REÇEL

Nafaka Sorgusuz ve Sualsiz Bir Haktır!

Yazar: rumeysa ç.

Yakın zamanda “Nafaka Hakkı Kadın Platformu İmza Metni” başlıklı şu imza metni dolaşıma girdi: 

“KADINLARIN NAFAKA HAKKINA DOKUNMAYIN!

Kadına ödenen yoksulluk nafakasının süreli hale getirilmesi ve çeşitli kriterlerle sınırlanmasına yönelik taleplerin yükselişini büyük bir kaygıyla takip etmekteyiz.

Nafaka yerine kadının iş bulup çalışması ya da nafakanın devlet tarafından ödenmesi talep edilmektedir. Oysa ki, TÜİK 2018 verilerine göre Türkiye’de kadınların istihdam oranı yalnızca %29’dur ve bu rakam gerçekte çok daha düşüktür. Eğitim ve istihdam konusunda erkeklerle eşitsiz durumda olan kadınlardan asıl olarak ev kadını ve anne olmaları istenmektedir. “Ev kadını” olarak evlilik yaşamı boyunca eş, çocuk, hasta ve yaşlıların bakımı ile uğraşmak durumunda bırakılan bu kadınlardan, boşandıkları anda mucizevi bir şekilde geçinmelerine yetecek ücretlerde işler bulmaları beklenmektedir. Devletin ücretsiz, kaliteli ve güvenilir kreş hizmetleri sağlamadığı koşullarda, çocuklara kimin bakacağından, bakıcının ya da kreşin ücretini kimin ödeyeceğinden kimse söz etmemektedir.

Hacettepe Üniversitesi’nin 2014 tarihli “Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması”, boşanmış ya da eşinden ayrı yaşayan kadınların %75’inin fiziksel ya da cinsel şiddete, %80’inin ise duygusal şiddet/istismara maruz kaldığını göstermektedir. Kadınlar açısından tablonun bu kadar vahim olduğu bu koşullarda kazanılmış yasal bir hak olan Nafaka Hakkı’nın geri alınması, değiştirilmesi veya sınırlandırılması kadınları güçlendirecek bir adım olamaz. Aksine, evlilik sırasında ve sonrasında başta ekonomik şiddet olmak üzere, tüm şiddet ve ayrımcılık biçimlerini pekiştirip, kadınları daha da güçsüzleştirecektir.

Biz aşağıda imzası olanlar, nafaka hakkına itiraz edenlerin; ayrıca çocukların velayeti, yasal mal rejimi, kadının boşanma ve miras hakkı, kadını şiddetten koruyan 6284 sayılı yasa ve İstanbul Sözleşmesi’ne karşı yürüttükleri kampanyaları da kaygı ile izliyoruz. 

Tüm devlet otoritelerini ve siyasetçileri, kadınların kazanılmış haklarına saygı duymaya davet ediyoruz. Özellikle tek seçenek olarak evlilik sunulduğu için meslek sahibi olamamış veya meslek sahibi olsa dahi çalışmasına izin verilmediği ve/veya evin tüm yükü üzerine bırakıldığı için mesleğini icra edememiş kadınların bir nebze de olsa hayata tutunmasına olanak veren yoksulluk nafakasını şu ya da bu biçimde sınırlama girişimlerinden uzak durmaya çağırıyoruz. Metni imzalamak için aşağıdaki soruları yanıtlamanız yeterlidir.”

İmza için linke tıklayınız.

Ben de metnin çağrıcılarından biriyim ve bu metni Facebook sayfamdan paylaştığımda “Süresiz nafakanın caiz olmadığı” üzerinden bir uyarı(!) aldım. Bu uyarı üzerinden ne kadar hiddetlendiğimi ve aynı zamanda üzüldüğümü anlatmam mümkün değil. Ama şunu söylemiş olayım:

Mehir deyince caiz olan, nafaka denince caiz olmayan bu şey her neyse, üst sınırı olmayan, kadınların evlilik sonrasındaki ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir para. Kur’an’da bir üst sınırı da yok mehrin, ve hatta tüm bu “feministlik” işlerine bulaştığımda karşılaştığım önemli kadın karşı çıkışlarından biri de, yine sahabe döneminde bu meseleye olmuş:

Hz. Ömer’e gelen “şikayetlerin” ardından Hz. Ömer mehre sınırlama getirdiğini açıklıyor, kadınlar da buna net bir şekilde karşı çıkıyor. Hz. Ömer de o ünlü cevabı veriyor: “Kadın doğruyu söyledi” ve mehre getirmeyi düşündüğü kısıtlamadan geri adım atıyor. Temsili bir video için şurayabakabilirsiniz.

Demem o ki Hz. Ömer’in sınırlayamadığını siz de sınırlayamayacaksınız. Adı nafaka olunca, parça parça alınınca İslami olmuyorsa, o zaman kadınlara kaybettirdiğiniz onlarca yılın, kendilerinin ve çocuklarının rızkını kazanmalarının önünde doğrudan dolaylı olarak oluşturduğunuz engellerin maliyetini toptan ödeyin İslami adamlar! Bakalım hanginiz bunun altından kalkabileceksiniz?

Not: Şu sayfayı da takibe almanızı öneririm: https://www.facebook.com/nafakahikayesi/

Twitter hesabı da şurada: https://twitter.com/nafakahikayesi

Ve instagram sayfası: https://www.instagram.com/nafakahikayesi/

Kadınların nafakalarını alamayışları nasıl dini oluyor bir kez daha düşünün…

rumeysa |REÇEL

10 yorum

  • Bazen burada öyle şeyler okuyorum ki kendime sormadan edemiyorum. Bu insanlar İslam’ı nereden, kimden ve en önemlisi de nasıl öğrenmiş? Mesela “Mehir deyince caiz olan, nafaka denince caiz olmayan bu şey her neyse” ifadesi nasıl bir aklın ürünü anlayamıyorum. İkisi aynı şey olsaydı insanlar birini kabul edip diğerini zulüm olarak görmezlerdi. Mehrin miktarı daha evlenmeden belirlenir ve boşanma daha hiç hesapta yokken -çünkü kimse boşanmak için evlenmez.- ödenmesi öngörülür. Eğer boşanma söz konusu olduktan sonra ödenirse buna geç kalmış(muahhar) veya ertelenmiş(müeccel) mehir denir. Nafaka ise boşanma olmaması durumunda asla gündeme gelmeyecek bir mevzudur ve süresizdir. Yani kimse hakim karar verene kadar ne miktarda olduğunu ve başka sebepler olsa da taraflardan biri ölene kadar ne süreyle olduğunu kimse bilemez. Yani mehrin aksinen işin başında her bakımdan tam bir belirsizlik söz konusudur. Yani mangaldaki etleri çevirmek için maşa yerine çatal kullanılması çatal ve maşayı aynı şey yapmaz. Bu ikisi öz ve mahiyet bakımından farklı şeylerdir.

    Bir kıyaslama yaparsak mehrin toplam miktarı evlilik akdinden önce belirlenir. Nafakanın toplam miktarı belirlenemez. Mehir tek seferde veya parça parça ödenebilir. Nafakada toplam tutar belli olmadığından böyle bir şey mümkün değildir. Mehir konusu çiftler arasında hiçbir problem yokken netleştirilir ve boşanmanın gerçekleşeceği kesin değildir. Nafaka konusu çiftler anlaşamadıklarına karar verdikten sonra gündeme gelir ve ancak boşanmanın vuku bulması halinde ödenir. Dolayısıyla ilkinde taraflar daha adil davranmaya meyilliyken ikincisinde birbirine muhtemelen öfkeli olan taraflar birbirlerine karşı adaletten ödün verebilirler. Mehrin miktarını kadın belirler, nafakanın miktarını belirleyemez. Her ne kadar mehrin nakdi değeri olması şiddetle tavsiye edilse de bu bir zorunluluk değildir. Nafaka geçimin sağlanması için ödenir. Bu sebeple nakdi değer bir zorunluluktur. Bu liste daha da uzatılabilir ama ben burada kesiyorum.

    Birinin belirli diğerinin belirsiz olması ve birnin barış diğerinin anlaşmazlık durumunda kararlaştırılması bence aradaki en önemli farklardan. Son olarak şunu söylemek istiyorum. İki kavramın aynı olup olmadığını söylemeden önce üzerine biraz daha uzun düşünülmeli, özellikle de kavramlardan biri inançlarımızla ilgiliyse.

    • Hz Ömer ra Allahın emrettiği mehre sınırlama getirmek istemişti..nafaka Allahın emri değildir..

  • Mümin beylerimize duyurulur!..
    Mehri kabul, nafakayı red mi ediyorsunuz?
    Çözüm, ucu açık mehir!..
    Evlilikle ön ödemesi başlayan, boşanma gerçekleşirse dönemin asgari ücreti karşılığı ödeme gerektiren bir mehir mukâvelesini noter imzalı olarak hayata geçirilmesini talep ediyoruz.

    • Ucu açık mehir diye bir uygulama yoktur. Mehrin tanımı gereği mümkün de değildir. Zira ödenecek miktarın kadın tarafından tayini gerekir. Mümin bey de isterse kabul eder, evlenir; istemezse reddeder ,evlenemez. Kararlar yolun başında verilir, yolun sonunda oyunbozanlık yapılmaz.

  • 26 yıllık evliyim yıllarca bana yokluk yaşatan adamdan manevi şiddet ve ihanet gördüm son yıllarda kendine başka kadına ev açtığını öğrendim bununla ilgili savcılık ve karakolla şikayet ettiğimde bana hiç bir hakkım olmadığını söyleyip kıskanç kadın muamelesi gördüm kadın olarak haysiyetime yönelik ağır hakaretlere uğradığım halde bana boşanma davası açmamı söylediler ben evliligimi kurtarma cabalarimi başka bir kadını ogrendigimde haklarımi talep ederek bitirmeye karar verdigimde karşılaştığım haksizlikla birlikte aldığımız araç başkasının üzerine yapmasıyla gayri resmi çalışıp çok iyi bir geliri olduğunu herkes biliyor
    Ama resmi olmadığı için mahkeme tedbir nafakası olarak 300 TL nafaka verildi ev kira üzerime borç yapıp bana bıraktı sürekli çalışamıyorum
    Nafakayı kaldiracaklarina
    Dul maaşı alarak evli erkeklerle düzenli birliktelik yaşayan evliliklerin bitmesini sağlayan kadınların maaşları kesilsin.

    • Çok güzel gidiyordu son cümle olmasaydı. Sorumluluk evli olduğu için adamdadır. Kesilecekse onun maaşı kesilsin hepsi size verilsin ben okeyim. Çünkü ikinci kadının kimseye karşı bir sorumluluğu yok. Bu yüzden ondan intikam alma duygusuna gerek yok. Para da intikam da evli adamdan alınmalı. Konu tamamen adamın halt yemesi.

  • Kadının rızkını kazanmasını engellemenin, onu senelerce hayat koşusunda geri bırakmış olmanın bir bedeli olmalı evet. Ama bu bedel ömür boyu nafaka değil bence; bunun yerine her boşanmada kadına bir tazminat ödenmesi şeklinde olabilir. Aslında müeccel mehir böyle bir boşanma tazminatıdır. Benim naçizane konunun uzmanı olarak söyleyebileceğim şu ki, süresiz nafaka islama da islam hukukuna da (ikisi ayrı şeyler) uygun değil. Tabii bizim hali hazirdaki evlilik anlayışımızın da islam hukukundaki ile hiç alakası yok ama..

  • Nafaka” Size”göre Sorgusuz ve Sualsiz Bir Haktır ! Allah bu hakka bi sınır koymuştur Allahın koyduğu sınır işinize gelsede gelmesede vardır ve bu sınırın ötesi haramdır kul hakkıdır Bunlar sencesi bencesi olmayan açık islami hükümlerdir ve kabul etmediğiniz o hükümler Ahirette sizi hesaba tutacak olan yaratıcının hükümleridir
    İşi garip tarafı şu ahiret inancı olmayan ya da çok zayıf olan çevrelerin feminist bakış açısı ile s. nafakayı savunmalarının mantığını anlamak kolay ama
    Başörtülü bi müslümanın Allahın bi kanunu tanımaması ya da buna açıkca karşı çıkmasını anlamak mümkün değil bu kanunu erkekler koymadı Hanımefendi üzülerek görüyorum ki artık feminist kimliğiniz müslüman kimliğiniz önüne geçmeye başlamış tabii sizin tercihiniz biz karışamayız ama şunu unutmayın ben yorumumdan sizde yazdığınız bu yazıdan hesaba çekileceksiniz o hesap anını bi an yaşasanız bu yazıyı yazamazdınız
    Evet mehrin ucu açıktır kadın istediği kadar artırabilir ama nafakanın sınırı ve süresi vardır haram olmasına rağmen savunabilirsiniz ama Hz Ömeri örnek göstererek sanki islam dini buna cevaz veriyormuş gibi yanlış bi algı oluşturmaya hakkınız yok

    • Evet hepimiz hesaba çekileceğiz; bununla mı tehdit ediyorsunuz? Nafaka konusunda kadınların ve boşanma sonrası anneyle kalan çocukların nasıl mağduriyetler yaşadığından haberiniz var mı? Birçok kadının profesyonel meslek sahibi olmadığını ve genellikle çalışma hayatında yer almadıklarını biliyor musunuz? Bu durum da inanın kadınların tembelliğinden, basiretsizliğinden kaynaklanmıyor! Nafakaya sınır koymakla kimi koruyorsunuz? Bu kadınlara ve çocuklara çağrınız nedir? Boşanmayın ey kadınlar mı? Anne babanız size baksın ey kadınlar mı? Çalışın ey kadınlar mı? Adaletten bahsettiğinizi sanıyorsunuz ama adil olmayan bir düzende bir şekilde zayıf bırakılanı “hizaya çekerek” adalet sağlayamazsınız.
      Sadece bu yazıya eleştiri yazmakla kalmayın lütfen; cidden merak ediyorum sınırlı nafakanın sağlandığı dünyayı nasıl tasvir ediyorsunuz; tasarladığınız dünyada hali hazırda çalışmadığı halde boşanan kadınlara ve anneyle kalan çocuklara ne oluyor?

      • Ben erkeğim belki farkında olmadan objektif bakamayabilirim sizde kadınsınınız sizde tarafsız bakamayabilirsiniz. Allah ise ne kadın ne erkektir ne kadını nede erkeği tutar. Sizin gibi soruna kendi aklımla çüzüm üretmeye çalışmak yerine akılı yaratanın bu soruna sunduğu çözüme bakıyorum.
        Allah kadına mehir hakkı vermiş istediği kadar sınır koymamış ama nafaka hakkına sınır koymuş ortada bir çoçuk yoksa 3 ay nafaka hakkı vermiş çocuk varsa da o nafakanın süresinide mesela kızsa evlenene yada ölene kadar olarak belirlemiş. Yani çocuğun mağdur olması gibi bi durum yok Kadının mağdur olmaması içinde mehir hakkı var. Erkeğin mağdur olmaması tekrar bi yuva kurabilmesi içinde nafakaya sınır koymuş. Siz diyorsunuz ki bu haklar bize yetmez biz ölene kadar nafaka istiyoruz Mehir varken bi erkek keyfine eşini boşayamaz çünkü maddi bi külfetin altına girer nafakada sınırlı olunca boşanmanın maddi bi cazibesi kalmaz gerekmedikçe kadında boşanmak istemez bu konunun çok daha güzel izahatlarıda vardır sonuçta uzmanlık alanım değil.
        Aslında yaratıcı çok hasas bi denge kurmuş erkek ve kadın arasında ama bizler insanız nefsimize uyuyoruz o dengeye razı olmak onun adaletini kabullenmek yerine keseri kendimize yontmaya çalışıyoruz Eğer kadın olsaydım kadın hakları diyip Allahın bana vermediği hakkı istemezdim çünkü bilirimki alsam dahi aldığım helal olmaz ama eşim mehrimi vermiyor ise evet tabiki bunu isterdim ancak mehir de dahi bazı şartlar vardır o hakkın suistimal edilmemesi için