Genel

Ona Minik Deterjan Köpükleri Yapın

Her şey dindar erkeklerin dindar kadınlara çorap yıkatma hayalleriyle başladı. Ali Bulaç bu İslamcı erkeklerdeki sabun köpüğü zaafını çok öncelerden keşfetmiş olsa gerek. O gün bugündür banyodan mutfağa gelebildik, çamaşırdan bulaşığa.
Bu İslamcı dergi yöneticisi genç arkadaş, erkeklere söylenecek en güzel aşk sözcüğünün ‘bulaşık makinesi almayalım’ olduğunu düşünüyor. Kendi deyimiyle: ‘büyük sevmek!’ Çünkü inatçı yağ lekelerini bilek gücü ve bir miktar deterjan köpüğüyle çıkarabilen kadından daha güzel ne var şu dünyada?
AŞKAŞK
Sen yemekleri yap, ben ellerimi yıkayıp geliyorum sevgilim. Sen bulaşıkları yıkarken ben üç bulaşık makinesi fiyatına aldığım akıllı telefonumdan aşk aforizmaları twitliyorum sevgilim. Sen çocukları uyut, ben ‘kadınların evlilikten aşırı beklentilerinin aile üzerindeki yıkıcı etkileri’ konulu yazımı tamamlayayım sevgilim. Büyük sevmek diye buna derim!
love dishes lucy
Bu sabun köpüğü, deterjan kokusu tutkunu birtakım İslamcı erkeklerin saf duygularıyla dalga geçmek istemem tabii ama kadınların tarafından bakınca bulaşıktan romantizm devşirmek pek iyi bir fikir gibi gözükmüyor. Aradığınız yakınlığa buradan ulaşabileceğinizi zannetmiyorum gençler.

16 Yorum

  • Zeynep
    21 Eylül 2014 - 01:50 | Permalink

    Bu da tüm Müslümanların, bizlerin genel hastalığı; Yargılamak,Bilmeden eleştirmek… Bülent Parlak’ı takip ediyor olsaydınız, İslamcı romantiklerle tamamen ayrı dünyalarda yaşadığını anlardınız.. :)

  • kenan bilgiç
    22 Eylül 2014 - 13:08 | Permalink

    bence bülent bey çok doğru bir söz etmiş.yazınız baştan sona saçmalık.

  • 22 Eylül 2014 - 13:17 | Permalink

    Yazının vardığı nokta bence de güzel ama bülent parlak twitinden yola çıkmanız peki isabetli olmamış :) adam zaten sizin uzun cümlelerle ifade ettiğiniz gerçeği bir edebiyat delisinin tarzı ile yorumlamış. Ayrıca islamcı dergi ne nedir yahu? Yetkili kaportacı gibi. Hayır kapağından içeriğine kadar bakınca islam sloganı ya da sömürüsüne dair de birniz yok :) bence bp nin attığı taş kuyu da kalsın ;)

    • Kardelen
      16 Şubat 2017 - 00:51 | Permalink

      Bir edebiyat delisinin tarzı bambaşka bir gerçekliğe isabet ediyor ya, yanlış mı anlamışım ben. Ayrıca islamcı dergiler vardır, islamcılık vardır, çünkü böyle bir iddia ve temsiliyet/kimlik vardır. Hatta tarihi, 90ları, 2000 sonrası ve edebiyat dergileri vardır. Selamlar…

  • ismail
    22 Eylül 2014 - 13:26 | Permalink

    Siz mumlu çiçekli masalarınızda yaşatmaya devam edin romantizm anlayışınızı.Ama emin olun oralarda bir şaire rastlayamazsınız.Ayrıca kaç tane islamcı erkek tanıyosunuz bilmiyorum ama Bülent Parlak’ı daha yakından tanımanızı tavsiye ederim.Bir cümleden yola çıkarak vardığınız yargıların çoğunun yersiz olduğunu farkedeceksiniz.

    • merve
      25 Eylül 2014 - 07:37 | Permalink

      eğer mumlu çiçekli masamızda rastlayamayacağımız yüce şair bülent parlak’ın bu fikrine sahipse bize ne mutlu. biz de bu zihinden kaçmaya çalışıyoruz zaten.
      ayrıca yazar, bülent parlak’ı yeterince tanımamakla eleştirilmiş. bir insanın sözünü eleştirmek için o kişiyi baştan sona tanımamızın gerekli olduğunu düşünmüyorum. herkes ne söylediğine dikkat etmeli, çünkü bir söz insanın ağzından çıktıktan sonra (aksi halde açıklama yapılmamışsa) eleştirilmeye açıktır.

      • ismail
        26 Eylül 2014 - 16:54 | Permalink

        kimseyi ya da herhangi bir ortamı yüceltmeye ya da aşağılamaya çalışmıyorum.buyrun eleştirmekte tabi ki serbestsiniz ama bir cümleden genel bir yargıya varmanın haksızlığından bahsediyorum.benim söylediklerim sizin anladıklarınızdan çok farklı ve gerçekten anlamanızı beklemiyorum.

        • Sümeyye
          16 Şubat 2017 - 00:48 | Permalink

          Bir cümleden genel bir yargıya varmak, tüme varım dahilinde gayet makul olabilecek bir eylemdir. Diğer taraftan elbette eleştirmekte serbesttir herkes, neden hep bunu söyleme gereği duyar insan, bir şeye karşı çıkınca anlamam. Siz söylediniz diye mi serbest oldu, oh çok teşekkürler… Bir de bir yorumda anlamanızı beklemiyorum demek, kendi içindeki tutarsızlıkla çok komik, neden yazıyorsunuz bir şeyler o halde? Mesela ben bunları anlamanızı bekliyorum, o yüzden yazıyorum.

  • zühre
    23 Eylül 2014 - 23:49 | Permalink

    yorumlara bakıyorum da şıpsevdi’den çıkma tivitler atan adamı ilah şair ilan etmişsiniz. bir de şöyle bir tiviti var: https://twitter.com/bulenttparlak/status/506480622941241344

    ahahahahahaahhaha :D

  • Feyza
    25 Eylül 2014 - 11:20 | Permalink

    Beni de tanısanız , aslında beni tanımanıza gerek yok, yazıya dikkatli baksanız mumlu çiçekli romantizm anlayışım olmadığını görürdünüz:) Bu vesileyle yazının Bülent Parlak’ın şahsıyla ilgili olmadığını da anlardınız.

    Zühre o twite ben de çok güldüm :)
    Merve, söylemek istediklerimi söylemişsin. Teşekkürler.
    Tüm yorumlar için teşekkürler.

  • seval cengiz
    28 Eylül 2014 - 14:30 | Permalink

    Bülent parlak’ı tebrik ediyorum. Sizin reçeli sulandırmış. Çünkü reçeliniz kötü, Bülent parlak güzel.

  • Server
    5 Ocak 2015 - 13:50 | Permalink

    Sizi bilemem, fakat bizim bulaşık makinemiz yok ve eşim ile mutfakta vakit geçirmeyi çok seviyoruz.

    O bulaşıkları köpüklerken, ben duruluyorum ya da tam tersi. Ben yemeği yaparken o salata ile ilgileniyor. Birimiz çayı koyarken, diğer çerezleri hazırlıyor veya etrafı temizleyip toparlıyor, çöpü döküyor vs.

    Ev içinde cinsiyete dayalı bir rol/görev dağılımımız yok, fakat sorumluluk bilincimiz ve ötekini mümkün olduğunca yalnız bırakmama hassasiyetimiz var. Bu sayede günümüzün en canlı ve keyifli anları da mutfakta geçiyor.

    Esasen teknolojiye karşı kategorik bir reddiyemiz var. Bu, modern hayata karşı geçimlik iktisadını savunan bir anlayıştan geliyor. Akıllı telefon kullanmıyoruz, acil olmadıkça otomobile binmiyoruz, evde internet kullanmıyoruz. 5-10 dakikada araç ile gideceğimiz yolu, 20-30 dakikada el ele sohbet ederek geçiriyoruz. Yürüdüğümüz yollarda, girip çıktığımız sokaklarda bize ait izler, yani bir hafıza oluşuyor. Bize ait bir hikaye…

    • Feyza |REÇEL
      5 Ocak 2015 - 20:13 | Permalink

      Merhaba
      Yorumunuz için teşekkürler. Bence çok hoş bir örnek. Hikayeniz hep böyle sürüp gitsin inşallah.

    • Melek
      19 Eylül 2017 - 18:34 | Permalink

      Evliliğiniz hala bu şekilde mi gidiyor? Çok merak ettim. İnş siz de modern hayata yenilmemişsinizdir.

  • ebru
    6 Ocak 2015 - 01:00 | Permalink

    Yazıyı çok beğendim Feyza, elinize sağlık, çok güzel bir yerden yakalamışsınız. Ayrıca bulaşıkları elde yıkamak muazzam bir su israfına yol açıyor. İşe bir de buradan bakmak lazım, yani gelecek nesiller, henüz doğmamış çocuklar açısından. Bülent bey bir ara bir erkeğin bir kadına söyleyebileceği en büyük “sevgi” cümlesinin ne olduğunu da yazsa keşke. Feministlerin kadınlara ve aileye kötülüğünden bahsettiği twiti evlere şenlikmiş. Her akşam iki duble devirmeyi görev sayan, eşine bir “eline sağlık” demeyi çok gören, bir dediğinin iki edilmemesini isteyen, çocuğunun yanında eşini azarlamaktan çekinmeyen erkeklerin kadınlara ve aile birliğine verdiği zarar feministlerin verdiği zararı kat kat aşar herhalde.

  • Semra
    21 Ocak 2015 - 01:23 | Permalink

    Türkçede dahi anlamına gelen da ve de’leri ayıramayan Çağrı Oruk üstün bir İngilizce kullanarak göz yaşartıyor. Evliliğe ve romantizme olan komik bakış açınızı ele alırsak ofcourse you love so much Bülent Parlak

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir