Genel

Kelebekler Özgür mü?

Konuk Yazar: Fatma Özkaya

3kelebekler

“Abi erkekler de kelebek olmaz mı? Nii ha ha haa. “
“Neden hep kadınlar kelebek? Haa ha haaa”

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Dayanışma ve Mücadele Günü’nün tarihçesini okuyup, sonra da başlıktaki kelebeğin kanatlarına takılıp en Erol Taş kahkahalarını atabilen yaratığa erkek diyoruz.

Okuduğu şey çok trajik oysa ki. Dominikli üç kız kardeşin uçurumun dibinde sonlanan hayatlarının hikayesinin ardından, son bir yılda Türkiye’de işlenen kadın cinayetleri, taciz ve tecavüzlerinin istatistîki dökümü.

– Bu kadar şeyi anlatmasının nedeni aslında şu alttaki sıralamalar
– İyi de onlar gerçek.
– Eyvallah gerçek tabii ki
– Gerçekleri gündeme dahi alamıyoruz?
– Bakınız geçenlerde de söylemiştim o Avusturyalı yazar kitabında…
– Ya tamam da şu kadına yönelik şiddete gelemiyoruz bi türlü, bir mağduriyet var ortada bunu nasıl ve nerden konuşacağımızı konuşurken asıla gelemiyoruz.
– Dinlerseniz anlatacağım.
– Dinliyorum dersimi edeceğim ezber, buyrun.
– Şimdi Kürtlerin ezilmesi Kürtleri Kürtcü yapmamalı, kadınların ezilmesi de kadınları kadınları… Bunları yanlış buluyorum.
– Kadınların uğradığı şiddeti yok mu sayalım?
– Eski bi şarkı vardı siz de bilirsiniz hani ‘senin derdin dert midir benim derdimin yanında’.
– Bu erkek egemen zihniyet erkeklere verdiği zengin güçlü adam, makbul adam rolüyle erkeği de eziyor, bunları da konuşalım diyorum toplumsal cinsiyet rollerini konuşurken.
– Peki bütün bunlar niye bizim gündemimize Birleşmiş Milletlerin gündemiyle girmek zorunda?
– Bakın bu yazıda anlatılan üç kız kardeş siyasi bir çatışma sonucu katledilmiş, bütün kültürlerde kadın bedeni savaş alanı olarak kullanılıyor.
– YOO YOO BUNU ASLA KABUL EDEMEM!
– Nasıl edemezsiniz?
– Siz “bütün kültür” derken dinleri, medeniyetleri kast ediyorsunuz.
– Evet dinlerin yaşanan yüzünü de kast ediyorum. Bakın Afganistan’da kabileler kendi aralarındaki kavgayı dahi diğer kabilenin kadınlarının üzerinden yapıyor, orası da İslam coğrafyası yok mu sayalım şimdi?
(İçimden: İslam’da da kadın savaş esirlerinin cariye olması var, cariyeliğin erkek kölelerden farklı bir durumu var, sahibi isterse sadece emeğini değil bedenini de kullanabiliyor demek geçiyor ama, bu kadar erkeğin içinde bir de cariyelik ve cinsellik mevzularına girmeyeyim diyorum. Yine mi tosladık kadınlığın sınırlarına?)
– Yok saymayalım ama neden “başkalarının” jargonuyla konuşuyorsunuz?
– Çünkü kadın mücadelesini biraz da o “başkalarından” öğreniyoruz. Ama merak etmeyin arkadan zehir gibi gençler** geliyor onlar kendi jargonlarıyla sizi çok pis dövecek!

*Konuşma bir kadın ve bir çok erkek arasında geçmiştir tamamen hayal ürünüdür. Gerçek kişilere benzerlik gördüyseniz, tamamen tesadüftür.

** Zehir gibi gençler için bknz. ReçelBlog yazarları.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir