Genel

Ankara Hukuk’ta Konuşanlar ve Susturulanlar Üzerine

Yazar: Feyza

Screenshot 2015-12-03 11.16.09

Olay Ankara Hukuk Fakültesi’nde geçiyor. Genç bir kadın. Sesi öfkeli. Hitabeti güçlü. İrticalen yaptığı konuşmada cümleler derli toplu. Anlaşılır. Üstelik ok gibi keskin. Öfkeli. Muzaffer. Etrafında kendi gibi genç kadınlar. Koridorlar, asma katlar insan dolu. Sesi hepsine yetiyor, kendini hepsine duyuruyor.

Ne var ki Türkiye’nin politik atmosferini tanıyan birisi için cümleler oldukça tanıdık. IŞİD zihniyeti, AKP zihniyeti, gericiler, tacizi tecavüzü meşrulaştıranlar, kadın düşmanları, köle pazarları, kadına yönelik şiddet… Cümleler birbirinin etrafında dönüyor. Toplanıp tekrar etrafa saçılıyor.

Bu bildik, hatta ezber repertuarla oklarını çevirdikleri grubun adı: “Müslüman Hanımlar Topluluğu”. Feminizmin gündemini eğip büküp provokatif bir konuşmaya çeviren bu kadın ve etrafındakiler belli ki Müslüman ve hanım sıfatlarına, topluluk kelimesindeki örgütlenme haline fena takılmışlar. Bu grubun üniversitede toplanmasını engellemişler, üstelik de zaferlerini alkışlarla kutluyorlar.

İzlediğim video beni kızdırmadı. Fena üzdü. Öncelikle bu gürültüde susturulmuş bir grup kadına üzüldüm. Sonra bu politik repertuarın, haklılığına inanmış bir ses tonuyla bu şekilde istismar edilmesine üzüldüm. Gencecik bir kadının başka bir grup genç kadına yönelttiği öfkesindeki, eylemindeki şiddeti göremeyişine üzüldüm. Eylemin büyüklüğüne, kitleselliğine üzüldüm. Böyle  böyle açılan yaraları kapatmak için kadınlar olarak verdiğimiz mücadeleye üzüldüm.

Bu repertuarı başka bir çerçevede ben de kullanayım. Hepimiz elimiz yüreğimizde Türkiye’de, Ortadoğu’da, dünyada olanları seyrediyoruz. Elimiz kolumuz neredeyse bağlanmış durumda. İki kişilik bir aşktan dünyanın büyük devletlerinin restleşmesine kadar her türlü ilişki türünde yokedici bir şiddet kol geziyor. Her gün kadınlar kendilerini sevdiğini söyleyen erkeklerce katlediliyorlar. Her gün haklılığından zerre şüphe duymayan devletler, attıkları bombalarla insanları öldürüyorlar. Yaşadığımız bölgede milyonlarca insan yerlerinden ediliyor. Bulunduğumuz kadın örgütlerinde savaşın en çok kadınları mağdur ettiğini konuşmaktan yorulduk. Politikanın alanı bunlara karşı etkili bir mücadele geliştirmemizi engelleyecek kadar daraltılmış. Savaşlar sertleştikçe kadınların yaşam alanları ve mücadeleleri farklı biçimlerde, farklı siyasetlerce ortak bir sesle yok sayılmaya ve yok edilmeye devam ediliyor.

Bütün bunların faili Ankara Hukuk’ta toplanan bir grup ‘Müslüman hanım’ öyle mi? Bütün farklılıkların üstünden buldozer gibi geçen bu basit formül, hepimizi yok eden karanlığı biraz da kesifleştirmekten başka neye yarıyor? Hayatlarımız için mücadele etmenin yolu, başka kadınların yaşam alanlarını daraltmaktan, mücadelelerini yok saymaktan geçiyor öyle mi?

Ne söylediğinden gayet emin bir şekilde konuşan bu genç kadın, tekerleme gibi saydığı feminist gündem içerisinde, yıllardır örgütlemeye çalıştığımız, örgütleyemesek de zihinsel bir altyapı oluşturmaya çalıştığımız, hayalini kurduğumuz daha güçlü ve geniş bir kadın dayanışmasının imkanlarını dinamitlemekten başka bir şey yapmıyor. Susturduğunu  zannettiği genç kadınların öfkesini de IŞİD’in, AKP’nin, tecavüzcülerin, gericilerin, uzaylıların, balina avcılarının hesabına yazarak bu kadınları yok ettiğini mi zannediyor? Halbuki kadın hareketinden biliyor olmalı ki kadınlar susarak, susturularak yok olmazlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir