REÇEL

Annelik İçgüdüsünü Öldüren Kabus: “Eşimin Tarafı”

Anne evladını koruma içgüdüsüyle hareket eder. Ama bir şey var ve bu öyle bir şey ki annelik içgüdüsünü öldürüyor: Eş tarafı!

Konuk Yazar: Elif

Yüreğim sıkıştı. Az önce telefonu kapattım. Bir anne. Çığlığı öyle sessiz öyle derinden ki…

Neden bunu reçele yazdığımı bile bilmiyorum. Tek bildiğim bunu yapmak istediğim.

Bir cinsel istismar olayı. Böyle akademik bir dil söylem kullanınca insanın içi yeterince acımıyor. Ben bunu başka bir dille kusacağım buraya. Sekiz yaşındaki bir erkek çocuğu. Amcalarından ikisi çocuğa sürekli organlarını açıp dokundurmaya çalışıyorlar. Arkadan, önden yaklaşmaya çalışıyorlar. Yetmiyor son seferinde yastığı kafasına dayayıp ona tecavüz etmeye çalışmışlar. Çocuk ayaklarını yere vurup tepinmiş. Ve bir şekilde kurtulmayı başarmış. Sonra annesiyle paylaşmış. Yazarken tüylerim diken diken oluyor, midemde ağrılar, sıkışıyor nefesim, sırtımdan soğuk sular iniyor. Okurken sizde benim gibi olun istiyorum. Neden mi?

Çünkü bu pisliği kusmak zorundayız, çaresiz kadınlar ve çocuklar için…

Anne bunu öğrendikten sonra ne yapmalı? Siz ne yapardınız? Ben ne yapardım? Kendi cevabımı biliyorum: Gözümü kırpmadan boğazlarına yapışırdım bunu evladıma yaşatanların, sonra savcılığa giderdim. Ne babaanne ne dede ne görümce ne o, ne bu umurumda olmazdı! Çünkü ego bütünlüğü olan insanlar böyle yapar. Çünkü anne olan kadın böyle yapar. Anne evladını koruma içgüdüsüyle hareket eder. Ama bir şey var ve bu öyle bir şey ki annelik içgüdüsünü öldürüyor: Eş tarafı! Müslüman ailelerde bu yaranın daha fazla olduğunu görüyorum fakat elbette toplumun her kesiminden ailede durum kırmızı alarm veriyor, biliyorum. Neden “Müslüman ailelerde daha çok” dedim diye kızan olacaktır. İster kabul edelim ister etmeyelim. Durum değişmiyor.  Çünkü işin içinde din, iman, günah var. Dede camiden çıkmaz, oğlunu yeğenine cinsel istismardan içeri mi alsınlar? Olmaz! Sonra babaannenin halini düşünmek gerek, kadın elinde sayaç, salavat çekerken kalpten gitmesin! Aile ilişkileri var, bozulmamalı, derin dondurucudaki et yığınları gibi saklanmalı! Sonra korkulan eş/koca var! Adam öfkeli ne yapar belli değil. Aman sus otur anne! Bu işi sessizce hallet! Nasıl?

Bu pislik sessizce halledilmiyor, yok olmuyor, ortadan kaybolmuyor! Bir çocuk aile içinde cinsel istismara uğradıysa bu olay ilk defa senin başına gelmiyor. Bunu yapanlar çocukluklarında nelere maruz kaldılar bir düşün? Sağlıklı bir çocukluk geçirmiş bireylerde böyle bir durum ortaya çıkmıyor. Öyleyse çocuğunun istismar edilmesine göz yumarsan sende bir pedofili suçlusu yetiştiriyorsun demektir. Sonra senin çocuğuna bunu yapan insan, başka kaç çocuğa dokunuyor sor kendine!

Sonra bir de Rabbine sığınma ve dua etme durumunu anlayışımız var. Dua müminin silahı evet, bu konuda sonsuz imanın var tıpkı harekete, zorlukla mücadeleye, direnmeye, sömürüye göz yummaya, eğriyi düzeltmek için yüreğimi ortaya koymaya, başıma ne gelirse gelsin emanete sahip çıkmak için dizlerimi titreten güçlükle savaşmaya inandığım gibi…  

Çocuklarımıza cinsel istismara karşı korunmak için eğitim verirken ne söylüyoruz? Bedenin sana ait ona kimse dokunamaz. Eğer biri dokunmaya çalışırsa hemen çığlık at! Aslında çığlık atması gereken anneler mi acaba?

Konuk Yazar

6 yorum

  • Başlığı görünce ne hoş, ironik komikli bir yazı galiba dedim, açınca içime oturdu.
    Yüzde kaçtır bilmem ama toplumun yüksek bir bölümünün bir şekilde yaşadığı bir olay ne yazık ki. Bende o evi başlarına yıkardım diyebiliyorum ama diyemeyenler binlercesi.
    Tabi birde öncesinde önlem alma kısmı var. Artık duya göre o kadar paranoyaklaştık ki ben çocuğumun kendisinden büyük erkek çocuklarıyla oynamasına izin vermiyorum. Kız olsun erkek olsun yaşıtlarıyla bir arada olsun istiyorum. Amcası dayısı kuzeni bilmem kimi olursa olsun çocuğa yaklaşımlarını gözlemliyorum. Zorla öpmeye çalışanlar kucaklamaya çalışanlar isterse can ciğer yakını olsun gerçekten severek yapsın, mudehale ediyorum.
    Evet ne yazık ki çokça paranoyaklaştık…

  • Okurken yazıda hep babanın tepkisini aradım ben. Anne tek başına değil ki burada en çok babaya iş düşüyor. Onun tepkisi olayın seyrini belirleyecek gibi.

  • Böyle bir olay ile karşılaşmanıza çok üzüldüm. Umarım yakın zamanda bir çözüm bulunur. Merak ettiğim bir şey var. Sadece bu olay değil, genel olarak soruyorum. Neden böyle durumlarda insanlar mağdurun hakkını aramak yerine suçlunun kimliğini gizlemeyi veya inkar etmeyi tercih ederler? Benim gördüğüm kadarıyla genelde tacize veya tecavüze uğrayanın ruh sağlığı ve geleceğini değil, kendi itibarları ve başkalarının ne düşüneceğine önem veren bir anlayış var bazı insanlarda. Bu anlayış nereden geliyor gerçekten çok merak ediyorum.

  • Amerika’da polise gitmeyip göz yuman evebeynler de yıllarca hapis cezasına çarptırılıyor. Sürünsünler vicdansızlar… Ucunda hapis olsa saklayan daha az olurdu…

  • Ne imanı, ne dedesi, ne babaanesi, ne eş tarafı? Derhal suç duyurusunda bulunulması. Kılıflar, nedenler aranmamalı kendi cesaretsizliğimiz için. Yoksa bu toplam tedavi olmaz.

  • Tanıyorsanız suç duyurusunda bulunur musunuz lütfen!!! Bir çocuğun ruh sağlığından bahsediyoruz. o bir çocuk toplumu oluşturan bütünün bir parçası.