REÇEL

Günah Sizin Neyinize

“Başlarını böyle sıkıca kapatmayı biliyorlar, ama otobüste kalkalım bir yaşlıya, hamileye yer verelim yok!”

Konuk Yazar: anthropologist
large
Ataşehir istikametinde yol alan oldukça kalabalık bir otobüste ayakta bir yerlere tutunmaya çalışırken, önümde oturan kadınlardan birinin yanındakine dert yandığı birtakım mevzular beni yazmaya itti. Etiler’de yaşadığını söyleyen ve “başka bir semtte imkânı yok yapamayacağını” ifade eden ellili yaşlarda görünen teyzemiz belli ki çok dolmuştu. Türkiye’de bulunan mülteciler, çarpık kentleşmenin İstanbul’u ne hale getirdiği, hapishane sayısının son yıllarda neden artış gösterdiği, Peygamberin öyle yapıp yapmadığı ve daha birçok politik, kültürel, dini ve ekonomik meseleye dair değerli görüşlerinden istifade etme imkânı bulduk. Konu döndü dolaştı insanların zamanla duyarlılığını yitirmesinin, kabalaşmasının ve birbirlerinin acılarını, ihtiyaçlarını görmezden gelmelerinin son dönemlerde ciddi oranda arttığına geldi. Buraya kadar amenna, kentleşen ama kentlileşemeyenlerden, insan gibi görünen ama insan olamayanlardan biz de sıklıkla şikâyet ediyoruz gün içerisinde.
Evet bu kadar genel ve insani bir problem nasıl spesifik hale getirilir ve belli bir pratik etrafında birleşmiş olanların üzerine yıkılır öğrenmek için, teyzemizden alıntı yapıyoruz:
“Başlarını böyle sıkıca kapatmayı biliyorlar (iki el çene altında sıkıca birleştirilerek), ama otobüste kalkalım bir yaşlıya, hamileye yer verelim yok. Başını örtmeyi biliyorsan bunları da düşüneceksin”.
Bu cümlenin ardından içerisinde başını örten kadınların olduğu örnekler geldi. O an ne kızdım, ne öfkelendim. Karşı tarafta oturan kapalı hanımla göz göze geldik ve birbirimize gülümsedik. Anlattıklarından anladığım kadarıyla dünyada o kadar yer gezmiş görmüş o yaşa gelmiş bir kadının bu derece cahil olmasına şaşırıyordum sadece.
O an orada ifade edebilseydim şunları söylemek isterdim: Başını çeşitli şekillerde örten kadınların her birinin milyonlarca farklı motivasyonu var, bunları sıralamaya gerek yok. Bütün kadınların sadece tek bir sebepten (dini motivasyonu kastettiği aşikârdı) ötürü bunu yaptığını varsayıp onları homojen bir kaba doldurmak ve hepsinden aynı “hassasiyetleri” beklemek gibi bir yanılsama hafife alınamayacak derecede büyük.
Saydığınız kadınlar sizin varsaydığınız üzere dini motivasyonlardan dolayı örtünüyor olsaydı bile, kalkıp birine yer verip vermemeyi sadece başında örtü taşıyor olduğundan dolayı sadece o kişilerden beklemek, bunu açıkça ifade etmek, böylesi kişisel ve insani bir meselede insanların vicdanlarının üzerinde bir tür hüküm kurma arzusundan başka bir şey gibi görünmüyor. Başını o veya bu sebepten örten insanın “günah işleme özgürlüğünün” elinden alınması ve başını örttüğünde sadece belli şeyler yapıp diğerlerinden ebediyen uzaklaşması gibi mantık dışı bir beklentiye girme görevini üstlenen teyzemizin hali bana o an oldukça trajikomik geldi. Başını örtenler meleklere dönüşmüş varlıklar halinde dünyaya barış, huzur ve esenlik getirmedikleri için onlara karşı öfke doluydu belli ki. Bundan oldukça rahatsız görünen ve teyzenin tam karşısında oturan başı kapalı kadın o cümlenin hemen ardından otobüsten içeri giren hamile birini gördü ve hamile olan istememesine rağmen zorla ona yerini verdi. İşte şimdi tam bir başı kapalı gibi davrandı! Hem de kendi özgür vicdanı ve hür iradesi ile!
Daha genel bir çerçevede ele alınınca dünyada yaşanan her türlü terör vb. olayın ardından Müslümanlardan apolojetik davranılması beklentisi ile yukarıdaki durumun çok da farklı olmadığını düşündüm. Her Müslümanım diyenin yaptığı her katliamdan dolayı Müslüman kimliği altında bulunan diğer insanlardan özür beklenmesi gibi, başına bir örtü örtenin yaptığı veya yapması beklendiği halde yapmadığı her şeyden dolayı her başını örtenin sorumlu tutulması…
Madem apolojetik olmak bu pratiklerin fıtratında var ve madem günah bizim neyimize, buradan bir özür de Etiler sakini teyzemize gönderiyorum.

Konuk Yazar

4 yorum

  • güzel vurgu.
    benim anlayamadığım nokta ise şu: bu cahillikte ısrarcı olma konformizmi karşısında başı örtülü kadınlardan beklenen kusursuz meleklik. bu iki pozisyon arasındaki muhteşem ve bayağı yoğun fütursuzluk.
    allah insanı self-körlükten korusun.

  • Demekki muslumanin ” benim dinim bana, kime ne” deme hakki yok ve bir yerde bu guzel bir sey. Bu sekilde teblig bilincimiz, temsil hassasiyetimiz hep uyanik kalir. Daha iyi bir insan olmak icin motive oluruz. Ama irsad derdimiz olmazsa ki bence bu cok vahim; alinganlik, bireycilik populizmi ve yalnizlik bizi birakmiyacak gozukuyor.

  • Aynı durum benim de başıma geldi fakat mevzu metroda gençler yaşı büyük olanlara yer vermiyordan açıldı.Bir süre sonra rahatsız bile olsam ayağa kalktım.İnsanlara diyemiyorsunuz tabiki belimde fıtık var bacaklarımda kasılma var ayakta fazla duramiyorum diye.Genç görsünler veya başı örtülü her türlü aynı muamele.Yalnız erkekler bu duruma bayanlardan daha kayıtsız. Benim başımdan geçen mevzuda o sözleri sarfeden kişi orta yaşlı bir erkekti fakat kadınlar daha çok yer veriyorlar onu fark ettimZihinlerdeki bu ayrımcılığı çözmek hic kolay değil dile kolay 1945 ten itibaren yozlaşmanın halk tabanına yayıldığı kanısındayım.Ve bende bir zamanlar üniversite için başını açmış o sıkışmış zihniyetin içindeki insanlarla haşır neşir olmuş sonra tekrardan örtünüp o çevrenin bakışlarını gözlemlemiş biri olarak şunu diyebilirim gaflet dediğimiz şey cehaletten bile ileri bir kavram gaflet içinde bulunan insanlar bu şekilde bakıyorlar İslama veya başı örtülülere.Malum bu dinin tek savunucuları biziz ya.İnanın bende açıkken bile bir acaip baktığımı farkettim örtülü arkadaşlarıma çok acınası bir gaflet sonu delalete varan. Dipnot: Şu an ayağa kalkmiyorum çok yaşlı biri olmadıkça. Herkes istediğini düşünebilir diyorum kimse kusura bakmasın.

  • Yazıda bahsi geçen teyze ve türevleri için zaten bir övünç kaynağıdır, üstünlüğünün göstergesidir, dindarı ya da başörtülüyü tanımamak ona olabildiğince cahil kalmak. O çok gezip görmüş olmakla övündüğü medeni ülkelerde ise bu cehaletinin ona buradaki primi vermeyeceğinin farkında değil üstelik. Katmerli cahillik.
    Güzel bir şarkıda şöyle deniyordu böyleleri için: Akvaryumunda sana başarılar.