REÇEL

İçimdeki Seslerden Boşanmak

Yazar: rumeysa ç.

Boşandım.

Neden, nasıl kısmı benim ve eski eşimin meselesi. (Ve lütfen boşanan birine size anlatmadığı sürece neden diye sormayın, iyi niyetle bile olsa sonu kötü oluyor. Tek sorabileceğiniz: “Bu süreçte sana nasıl destek olabilirim? Bir şeye ihtiyacın var mı?” Bu kadar.)

Benim için uzun, insanlık için kısa bir sürede gerçekleşen boşanma sürecimde fark ettiklerimi, kendime ders çıkarttıklarımı ise her zamanki alışkanlığımla paylaşmak, konuşmak istedim.

Boşanma sürecine Reçel’de okuduğum, etrafımda dinlediğim onlarca boşanma ve boşanamama hikayesinin ağırlığıyla başladım öncelikle. Çok ama çok korktuğumu, her şeyin her ne kadar bizler iyi insanlar olsak da aramızda büyük kavgalar, gerginlikler olmasa da kötüleşeceğini düşündüm. Kafam hep kötüye çalıştı. Öncelikle söyleyebilirim ki, boşanmak için evlenmedim pek tabii ve süreç hala benim için oldukça hüzünlü ve üzüntü verici bir süreç, ama yine de duyduğum hikayelerin tersine benim sürecim oldukça barışçıl ve uyumlu geçti. Bunun için bir elhamdülillah.

Ama süreçte beni en çok zorlayan şey kafamdaki, biraz önce bahsettiğim, sürekli zor olacağını, kötü olacağını söyleyen sesler gibi seslerle mücadele etmek oldu. Bu sesleri sizler için kısa bir özetleyeyim:

  • Hah işte, feministler boşanıyor dediler, ben de boşanıp milletin ağzına malzeme vereceğim. Halbuki birçok kadın için bu “makbul”, ailesiyle mutlu görüntüm feminizme bir yaklaşma idi. Temsiliyetlerim var. Bu kadınları nasıl hüsrana uğratırım? (Şaka değil, en çok da bu sesle mücadele etmiş olabilirim. Vardığım sonuç: Temsiliyetlerin canı cehenneme. Boşanmış feminist kadınlar da evli feminist kadınlar da vardır, hepsi de canımın içidir)
  • Etrafındaki evliliklere bak. Kaç tanesi mutlu kadınların Allah aşkına? Evlilik böyle bir şey zaten. Bir sen mi akıllısın hem kendini hem çocuğunu böylesi bir zorluğun içine atacaksın. Bu bencillik değil de ne? (Terapistim bana şu an çocuğumun beni ilerde örnek alacağını, mutsuz olduğu bir durumdan çıkacak gücü bulmamla gurur duyacağını iddia ediyor. Biraz da ben inansam iyi olacak sanırım)
  • Ailen ne diyecek? Akrabalar? Herkese tek tek açıklamak nasıl olacak? Şiddet görmemişken, “görünürde bir şey yokken” bu “şımarıkça” boşanmaya tepkilerini yönetebilecek misin? Herkese anlatabilecek misin? Gençken hadi kafa tutmak kolaydı, artık orta yaşlı çocuklu bir kadın olarak bunu üstlenebilecek misin? (Burada ilk parantez içine gidiyoruz. Annem babam hariç kimseye açıklama zorunda hissetmedim kendimi. Onlar da Allah razı olsun tüm hayat hikayemdeki gibi köstek olmamayı, yolumu açmayı tercih ettiler. Başka kimseye de açıklama borcum yok gibi hissediyorum. Bu noktaya gelmek çok uzun zaman aldı)

Tüm bu seslerle mücadelem, boşanma sürecim tamamlanmasına rağmen tam olarak geçti diyemem. Ama hem kendimle hem de kafamdaki seslerle aramı yapmaya çalışıyorum. Bu süreçte yanımda olan tüm kadınlar sayesinde beceriyor gibi hissediyorum, gün geçtikçe daha yoğun bir şekilde hem de. Her şeyden öte, birbirimizin yaralarını iyileştirmekte bu kadar iyi olduğumuz için bizi çok seviyorum. Allah hiçbirinin yokluğunu, eksikliğini göstermesin.

Benim gibi seslerle mücadele edenlere ise kısa bir notum var: Bir feminist deyişin de sıklıkla söylediği üzere, yalnız da eksik de değilsiniz. Boşanamadığınızda da yalnız ya da eksik değilsiniz, boşandığınızda da. Kafanızdaki sesler bazen size en kötü senaryoyu söylüyor. Arada iyiye yakın senaryoları da düşünün bence. En azından iç huzurunuzdan ve sizin iyi olmanızdan daha önemli bir şey olmadığını dünyada. Sonrası sizi takip edecektir. Siz iyi olursanız, etrafınızdaki her şey, sorumluluğunu yüklendiğiniz her şey daha iyi olacak. En azından bende öyle oldu. İnşallah birbirimize ses olur, kendi sesimizi duymak için birbirimize daha çok yol açarız.

Son not: Yazının bütünlüğünün içerisinde bir yer veremedim. Ama son bir şey daha söyleyesim var. Annesiyle ya da babasıyla yalnız olan bir çocuğa “annen nerde?” “baban nerde?” diye sormayın. Benim oğlum bu süreci çok şükür dünyanın en normal şeyi olarak yaşadığı için mutlulukla hayatımızdaki değişimi anlatıyor tüm detaylarıyla tanımadığı kişilere bile. Ama böyle bir soru sormak aklınıza geldiğinde bir nefes alıp kendinize sorun: “Bana ne?”. Emin olun kendisine “bana ne?” diye sormayan insanlar sürecin tüm detaylarından daha zorlayıcı ve daha acı verici.

rumeysa |REÇEL

19 yorum

  • Yeni bir hayata başlayan insanlara ne denir? Bence söylenebilecek en güzel sözlerden biri; Allah mesut etsin.

  • Ben de bosanma surecindeyim. Ustelik agir fiziksel siddet, velayet kavgalari, aileden kostek, biri dort aylik iki kucuk cocuk, gurbet vs de var. Bi gun icimi dokecegim recele, hikaye icinde hikayelerim, trajedilerim var. Ama Rümeysa dan ricam terapistin soylediklerini ozetleyen bi yazi, azicik teselli ve motivasyon yani. Terapiste gidecek parasi, zamani ve dahi enerjisi olmayan bekar anneler icin.

    • Süreçlerimiz çok ama çok farklı ve Allah kolaylık versin. Süreçlerimiz farklı olduğu için benim terapistimin söyledikleri sizin işinize ne kadar yarar bilemedim ama konuşup birbirimizin derdiyle dertlenebiliriz? Bana sosyal medyalardan ulaşabilirsiniz, bir araya gelemiyorsak bile internet ortamından konuşmak, dertleşmek çok isterim!

  • Boşanmaya sevdalılarsınız.
    Vefa yok mu, sır yok mu, evlatlarınızın hatrı yok mu?
    Neredeyse şunu diyecek kadar eminim, sadece böyle nasıl olduğunu denemek için boşanıyor, boşanmayı yaygınlaştırmak ve övmek için yuvalarınızı darmadağın ediyorsunuz. Yazıklar olsun hepinize! Şimdi boşanmayı deniyor İslam soslu kadınlar ileride neyi deneyeceklerini de öngörülebilir kılıyorlar.

      • Sen onlara bakma Rumeysa. Okuyup sinirlerini bozma. Yıllarca kocasından dayak yiyen kadınlara, “Kocadır, döver de sever de. Ne var bunda?” diyen insanlar bunlar. Seni anlamalarını beklemek abesle iştigal. Bundan sonraki hayatında Rabbim sana hayırlar nasip etsin.

        • Saçma sapan kalıp yargılar üretmenize gerek yok Hanımefendi. Döver de sever de diyen ben değilim olmadım da. Ama siz belli ki avaz avaz aileniz batsın diyenlerle aynı saftasınız. Bu dileğiniz de sizlerde tecelli ediyor, sadece başkalarının değil de sizin de ailelerinız batıyor. O yüzden başkalarının huzurunu bozmayın, hayır dua edin, kimsenin ailesi batmasın. İnsanlar güzel yuvalar kurabiliyorlar. Saadetler siz ağzından öfke kusanlara rağmen mümkün.

          • Islami referanslarla cevap vereyim sana Sezgin: Resulullah (sav)’in halasinin kizi, ashab-i kiramdan Hz. Zeynep bint Cahs kocasi Zeyd’den sinif farkliligindan ve mutsuz bir evliligi oldugu gerekcesiyle bosandi. Dikkat et, siddet, aldatma falan yok. Ikisi de sahabe. Bosanmalari da gayet mesru, helal ve normal. Sonra da “bu Islam soslu kadinla” Resulullah (sav) evlendi ve kendisi muminlerin annesi sifatini kazandi. “Yaziklar olsun hepinize” derken Hz. Zeynep’i de dahil etmis oluyorsun, aman dikkat.

            • Merhaba Zeynep Hanım

              İsminizi de aldığınız Zeynep validemiz müminlerin annesidir. Boşanmak bir haktır. Buna bir itiraz söz konusu değildir. Benim itirazım boşanabilmeye övgüye, kadının boşanmaktan ötürü boşanabilmenin şovunu yapmasına. Boşanmaya övgü ile boşanmak ayrı şeyler. Arkadaşlarımın hepsi evlendiğinde bende de evlenmeye istek oluşur. Yüzde bir bile olsa çevremden etkilenirim. Şimdi kadın hareketleri boşanmayı harika bir şey, kadın iradesinin tecellisi gibi sunuyorlar. Benim itirazım Kur’an’ın verdiği hak olan “talak’a değil. Boşanabildim evet yapabildim çocukluğuna. Şu sitede bir tane bile evlilik övgüsü yok neden? Çünkü evlilik berbat şey, klasik rol, klişe rol falan filan hep aynı tekerleme. Hep mücahit eşim beni nasıl kandırdı, eski kocam nasıl kovid oldu falan filan hikayeleri. Unutmak kadın için çok kolay, erkek ve çocuk için bu kadar kolay değil. Bunun aksi için hemen kalkıp “ama milletl aç aç” türünden şiddet konuşması yapılmasına gerek yok. Şiddete insan olan herkes karşı merak etmeyin. Ancak evlilikte pürüz olur, zorluk olur, sevgi bitebilir. O zaman insan vefayı, eşinin ona fedakarlıklarını, çocuklarının gözündeki anne-baba deyişi hatırlar yola devam eder. Bencil davranma yeri değildir evlilik. Rümeysa Hanımdan bağımsız söylüyorum bu sözleri, insanları boşanmaya özendirmeyin lütfen.

              Üslubunuzdaki sadelik için teşekkür ederim Zeynep Hanım.

          • Sezgin, Ben kalıp yargilar üretiyorum tabii. Siz hic tanımadığınız bir insana boşanmaya sevdalısınız derken, meraktan boşanıyorsunuz derken kalıp yargı falan üretmiyorsunuz. Hep haklı, çok haklısınız.

      • Demet hanıma katılıyorum. Ayrıca neden boşandığını bilmediği yabancı bir kadına “boşanmaya sevdalısınız” diyorsa bir erkek, bir kadının onu terk etmeye cüret etmesi(!) ihtimali dahi kırılgan erkekliğine ağır geliyor demektir. Evlerden ırak:)

  • Allah kolaylıklar versin, bir şeylerin uymadığını ciğerlerine kadar hissediyor insan ama kısmı var cesaret güç irade sabır, hakkında hayırlısı sen o güçlü olanlardansın…

  • Sevgili Rümeysa,
    Yazdıklarını o kadar iyi anlıyorum ki!

    Bu sene, sanırım Ramazan’dı, ya da o civarlar, yeni yeni dışarı çıkmaya başladığımız vakitler. Kuzguncuk’ta yanından geçtim, eşimle. Sanırım senin de yanında eski eşin vardı. Siz Üsküdar tarafına yürüyordunuz, biz Beylerbeyi’ne, caminin oralardaydık. Ben böyle “iyi akşamlar” demek istedim en azından, sizi reçelden tanıyorum diyecektim. Ama hepimiz maskeliydik, hani belki simam tanıdık gelirdi, hem hiç göz göze gelemedik hem de maskeliyken o kadar uzun açıklama yapmak falan zor geldi, selamlaşamadık geçtik gittik. O kısacık anda ben şunları düşündüm: acaba o da evliliğinde bu gerilimleri yaşadı mı? Bi yandan da şey demek istedim: Bak ben bekarken yazmıştım reçel’e, şimdi evlendim, bir sene geçsin yine reçel’e yazasım var, ama şuan duygularım çok taze, biraz bekleyeyim.

    Ben epey yeni evliyim, ilk başlarda havalarda uçuyordum, sonra zaman zaman düştüm, bazen böyle kanatlarım kırılmış gibi de hissediyorum. Ama en başından beri değişmeyen bir şey var, o da kafamdaki sesler. Etrafımda sürekli kötü hikayeler duyduğum için mi bilmiyorum, ama nişanlıyken her telefon açan, tebrik eden “tadını çıkar, iyi zamanların” diyordu. ben de “ne zaman kötüleşecek” diye bekliyordum. Hatta bir kere kuzenime sordum da, ben sürekli ne zaman kötüleşeceğini bekliyorum, etrafımda hiç iyi evlilik yok ki, demiştim. Kızım sen bırak onları demişti.

    O kafamdaki sesler bazen coşuyor, ulan bu evli kadınların bir Allah bir dediğine inan, ne güzel şeyler yaşıyorlamış, bize anca kocalarının çoraplarını sepete atmadığını anlatıyorlarmış, yalnız uyumak ne kadar da kötü bir şeymiş diyor. Bazen de işte tüm kocalar aynı demek, onca uğraştık ama tüm ev işleri bana bakıyor, ben bu dengeyi nasıl kuracağım diyorum. Böyle kafam Allah bullak.

    Sanki içimde üç tane yönetici var; birisi feminizmin bana öğrettikleri, eşit iş bölümü, eşit haklar falan, ötekisi tarihten sırtımda getirdiğim hikayeler, ananemin, teyzemin, annemin öğrettiği “makbul kadınlık, diğeri de benim içimden geçenler. Böyle allak bullak oluyordum, o çamaşırları makineye atmalı mıyım yoksa onun atmasını mı beklemeliyim?

    Bir yandan evlendiğim için acayip mutluyum, müthiş bir deneyim. Seyahat etmek gibi, umre yapmak gibi. Garip gelebilir ama benim hayat tecrübemde buna karşılık geliyor. Zaten Allah merhametlilerin en merhametlisi, bize neyin iyi geleceğini en iyi de o bilir. İyi ki böyle bir şey var dedim. Nikah, işin apayrı bir boyutu. Kağıt üzerindeki imzadan çok daha fazlası bence. Bunu toplumsal olarak demiyorum, hissiyat olarak, seven kalplerin Allah’ın huzurunda akitleşmesi, birleşmesi beni çok duygulandırdı. Herkesin tecrübesi kendine ama ben kainatla kendimi bu kadar iç içe hissetmek için onca konsere gittim, onca seyahate çıktım, onca yürüyüş yaptım, zirve noktası nikahtı bence.

    Her neyse, bu bir yorumdan bir yazıya dönüşüyor sanırım.

    Benim zihnim böyle karman çorman olunca ben terapiye gittim, çok derin duygular yaşıyorum, bunları bi anlamlandıralım dedim. Anlamlandırdık, çok şükür. Sırrı faş etmek istemem. Ama şu zihnimdeki üç sesle ilgili bana dediği çok önemli: kendi kollektif hafızadan bi kurtar merve.

    Sanki ben değil de bütün kadınlık evlenmişti, sanki ben değil de bütün kadınlar tüm ev işlerini üstleniyordu.

    Öf.

    İçimdeki o sesler, o kötü sesler susmuyor. Görünüşe bakılırsa hiçbir şey yok. Ya da var, bazen oluyor, hemen böyle “bunların şiddetin sinyalleri mi?”, “şimdi böyle yapıyorsa, çocuk olursa ne yapar” gibi bir sürü soru zihnimde. bu sorular yerli mi yersiz mi bilmiyorum. Ama tüm kadın hikayelerinin zihnimi bulandırdığı çok açık. Herkes bi sussa keşke.

    Bulanık bir zihinle devam ediyorum. Sanki savruluyorum. Rümeysa seni de çok iyi anlıyorum, yolumuz açık olsun ne diyeyim. O yolda çiçekler açsın, kuşlar ötsün, güneş ısıtsın bi yandan. Ne güzel olur.

    Şimdi biraz puslu geliyor da bana.

    • Merhabalar,
      Bu güzel, uzun yorumunu cevap yazmaya vakit bulacağım bir zaman yayınlamak istedim. Gerilimlerini anlıyorum ama evet kesinlikle içimizdeki sesler bize, sevmeye, sevilmeye engel olacak hale gelmemeli. Ama aklımızın kontrolleri de akılcı olduğu sürece orada olduğunda belki şiddetten, baskıdan uzak kalmak için gücümüzü baki tutarız. Bir de birbirimize anlatırsak öyle, kendi içimizde tutmadan anlatırsak, dert yanmak için değil de değişim için çabalarsak her şey daha güzel olacak gibi.
      Allah kolaylık versin sürecinde. Kendi kendimize de/kendimizle iyi olduğumuz günler dileğiyle <3

    • “…Üç yönetici var: birisi feminizmin bana öğrettikleri…”

      Mutsuzluğunuz burada.

      Eşini dövmüş, bakıcısı ile aldatmış, evine sorumsuz davranmış Marx’tan öyle-böyle türeyen feminizm.

      Hayır gelmez. Mutluluk ve adil düzen yalnızca sevmek ile mümkündür.

      Umarım kulağınızda fısıltılar son bulur. Sağlıcakla kalınız.

      • Marx’tan mı türeyen feminizm? AHAHAHA Dostum ben İslamcı erkekleri az biraz kitap okuyor sanırdım

        • Merhaba

          Bence siz Sezgin’in ne demek istediğini anlamamışsınız. Cümlesinden doğrudan feminizmin kurucusu Marx’tır çıkmıyor. Marksizm ve Feminizm arasındaki yoğun ilişkiye eleştiri yapıyor. Tartışmalarda sıkça gördüğüm bu bilgiçlik türü de gerçekten can sıkıcı. Sezgin bence haklı. Kadınlar olarak feminizmi yönetici yaptığımızda doğrudan doğruya onun çalışanları hâline geliyoruz ve Feminizmin çıkarı başka hiç bir şeyi önemsememeye yol açıyor. Bana göre feminizm araç olarak kalmalı amaç olmaktan çıkmalı.

  • iyi ki paylaşmışsınız deneyimlerinizi. başkaları için güçlendirici ve iyileştirici oluyor. kendinize iyi bakın.