REÇEL

Orhan Bekleme Yapma

Orhan’ı zaten hepiniz tanıyorsunuz. Orhan içimizden biri. Orhan otobüste karşı koltukta, okulda yan sırada, iş yerinde çapraz masada.

Yazar: Z

 

Size Orhan’dan bahsedeceğiz. Orhan pek de özel biri sayılmaz. Kendisi birkaç aydır Reçel Blog’u takip eden, kimi yazılarımızın altına hoşnutsuzluğunu dile getiren yorumlar yapan bir kimse. Nasıl mı?

Mesela, sitede Abdülmecit Köşkü’ndeki sergiye saldırıyı konu alan “Kapıyı Çalmak” başlıklı bir yazı yayınlanır. Orhan “Kapıyı açmıyorum; dışarıda, soğukta kal” demek için oradadır. 

Yahut, kadının imamlığına dair tartışma yürüten bir yazının altında “İğrenç, iğrenç, iğrenç!” diyerek belirir, “Özgür kadın olma uğruna dinden çıkacaksınız” diye size uyarır. Fakat Orhan bizi hem döver hem sever gibidir. 

 

Orhan’a göre “özgür Müslüman kadın” olma günahına bulaşan kadınlar erkeklerle aynı safta namaz kılmak ister, şort için eyleme katılır, kamusal alanda ısrarla var olmak ister ve Women Studies’de okur…

 

Orhan kendine bu fikirlerinden dolayı karşı çıkan erkekleri de anlayamaz. Bir insan erkek haliyle neden İslam’ı eğip büken kadınları savunur ki diye düşünür. “O kadınlar var ya o kadınlar…”

 

Son olarak Orhan sorunlu evliliğini anlatan bir kadının yazısına yorum yapmaya geldiğinde ise olaylar kendiliğinden gelişir. Belli ki Reçel okurlarının Orhan’a artık yeter deme vakti gelmiştir. 

 

 

Hatta “Orhan Git” kendi çapında küçük bir akıma bile dönüşür.

 

 

Doğrusu Orhan da gitmiştir… Kendisini o zamandan beri gören olmadı.

Peki kim mi bu Orhan? Orhan’ı zaten hepiniz tanıyorsunuz. Orhan içimizden biri. Orhan otobüste karşı koltukta, okulda yan sırada, iş yerinde çapraz masada.

O bir trol değil! Kendisi samimiyetle ahiretimiz için endişeli. Kağıttan erkeklik kalesi üflersek yıkılır diye de telaşlı ve öfkeli.

Seni görüyoruz ama bize de yazık be Orhan. Artık git Orhan. Git kendini çok sevdirmeden.

19 yorum

  • Kimseye hakaret etmediğim müddetçe, kimsenin namusuna dil uzatmadığım müddetçe ben de kendimi ifade etmeye devam edeceğim. Ama belli ki rahatsız olmuşsunuz. Tamam, daha az yorum yaparım artık. Hem bu aralık ayında askere gideceğim, altı ay boyunca rahatsız etmem sizi. Bu sayfayı da hatıra olarak saklayacağım. Son bir şey daha söyleyeyim: Yazınızın son kısmında şöyle demişsiniz: “O bir trol değil! Kendisi samimiyetle ahiretimiz için endişeli.” Evet, bu kısım doğru. Müslüman hanım kardeşlerimin ahreti için endişeliyim. Ama sonra şöyle demişsiniz: “Kağıttan erkeklik kalesi üflersek yıkılır diye de telaşlı ve öfkeli.” Bu lafları hak etmiyorum. Sizin üflemenizle mi yıkılır acaba? Benim erkekliğim ne kâğıttan ne de ayılıktan mürekkep.

    • Tanımadığınız insanları şer kaynağı olarak gösterdiniz bunun nesi hakaret değil?
      Askere gideceğiniz bilgisi size acımamıza sebep olmaz boşuna yazmışsınız.
      ‘Şu kadınlar şöyle kötüdür bu kadınlar böyle imandan çıkmıştır ama askere gideceğim neden böyle yapıyorsunuz :(‘

      • Think adlı kullanıcıya yanıt: Cevabımda yumuşak bir üslup kullandım. Askere gideceğimi söylemem, bu yüzdendir ve samimiyetimden kaynaklanmaktadır. Bunun amacı ise, sizin bana acımanız değildir. Sizin acımanıza ihtiyacım yok, gerekmez, merak etme, eksik kalsın. Siz önce “niyet okumama”yı bir öğrenin. Hayatta çok işinize yarar niyet okumamak. Bu arada kendinize “think” demeniz de güzel olmuş, cuk oturmuş. Gidin siz bir “think” yapın, “mull over” ediverin. Son olarak: “Şu kadınlar şöyle kötüdür, bu kadınlar böyle imandan çıkmıştır.” demişsiniz ya. Hah, onu diyen, ben değilim; onu diyen, niyet okuyan sizsiniz.

    • İnanırmısınız ( muhtemelen inanmazsınız) erkelerin hanım kadınların ahiretiyle endişeye düşmesinden belli bir miktar irite oluyoruz!

  • Orhan da ve türevlerinde azıcık dahi ışık görsem, soracağım ; sigara-alkol kullanan, dar pantolon giyen kadınları düşündüğü kadar sokakta, işte gördüğü her kadını rahatsız edilmesi gereken 2.derece insan sayan, hele ki başı açık az da süslü püslü ise taciz etmenin şart olduğunu varsayıp öyle davranan, kendisi colugunun çocuğunun rızkını alemlerde yiyip, kızını yanında es kaza bir erkekle görse namusunu kirlendi sayıp çocuk büyük demeden tartaklayan, ölesiye döven , istismar eden vs vs erkekleri de dert ederler mi acaba? Ama sormaya gerek yok! Dini imanı bozan da, erkeği yoldan çıkaran da hep KADIN…

      • Lol bu endişenizi sahalarda da görmek isteriz. Blogda “iğrenç iğrenç iğrenç,(git başka yerde kus?) “mustafacım minik kuşum”, “ucube” laflarından, tüm o “sanki kendisine fayda sağlarmış gibi” (sen mi bilicen bunu PARDON?) sonra gelip burada endişe, müslümanlık, samimiyet taslayamazsın, bu kadar ikiyüzlülüğü internet bile kaldırmaz. Yahu kadın şiddet gördüğünü söylemiş endişeli ve samimi müslüman orhanın aklına niyeyse “Allah beni korusun…” demek gelmiş, bu kadın ne yaşamış ne oluyor, buna göz yummak mı İslam dememiş bir kez.

        Hiç de bile amel ediyorum, ahiret düşünüyorum bilmem ne deme, git ben ne biçim bir insanım diye kendine endişelen.

        • (1) Mustafa adlı kişiye “minik kuşum” deme sebebim, onun bana “evladım” demesi. Ben kimsenin evladı değilim. O da benim “minik kuşum” değil. Bunu biliyoruz. Ama bana öyl hitap edince ben de dayanamayıp benzer bir tepki verdim. (2) Ben ikiyüzlü değilim. (3) Şiddet gören arkadaşa üzüldüm. Benim “Allah korusun.” deme sebebim, şahsa yönelik değil, feminist Müslümanlara yöneliktir. Yorumlarım şahı odaklı anlaşılmasın. Sizin kendinizi ifade etme özgürlüğünüz varsa benim de var. Ben insanlara laf atmam, merak etmeyin. Size iyi günler diliyorum.

  • Ay bu Orhan çocuk-aile sitesinden fırlamıs buralara sanırım. Siz belli yazarlarınız dışında okurmuydunuz? sasırdım!

      • Gercekten merak ettim, rumuzunuz ne o sitede? hoş hepsi birbirinin aynısı, gerek de yok öğrenmeye :) Allah sizi kadınların şerlerinden korusun ne diyelim, amin…

  • Erkekliği yıkılmazmış hele hele laflar bak. Erkeklik ne ki yıkılsın demiyor öyle hoşnut öyle mutlu ki erkek olmaktan ve bunun üstünlük vasfı olmasından. İki cümle kurabiliyor olmasından mütevellit kendisini bir şey sanacağımızı da sanıyor. Orhan sana burda ekmek yok.

    • Ben nargilede boş beleş nargile fokurdatmak yerine kitap okuyup dinimi öğrenmeyi tercih ederim. Okuyorum da zaten. Ayrıca, “erkekliğim yıkılmaz” demedim. Erkek olmanın üstünlük vasfı olduğunu da düşünmüyorum. İki cümle kuruyorum, doğru, 200.000 cümle kuracak gücüm de mevcut. Beni bir şey sanmanızı da bekliyor değilim. Amacım buradan kendime pay çıkarmak veya ünlü olmak değil. Tamamen NİYET OKUMUŞsunuz. İnşallah niyet okumamayı, insanları yanlış anlamamayı öğrenirsiniz.

  • Orhan güzel insan
    Git kardeşim git diyemeyecegim
    Gitme bildiğin doğru istikamette devam et.
    Birgün bir kişiye dahi gerçekleri kabul ettiritsen o gün senin en mutlu günün
    Kal sağlıcakla

  • ” beni ümmetin her hali endişwlendiriyor” orhan bence anti depresan başlamalısın kaygı düzeyin tavan yapmış biz başörtülü bacıların!! için. yazık sana annnemmmm takma bu kadar bizi ya valla bak senin bizi dert ettiğin kadar biz kendimizi dert etmiyoz.. askerw gitcekmişsin yolun açık olsun özlemicez seni üzülme tamam mı;))

  • Oysa ben Orhan’ın tüm bu yorumlar göz önünde bulundurulduğunda kadın olduğuna o kadar eminim ki. O yazış şekli, o cevaplar. Aman aman.

    • Aldığım en güzel cevap. Buna şöyle cevap vermek istiyorum: “Beni bir tek sen anladın, sen de yanlış anladın.”

  • […] Reçel Blog’un Orhan’ı, ölmedi, kıtalar dolaşıyor. Şehir Üniversitesi’nin ataerkiyi bir övünç kaynağı olarak gören Müslüman erkekleri, Orhan örnekliğini benimser ve yola koyulurlar. Hepsinin ortak noktası iktidarlarını her alanda hakim kılma çabaları ve bunu pratiğe dökerken hadlerini epeyce aşmaları. Kibir ve cehalet gibi hasletlerin vücut bulmuş örnekleri de bu hadsizliğin temsilcileridir. Birbirlerine veyahut tanımadıkları birine gösterdikleri saygılı tavırları -saygıdan ziyade insan gibi bir muameleyi- bir kadına reva görmemeleri, kadınların hakları ve hayatları üzerinde tasarrufları olduğuna inanmaktan ileri geliyor ki, bu da güç şovuna meftun erkekliği açık ve seçik bir şekilde gösteriyor. Bu türün sosyal etkileşimleri kendilerine yetiyor, yabancı biriyle karşılaşmak konforlarını bozduğundan, ellerinden geldiğince çeşitliliğin karşısında durmaya gayret ediyorlar. E tabi dünyada yaşıyorlar, dışarı çıktıklarında bir karşılaşma ister istemez yaşanıyor, bu zamanlarda ise bizim konformist beyinlilerimiz bocalayıp kalıyorlar. […]