Genel

Kek Deyip Geçme

Konuk Yazar: Nagehan

kek deyip geçme

İşim bu, ne zaman mutfakta bir şeyler yapsam, böyle şeyler düşünüyorum. Hep bi tahliller, bi çıkarımlar, bi neden sonuç ilişkisi aramalar..

En sevdiklerimden biri de; kek pişirme pratikleri üzerinden kişilik analizi yapmak. Kek yapan birini görünce, hatta o kekten bir lokma yediğimde bile zihnimde canlanır bu tahliller.

Kek yapmada başarılı bir insansanız bir kere her şeyden önce yönergeleri takip eden bir yapınız vardır. Yani sizin hayatınızda büyük ihtimalle “bir çimdik” ölçü birimine yer yoktur. Tıpkı belirsizliklere yer olmadığı gibi.

Bu aynı zamanda denenmiş yollardan gitmeyi ve fazla risk almayı sevmediğinizi de gösteriyor. Annenizden yadigar ya da size ait bir tarif defteri bu resmin en güzel tamamlayıcısıdır. Ne zaman başınız sıkışsa o eski dosta koşarsınız.

Kendi doğrularınız ve yaptığınız her işe dair fazlasıyla yorum yapma eğiliminiz varsa kekte başarılı olmayabilirsiniz. Yani kek dünyasında limon suyu, portakal suyuna eşit değildir.

Sabırlı bir insan olduğunuzu keki o ulaşılması zor seviyeye ulaşıp da gerçekten çok çırparak ispatlayabilirsiniz. Ya da planlı olduğunuzu, yumurtaları önceden çıkarıp oda sıcaklığında bekleterek keşfedebilirsiniz. Muhtemelen başlamadan önce tüm malzemeleri göz önüne çıkarmışsınızdır da. Eğer yarı çırpılmış bir kek hamuru ile komşudan şeker isteme telaşına kapıldıysanız, benden söylemesi, muhtemelen çocukken de çantayı akşamdan hazırlamayıp, sabah resim defterini unutup okula gitmişsinizdir.

Bir de özbilinç meselesi var, yani kendinizin ve sahip olduğunuzun farkında olma durumu. Eğer mutfağınızdaki fırının bir karakteri olduğunu biliyorsanız ve neyi nasıl pişirdiğini çözmüşseniz, bilinç düzeyiniz de yüksek demektir. Herkesin 180 derecesi sizde 150’ye denk geliyorsa bunu keşfetmek en büyük farkındalıktır.

Sade keklerin yalan dolanla işi olmaz, beceremez de o karmaşada var olmayı. Çikolatalı kekler yoğundur, derine indikçe ruhundaki güzellikleri keşfedersin. Meyveli kekler heveslidir, çok şey görmek, çok şey yapmak isterler. Şimdi bir de ıspanaklı kekler çıktı, ne tam olarak ıspanak ne tam olarak kek. Ama havuçlu cevizli tarçınlı kek, candır, yerini kimse alamaz. 

Öyleyse bugünkü tahlilimizi şu güzel vecize ile bitirelim: Kekler soğumadan kalıplar terk etmez. Yani acele etmeyip durumun olgunlaşmasını beklersen fırsat kapıları kendiliğinden açılır.
Afiyet olsun!

5 Yorum

  • Pingback: Kek Deyip Geçme | Budamedya

  • 1kemence1tanbur
    8 Aralık 2015 - 01:39 | Permalink

    Yaziya bayildim insanlarin yemek yiyis tarzlari uzerinden karakter tahlili yapmadan tutamiyorum kendimi ben de lakin kek olayi efsaneymis, elinize saglik :)

  • 14 Aralık 2015 - 16:51 | Permalink

    Harika bir yazı olmuş, kaleminize sağlık :) Kek yapmaya bayılan bir yemek bloggerı olarak yazının her satırına katılıyorum :) Defalarca kez kek yaptım, ve hiç kabarmayan kekim olmadı, aynen 3.paragrafta anlattığınız gibiyim çünkü, göz kararıyla kek yapmam, tüm malzemelerin kimyasal bir dengesi olduğunu biliyorum, o yüzden ölçüyle yaparım :) Diğer analizler de süper, çok eğlendim sevgiler…

  • elif
    15 Aralık 2015 - 08:40 | Permalink

    Mikserim bozuk olduğu için elektrikli matkabın ağzına bir mikser çubuğu takıp kek çırpmalarım geldi aklıma. Yine kategorisizim, yine ortada kaldım. Yine sap bir asosyal mühendisim. :(
    Yazı çok güzel, başarılarınızın devamını bekliyoruz. Yani yazılarınızın.

  • 6 Ocak 2016 - 23:34 | Permalink

    Hakikaten efsane bi yazı olmuş, hayret ve tebessümle okudum :))

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir