Genel

Ben Hep Bu Yazılı Olmayan Kanunlarınızdan İncindim Ey Halkım – 3

Konuk Yazar : Yasemin S.

– Şaşkınlığımı gizleyemiyorum, kusura bakmayın. Terapide böyle cümleler de kurmayız ancak annenizin şiddet uygularkenki içsel dinamikleri toplumun alışılageldik dinamiklerinden de farklı. Kalbine birini alan yatağına da almış gibidir, burda döversem ordaki günahından eksilir, orası daha çok can yakar…

– Daha kötüsü ne biliyor musunuz? O anki, 17 yaşımdaki halimle bu cümleleri ciddiye almıştım, doğru çıkarımlar sanmıştım. Bazen yediğim dayaktan sonra daha huzurlu uyuduğumu biliyorum, artık iyi insanım diyerek. Ancak bu düşüncem sağlıksız bir noktaya çıkardı beni. Toydum, herkesin bir erkek arkadaşı vardı. Hatta annemin bana örnek sunduğu kimselerin ustaca gizlediği ilişkilerini de bilir ses çıkaramazdım, öyle ki etrafımda herkesin vardı bir sevdiği. Neyse bir şekilde yine dayanamaz mesaj atardım erkek arkadaşıma, yine yakalanır dayak ve aşağılamaya maruz kalırdım. Dayak seansı biter bitmez sözle şiddet başlardı. Demlerken fazla çay koymam gibi basit hataların bile sonu bir şekilde namusuma bağlanırdı. İşin kötüsü her şey en sonunda bir de uçkura bağlanıyordu, uçkur diyorum annem bu lafı sever, hep kullanır. Hasılı ben kadın erkek ilişkilerinde cinselliğin yerini annem bana bunları yaparken annemden öğrendim. Ben masumane mesajlaştığımı zannederken aslında fahişelik yapıyor(-muş)dum. Bu ifade de bizzat annemin kendisine aittir. Bir gün o kadar yara aldı ki benliğim banyoya girip bacaklarımı kestim ilkin, sonra kollarımı. Sonra bir kaç kesik de bacaklarımın arasına… Hani şu -benim farkında olmadığım- bana her günahı işleten, annemi rezil rusva etmeme sebep olan organıma.

– Evet gerçekten sağlıksız bir noktaya ulaştırmış size düşünceleriniz, yani annenizin düşünceleri. Anneniz fark etmedi mi? Fark ettiğinde ne oldu?

– Etti de baya bir süre sonra etti. Aşk acısı, arabesk düşüncelerle ilgili bir şeyler söyledi. Yakında uyuşturucu da alırsın sigara içiyor musun falan dedi hatırlamıyorum pek dinlemedim. Şunu net hatırlıyorum, kesikler öyle canımı yakıyor ve başımı döndürüyordu ki, kalbimin acısını bastırıyordu, zihnimi susturuyordu. Bu iş bir çeşit terapiye dönmüştü benim için.

– Peki babanız, onun tepkisi ne oldu?

– Babam da annemin direktifleriyle bir kaç sefer dövdü tabi ki beni bir erkek arkadaşım var diye. Döverken de annemin cümlelerinden aynen alıntı yaparak. Onun da tepki mekanızması ilginçtir, bence hayatta hiç kendine ait bir fikri olmadı, hala da aynı düşüncedeyim. Ya tamamen kayıtsız kalır ya da dolduruşa gelir, öldüresiye cezalandırır. Zaten bu süreç yaşanırken ikisi arasında şiddetli geçimsizlik de vardı. Ev olabildiğince huzursuzdu. Çoğu zaman benim günahlarım her ikisinin dövüp rahat ettiği deşarj sistemine dönüşürdü. Ben buraya vajinismus sürecimden bahsetmeye gelmiştim değil mi? Hikâyenin bu kısmında babamdan da mütevazi bir katkı var.

– Nedir babanızın katkısı?

– Babam da tıpkı annem gibi entelektüel bir çevreye sahip eğitimcidir. Hep böyle önemli işler yaparlar falan. İlahiyat mezunu, yıllardır öğretmen. Bir tarafı da tamamen gelenekçidir, tipik doğu erkeği. Hatta keman çalmak isteyip harçlıklarımla aldığımda “Benimle yolda yanyana yürüme, senden utanıyorum.” dediğini hiç unutamam. Her neyse, işte kafamda bu algıda olan babamın gece su içmeye kalktığımda porno izlediğini gördüm. O güne kadar ne bu ismi duymuşum, ne de böyle videoların varlığından haberdarım. Koşarak gidip kustuğumu hatırlıyorum. Herkes üşütüp, uyanıp, banyoya girip kustuğumu sandı fakat gördüklerim beni mahvetmişti. Bir hafta kendime gelemediğimi hatırlıyorum. Sonra da böyle vahşi, şiddet ve ayıp içeren şeyler izleyen bir adamın bana da aynı şeyi yapabileceği korkusuyla o günden evlenene dek uyurken odamın kapısını kitledim, onunla asla başbaşa kalmadım. Evlilik olgusunu o gün sorguladım, vefayı, sadakati, aşkı. Cinselliğin hepsinden üstün olduğunu, birincil hedef olduğunu düşünmemek için çaba sarfetmeye başladım. Çünkü bu çok kırıcıydı, çünkü annem haklı çıkmamalıydı. Ama babamın bu yaptığı -ben o zaman bunu aile bütünlüğümüze, anneme ihanet olarak da görmüştüm- annemin fikirlerini destekler nitelikteydi.

– Aslında ifade ettiğiniz olaylardan sadece biri dahi size vajinusmus sürecine çok rahat getirebilir. Bu tablonun ardından bu rahatsızlığı yenebilmeniz bana göre ciddi bir kahramanlık. Çünkü yetişkinliğimizdeki cinsellik algımızın önemli bir kısmına ilişkin öğrenmelerimiz daha çocuklukta başlıyor. Şunu merak ediyorum, yaşadıklarınızla değişen düşünce yapınız erkek arkadaşınızla ilişkinizi nasıl etkiledi? Aşk yoktur, herkes herşeyi cinsellik elde etmek için yapar düşüncesine doğru yol almışsınız. Bu önermenin dışında mı kaldı erkek arkadaşınız?

– Hayır tabi ki, onu da anlatacağım. Çok çok tatsız, çok acı veriyor hala bana. Ağlamadan anlatabilirsem, anlatacağım onu da. Çok korkunç şeyler oldu, yaklaşık on yıl olmuş ama ben şu an hala titriyorum hatırladıkça.

Bir Yorum

  • bulut
    2 Ekim 2018 - 14:06 | Permalink

    Bu gerçekliğin her partı daha da acı.Her defasında daha ne kadar acıtabilir diyorum fakat yaşayan için durumu düşünemiyorum bile.

  • Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir