Genel

Barış(ama)mak

 

Yazar: Betül Ö.

IMG_2726

Berlin’deyim, Suruç patlamasında olduğu gibi uzaktan izliyorum, beynim donuyor. Dünya dönmüyor bazen. Ölen insanları ve ailelerini düşününce hıçkırık yapışıyor boğazıma, yutuyorum. Ağlayan göremiyorum ekranda, Allah’ım ne kadar güçlüler diyorum. Benim ağlayışım suçluluk ve çaresizlikle dolu. Kan, kan, kan… Doymadı bu toprak, doymadı insanlar diyorum. Haberleri izlememeye karar veriyorum, tüm haber sitelerini takibi bırakıyorum, kaçıyorum. Kaçmak ne kolay bir de ölmek!

 

Bir fotoğraf dolanıyor internette, zırhlı bir aracın arkasına bağlanmış sürüklenen bir insan var fotoğrafta. Sonra bir başkası düşüyor, bunda insan yok sadece araç var: “Fotoşop, tek amaç siyaset ve hükümeti karalamak” yazıyorlar altına. Anlayamıyorum. Ama şunu biliyorum ve bunun acısını çekiyorum: mümkün, yaparlar, öldürür ve arabaya bağlarlar! Yaparlar Allah’ım! Zulmederler, ölüye bile zulmederler. Yapıyorlar da.

 

Siyaseti sevmiyorum, olmaz olsun! Ölenler öldükleriyle kalmıyor bir de siyasete kurban gidiyor. Ölüm haberini en acı şekilde haber alıyor anneler, babalar. İki taraf da şehidine ağlıyor. İki şehitte kutsanıyor, ölemiyor bir türlü. Ankaradaki patlamayla alakalı gördüğüm ilk tweet; sorumlunun kim olduğuma yönelik tahminlerle doluydu. Daha ölü sayısı net değilken! Ölüler bile öldüklerini bilmiyorlarken daha siyaset yapılıyordu üzerlerinden. Benzeleri geldi aklıma, hiç bulunamamış suçlular ve çok yakında toprağa verilenler. Ağlamak istedim, saatlerce ağlamak istedim. Bağıra bağıra. Doymadık kana, doymadık! Barış, ah barış ne kadar daha kurban alacaksın bu topraklara gelebilmek için! Kana doymayan bir yaratık var içimizde. “Kendi kendilerini öldürdüler” diyebilecek kadar caniyiz. Ama durun! Bunu da beklerim zaten. Yaparlar, lanet olsun yaparız! Hepimiz yaparız! Küçücük çocuklar üzerinden siyaset, edebiyat yapıyoruz biz! Bazen diyorum ki: ” Bir felaket olsa, derdimiz deprem, yangın, tsunami olsa. Birbirimizi öldüremezdik o vakit. Yaralarımızı sarardık.” Bu böyle geldi ama, bu topraklara çok tanıdık kan! Böyle gidecek demeyeceğim! Buna inandırmak isteyenlere inat! Biliyorum, inanıyorum, ölenlerin hatrına inanıyorum. “Burnu bok kokusuna alışan, gül kokusunu alamaz.” Barış için mücadele verenler gül kokusunu alanlar, biliyorum, mücadeleleri kazanacak!

 

Dua etmeye gücüm kalmadı, tüm beddualarım zulmü yapanlara ve ortak olanlara! Kanlı elleriniz sizi açığa çıkartsın!

4 Yorum

  • lys
    16 Ekim 2015 - 12:58 | Permalink

    deprem olduğunda bile derdimiz deprem olamıyor ki. van depreminde “oh olsun gebersin pkklı kürtler” diyenleri, izmit depreminde televizyonlarda “dinden çıktıkları için allah onları mahfetti” diyenleri unutmadık, unutamadık, unutturmadılar.

  • Pingback: Barış(ama)mak | Budamedya

  • esma
    26 Ekim 2015 - 13:27 | Permalink

    Zırhlı aracın arkasına bağlanıp sürüklenen insana dair yazmak istiyorum.Üzerinde patlayıcı bir madde olup olmadığına dair alınan bir tedbir bur.bahsi geçen kişi zaten polisle çatışıp çatışmada ölmüş.Bu kişi TERÖRİST.polise askere arkasından yaklaşık silah sıkan el bu el.öğretmeni tehdit edip ,esnafın dükkanını yağmalayan en bu el.ben bu insana şefkatle yaklaşamıyorum.vah edemiyorum üzülemiyorum.sizin kadar -en hafif tabirle- romantik bakamıyorum meseleye.Allah ülkemiziteröristlerden ve onlara şefkat nazarıyla bakan gözlerden korusun

    • armut
      4 Kasım 2015 - 12:57 | Permalink

      inandırıcı değil. zira, ikinci videoyu izlediyseniz, o işi yapan askerlerin neler dediğini duyduysanız gerçeğin böyle olmadığını bilirsiniz. sürüklemeyi bir ceza olarak yaptıkları, üstelik vefat eden şahsı değil, yaşayanları cezalandırmak istedikleri gayet bellidir. üstelik, o şahsın bir akrabasını da hedef alıyorlar, yani tanıyorlar, kim olduğunu biliyorlar. bir güvenlik tedbiri olmadığı, belli tarz bir şiddet tasarrufu olduğu ve herhangi bir şekilde vicdana ve imana hiçbir şekilde sığmayacağı açıktır.

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir