Genel

Niçin Sevgi?

Konuk Yazar: Sena Sultan

Geçenlerde bir arkadaşım beğendiği bir adamla evlilik görüşmesi yaptı. Her şey yolunda gidiyor gibiydi. Ancak bu arkadaşım bir abinin yanına resim öğrenmeye gittiğini söylediğinde adamın tepkisi “Gitmesen daha iyi olur.” şeklinde olunca arkadaşım sevdiği şeyi yapmak ya da hoşuna giden bir adamla birlikte olmak ikilemi içinde kalmıştı.

Arkadaşım bana anlatırken çok üzüldüğü için durumu kendince te’vil etmeye çalışıyordu; ” Hani gitsem de bir şey demez Sena ama gitmesen daha iyi olur dedi anlıyor musun…”

Ben de ona acımasızca da olsa; ” Hayır anlamıyorum.” dedim. “Neden gitmesen daha iyi olur? Ben anlamıyorum. Neden seninle birlikte sevinemiyor? Neden bunun seni sen yapan şeylerden biri olduğunu göremeyip seni bu ikilimlerin içinde bırakıyor. Biliyor musun bence bugün ilk süreçte bunu söyleyebilen bir adam yarın çok daha fazlasını söyler…”

Bir insanın hayalleri için, onu kendisi yapan şeyler için çabası, mücadelesi nasıl böylesine değersizleştirilebilir?

Eğer ev içinde kendi bencil ihtiyaçlarınızı tatmin etmeye yarayan bir nesne olarak görüyorsanız kadını, o zaman tutarlı olun ve toplum içine karışmış kadınlara “ne giyerse giysinler” helal süt emmiş, uysal, kolay yönetilebilir köle şeklinde bakmayın ve öyle kadınlardan uzak durun.

Hem böylesi sizin de huzurlu evlilikler yapabilmeniz için daha iyidir inanın. Önceleri bu kadınlar duygusalca sizin olayları rasyonalize ediş biçimlerinize inanıp ya da değişeceğinize inanıp sizinle birlikte olmayı seçebilirler. Ancak zaman geçtikçe kendi potansiyelinin ev adlı bir hapishanede çürümeye bırakıldığını, bu yolla diri diri toprağa gömüldüğünü hissettikçe, farkettikçe onların büyük bunalımlar yaşaması kaçınılmazdır. Ve kendisi mutlu olamayan hiçbir kadın sizi de mutlu edemez.

Bir defalığına olsun dışarıdaki dünyayı görme fırsatını tesadüfen de olsa yakalamış bir kadına tek doğrunun sizin yaşam şekliniz olduğunu dayatamazsınız.

Arkadaşımı düşündüm… Dinlerken, konuşurken hayat neşesi ve heyecanı gözlerinden dolup taşan o kadar canlı bir kişiliği var ki mesela… Bu kişiliğin evlilik ya da başka bir şey adı altında köreltilmesi benim açımdan bir kadının başına gelebilecek en kötü senaryo. Çünkü her şeyden önce benim kendime karşı; kendi potansiyelimi köreltmeme, bu yolla kendime yabancılaşmama ve “kendimi tanıma” sorumluluğum var. Ve eğer kendimi tanımazsam Rabbi de tanıyamam biliyorum.

Bu yüzden bizim Müslüman kadınlar olarak daha fazla bizi esir eden aşk adındaki anlık hazlara ve tutsaklıklara değil; bizi özgürleştiren daha fazla insanlaştıran sevgilere ihtiyacımız var. Rahmetli Şeriati’nin dediği gibi; ” Sevgi aşktan üstündür.”

Sevmek bencilce o kişiyi kendi isteklerine göre şekillendirip tüketmekle değil; “ben onun özünü gürleştirmesi için, kendi potansiyelini tanıyıp ortaya çıkarabilmesi için ne yapabilirim” diye düşünmekle başlar.

Hayat neşemizin herhangi bir sebeple tüketilmesi de sevgi değildir; aksine insanların tuhaf bakışları yüzünden toplum içinde bisiklete binmekten çekinen bir kadının elinden tutup o bisiklete binmesi için çabalamaktır asıl sevgi.

10 Yorum

  • 5 Mayıs 2018 - 03:05 | Permalink

    Güzeldi teşekkürler Admincialis cheap

  • Genç bir kadın
    6 Mayıs 2018 - 15:41 | Permalink

    Merhabalar

    Birçok kadın evlenirken birçok şeyden vazgeçmek zorunda bırakılıyor. Ne yazık ki bu doğru ve arkadaşınızın yaşadığı durum da buna benzer ancak olaya çok tek taraflı yaklaştığınızı düşünüyorum. Biz kadınlar haklı olarak kişiliğimizi ve hayallerimizi korumak istiyoruz ve evlenirken de birtakım ilkelerimiz olmalı. O çizgileri aşan erkekleri hemen uzaklaştırmalıyız, ne kadar aşık olursak olalım. Fakat biz günümüz kadınları erkeklerin de birtakım çizgiler koymak istemesini ve onların düşüncelerini, isteklerini, endişelerini anlamak için uğraşmıyoruz. Çizgiler koyan bir erkeği de yobaz/geri kafalı olarak değerlendiriyoruz ve onların çizgilerini aşmaya adeta ant içiyoruz.
    Erkeklerin de ilkeleri olamaz mı? Çizgileri olan bir erkek bana her zaman daha çekici/erkeksi/olgun gelmiştir. Örneğin ; Bir kadın eşinden kıyafetine karışılmamasını talep edebilir ve bunu müstakbel eşine bildirir. Fakat bir erkek de evleneceği kişide belli özellikler arayacaktır ve kıyafet onun için bu ilkelerden olabilir. Fakat günümüz kadınları erkeğin de tıpkı bizim gibi hayattan/evliklten/eşten beklentileri olabileceğini aklına bile getiremiyor. Evlilik öncesinde ve sırasında bunlar uzun uzun konuşulmalı, sebepler ortaya konmalı. Anlayışlar tutmuyorsa da yollar ayrılmalı.

    Bu olayda bu erkeğe neden böyle düşündüğü sorulmalı. Kendince onun da düşünceleri ve endişeleri vardır. Yeteri kadar detay vermemişsiniz ama anladığım şu ki arkadaşınız kendinden yaşça büyük bir erkekten özel ders alıyor, başbaşa. Bana kalırsa bu adamın sorunu resim ya da erkek hoca değil, bir erkekle başbaşa zaman geçirilmesi ki eğer bu adam kadınlarla başbaşa böyle zaman geçirmeye karşıysa bence ortada sorun yok. Siz kendinizi ne kadar eğitirseniz eğitin insan karşı cinse meyleder bu çok doğaldır ve o hocanın “abi” olması da bir şey değiştirmez zira doğal olarak kadınlar kendilerinden yaşça büyük olan erkeklerle ( genç erkeklere göre daha fazla sosyal statü sahibi oldukları için) erkekler de kendilerinden yaşça küçük olan kadınlarla (daha genç dolayısıyla daha doğurgan) ilgilenirler. Üstelik kadın resimle ilgileniyor ve resimle ilgilenen bir erkek bu kadına daha çekici gelebilir yani buradaki genç erkek bana kalırsa kendini 1-0 yenik sayıyor ve endişeli.

    En sonda sevgiyi çok güzel tanımlamışsınız ancak günümüzde birçok erkek kadınını mutlu etmek için çok şey yapıyor, ona destek oluyor fakat elde ettiği şey ise aldatılmak oluyor zira kadın her zaman daha iyisini arama eğiliminde. Bu nedenle bazı erkekler “Kadının her istediğini verme, bir kısmını ver.” derler. Bunu maçoluktan değil kendi çizgilerini korumak için yaparlar. Hiçbir insan, özgürce bisiklete binmesine yardım ettiği kişinin özgürleştiğinde kendisini bırakıp başkalarıyla bisiklet sürmeye devam etmesini görmek istemez.

  • acn
    7 Mayıs 2018 - 09:46 | Permalink

    çok güzel bir yazı olmuş gerçekten.biz kadınlarda da şu var hayatımdaki adam beni kıskanıyor sevgisinden kısıtlıyor bu kadar.yok öyle bir dünya.kendi zihniyeti bozuk olduğundan ve özgüven eksikliğinden kadını kendi içine kapatmaya çalışıyor.sevgi bu değil sevgi özgürlüktür

  • maryams
    7 Mayıs 2018 - 23:05 | Permalink

    arkadasin sevgilisi, birsey yokmus gibi davranmaliydi zira devir artik boyle. hepimiz bribirmizin karisina kocasina sekerliklikler yapiyor, dostluklar kuruyoruz atesle barut yanyana durmaz diyen eskilerin aksine hic etkilenmiyoruz, kafamiz karismiyor,yahut oyleymis gibi yapip yapmacik ,samimiyetsiz iliskilerimize devam ediyoruz. kocam elbette beni kiskancak ,unlu sarkici bile eski kocasini beni kiskanmiyor diyerek bosamadi mi? kendimizi yetistirelim, hayallerimizi birakmayalim ama erkegimizin bize olan muhabbet ve hurmetini incittirmeden yapalim.

    • acn
      10 Mayıs 2018 - 16:38 | Permalink

      yalnız yazıda kıskanmasın şu bu gibi düşünce yok bence tekrar irdeleyin.kadın erkeği erkek kadını elbet kıskanır sevgi çünkü bu.size kendi hayatımdan örnek vereyim eski eşim otobüste yanıma erkek oturmasına kızardı, işyerinde hiçbir erkekle aynı masada çay içemezdim kavga çıkarırdı ama seni engellemiyorum derdi.kavga çıkarıp keyfimin içine ettikten sonra serbest bıraksa ne bırakmasa ne?ama kendisi ne yaptı biliyormusunuz bekar bir kızla beni aldattı.sizce bu zihniyet sevgi muhabbet aşk şu bu fikrimiki beni engelliyor içime kapatıyordu.hayır değil beni sevmiyordu.ona muhtaç olmamı ona tutuklu kalmamı seviyordu.hayatımda sadece o olsun istiyordu çünkü kendisinin bayanlara bakış açısı potansiyel cinsellikti her erkeğin aynı olduğunu varsayıp “benim olan kadına başkası o gözle bakmasın hem zaten tek kalıp bana mecbur olsun ama ben her kadın o gözle bakayım hayatım şenlensin” bu sevgi mi?
      bu sevgiyse birşey demiyorum

      • maryams
        11 Mayıs 2018 - 18:23 | Permalink

        Inci kardesim ben soyle dusunuyorum.
        Biz erkeklerin uzerimizdeki egemen yaklasimindan yer yer yakiniyor olsak da, iclerindeki o “benim kadinim, bana aitsin,sinek bile sana konamaz”vari maco hatta “hayvani”taraf,icten ice hosumuza da gidiyor.keske bunu dengeleyebilseler. Erkegin kendisine ihtiyac duyulmasina ihtiyaci var, bu da dogru, bu kotu birsey de degil. Fakat bu kadinin kolunu kanadini kirip kendine muhtac birakmaktan cok farkli birsey,eger oyle davraniliyorsa burada bir artniyet var.bu sevgi degil, bencillik. Fakat yukaridaki ornekte bu kotuluk yok. Kadinini kaybetme kaygisi yasayan her seven erkek gibi nazi cekilmeye deger bir kiskanclik var.size gecmis olsun diliyorum. Uc hakim hata etmezmis,biri de kader. herkesin imtihani baska.

        • maryams
          11 Mayıs 2018 - 18:24 | Permalink

          pardon ismi yanlis yazmisim,ozur dilerim Acn

  • Inci
    8 Mayıs 2018 - 16:34 | Permalink

    Yazı anafikir olarak cok guzel. Kadının potansiyeli, idealleri ve hedefleri… bunları engelleyen korelten degil destek olan sevgi gerçektir. Sonuna kadar katılıyorum. “Genc bir kadın”ın yorum ve analizine de katlıyorum. Ornek anlamında bu olayın irdelenecek noktaları var farklı bir ornek bu anafikir için daha iyi olabilirdi. En basitinden evleneceği adamın genc ve hos bi kızdan ders aldığını dusunelım. Ne kadar rahat ve esnek olurdu? Hangi şartlarda nasıl ders alıyor bilmiyoruz. Esinin potansiyelini hedeflerini vs destekleyen erkek onunu kesmek yerıne onun da ilkelerine aykırı olmayacak esinin de istegini gercekleştirecek sekilde bi alternatif bulabilir her konuda olmasa da. Ve “genc bir kadın” ın dediği gibi ilkeler farklı olabilir uzlaşılamazsa yollar ayrılır. İki tarafın da ilkeleri olabilecegini unutmamak gerekir. Tekrar boyle muhim bir konuyu dile getirdiginiz için tesekkurler. Gercek sevgi koreltmek baskılayıp yok etmek degil diriltmek guclendirmek guclenmesinden korkmafan guvenmek karsı tarafın da bu guveni vermesidir karşılıklı.

  • Cyberjinius
    5 Temmuz 2018 - 14:56 | Permalink

    Maryams, genelleme yapmamanı tavsiye ederim. Şahsen kısıtlama gördüğüm an ayrılmanın yolunu aramaya başlarım. Hangi çılgın 21.yy kentli kadınına zincir vuracakmış şaşarım. Köylü kalan tarafları olan kadınlar olabilir, baba baskısı görmüştür. Sevgi zannettiği duygu ve davranışlarla karşılaşınca, beraberinde kısıtlanmayı da görünce kafası karışmış ve babanın eksik bıraktığını başka hödükle telafi etme yoluna gidebilir. Kadınların hak arama mücadelelerini sekteye uğratanlar da hep bu tipler oluyor. Feminizm kocaya varıncaya kadardır sözü bu güruhtan çıkmış olabilir. Enayiliklerine doymasınlar.

    • Maryams
      13 Temmuz 2018 - 07:44 | Permalink

      Sevgili cyberjinius,
      Haklisin genelleme yapmamaliydim. Sende yapmamalisin. Babasi tarafindan herdaim desteklenmis, iyi egitim almis simdi esiyle beraber sirket yoneten bir kadinim. Biraz köylü tarafim var ama Enayi degilim:) Kocamin beni kiskanmasi hosuma gidiyor. Kadinligimi tam olarak yasayabilmem erkegime teslim olmaktan geciyor. Kendimi teslim edemeyecegim bir erkegi zaten hayatima almazdim sanirim. Bu sadece benim tecrubem.

  • Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir