Genel

Küfürlü Aktivizm

Konuk Yazar: Fatma Özkaya

Bilen bilir, sekiz dokuz ay önce kamuoyunda “tecavüz yasası” diye bilinen, 16 yaşından küçük çocukların onları tecavüze maruz bırakan kişilerle evlendirilerek, “suçun ortadan kalkması” sonucu, tecavüzcünün cezasız kalmasını sağlayan,  daha vahimi de tecavüze uğramış çocuğu bir kere daha mağdur eden bir yasa tasarısı bir gece yarısı operasyonuyla, iktidar partili 6 erkek vekilin imzasıyla genel kurulda görüşülmek üzere önerilmişti. Kadın meselesine duyarlı arkadaşlar ile bu önergeyi duyar duymaz sosyal medyada aleyhte twitler atarak hem olayı duyurmaya hem de tepkileri çoğaltmaya çalıştık.

Buraya kadar neredeyse beş yıllık rutinimiz olmuş sıradan sayabileceğimiz bir gündemdi benim için. En son “Biliyoruz ki tecavüze uğramış bir kız evlat, bu toplumda aileye yüktür, tecavüzcüsüyle evlendirilince bu yükten kurtulunur. Rıza dedikleri bu” diye bir mesaj yazdım. çok uğraşmama rağmen 140 karaktere ünlem sığdıramadım. Acaba yanlış anlaşılır mıyım endişesi taşısam da sözümü söylemek arzuyla enter’e bastım ve bilgisayarın başından kalktım.

Ertesi gün Twitter’ı açtığımda gözlerime inanamadım! Takipçisi 300-350  olan, ancak bir o kadar kişiyi takip eden, hiç de popüler olmayan bir hesap olarak,  200’ün üzerinde bildirim almıştım. Neler oluyor diye açıp baktığımda küfürler hakaretler belalar havada uçuşuyordu. Neler olduğunu kavramam epey uzun sürdü. Evet, tahmin ettiğim gibi yanlış anlamışlar, toplumun genel kabulü olan bir durum tespitini onaylıyormuşum gibi algılamışlardı. Bu kadar çok  etkileşim olmasının nedeni ise aşk doktoru diye tanınan Mehmet Coşkundeniz gibi popüler bir hesabın yanlış algıyla benim twitimi paylaşmasıydı. Bunu da ancak benden özür dileyip twiti sildiğini söylediği mesajıyla anladım. Özür dilemişti ama olan olmuştu. Twitimi 30 bine yakın kişi görmüş, 10 binden fazla etkileşim olmuştu. Ben hesabımı kilitleyene kadar 300 civarı olan takipçim 700 kişiye ulaşmıştı.

Epey şaşırmış  küfür ve hakaretlerden çok, yanlış anlaşıldığıma üzülmüştüm. Enerjimi toplayıp bir kaçıyla konuştum. Yanıldıklarını anlamışlardı. Fakat yüzlerce kişiye nasıl anlatacaktım bunu? Asla anlamayanlar da vardı. Onlar zaten az olan enerjimi tüketmişlerdi. Twitin ekran görüntüsünü alıp Facebook ve Instagram’da yaygınlaştırıyorlardı. Boşa kürek çekmek olduğunu fark edip laf anlatmaktan vazgeçtim.
İlerleyen zamanlarda, yasa tasarı geri çekildi. Benim için gerisi teferruattı zaten. Yine de küfür edenler için bilişim suçu duyurusu yapmayı düşündüm. Sonrasında o da anlamsız geldi ve vazgeçtim. Bir arkadaşımın önerisiyle profil fotomu kaldırdım. Ve hayatıma devam ettim. On gün kadar etkileşimler hız keserek devam etti, sonrasında ise ayda bir falan derken tamamen kesildi. Ta ki profil fotoma tekrar kendi resmimi koyana kadar…
Hemen bir kaç saat içinde aylar önceki twit’in ekran görüntüsü tekrar küfür eşliğinde önüme düştü. Az öncede bir arkadaşım “abla bu senle mi ilgili?” diye bir ekran resmini önüme koydu. Bir grup sayfasında caps yine paylaşılmış, iki saat gibi kısa sürede, 1700 etkileşim 450 yorum (tabii küfür ve hakaretli) ve 248 paylaşım almıştı. Arkadaşım grup sayfa yöneticisinin objektif biri olduğunu, durumu anlatırsam anlayacağını söyledi. Ümitsizdim ama yine de bir gayret gidip uzunca sayılacak bir yorumla durumu özetledim. Ama tabii yanılmamıştım! Yorumuma gelen yanıtlar yine küfürlü hakaretliydi.

Bütün bu yaşadıklarımın açıklaması da bir o kadar saçmaydı: Çünkü profil fotoğrafım başörtülüydü! O zaman, ben bu cengaver sosyal medya kullanıcıları için şüphesiz ki bir “Ak Partili”ydim ve iktidar partisinin icraatlarını eleştirmem “mümkün” değildi. Oysa onlar gayet “aydın”, okuduğunu dosdoğru anlayan, objektif, hakkaniyetli, muhalif kişiliklerdi. Önyargı mı, o da neydi?! Asla ve asla onlarda olmazdı. Bir başörtülü kadının neler diyebileceğini okumadan anlayabilirlerdi. Ve asla yanılmazlardı. Tecavüze karşıydılar ama fantastik tecavüz biçimlerini benim ya da (olmayan) kızım için düşünüp dillendirebiliyorlardı. Bazıları kadındı ama en eril en cinsiyetçi küfür biçimlerini yazabiliyorlardı.

Toplumun genel kabulünü tespit edip eleştirdiğim twiti yanlış anlamışlarsa da  tam da tespitimi doğruluyorlardı: Tecavüze uğramış bir kadının bu toplumun lanetlisi olacağını bildiklerinden benim için bunu temenni ediyorlardı!
İlk lince uğradığım günlerde sosyal deney gibi oldu bu paylaşımım diye ironi yapmıştım, şimdi bu ikinci dalga ile sahiden öyle oldu. O günlerde  Reçel editörlerinin “başına geleni yaz” önerisine uymak artık şart oldu. Kim olduğun konusunda dış  görünüşün, ne dediğinden/ne yaptığından  daha belirleyici olduğunu bir kere daha tarihe not düşmek için yazdım.

Buraya bir “ Ben yoruldum hayat” şarkısı bırakayım kimden isterseniz ondan dinleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir