Genel

aKşam: “Kısırımız yok, klasik müziğimiz var!”

Konuk Yazar: Zeynep Betül Akyıldız

“Şimdi Zeynep bize bir şey söyleyecekmiş…”

Dedem musikişinas bir adamdı, ben de onun bestelerini aile toplantılarında seslendirme görevini üstlenmek durumunda kalmış tek torunuydum. Hayır ailede tek torun değildim, sadece kuzenlerim detone oluyorlardı. Müzik hayatım yaşımı hatırlamayacak kadar küçükken tam olarak böyle, emrivakilerle başladı. 

Bir gün teyzem annemi aradı, “Bu hafta arkadaşlar bize gelecek de… Zeynep bize şarkı söyler mi?” diye sordu. Ben de gün, kına, düğün gibi ortamlara girmeyen, hani bir parça yabani bir çocuğum. Kabul etmek istemedim ama teyzem de mis gibi bir teyzedir, kalbini kırmak istemeyeceğiniz bir insan… Gittim. O gün, hiç tanımadığım o kadınların muhteşem enerjisiyle birlikte o sırada elimize geçen tepsilerle ritim tuttuğumuzu hatırlıyorum. Zamanla teyzemin bu toplantılarında namım yürüdü gitti, e hoşuma da gidince tabii, ben de katılmaya başladım. Bu toplantılarda çaylar içilir, dertleşilir, kahkahalar atılır, konuşulacak tüm laflar bitirildikten sonra sıra şarkı söylemeye gelirdi. Ben de gitarıma uzanır, Yunanca, İspanyolca şarkılar çalar, birkaç da abuk bestelerimden söylerdim. :) Başlarda “Bildiğimiz şarkılardan da çal” dönüşleri alırken zamanla “Haa-ğuu’lu bir şarkın vardı ya, onu da söylesene” demeye başladılar. :) Zamanla teyzemin arkadaşlarıyla ahbap olduk. Hatta ciddi duruşlu annem bile bize katılmaya başladı.  Böylece kadın ortamlarına pek girmeyip köşesinde müzik yapan ben, bu kanal sayesinde kadın kadına bir şey paylaşmanın eşsiz tadını alabilmiş oldum.

Yıllar geçti. Üniversiteyle birlikte müzik çalışmalarıma dışarıdan aldığım eğitimlerle daha ciddi şekilde devam etmeye başladım. Dolayısıyla şu bizim “kadınlar”la toplanma saatleri, muhakkak bir dersimle çakışıyordu. Böyle böyle katılamamaya başladım. Bir dersten ötekine koşarken üst geçitlerde kendi kendime şarkılar mırıldandım. Yoğunluğum bir gün azalacak diye bekledim ama baktım ki öyle bir şey olmayacak! 

Münevver ve Gülnihal ile tanışmamız da bu sıralarda oldu. The Piolin isimli gruplarıyla piyanoda Münevver, kemanda Gülnihal olmak üzere klasik eserler yorumluyorlardı. “Merhaba, ben Soprano” diye tanıttım kendimi. Beraber bir konser geceleri düzenleme düşüncesi yemekhane kuyruklarında, koridor köşelerinde ettiğimiz klasik müzik sohbetleri ve sonrasında birbirimize “Şunu çalıyor musun?” diye attığımız uzun maillerle birlikte ortaya çıktı. Nota kağıtlarımızı kaptığımız gibi müzik odasında buluşmaya başladık. Bu sırada da bol bol düşündük, farklı bir gece olsa, en çok neye ihtiyacımız var diye… “aKşam” fikri böyle çıktı.

 

 

aKşam’ı kadınların hazırlayıp kadınlara sunacakları performans geceleri olarak tasarladık. Günlerin kadınları güçlendiren, dayanışmaya teşvik eden yönünden ilham aldık. Fakat öğrenci, çalışan ya da bir şekilde “meşgul” kadınlardık, öyleyse “akşam” olsun dedik. K’sını da büyüttük. :) “Kısırımız yok, klasik müziğimiz var!” diye de bir laf uydurduk.

Repertuvarımızda yer alacak eserleri büyük bir özenle seçtik. Konserin ilk yarısında, kendi repertuvarımızdaki klasik eserleri çalmayı kararlaştırdık. Altın günlerindeki dayanışma ve ortaya birlikte bir şeyler çıkarma fikrinden esinlenerek, konserimizin ikinci yarısına “aKşam sofrası” ismini verdik. Bu kısımda ise sofrada tuzu, çorbası, zeytinyağlı sarması olsun isteyen arkadaşlarımızla birlikte müzik yapalım, ortaya birlikte bir şeyler çıkaralım dedik.

Hikayemiz böyle başladı, bu fikri anlatıp davet ettiğimiz muhteşem kadınlarla birlikte devam etti. Önce Reyta, ardından Rumeysa (ki kendisi Reçel blogun da editörlerinden), Emine, Sümeyra, Gülnur, Akylai, Betül derken, sayımız gittikçe arttı ve onlarla birlikte köklendik.

Sadece kadınların bir araya gelerek oluşturduğu yaratıcılığı, enerjiyi seviyoruz.

Sözü kesilmeden, yargılanmadan, birbirini dinleyerek müzik yapan kadınlar!

Bunun sanat ve eğlence tarafının yanı sıra bir ihtiyaç olduğuna inanıyoruz.

Buluşmak üzere!

2 Yorum

  • Hilal
    4 Ocak 2017 - 09:49 | Permalink

    Ne güzel düşünmüşsünüz…
    Bir araya gelmek, bir arada olmak her zaman çok değerli.
    Konsere bir arkadaşım davet etti. İkimiz de kimseyi tanımadığımız halde geldik, sokulduk aranıza. Yanımızda 5 aylık bir bebiş bile vardı, ilk konserini sizden dinledi :)
    Bazı aksaklıklar oldu, belki performansınızı sonradan tam beğenmediniz bile, ama önemli değil. Önemli olan aynı sesleri dinleyip, aynı mekanda bir olmuş olmamız. Velhasılı müziğinizi paylaştığınız için teşekkürler

    Yeni aKşamlara inşaallah

    Not: Konserdeki parçaların isimlerini burada ya da Facebook’ta paylaşmanızı rica ederi

    • 10 Ocak 2017 - 14:58 | Permalink

      Merhaba,
      Güzel yorumunuz ve katılımınız için çok çok teşekkür ederiz!
      Evet gerçekten tahmin edemeyeceğiniz kadar çok aksaklık yaşadık, ve ilk konserimizin verdiği küçük bir tedirginlik, tatlı bir telaş vardı.
      Ancak en sonunda aldığımız tepkilerden çok memnunuz. Daha iyilerini yapacağımızı düşünmekle birlikte performansımızdan da memnunuz :)
      Tekrar çok teşekkürler, miniğe selamlar :)

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir