Genel

Ramazan’dan Kalma Bir Hikaye

Yazar: Z.

shirinneshat_veiledwomen

Ramazan’da her gece teravihe giden biri değilim. Yirmi rekatı da pek tamamlamam doğrusu. O yüzden Kadir Gecesi diye kutladığımız 27. gecenin teravihine gitmenin tadı başka oluyor. Bir önceki sene yaptığım gibi Fatih Camisi’ne gideyim, iç avlusunda şöyle efil efil bir teravih kılayım diyorum. Çünkü, o avluyu bilenler bilir, eşsiz bir huzur kaplar insanın içini. Avlunun duvarları yukarıda uçan kuşlardan başka dışarının sesini geçirmez içeri. İnsan kendi sessizliğiyle baş başa kalır da imamın sesinde can bulan ayetler o duvarlardan kulaklara yankılanır. Ama sadece o değil. Bir de hüznü vardır bu gecenin. “Elveda ya şehr-i Ramazan” diye kaside okunurken bir mahzunluk çöker. Daha birkaç gün öncesine kadar bayrama gün sayan ben miydim, dersin. Dinginliğin burukluğa karıştığı tarifi zor bir hisle ayrılırsın gecenin sonunda camiden. Cami çıkışında, bu sırrını senden başka bilen yüzlerce insan… Bir başkadır İstanbul’da Ramazan. Hele yaz Ramazanları çok başka… Yine de o kadar efil efil olmasın diyorum; şalımı atıp sırtıma, çıkıyorum evden.

Geç kalmışım! Kıymetli iç avlu çoktan kapışılmış. O da bir şey mi? İnsanlar dış avluya taşmış, orası bile dolmak üzere. Nasip değilmiş ya, olsun diyorum, hemen bulduğum yere sığışıyorum. İç avluda kilimlerin durduğu sandıklar vardır. Teravih vakti açar, bir kısmını sererler. Safın arkasına her yeni gelen grup bir yenisini ekler, namaza durur, öylece büyür cemaat. Fakat buraya yetmemiş, diyorum. İşini bilenler seccadeleri, battaniyeleri ile gelmiş, onların üzerinde kılıyorlar. Öyle ya, Allah cemaatimizin bereketini arttırsın, nasıl yetecek?

Avluda gençten bir çocuğun sesi duyuluyor: “Namaz kağıtları, namaz kağıtları!”. Neymiş bu namaz kağıdı diye bakıyorum. Hani dışarıdan yemek alırsınız da sararlar ya, o cinsten, boyu desem yarım metreyi ancak geçen bir kağıt. Yanımdaki kadınlar ayakları yerde, başları namaz kağıdında namaz kılıyorlar. Buna şükür, diyorum, esnaf cemaati düşünmüş de kağıtları getirmiş, ne iyi. Ramazan’ın güzelliği işte! Derken çocuk devam ediyor: “Namaz kağıtları, 1 lira, 1 lira!”.  Nasıl? Az ilerideki büfeden o 1 liraya tost alsan “namaz kağıdı”nı etrafına sarıp bedavaya veriyorlar be çocuk. Neyse diyorum, zaten  bana küçük gelirdi.

Şalımı sırtımdan çekip yere seriyorum. Eve gidince makinaya atıyorsun yıkıyor alt tarafı. Bir ses, bir hareketlilik oluyor o esnada erkekler tarafında. Onlar dış avlunun camiye daha yakın kısmındalar. Bir bakıyorum cemaatle namaza durmuşlar. Cemaatimiz büyük, caminin dışına taşmışız ya, bizim buraya ses az geliyor. Onları görüp duruyoruz biz de. Gerçi dışarıya da hoparlör koysalarmış olurmuş diyorum, hesab etmek lazım böyle şeyleri, en kalabalık olacağı ana göre planlama yapacaksın ki… Ama dur şimdi, namazda bunları düşünmeyeyim. Şurada Kadir Gecesi’nde teravih kılmaya gelmişim. Biraz huşû, değil mi ama?

İç avlunun duvarları dışarının gürültüsünü cemaatten beri tutar. Burada, dış avluda ise girenler, çıkanlar, yer arayanlar, namaz kağıdı satanlar, bağrışan çocuklar, onlara bağıran büyükler, yoldan geçenler, kornalar, sirenler… Kuran kurslarında öğretilir. Namazın farzları vardır ama bir de edepleri vardır. Namazda huşû gerekir, o yüzden etrafa bakılmaz. Gel gör ki, dakikalardır kıyamda bekliyoruz. Kafamda ideal cami projeleri… Sesini duymadığımız imam rükûya gitti mi gitmedi mi? Edebi bırakıp, kaldırıyorum başımı. İleriye, erkeklere bakarak, uyuyorum cemaate.

Erkekler tarafına bakan kadınlar, erkekler tarafına bakan kadınlara bakan kadınlar derken bir süre böylece cemaate iştirak ediyor kadınlar kısmı. Ta ki ilk secdeye varıncaya kadar. Kadınlar cemaati sesten sonra görüntüyü de kaybedip hisleriyle yolunu bulmaya çalışırken yavaş yavaş dağılıyor. Seccadeler, battaniyeler yerden birer birer toplanıyor.

Ramazan’da pek çok şeye katlanırsın fakat güzelliği de tam buradan neşet eder. Namazın da böylesine bir geceliğine katlanılır, diyorum. Hiç değilse 8 rekatlığına… Napalım, camilerin de imkanları kısıtlı. Sonra, böyle namaz daha önce de görmedim mi? Bazen sıradan bir günde, sıradan bir camide bile görmeden, duymadan cemaate uymak zorunda kalırsın da bugün mü çabalamayacaksın, diyorum. Secdeye gidince arada başımı kaldırır secdeden kalktık mı diye kontrol ede ede, her rekatta teknik olarak ikiden fazla secde yapmış olup “Allah kabul etsin artık” diye diye devam ediyorum.

Yaz Ramazanları güzeldir fakat geceleri de soğudu mu soğur. Gerçi ben bunu biliyorum bilmesine de, üşürüm diye sırtıma aldığım şalım ayaklarımın altında. Üşüyorum, duymuyorum, görmüyorum ve pes ediyorum. Camiden çıkmak üzere toparlanıp, erkeklerin tarafındaki çıkışa yürüyorum. İlerledikçe bir ses, artarak geliyor kulağıma. Kilimler üzerinde namaz kılan erkek cemaatinin önündeki dev ses aracını arkamda bırakıp çıkıyorum camiden.

Üzerinden biraz zaman geçiyor. Kime ne anlatmalıyız, nerede anlatmalıyız bilmiyorum. Birkaç arkadaşımın yakasına yapışıyorum: Bir site kurmalıyız! Her nasılsa ikna oluyorlar.

-Adı Reçel olsun mu, diyorum.

-Olsun.

7 Yorum

  • Pingback: Ramazan’dan Kalma Bir Hikaye | Budamedya

  • Maryams
    12 Ağustos 2015 - 19:03 | Permalink

    Namazda erkeklere bakarak hareket etmek olmuyor, imamin sesini duymak lazim. Gecmis olsun:)

  • Simityan
    14 Ağustos 2015 - 12:06 | Permalink

    Aynen zaten eğlencesine imama bakmamışlar-.-

  • A
    17 Ağustos 2015 - 16:27 | Permalink

    GÜZEL PAYLAŞIM :)

  • nimet
    18 Ağustos 2015 - 18:55 | Permalink

    Sayin cok sevgili RECEL blog ailesi yazarlari cizerleri, sizcede artik bu herseye muhalefet kismini biraz abartmadinizmi?
    muhakkaki o camidede bir kadinlar kismi vardi ve orasida dolmustuki bazi kadinlar ve muhakkaki erkelrde disarda kaldi.
    simdi burdan yola cikarak erkelerimi sucluyosunuz? imamimi sucluyosunuz? yoksa diyanet islerinimi?
    imam ne bilsin kadir gecesi ramazan boyu camiye ugramayan bir yigin insanin oraya dolusacagini?
    taa cok eskilerden beri (iman da erkek olmasindan zaar ) onde erkekler arkada kadinlar kilar namazi. yada baska auri bir bolmede kilar kadinlar. bu kisma bende sinir olurum, ayrica orda kilacagima arkada yine ana cami alaninda kilmayi tercih ederdim.
    simdi siz disarda kaldiniz, salinizida yere sermek zorunda kaldiniz (kotu olmus ne diyim) diye erkelerden birisinin bacim siz one gecinmi demesini bekledinizde hayak kirikligina ugradiniz anlamadim.
    sanirim bu RECEL bana gore degil zira bicok konunun sebebini sonucunu amacini anlamiyorum.

  • şeyda nur
    16 Nisan 2016 - 13:16 | Permalink

    iyi k o Kadir gecesi perişanteravih namazını kılmışsınız. Bu Reçel bir harika!.. Tam da soluk aldığımız bir blog olmuş. Tebrikler ve kolay gelsin.

  • Elif
    21 Haziran 2016 - 11:44 | Permalink

    Güzel yazmışsınız elinize sağlık. Gayet aydınlatıcı. Ve üzücü tabii değişirse birşeyler sizler sayesinde olur inşallah

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir