Genel

O Akademisyen Bildiğiniz Gibi Değil

Konuk Yazar: Kübüş

Adsız

Geçen sene artık sıkıldığım tarih dersleri yerine biraz da farklı bir alandan bir şeyler öğrenmek için sosyoloji dersi aldım. Dersin hocası genç, başarılı, öğrencilerini seven bir akademisyendi. Ders ile alakalı olarak bize Malan Barkirin kitabını verdi. Kitapta anlatılan olayların tamamı tam da benim doğduğum günlere denk gelmekteydi. Bütün çocukluğumu geçirdiğim semt, zorunlu göçün mağdurları ile doluydu. Yanımızdaki bina, karşımızdaki komşu, pazardaki sebzeci… Hatta çocukluğumda akrabalarımdan, onlarla aslında komşuluk “yapılmamasına” dair çok da hikâye duymuştum. Annem bütün bunlardan bizi uzak büyütmeyi başarmıştı. Biz hiçbir zaman gelen yeni komşularımızla uzak bir ilişki kurmamıştık. Ama hiçbir zaman da kitap da anlatılan hikâyeleri duymamıştık. Hiç biri aslında neden bize komşu olduğunu, olmak zorunda kaldığını anlatmamıştı. Bir şekilde hepsi susmaları gerektiğinin farkındaydılar. Evlerine gittiğimizde Kürtçe müzikler kapatılır, neredeyse hiçbir şekilde Kürtçe konuşmazlardı. Biz bütün bunların sebebini pek de düşünmedik. Belki de onların da Kürt olmaktan memnun olmadıklarını düşünmek aslında bizim de kolayımıza geldi. Aslında durumun bizim tahminimizden ve bildiklerimizden biraz daha farklı olduğunu geçen yıl öğrendik.

Genç ve başarılı akademisyen geçen yıl tam da bu zamanlar Malan Barkirin’i dersimiz kapsamında okumamızı istedi. Okudukça, bahsettiğim komşularımızla olan komşuluk ilişkimizin aslında hep bir perdeyle bölündüğünü fark ettim. Anneme biraz da sitemle bütün bunlardan nasıl bu kadar habersiz olduğunu sordum. Ülkenin bir tarafı yangın yeriyken, insanlar evlerini bırakıp gelirken nasıl olup da bütün bunları duymadığını. Annem de bana o zaman bu kadar haber alma ağının geniş olmadığını, zaten aslında iki küçük çocuğuyla pek de bu tarz şeylerle ilgilenmeye vakti kalmadığını söyledi. Bense bütün bu öğrendiklerimle bildiklerimin, duyduklarımın belki de koca bir balondan ibaret olabileceğini bir kez daha kavradım.

Son altı aydır ise o zaman şaşırarak okuduğum “tarihi” an be an yaşıyor gibiyim. Anneme sitemle sorduğum nasıl haberin olmadı cümlesini şimdi kendime çok ağır bir şekilde soruyorum. Nasıl bu kadar duyarsız olabiliyorsun? Nasıl elinden hiçbir şey gelmemesini hazmedebiliyorsun? Bütün bunlar yetmezmiş gibi bambaşka kötü anılara şahit kılınıyoruz. Bizi komşularımızla yeniden tanıştıran o hocamız şimdi “terör sevici” sıfatıyla işinden atılıyor. Bize başka bir yaşamın mümkün olduğunu anlatan hocalarımızı birer ikişer bizlerden ayırıyorlar. Barış dolu, eşit, adil bir yaşamın aslında var olabileceğini bu uğurda mücadele sergilemeyi göze alan hocalarımıza şimdi onlar için verilebilecek en büyük ceza veriliyor. Bizse bu yükün altında ne yapacağımızı bilmez şekilde gözyaşı dökmek zorunda kalıyoruz. Hocalarımızı geri istiyoruz diye talepte bulunduğumuzdaysa bunun bizim “sandığımız” kadar basit bir mesele olmadığını öğreniyoruz. Basit bir mesele olmadığı aşikâr, ama kimse bunun bize terörle bağlantılı olduğunu yutturmaya da çalışmasın. Biz biliyoruz ki, hocalarımız terör destekçisi, ölümlere sevinen kişiler değil. Onlar barış demekten yılmayan insanlar. Tek bir üniversite dahi onları kabul etmese de biz onlardan bir şeyler öğrenmeye devam edeceğiz!

4 Yorum

  • Pingback: O Akademisyen Bildiğiniz Gibi Değil | Budamedya

  • 20 Ocak 2016 - 23:51 | Permalink

    merhabalar uzun süredir recel-blog’u takip ediyorum; daha çok bugünkü yazı üzerinden bir başka bakışaçısı var etmeye çalışacağım. Malan Barkırın’ anlattığı coğrafyadan yetişmiş biri olarak yazıyorum. haklı olduğunuz o kadar yerler varki… kaçırdığımız nokta ister ” kurunun yanında yaşın yanması” deyin yada kişisel irade. bölgeden biri olarak yazıyorum ve eleştirim şu ; hiç bir akademisyen bir ilçede hendek kazılmasına öğrencisini örgütleyecek yada örgütlemeye meyil kelamlar veya motivasyonlar yaratmamalı! asıl sorun şudur bölge dedikleri alanı biz nasıl anlıyor ve yorumluyoruz? kitle iletişim araçları ve sosyal media bunun aktivasyonunu nasıl sağlıyor! evet hocanız belli ki sizde hayata dair yeni bir perspective kazandırmış fakat bunun yanında benım anlattığım gibi de ” akademisyenler” olduğunu biliniz ve makul seyler yapmamaya gayret ediyorlar lütfen onları da eleşirin.

  • Nur
    27 Ocak 2016 - 11:41 | Permalink

    Bu gunlerde vatan hainliginin adi barış oldugu icin hocaniza cok uzulmussunuz. Fakat farketmediginiz bir sey var, bir ulke vatandasinin kendi ulkesine savas ilan edip sonra da kendi baslattigi savas icin baris istemesi ne kadar makul bir davranis olabilir? Hocalariniza uzulmeden once bunu bir dusunun derim.

  • nazlı
    1 Şubat 2016 - 14:05 | Permalink

    anlatılan hikayenin komşu tarafını dinlemek isteyenlere gelsin

    http://1dokuzyuzseksen4.blogspot.com.tr/2013/09/anlatlan-benim-hikayemdir.html

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir