Genel

Oruçlu ve Tacizci

Konuk Yazar: HKŞ

Ramazan ayı kimine göre fakirin halinden daha iyi anlamak için kendini açlıkla terbiye etmenin, kimi için Allah’ın iradesine kayıtsız şartsız uymanın ve teslimiyetin ifadesi. Her halükarda orucun insan nefsini törpülemek ve iradesini güçlendirmek için bir araç olduğu, asıl amacın oruç tutarken aç kalmak değil iradeye hakim olmayı öğrenmek olduğu aşikar. Buna rağmen Ramazan’ın ilk gününden başlayarak son gününe kadar oruçlunun tacizi ve gazabına bir toplum olarak maruz kalıyoruz.

Mesela bir kısım oruç tutmayı beceremeyen “oruçlular” daha ilk günden sokakta yemek yedi diye insanlara saldırıyor. Ramazan’ın her türlü yeme-içmenin göz önünden yok edilmesi değil, herkes yiyip içse de Allah’a teslim olarak orucu eda etmek olduğunu asla anlamayan çoğunluğu erkek olan bu kimseler, kendileri oruç tuttuğu için gayrimüslimiyle, inançsızıyla, hamilesi, hastası, yaşlısı, çocuğu, hayızlısıyla bütün bir ülkenin sokakta yemek yemesine toplumsal baskı yoluyla yasak getiriyor, bu yasağa uymayanlara yeri geliyor sözle yeri geliyor fiziksel şiddetle karşılık veriyor ve iradesine hakim olmayı öğrenemeyen “oruçlu” oruç terörü estiriyor.

Bu tacizcilerin akıl hocaları da televizyona çıkıp gülerek “O hayızlı kadınlar da biz tutmuyoruz diye sokakta bir şey yiyemezler. Dayak yerler ha bak. Dinen dayak yerler.” sözlerini söylemekten utanmıyor, buna rağmen RTÜK açık açık kadına şiddeti meşrulaştıran, şiddete güya dini meşruiyet kazandıran bu sözlerin sarf edildiği kanal için inceleme başlatmıyor.

Bir kısım “oruçlular”ın tacizi bununla sınırlı kalmıyor, inanılması güç bir şekilde cinsel tacize kadar ucu uzanıyor. Erken yaşta evlenemeyenlere libido bastırıcı olarak tavsiye edilen oruç, her ne hikmetse ülkemiz erkeklerine asla etki etmiyor. Toplu taşıma araçlarında insanların gözüne soka soka kadınları taciz ettikleri yetmezmiş gibi, “ne yapıyorsun” sorusuyla karşılaştıklarında “ben oruçluyum, iftira atma” diyecek kadar yüzsüz, “bayanın apış arası gözüküyordu, tahrik oldum, Ramazan ayındayız, uygun değil” diyecek kadar iradesiz ve kendilerine “bakma o zaman kardeşim” diyerek erkeğe farz kılınan tesettürü, yani göz kapaklarını hatırlatan kadınlara saldıracak kadar haysiyetsiz olan bu erkeklerin ne oruç tutmayı, ne Ramazan’ı anlamadıkları gün gibi ortada.

Trafikte magandalık yaparak, şort giyen kadına şiddet uygulayarak, dondurma yiyen çocuğu taciz ederek oruç tuttuğunu zanneden ve oruçlu olmasını bütün bunların bahanesi olarak ortaya koyan bu “oruçlu tacizci”lere Allah’tan hidayet temenni ediyoruz.

Bu yazıyı 2017 yılı Ramazan ayının sonlarına doğru yazmıştım. Bu sene Ramazan’da benzeri olayları yaşamamamız ve herkesin gönlünce oruç tuttuğu/tutmadığı bir ay olması dileğiyle…

8 Yorum

  • namık sezer
    24 Mayıs 2018 - 10:26 | Permalink

    ramazanın ayının son on gunu eşine bıle cınsel olarak yaklasmamayı ıbadet olarak koymus kuranı kerım ,sokaklarda tacızın ve tecavuzun her turlusu yasandıgı ,ac kalma ayı devam etmektedır ,maun suresı aklımdan cıkmıyor

  • Ayşe
    24 Mayıs 2018 - 15:02 | Permalink

    Ramazan ayında tutulan oruç insanların hobi olarak gerçekleştirdiği bir eylem değil, Allah’ın Müslümanlara emrettiği farz bir ibadettir. Din size göre bireysel olabilir ama bir Müslüman kendi keyfine değil, Allah’ın emir ve yasaklarına göre yaşar. Kuran’ı dikkatli okursanız topluluğa hitap ettiğini görürsünüz. Örneğin “Ey iman eden” değil, “Ey iman edenler” diye başlar hitaba. Dolayısıyla Allah’ın dini Allah’ın kitabına göre toplumsaldır. Benim, bir başkasının veya sizin sekülerize olmuş görüşleriniz hakikate etki etmez.
    Oruç konusuna dönecek olursak. Tepkinin şiddetle ortaya konması bir yanlıştır ama bunu “Ben açken onlar nasıl karşımda yemek yer? İnsan biraz açın halinden anlar.” zaviyesinden değerlendirmek de başka bir yanlıştır. Burada Müslümanlar için esas olan kendisi tutmuyor veya tutamıyor olsa da Allah’ın emrine itaat etmese dahi edenlere ve tabii ki doğrudan ibadetin kendisine saygı duyması dolayısıyla oruçlu olduğunu bildiği insanların bulunduğu bir yerde göstere göstere yemek yememesi gerekir.
    Bu namaz kılan(lar)ın yanında müzik dinlenmemesi, yüksek sesle konuşulmaması, yani ibadete olan saygıdan ötürü kişinin hal ve hareketlerine dikkat etmesine benzer.
    Müslüman olmayan birinin bunu anlaması bana göre doğal karşılanabilir ama ben Müslümanların nasıl bu tarz bir yaklaşıma sahip olduklarını anlamakta zorlanıyorum. Belki de her ifratın kendi tefritini doğurmasından kaynaklanıyordur.

    • emre
      2 Haziran 2018 - 20:14 | Permalink

      Bu tartışmayı çok guzel özetleyen bir yazı olmuş Ayşe Hanım,teşekkurler.
      Açlık,yeme içme,istedigi gibi giyinme,gezme konusu sanan arkadaşların sanırım olaya sizin baktıgınız açıdan bakması için biraz da beyinleri ile ilgilenmeli.

  • Nergis
    24 Mayıs 2018 - 17:06 | Permalink

    Canlı örnekler için bakınız…

  • 25 Mayıs 2018 - 11:54 | Permalink

    Ne bu şimdi? Sözcü Gazetesi haberi mi?
    böyle çapsız bir yazıya yer vermekle ne murad ediliyor?
    atarlı feminist bir “duyarlılık” ile böyle bir yazı kaleme alındı diyelim, buradan -bu önyargılı – hayırsız sataşmadan- ne gibi bir hayır çıkacak?
    Abdurrahman Aslan’ın zikrettiği gibi, Müslümanların sokaklarda hiçbir zaman bir şey yememeleridir, islam ahlakına uygun olan.
    Böyle bir yazıyı yayınlamakla Müslüman erkekleri taciz ediyor, asıl sizler “oruçlu ve tacizci” olmuyor musunuz?

  • Enver Arıkan
    30 Mayıs 2018 - 15:37 | Permalink

    Mehmet Ali Bey, yazının neresi / nereleri çapsız geldi size? Paylaşmak ister misiniz?

    Bu şekilde davranan erkekler yok mu diyorsunuz, ya da davranabilir mi demek istediniz? Böyle davrananlar var ise, onları “öyle davranmayan” biri olarak hangi saiklerle savunduğunuzu sormak, öğrenmek isterim nacizane.

    Erkek olarak bu muamelelere maruz kalmamamız da bunların yaşanmadığı anlamına gelmiyor, deve kuşu misali biz gömsek de kadın arkadaşlar başlarını gömmüyor diye, neden ikincil bir sorgulama eziyetini layık görüyoruz, açıkçası anlamadım. Din, inançla başlayıp tarafınızdan konunun “Sözcü gazetesi” söylemiyle politize edilmesi, tam da yapmak istediğinizin dışında, konunun inançtan çıkıp taraftarlaşma, holiganlaşma tehlikesini içerdiğini fark edebildiniz mi?

    Olmuyor mu sizce bu durumlar, yaşanmıyor mu? Yaşanıyorsa da üstü kapatılsın mı, reva mıdır yani oruç tutmayanlara. Açıkçası samimi görüşünüzü merak ettiğimden soru sordum, sorgulama amacım yok, bahsettiğim şekilde düşünmediğinize inanıyorum çünkü.

  • Ebubekir
    3 Haziran 2018 - 12:42 | Permalink

    Burada yorum yazmıyordum uzun süredir

    30 yalındayım Elhamdulillah 8 yaşımdan beri kazasız sektirmeden 30/30 oruç tutmayı Allah nasip etti.
    Üstad gerekenleri 38 sene önce yazmış.

    Üstad Necip Fazıl Kısakürek
    1910’lu yıllar
    “Çocuktum. 6-7 yaşlarında ya var, ya yoktum. Bir Ramazan günüydü. Çemberlitaş’ta oturduğumuz büyük konaktan sokağa çıktım. İleride, bir sehpaya oturttuğu tablasından çoluk çocuğa şeker satan birini gördüm.
    10 para, 20 para mı, ne verdiğimi hatırlayamadığım bir horoz şekeri satın aldım. Şekeri eme eme konağa dönmek üzereydim ki, üzerime hamal kılıklı bir adam çullandı. Yarı ciddi, yarı şaka bir edâ ile haykırdı:
    ‘Şu bacaksıza bak hele! Sokakta, elâlemin karşısında yiyor!’

    Ödüm patlamıştı sanki! Şekeri yere attım ve eve doğru koşmaya başladım. Adam beni kapıya kadar kovaladı. Konağın açık kapısını herifin suratına çarparcasına kapatıncaya kadar adeta baygınlık geçirdim.

    Şimdi, o masum çocuklara değil, Ramazan günü açıkça ve iftihar edercesine sigaralarını tüttüren her vasıf dışı insanlara, o hamal kılığı içindeki saffet ve hassasiyetle hitap etmek istiyorum:
    Günahınızı niçin Allah’la aranızda bırakmıyor ve sanki onun reklâmını yaparcasına, zedelediğiniz Allah hakkına kul hakkını da ekliyorsunuz? Ermeni’si, Rum’u,Yahudi’si kul hakkına tecavüz etmemek için Ramazanlarda Müslümanların karşısında oruca aykırı bir harekette bulunmazlardı Düşünün, sizin dereceniz ne olmalı!
    Hamalın kovaladığı çocuk bugün (1980) 75 yaşında ama, kovalayanın soyundan kimse kalmadı.”

  • Elif
    7 Haziran 2018 - 08:32 | Permalink

    Oruç tüm insanların müslüman olduğunu bir dünyada farz kılınmadı. Müslümanların azınlıkta olduğunu ülkelerde yaşayan oruçlular ne yapsın? Yarın öbür gün böyle bir ülkede yaşasanız, orucu bırakacak mısınız? Ayse hanım demiş ki “namaz kılanın yakında ses yapamamak gibidir”. İnsanlar gümbür gümbür gülürtülü yerlerde de namazını kılıyor gerekirse. Yemek yiyenlerin önünde de oruç tutmak da işte böyle bir gereklilik.

    Bu taciz olayları, bence oruç tutma zorunluluğu hissetmeyen insanların rahatlığına duyulan öfke ile paralel. Sekülerlere zaten öfke duyan, açlıkla birlikte öfkesini bastıramaz oluyor herhalde.

  • Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir