Genel

Örtünmeme Hakkı

Konuk Yazar: Nebiye Arı

Hayatım başörtüsü mücadelesi ile geçti nerdeyse, 12 yaşında aile arzusu ile örtündüm, sonra uğruna bazı şeyleri de feda ederek sahiplendim örtüyü. (Hatta bazen öyle aşırı sahiplendim ki kendim için belirlediğim hatları herkes için kural gibi çizerek yazılar bile yazdım.) 15 yaşında okula gidemediğim için kuralcılığı ve yasaklarıyla beni yıldıran bir Kuran Kursu’na gittim. (Sanırım ruhen dine en çok mesafe aldığım yıllarım diyebilirim) 17 yaşında başörtüsüne özgürlük için Urfa’dan başlayan yürüyüşe Konya’dan katıldım ve Ankara’ya 13 gün sonra yürüyerek ulaşmış olduk. (Ak Partinin iktidarda olduğu fakat başörtü serbestliği için erken dediği dönemlerdi galiba. Arkadaşlarımın meclise ellerinde Kuran ile yürüyüp gaz yedikleri zamanlardı) 19 yaşında İstanbul’da korsan* bir üniversiteye gidip 4 yıl boyunca normal üniversite hocalarından ilahiyat eğitimi aldım, fakat aldığım diplomanın mezun olduğum okulda bile bir geçerliliği yok. (Okulun öğrencileri ben başladığım zaman 800 filandı sanırım tamamen kadınlardan oluşuyordu sebebini artık tahmin edersiniz.) 28 yaşında bir kadın olarak tekrar YGS sınavlarına hazırlanmam da bu hikâyenin şimdiki zamanını kuruyor.

Geçen günlerde öğrendim ki; Konya’da bir imam-hatip ortaokulu bizim söke söke aldığımız özgürlüğü çocuklara dayatmaya başlamış. (E diyeceksiniz ki: -Nebiye günaydın yavrum, sen yeni mi ayıldın! Yok be gardaşım, yeni ayılmadım yenice öfkelenmeye başladım mevzuya. ) Bu ortaokul çocuklarına okulda başörtüsü zorunlu olmakla birlikte bir de yaş ayrımı filan yapmadan ferace giymek zorunlu tutulmuş. Beni daha da kaşıyan ise elbette olayı anlatan tanıdıklarımın“Zamanında önünü almak lazım tabi” sözleriyle uygulamayı oldukça haklı bulmasıydı. İşte olmayan çocuğum için o zaman öfkelendim. Bu kız çocuklarının bir kısmı zaten normal hayatta başörtüsü kullanmıyor, zengin olmayanlar dışında okul çevresinde yaşadığı için de o okula gitmek zorunda, alternatifi yok yani. Benim ortaokulda yaşadığımın tam tersini yaşayan çocuklar var; Ben okulun kapısına kadar örtülü içerde örtüsüz olmak zorundaydım. Bu çocuklar ise dışarıda istedikleri gibi okul kapısına gelince de örtülü ve feraceli olmak zorunda. Sizin de içinizde çıldırmaya yakın bir his oluşuyor mu acaba?

Bazen kodaman ağabeylerimiz başörtülüleri beğenmeyince çıkıp diyor ya “Biz başörtüsü mücadelesini bunun için vermedik” diye, siz/biz de bunlar olarak sinirleniyoruz hani.

Asıl biz başörtüsü mücadelesini önünüze her çıkan kız çocuğunu ya da kadını örtesiniz diye vermedik beyler! Bayanlar!

Allah insanlara “irade” verdiğini ve amelleri de bununla ölçeceğini söylüyor. Müslüman olduğunu söyleyen insanlar (aman sonra önünü alamayız diyerek) Allah’ın verdiği iradeyi gasp ediyor ve Rabblik taslayarak zorbalık yapıyor. Evet, efendim ağır filan konuşmuyorum hiç. Dindar nesil yetiştirmek adına her şeyin kılıfını, kabını, jelatinini değiştirince dindarlık yeşermiyor, çoğalmıyor, güzelleşmiyor. Her okulu imam-hatip yapıyor sonra hafızlık için okula gelmeyen, sınavı geçemeyen talebelere hocaları geçer not vermeye zorlayarak ahlaklı bir nesil yetiştirmeyi amaçladığınızı söylüyorsunuz. Komiksiniz..

Yeni Türkiye’de iradeleri gasp edilen kızlarla da “örtünmeme hakkı” için de sokakları dolduracağız böyle giderse.

Size kendi hayatımdan kesitler sundum, devletin ve kurumların zorbalığına baş eğmeyen kız çocuklarını anlattım aslında biraz da. Varın gerisini siz düşünün..

 

 

8 Yorum

  • aslı karaca
    10 Şubat 2017 - 20:07 | Permalink

    Paylaştığın için teşekkürler Nebiye. “Ben okulun kapısına kadar örtülü içerde örtüsüz olmak zorundaydım. Bu çocuklar ise dışarıda istedikleri gibi okul kapısına gelince de örtülü ve feraceli olmak zorunda. Sizin de içinizde çıldırmaya yakın bir his oluşuyor mu acaba?”
    benim de içimde çıldırmaya yakın bir his var… Acaba öğrencilerden ve velilerden tepki var mı? Ses çıkarabiliyorlar mı durumdan rahatsız olanlar?

  • Zeynep
    10 Şubat 2017 - 20:42 | Permalink

    Okulu biliyorum etrafında alternatif bir sürü yakın okul var yani oraya gitmebzorunluluğu falan yok,ayrıca ferace dediginizde diz üstü bir hırka ve altinda pantolon .

    • Nebiye
      11 Şubat 2017 - 13:01 | Permalink

      Konya’da böyle bir sürü okul var aynı okuldan bahsettiğimize emin misiniz?
      Eminseniz eğer recelin mailine bir mail atın bana yönlendirirler. Tartışıriz hatamiz varsa duzeltiriz.
      İmam-hatip’te okuyanlara başörtüsünün zorunlu olmasını doğru buluyor musunuz? Başörtüsü inanilarak mı yoksa zorunlu tutularak mı benimsenilir?

      • Zeynep
        14 Şubat 2017 - 13:30 | Permalink

        Öncelikle aynı okul olmayabilir ve evet başka okullardada bu uygulama var fikri yorum yazdıktan sonra bende de oluştu.Yorumumda bilgi eksikligini giderme düşüncesi vardı yoksa bir yanım ki bu anne tarafım uygulamanın faydalı olabileceğini diğer bir yanım başörtüsü problemini yaşamış gen kız tarafım dayatmaların doğru olmadığı ters teptiği yönünde düşünüyor.Daha geniş bir sekilde tartışılabilinir.

  • olive kitteridge
    11 Şubat 2017 - 19:32 | Permalink

    Yakın bir tarihte, dindarlığını takva boyutunda yaşayan ve hayatını ‘kendi’ takva anlayışına göre düzenleyen komşumun büyük kızı intihara teşebbüs etti. 18 yaşında bile olmayan bu masum yavrunun, annesinin dindarlığını yaşamak ve sürdürmek, hayattaki tercihlerini onlara göre yapma zorunluluğu var. Aşama aşama tesettürden çarşafa geçişine, okuldan alınıp yatılı kurslara gönderilişine, annesinin çevresiyle arkadaşlık edişine, bize selam vermeden yanımızdan geçip gidişine (ki hani selam vermek sünnet, hani gülümsemek sünnet vs vs),şahsiyetiyle ilgili her izin nasıl da silinip gittiğine şahitlik eden komşusu olarak, olanlara çok üzüldüm. Kendimi mesul hissetmedim dersem yalan olur, üstüne üstlük gözlerindeki o ışığın nasıl da kaybolduğunu bizzat gördükten sonra! Şimdi mevzuyu hasta dindarlar, baskıcı islam boyutundan çıkarmak için söylüyorum, meselem dindarlıkla, islamla veya çarşafla değil. Kişilerin istedikleri gibi yaşama haklarına sonuna kadar saygı duyuyorum lakin kızının başını zorla açtıran anne ile zorla örttüren anne arasında bir fark göremiyorum ben. Bahsettiğim örnek ,gözümün önünde ve ‘dindarlık ekseninde’ cereyan eden, bir insanın şahsiyetini ve varlığını, aklını, tercihlerini ipotek altına alma süreciydi. (Pek tabi bunun tam tersinin de yaşanması muhtemel)
    Olması istenen şey, evladının Allah’ın rızasını gözeterek yaşaması, sonuç intihar teşebbüsü ki ebedi cehennemde kalmayı göze almak bir nevi (bu konuda da kesin bir inancım yok benim ama, genel temayül bu yönde olduğu için öyle yazdım. Yakını bu şekilde vefat etmiş kimseyi incitmek istemem, en doğrusunu ancak Allah bilir).Ortaya çıkan tabloda çok ama çok büyük bir yanlış var, çocuğumu inançlı bir birey olarak yetişmesini elbette isterim, iman etmek dediğimiz ve insan ömrüne yayılan uzun ve meşakkatli yolda doğru tercihler yapmasını arzularım, onun edebi hayatı için endişe duyabilirim ama benim bu endişem onun kendi hayatına mal olacak ya da kendi hayatı ve benim isteklerim arasında sıkışıp kalacaksa, belki de bir durup düşünmem gerekiyordur. Yanlış olan şey onun örtünmesi ve örtünmemesi değildir aksine kendi varlığını tanıma ve kabul etme, ona verilmiş hayatı nasıl ve ne şekilde yaşamak istediğine karar verememesidir. Soran ve düşünen bir birey olmadan nasıl iman etmiş olacağız ki? Ya da nasıl iman etmiş olunur ? Muhtemelen ezbere bir inanç olur ki o da ilk soruda eriyip gidecektir. İlk tümsekte takılacak, ilk hayal kırıklığında dağılacak, ilk şüphede büyüyüp yutulacaktır. Kişinin kendi inancında boğulmasını sonuç veren bir sürü tatsız olaylar zinciri.
    Yazının temel eleştirisini anladığımın altını çizerek, yan mevzu olan imam hatipler ve kıyafetlerine bir eleştiriyi ben de yapmak isterim. Evet kızların böyle bir zorunluluğa tabi tutulmasına karşıyım. Her yere imam hatip açmanın da ne kadar gerekli olduğunu da oturup düşünelim derim. İslamı bir şekil dini olmaktan çıkarıp, zihni melekeleri muhattap alan bir yaşam şekline dönüştürmek gerek. İnsanı dönüştüren, geliştiren ve yeryüzüne halife kıvamına getiren bir din olarak hem de.

  • ünsal
    23 Şubat 2017 - 09:02 | Permalink

    eşiminepostasından yazıyorum hilal tv sosyolog feyza hanımın ikilem deki söyleşisini izledimve reçele ulaştım benim kızımda imam hatip 5teokuyor hiçbir zorlama yok açık olarakderslere katılıyor eşim imam ben im bilgisayarla pek işim olmaz fakat sizin örtüye hayır yürüyüşü sloganınız benim beynimden kaynar sular döktü adeta 83 imamhatip mezunuyum biz ağlayarak başımız açık okuduk ve sonra içerde aç dışarıda kapat yüreğimizi yaraladı üniversite okumadık ben ve bir çok arkadaş ım siz nasıl olurda böyle cümleleri kurup benim gibi mağdurların yüreğini yaralarsınız oraya giden çoçuklar tercihlerini yapıp bilerek gidiyorben bir imam hatipli olarak size katılmlyor ve sizi kınıyor ahirette davacı olacağımı iletiyorum örtümüze dil uzatmayın o allahın emri size inanamıyorum biz bu günlere kolay gelmedik benim 2 kızım daha var onları hatipli yapamadık eğitim iyi değildi ama şimdi not ortalaması 90 üzeri çoçuklardan oluşan bir sınıfta okuyor elhamdülillah benim yavrum kendisi gibi birçok açık öğrenciler var sınıfında hiç bir baskı yok ne yönetimden ne öğretmenlerinden önce önyargılı idi ben imam hatiplimi olacağım diye ama şimdi iyiki imam hatipliyim arkadaşlarım sanki özel seçilmiş hiç kötü huylu yok aramızda çok mutluyum diyor baskı olsa bu çoçuk bunları söylermi lütfen örtümüze laf etmeyin ofarz namazada korkuyorum dil uzatırsınızsiz biz çocuklarımızda bizde imam hatipli olmaktan mutluyuz karışmayın bize yorumda yapmayın

  • Seher
    25 Şubat 2017 - 02:00 | Permalink

    Hay kardeşim kalemine sağlık ya. Hiç ağır değil yazın hafif bile. İnsanlar nasıl incindiklerini hatırlıyorlar da, anlattıkça anlatıyorlar ve yaralarını kazdıkça kazıyorlar da o yaradan bir kaynak bir rahmet çıksın da öteki benim yaşadıgımı yaşamasın demiyorlar ya, o kazdıkları yara kör bir kuyu oluyor ve ilk düşen de kendileri oluyor. Sen dünün yaralananı, bu günün yaralayanı, yarın yine yaralanan olmamak için mi yaptıkların? O zaman o şikayet edip durageldiğinden farkın ne? O zaman yarının yine, yeniden yaralananı olmamaktan seni ne ve kim kurtaracak? ne yüzle hak arayacaksın, yüzün kızarmıcak mı?

    • zehra
      28 Şubat 2017 - 19:34 | Permalink

      yaklasiyor yaklasmakta olan malesef dindar camia gozlerini kapatiyor. o vakit geldiginde simdi ust perdeden konusan siyasiler, kadinlarin basortusu uzerinden poz kesen dindar erkekler bir anda gorunmez olacak. o zaman bugun yapilan zulumlerin hesabini kimden soracaklar biliyor musunuz? o imam hatibe giden 12 yasindaki masum kiz cocugundan. nefret ediyorum ortuyu siyaset malzemesi haline getirip kendi yaptigi haksizliklarin uzerini ortenden.

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir