Genel

Çok Sekülerim, Keşke Ölsem!

 Yazar: Rumeysa
20111202pd0
Kendimi bildim bileli Müslümanım. Bir dönem bunun üzerine tekrar derinlikli düşündüm, 19 yaş civarı sanırım, cidden de tekrar tekrar karar verdim Müslüman olduğuma.
Özellikle o derinlikli düşünme, sorgulama döneminden beri de inanmazsınız, konuşuyorum, düşünüyorum, yazıyorum, önüme gelen, benim için önemli olan her türlü konuda. Bu yazma süreçlerinde muhakkak ki Kur’an’a bakıp referans vermeyi, bildiğim hadislere tekrar bakmayı hissettiğim çok zaman oldu.
Ama bazen de zaten hissettiğim şeyleri yazmak, bunu da bir Müslüman olarak yapmak için bu kaynakların bende bıraktığı izlenimlerden yola çıkmam yeterli oldu.
Ama ne zaman “camia” içerisinde bir yerde bu son söylediğim formatta konuşmak istesem uzaydan gelmişim gibi muamele gördüm. Özellikle de ilk zamanlarımda Osmanlıca kelimeleri metinlerime serpiştirmediğim, yeteri kadar hadis referansı vermediğim için söylediklerim pek de önem ifade etmedi birçok insan için. Seküler olmak, modern olmakla suçlandım her seferinde.
Peki, sorarım size kim değil ki? Bir kere herkes bu camiada entel olabilmek için en az 3 tane adı kolay söylenmeyen akademisyen ismini yazısında geçirmek zorunda, abartıyor demeyin sakın bana. Sırf Witgenşıtayn, Fuko, Niçe falan nasıl yazılıyor diye google’lamak zorunda kaldım, ben yapmadım demeyin sakın.
Bu aşamayı geçtiğiniz takdirde de ikinci turu anlaşılmayan Osmanlıca kelime kullanımıyla atlatıyorsunuz: Yemin ederim, lûgatla okuduğum mailler gördü bu gözler.
Ne zaman ki bunların dışında bir şey hayal ediyorsunuz, o zaman sığ oluyorsunuz, azcık güzel bir şey söylerseniz de seküler…
Ben hayattan beslenen bir şeylere inanmak istiyorum. Necip Fazıl okumadan da iman edebilmeye, Fuzuli referansı olmadan da sözü dinlenmeye, dini metinlere atıfta bulunmadan inancıma dair konuşabildiğim yazılar yazmaya inanmak istiyorum. Bir de şu amcanın yaşadığı dini yaşamaya:

 
Metin için muhtemel ayet referansları (Biz de biliyoruz yani, ama şovunu yapasımız yok (gıcık gülücük)):
  1. paragraf sonuna ek: Tıpkı “Ey iman edenler, iman ediniz!” ayeti olarak da bilinen, “Siz ey imana ermiş olanlar! Sımsıkı sarılın Allaha ve Peygambere olan inancınıza ve Onun Peygamberine safha safha indirdiği vahye: Zira Allahı, meleklerini, vahiyleri, peygamberleri ve Ahiret Gününü inkar eden, gerçekten şiddetli bir sapıklığa düşmüştü” (Nisa, 136) ayetindeki gibi.
  2. paragraf sonuna ek: Örneğin “Böylece, (adil bir dava uğrunda mücadele ettiğinizde) korkup gevşemeyin ve barış için yalvarıp yakarmayın! Allah sizinle beraber olduğuna göre (sonunda) mutlaka siz üstün geleceksiniz ve O, sizin (iyi ve güzel) fiillerinizi zayi etmeyecektir.” (Muhammed suresi, 35. ayet)

7 Yorum

  • AA
    28 Ekim 2014 - 23:13 | Permalink

    sözlük değil lûgat demişsin rumeysa! olacak olacak bu sekülerliği aşacaksın inşaallah..

  • büşra helvacıoğlu
    29 Ekim 2014 - 03:01 | Permalink

    bana da vakt-i zamanında hümanist demişlerdi; acını paylaşıyorum karşim. ne var ki söyleyen kişi hümanizmanın ne olduğunu filan bilmiyordu da ciddiye almadım :D

    sekülerler de yaşasın, şeker de yiyebilsinler <3

  • 3 Kasım 2014 - 12:59 | Permalink

    Less is more.

    Şibumi demek zorundayım, havalı olmak için değil yeminlen, muhteşem anlattığından!

  • Pingback: Afedersiniz Müzisyen! | REÇEL

  • Pingback: Akoder » Aileyi Koruma ve Destekleme Derneği » O ‘Ayakları Üstünde Durmama Hakkı’nı Kullanan Bir Müzisyen

  • Merve
    5 Mayıs 2015 - 09:21 | Permalink

    Videoya bayıldım, imamı kimse öldürmemiş mi, şaşırdım. Kiliselerde Jazz gospel’ler bilinirken İslamda neden bu tür şeyler olmuyor diyordum.

    Dilin Osmanlıcalaşması duygudan uzaklaştırmak, konuyla ve dinleyenle araya mesafe koymak anlamına da geliyor biraz.

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir