REÇEL

Annelik ve Cami, Maceranın Ta Kendisi

Yazar: rumeysa ç.

Çocuğu olan, camilere de yolu düşen ebeveynler bilir; çocuklar camide zaman geçirmeyi çok severler. Hatta çoğu zaman camiler, bir ara durak, dinlenme, kendine gelme alanları olarak, özellikle de annelerin hayatında büyük bir misyon edinirler. Ancak ne yazık ki hikaye bu kadar toz pembe değil. Çocukların camiler içerisinde rahatça hareket edebilmesi ve bunun hoş karşılanması başka bir yazının konusu, ancak ben bu yazıda anne olduktan sonra camiye, özelde de namaz kılmak amacıyla gitmenin bende bıraktığı hikayeyi anlatmak istiyorum.

Çocukla birlikte dışarıda zaman geçirirken namaz vakti geldiğinde, eğer bir de abdest almanız gerekiyorsa çok kapsamlı bir planlama yapmanız gerekiyor. Öncelikle ilk soru: Çocuğu bebek arabasıyla mı taşıyorsunuz? Cevap “Evet” ise, öncelikle bebek arabasıyla namaz kılınan yere kadar girebileceğiniz bir cami bulmanız gerekiyor. Örneğin Üsküdar’daysam Valide Sultan Camii’ndense Mihrimah Sultan Camii’ne gidiyorum. Çünkü onun girişinin sağ tarafında rampalı bir alternatif var ve sonrasında çok merdiven yok. Valide Sultan Camii’nde ise ilk avludan sonra caminin içerisine girebilmek için çokça merdiven aşmanız gerekiyor. (Bu durum aynı zamanda tekerlekli sandalyedeki engelliler için de geçerli, ama yine başka bir yazının konusu).

Diyelim ki cami içerisine girmeyi başardınız, peki ya abdest? Mesela burada da Mihrimah Sultan Camii’ne gidemezsiniz çünkü abdest alma yerine gitmek için merdiven inmeniz gerekiyor ve abdest alma yeri oldukça küçük olduğu için bebek arabasını indiremezsiniz. Bebeğiniz yürümüyorsa, arabayı yukarıda da bırakamazsınız, o halde abdest almak için Valide Sultan camii’ne gidip oradan Mihrimah Sultan Camii’ne dönebilirsiniz. Çocuk yürüyorsa da bu sefer bebek arabasını bir şekilde katlayıp aşağıda bolca sıkışıklığa neden olabilirsiniz ya da yukarıda bırakıp Allah’a emanet edebilirsiniz. Abdest alma yerine indiğinizde de, yürüyen durumdaki çocuğunuzu tuvaletlerin içine elini sokmaktan alıkoymayı başarır ve musluklardan uzak tutmayı ve dolayısıyla da ıslatmasını engelleyebilirseniz abdest alabilirsiniz. Yazarken bile yoruldum sanıyorum.

Abdest almayı başardınız diyelim, bu kez de bebek arabasını camiye içeriye sokmak isteseniz nereye koyacaksınız? Dışarıda bıraksanız ne yapacaksınız? İçeri girmeyi başardınız, çocuk yürümüyorsa çok büyük bir sorun yok. Ama yürümeye başladıysa, hele de yer bulamadıysanız ve o dar merdivenlerden yukarı çıkmanız gerekiyorsa kan ter içerisinde kalıp, merdivenler boyunca dua ederek namaz kıldığınız yere ulaşırsınız. Oraya ulaştığınızda da namazı kılmak aşamasına geçmeniz için etrafınızda namazını yeni bitiren ya da Kur’an okuyan, dinlenen başka bir kadına yanaşmanız, bu kadına güvenmeniz ve çocuğunuzu emanet etmeniz gerekiyor. En azından benim oğlum, istisnasız her denememde o pencereden sarktı, merdivenden geri inmeye kalktı, ya da kendisi için oldukça tehlikeli her şeyi denedi. Bu yüzden onu oraya kendi haline bırakıp namaza başlamam mümkün olmadı. Son aşamada da hızlıca namazınızı bırakıp çocuğunuzu emanet ettiğiniz kişiye dualar edip yine o daracık merdivenlerde oldukça adrenalin içeren bir yolculuğa çıkarsınız. Tüm bu serüvenden sonra bende yorgunluk ve kızgınlık kalıyor genelde. Ama sanıyorum ibadet sonrasında böyle hissetmemeli insan?

Tüm bu aşamalardan da görüldüğü üzere bir annenin çocuğuyla birlikte yalnız başına dışarıda olduğunda camiye girip namaz kılması, tüm koşulları camilere göre ayarlamadığı sürece (abdestini bozmamak için elinden geleni yaptığı, bebek arabası yerine alternatifler oluşturduğu ve mümkünse yalnız gezmediği sürece) büyük bir macera. Bir annenin evinin dışındaki hayatında neredeyse her aşama zaten oldukça zorken, en azından camilerin bu zorluklardan azade olması çok güzel olmaz mıydı? Camilere dair tüm detayların tüm kadınları ve kadınlık durumlarını da kapsayacak şekilde düzenlenmesi nasıl mümkün olabilir?

rumeysa |REÇEL

Yorum Ekle