiyorum. Toplumun ve ailemin gözünde orospu olmamak için kadınlığımdan vazgeçtim galiba. Üstelik geri dönüşü de bulamıyorum.

7 Yorum

  • totoro
    25 Ocak 2018 - 11:30 | Permalink

    ben de çok benzer şeyler yaşadım. lisedeydim. birinden hoşlanıyordum. arkadaşım da o çocukla arkadaştı ve fotoğrafını bana göndermişti. zaten ailem o kadar sıkı ki sevgililiği asla düşünmüyordum. sadece fotoğrafla kendimce platonik takılıyordum. annem bir gün arkadaş gibi yaklaştı ve bunu öğrendi. o günden sonra sürekli aklı erkeklerde gizli sevgilileri olan orospu oldum annemin gözünde. hatta okulun çok ağır olan derslerini yapamayışımı da ona bağladı yıllarca. allah nasip etti bir şekilde evlendim ama annemin bu tavrı evliliğimde vajinismus olarak tekrar ortaya çıktı. çok şükür onu da yetkin bir psikologla atlattık kısa bir sürede. her türlü travma yaşamış kadının yetkin bir psikoloğa görünmesini canı gönülden diliyorum.

  • S.
    25 Ocak 2018 - 12:18 | Permalink

    Nasıl aileler bunlar? Çok üzüldüm yazar adına. Insan böyle davranan bir aileyi sonrasında nasıl affedebilir bilmiyorum.

  • Yasemin
    25 Ocak 2018 - 12:57 | Permalink

    Sevgili yazar ,
    Hikayeni okurken , ben bunları yazmış mıydım reçele diyecek kadar kendimi buldum, detaylar dahi aynıydı , fazlası var ben de de bu hikayenin , çok daha travmatik bitiyor.
    27 yaşındayım kendi hayatımı ve ailemi kurduğumda psikoterapiye gidip herşeyin üstünden geçtim anlattım gerçekler bildiğim gibi miydi bilmeye ihtiyacım vardı , geçmişte olan bitenler sebebiyle ağır anksiyete yaşıyormuşum , bi çeşit ne yaparsam yapayım acaba ailem onaylar mı endişesi gibi çünkü ben hatalardan başka bi haltı olmayan biriyim ya işte , başka çeşitleri de var herneyse..
    Annem de gözlerinde acımasız bir ifade hatta yaptığının kendisine sevap kazandırdığını da düşünerek çokca sopalar kırdı sırtımda , dinlendi bir daha kırdı, çok defa fahişesin sen dedi, çok önemsiyor olmalıyım ki annemi , bir dönem onun bu söylemi nedeniyle kendimi Temiz ve namuslu görmemiştim , oysa 14-15 yaşında özenti bir ergensin , hele de o yıllarda ne yapmış olabiliriz en fazla ? Temiz görmeyişim beni daha da savurdu , baktım ruhuma ve bedenime eskisi gibi değer vermiyorum , maalesef ki karşımıza çıkan adamlar bu zayıflığımızı görüveriyor , pek çok kez başıma bela açmalarına zarar vermelerine ramak kala onlardan kurtuldum. Bir gün her ne oldu bilmiyorum bu acıdan bıktığımı farkettim ve ailemin böyle adlandırmasının böyle olduğu anlamına gelmediğini farkettim ..bunlar hep ailemin fazla çarpıtılmış tanımlarıydı, ben bir çocuktum kendimce aptalca bir iş yapmıştım , çocuklar hata yapabilir dedim , önce kendi içimden annemin yargılarını sildim , kendime kızmadım onlara bakıp. Doğruyu söylemek gerekirse iyi de bir adam buldum evlendim , benim kendi ailem böyle temiz bir adamı haketmediğimi de ima etti bazen ama, haketmesem bulmazdı beni,öyle sevdi ki , güzelce bakılmış bir çiçek gibi oldum …umarım sen de herşeyden uzaklaşır mutlu olabilirsin, kendine hiç kızma sen çocuktun , öpüyorum .

  • Merve
    25 Ocak 2018 - 13:34 | Permalink

    iyi ki anlattınız belki azda olsa rahatlamışsınızdır. lütfen kendinize bu kötülüğü yapmayın gelmiş geçmiş öyle bakın. gerekirse yardım alın..lütfen ama lütfen kimsenin sizin hayatınızı çalmasına izin vermeyin..

  • KendineMüslüman
    25 Ocak 2018 - 15:47 | Permalink

    Bu kadar travmatik olmasa da her Müslüman kadın benzerini yaşamıştır diye düşünüyorum.Abim, dindar ailemin “uçarı” cocuguydu.Benim gordugum ve ailemin sahit oldugu onca kizla iliskisi olmustu, bu iliskiler ne kadar ileri gitti bilemiyoruz(?) Birinden hoslanirsan abin dover.Bak abini gormuyor musun?’ la dolu bir ergenlik gecirdikten sonra.Universitede sevme yetimi kaybettim.Boyle bir sey mumkun mudur bilmiyorum ama yok yani.Guvenemiyorum,sevemiyorum.Hala boyle devam ederken bu sefer ailem “neden biri yok?” diyor.Yok,çünkü bana guvensizlik asiladiniz, sevme yetimi öldürdünüz.Oglunuza her sey mubahken benim küçük hoslanmalarim “haramdi” her neyse güzel kardeşim.Acinı ve kaygını paylaşıyorum kısacası.Rabbim bizi böyle muamele edenlerden korusun onlar gibi etmesin.

  • Mahieu
    25 Ocak 2018 - 17:12 | Permalink

    Bırakta nefret etsinler. Varsın orospu ol.
    Hatta nefret etmeleri için çaba göster. Değerli değiliz, en azından yazılmaya değmeyiz. Nihayetinde yüzün gülecektir. Nitekim ömür göz açıp kapayınca bitiyor. Daha dün lisedeydin. Ne ara üniversite bittide öğretmen oldun? Yani anlayacağın değmiyor yahu. Hayatı yaşamaya bak, yorma kendini :)

  • A
    26 Ocak 2018 - 09:41 | Permalink

    Ne yazacagimi ne soyleyecegimi bilemedim. Tek soyleyebilecegim lutfen kendini suclama. Her aci bir sekilde sona eriyor. Ailen sana bu kadar aci verdiyse vermeye devam ediyorsa arana mesafe koymani dilerim. Hayat her sekilde geciyor. Kendine acimaktan omuzlarina daha fazla yuk bindirmekten vazgec. Bir gun istersen evlenirsin evlenmezsin senin bilecegin seyler. Ama kendini sevmekten vazgecme.

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir