Genel

Bisiklete Binmek Günah Mıdır?

Yazar: Fatma Betül Ö.

16768660545_23ca29ca5c_o

Ortaokula başlarken gelecek hayatımı etkileyecek değişimler oldu. Birden büyümüştüm. Yani nasıl olduğunu ben de anlamadan büyümüşüm. Öyle dediler. Kapandım ilk önce. Bunun hikayesi bambaşka, mücadelesi de. Ama çocukluğumun elimden alınması kapanmamla başladı. Bisikletim, zaten bana ait değildi; erkek kardeşimindi, büyüdüğüm için yasaklandı. “Büyüdün artık yavrum. Kızlar bisiklet sürmez.”

 

Babam evde yokken sürdüm bir müddet. Fakat bu defa annem başladı. Hem de babamın gerekçelerinde çok daha sertleriyle. “Çocuğun olmaz. Bisikleti sürmek günah kızım, Allah cehenneme atar. Sen hala bisiklet mi sürüyorsun, vallahi canını yakarım senin. Ben dedim babana hiç sürdürmeyecektik sana o belayı…” Ve daha niceleri. Tabi en sonunda pes ettim. Gözüm yaşlı, erkek olmak için dua ettim. Ama öyle ya Allah o zamanlar hep eli sopalıydı. Dua ettikten sonra cehenneme atılmaktan, cezalandırılmaktan korkup sustum. Zihnimde iki Allah vardı birisi beni seven, benim sevdiğim, belki de benim Allah’ım, diğeri beni sevmeyen hep cezalandıran, belki de annemin Allah’ı.

 

Bisiklet maceram bitmedi tabiki, üniversitede adalara kaçamak yapardım her yıl. Bisiklet sürerdim. Biraz da olsa hasret giderirdim. Sonra yolumuz Berlin’e düştü. Aslında anlatmak istediğim kısım burdan başlıyor. Mart ayının başında Berlindeydik. Mayıs ayının başında bisikletlerimizi aldık. Artık kendi bisikletim vardı. Sadece vakit geçirmek için sürmüyordum, benim yegane taşıtımdı. Bilhassa bu yıl neredeyse her yere bisikletle gittim. Türk mahallelerine, turistik bölgelere, ormana, cafelere…

 

Bisikletli kadın olmak hiç sorun değildi. Ama kapalıysanız? Gittiğim her yerde farklı bir tepki aldım. Bunu görebiliyorsunuz, hissediyordunuz. Zaten bazen insanlar tepkilerini hiç saklamıyor. Neuköln Berlinde Türk nüfusunun en çok olduğu mekanlardan, ordan bisikletle geçerken bana şaşırmış bakan insanlarla karşılaştım. Yıllardır burada yaşayıp bisiklete binmeye cesaret edemeyen bazı kesim için büyük bir “umuttum”. Arkamdan “Maşallah, kızı görüyor musun bisiklet sürüyor. Allah sayısını arttırsın” diyen teyzelerle, amacalarla karşılaştım. Tabi tam tersi de vardı. Bisiklet yolundan giden bir grup kadına korna çaldım, aralarında bisikletli geliyor kenara çekilin gibi Türkçe konuşmalar oldu. “Aaa süren de başörtülü!” “Gerçekten mi kıız?” Ben bisikletle yanlarından geçtikten sonra topluca bir kınama sesi ” cık cık cık.”

 

Berlindeki merkez camisine gittim çok defa bisikletle, kız çocukları baktı bana, gelip korkup korkmadığımı soran oldu. Korkacak bir şey yoktu. Anlattım teşvik ettim. “Günah değil mi?” diye soran oldu. Neden günah olduğunu düşündüklerini sordum. Bir sebebi yoktu. Kızların bisiklet sürmesi benim çocukluğumda da bugün de günahtı. Sadece günah. Çocuğumuz olmazdı sürersek. Allah cehenneme atardı. En basit şekilde açıkladım. “Bisiklet bu dönemin taşıtı. Peygamberimiz zamanında da deve bir taşıttı. Hz. Aişe deveye binerdi. O dönem bütün kadınlar deveye binerdi. Eğer deveye binmek günah olsaydı, o zaman bisikletin günah olmasının bir anlamı olabilirdi. Bu bir kolaylıktır. Kim size bisiklete binmek günah derse, hele hele kızların binmesi günah derse bilin ki ya  bilmeden konuşuyor ya da yalan söylüyor.” Sonra bir iki kız çocuğu gördüm bisikletiyle gelen.

 

Bisiklet sürmenin bir de Almanlarla olan boyutu var. Ve belki de burdaki kadınların bisiklet sürmekten en çok çekinme sebepleri onların vereceği tepkiler. Beni bisikletli görüp tebessüm eden çok alman gördüm. “Bir ara acaba bisikletlilerin aralarında selamlaşmaları gibi bir adet mi var?” diye düşünmedim değil. Tabi bu tebessümler güç veriyor insana. Bisiklet süren başörtülü sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Sonra bir iki defa hata yaptım. Yani aslında elimde olmadan hatalı bir trafik konumunun içine düştüm. O zaman aynı duruma düşen başörtülü olmayan insanlara verilenden çok daha sert tepkilerle karşılaştım. Öyle trafik cezası yenilecek durumlar değildi. Polis görse, görmezden gelirdi mesela. “Bilmiyorsanız sürmeyin!” dedi kadının biri hangi yöne gideceğimi kestirmeye çalıştığım için yavaş sürüyordum. ” Evimize varmak için bir caddede ters yönde sürmek zorundayım ve bomboş caddede, kaldırımdaki bisiklet yolunda kimsenin ters yönde gitmemi önemsememesi lazım. Bütün site bunu yapıyor çünkü. “Senin yolun burası değil, aptal” diye bağırdı başka bir alman. Ama tebessüm edip memnuniyetini göstermeye çabalayanların sayısı çok daha fazla.

 

Çocukluktan başlamış bisiklet mücadelesi. Annem babam elimden alsa da yeniden kavuştum. Şimdi de olumsuz bütün her şeyi görmezden gelip olumlu olanlarla yoluma devam ediyorum. Allah nasip eder de buralarda olursam kız çocuklarına bisiklet öğretme sözüm var. Kendimi Vecide gibi hissediyorum. 10 yaşımda elimden alınan bisikletim için o zamanlar mücadele edemedim. Şimdi 10 yaşındaki gibi bir aşkla sürüyorum bisikletimi. Peşime de her yaştan kadın takmayı kafaya koydum. 

 

2 Yorum

  • Şamil Yatkın
    28 Ekim 2016 - 23:53 | Permalink

    Bugün sistemle kavgalı olması gereken ve sokaklarda pedal çevirenlerin inançlı insanlar olmasını beklerdim. Lakin bu şık, anlamlı ve güzel meydan okumayı bile sahiplenemiyoruz. Pedala basın, seleye oturun korkmayın. Tesettürünüzden taviz vermedikten sonra her türlü eleştiri vız gelir tırıs gider. Ben inadına her gün bisikletle işe gidip geliyorum. İnsanların ne dediği umurumda değil. O kadar da keyif alıyorum ki tıpkı çocukluğumdaki gibi bir gülümseme yayılıyor yüzüme. Acıyorum trafikte kafayı sıyıran sürücülerin yanından geçerken.

  • suzi
    31 Ekim 2016 - 08:30 | Permalink

    ben de 5. sinifi yeni bitirmisim, simdilerin meshur ilahiyatcisi olan babamin arkadasi beni bisiklete binerken gormustu, basimda da bir basortusu, seviyordum basortuyu takmayi, dizde etek uzerine basortusu :) neyse bu salak adam bana gelip dedi ki “olmuyor boyle hem basortulusun hem de bisiklete biniyorsun” salak bir de gitmis babama soylemis.

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir