Genel

Prensesler, Cadılar, Üvey Anneler II

Konuk Yazar: Zeynep Ö.

Yaklaşık iki yıl önce Reçel Blog için üvey annelikle ilgili son derece naif, hayalperestlik derecesinde iyimser, gerçeklikten uzak bir yazı yazmıştım. Eşimin önceki evliliğinden olan kızını kendi kızım gibi benimseyeceğimi söylemiş, onu hiç üzmeyeceğime dair söz vermiştim. Gelen yorumlardan bazılarında ileride üvey anneliğin nasıl gittiğine dair tekrar yazmamı rica edenler olmuştu. O zamanlar kendi kendime şöyle düşünmüştüm: ‘Ne gerek var ki tekrar yazmaya? Herşey mükemmel olacak işte. Eşim, üvey kızım ve ben mutlu bir aile olacağız. Hatta örnek bir aile olup üvey ailelerin de gayet huzurlu olabileceğini cümle aleme göstereceğiz.’ Şimdi bu yazıyı okuyor olduğunuza göre işler hiç de öyle gitmedi. 

Aslında benim evliliğimde üvey evlat haricinde de bazı zorluklar var. Hatta diyebilirim ki neredeyse tüm istatistikler bizim aleyhimizde. Eşimin ikinci benim ilk evliliğim, eşimin çocuğu var benim yok(tu), eşim yaş olarak benden küçük, farklı ülke vatandaşıyız, anadillerimiz farklı, evlendikten sonra başka bir ülkeye taşındım, işimi, ailemi ve tüm sosyal çevremi geride bıraktım, evliliğin ilk yılında hamile kaldım. Bu koşullardan her biri evliliğin yürüme ihtimalini yüzde 10 bile azaltsa bu evliliğin boşanmayla sonuçlanması nerdeyse kaçınılmaz görünüyor. Daha ikinci yılımızda çift terapistlerinin kapısını aşındırmamız gayet normal yani. 
 
Hayat tecrübesi benden daha fazla olan aklı başında bazı arkadaşlarım evlenmeden önce beni üvey kızım konusunda uyarmış ve bu evliliği tekrar düşünmemi salık vermişlerdi. Onların biraz karamsar hatta yeterince iyi kalpli olmadıklarını düşünmüştüm. Oysa ben öyle miydim? 7 yaşında bir kız çocuğuyla anlaşamayacak ne vardı ki? Zaten çocukları çok seviyordum, onlar da beni. Evde bir çocuğun olması müthiş olacaktı. Eşim de mükemmel bir babaydı. Hem de kız babası. 
 
Üvey kızımla sorunlarımız nerdeyse bu ülkeye taşındığım ilk haftadan itibaren başladı. Ondan önce Türkiye’deki görüşmelerimizde gayet iyi anlaşıyorduk. Hatta bana ‘annecim’ diye hitap etmeye başlamıştı ve bu benim de hoşuma gidiyordu. Ama o muhtemelen benim buraya, onun ve babasının evine taşınacağımı ve bir daha hiç gitmeyeceğimi idrak edememişti çocuk aklıyla. Gerçi bizim problemlerimiz eşimin de bu idrakten uzak oluşundan kaynaklandı. O ben geldiğimde hayatlarındaki herşey aynı kalacak, sadece aralarına bir kişi daha katılacak diye düşünmüştü. Halbuki benim yaşanmış koca bir yarı ömrüm, alışkanlıklarım, zevklerim, beklentilerim vardı. Benim alışkın olduğum bir ev düzeni vardı. Evlenen diğer çiftler gibi birlikte ev düzeni kurmayacağımızı kabul etmiştim. Ama evde yaptığım ufak değişiklik ve düzenlemenin bile sorun olacağını tahmin edemezdim. Evde yaptığım her dokunuş üvey kızımı evden uzaklaştırmak içinmiş gibi algılandı eşim tarafından. Yeni koltuk takımı alamadık, çünkü kızının alışkın olduğu takım buydu. Tüm mutfak dolaplarını kaplayan karne ve belgelerinin bir kısmını indirmem kriz sebebiydi. 
 
Dil ve kültür farkı olan bir çocukla anlaşmak, normalde her çocukla sohbet edecek birşeyler bulmada hiç zorlanmayan benim için bile çok zordu. Sevdiği şarkıları bilmiyordum, izlediği çizgi filmlerden haberim yoktu, yaptığım yemekler onun damak tadına göre değildi. Ortak nokta bulmamız gerçekten zordu. En büyük ortak noktamız ise onun babası benim de eşimdi. Bu durumsa esas sorunun kaynağı olmuştu. Hayatım yeni evli standart bir Türk kadınınkinden çok uzaktı. Beklentilerimi düşürdükçe mutsuzluğum artıyordu. Eşimle bunları konuşmaya çalıştıkça herşey daha da çıkmaza giriyordu. 
 
Şimdi ne durumda mıyız? Kızım diye bağrıma basacağımı düşündüğüm kız, evimize hiç gelmiyor. 
 
İmza: Cadı üvey anne 

4 Yorum

  • merve
    30 Mayıs 2018 - 11:17 | Permalink

    :) ara ara aklima geliyordu, ne oldu acaba diye. Bir uvey annenin kizi olarak kolay olmadigini biliyorum ama bu kadar da beklemiyordum.

    Fakat her sey siz cadi uvey anneden kaynaklanmiyor farkinda oldugunuz gibi. Keske su uvey olmayan babalara da ozel bir isim verilse de biraz asil yuklerin onlarda olmasi gerektiginden bahsetsek. [Umarim bu bir hadsizlik degildir.]

    samimi yazi icin cok cok tesekkurler. Bizim boyle gercekleri gormeye ihtiyacimiz var iste. Tenks.

  • Fatma
    30 Mayıs 2018 - 13:21 | Permalink

    Güncelleme için teşekkürler. Zor bir süreç olduğu belli ve bunu detaylandırmanızı istemek düşüncesizce olabilir diye korkuyorum ama bir yandan da bu hikayeyi biraz daha detaylı bilsek belki böyle bir durumda nasıl değerlendireceğimizi daha iyi biliriz diye düşünmekten alamadım kendimi. Özellikle yeni çocuk kısmını.

    • Zeynep
      4 Haziran 2018 - 11:13 | Permalink

      Yazıyı özellikle muğlak bıraktım çünkü hala sürecin içerisindeyiz ve giderek daha fa içinden çıkılmaz bir hal alıyor malesef. Muhtemelen bir sonraki yazı “gurbette tek başına annrlik” üzrrine olacak.

  • stepmom
    30 Mayıs 2018 - 19:53 | Permalink

    Uzuldum yasadiklariniza. Kizinizin eve gelmemesine de cok uzuldum. Ben de de bir üvey anneyim. Esiniz ve sizin aranizdaki farklıların cogu bizim iliskimizde de mevcut. Farklı dil, farkli kultur, onun kizi, vs. Bahsettiiginiz sorunların cogu sadece sizden kaynaklanmış gibi gorunmuyor. Sizi kendi düzenlerine sadece eklemlenecek biri olarak görmüş esiniz. Kizini da kendini de degisiklige yeterince hazirlamamis. Muhtemelen siz de cok iyi anlatamamissiniz degisikligi neden istediginizi. Ben de hiç yeni eşya almadım eve. Aliskanliklari değiştirmemek icin degil de kullanabilecek durumdaki eşyalarin değişmesini cok anlamlı bulmuyorum zaten. Eski esyaya o kadar cok deger yüklense benim de sinirim bozulurdu, doğrusunu söylemek gerekirse. Ama evde yaptıgım diger degisiklikleri esim hep destekledi. Kizimizin 3-4 yaşında yaptigi cercevlenmis resimlerinin bazilarini indirdim, mesala. Ancak yerlerine, ya ucumuzun birlikte çekilmiş aile fotolarını, ya da onun yeni yaptigi resimleri astım. Onun sevdiği filmeleri, sarkilari, okudugu kitapları mumkun oldugunca okuyup, izleyip, dinlemeye calistim. Bilemedigimde onun bana ‘öğretmesini’ istedim. Simdilik iyi gidiyoruz. Ama itiraf etmem lazım. Kızın annesi de bana anneler gününde, bile sürekli çiçekler alir, kızına bana da kart yazmasını hatırlatır. Yani durum sadece sizin çabanızla olacak bir durum degil. Kendinizi suçlamayın, “cadi” diye adlandırmayın, lütfen. Umarım, en kısa zamanda hallolur sikintilariniz. Terapiyle belki en azından, esinize icinizi daha iyi acarsiniz. Kolayliklar.

  • Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir