Genel

Akademik Kariyere Bakışlar

Konuk Yazar: merve

akademik kariyer

Gece gündüz çalışıyor. Okulu bitti, hala okuyor. Kariyer yapıyor, kariyer. Hayatta evlenmez bu kız artık. Şuna bak erkek gibi sabah gidiyor, akşam geliyor. Kendi parasını kendi kazanıyor. Evlenip de ne yapacak? Zaten kim nasıl istesin bu kızı? Onun kadar okumuş oğlanı biz nereden bulalım? Böylesi binde bir bulunur, o da gelir bizim kızı mı bulur? Çok özgür de, baksana yurtdışlarına da gidiyor. Yok yok, o kızın evlenmeye niyeti de yoktur zaten. Zaten kim nasıl istemeye cesaret etsin bu kızı? Geçen geldi kulağıma, bizim Aysel’in oğluna düşünmüşler de kız yanaşmamış. Yahu soranda kabahat zaten, hiç o kadar okuyan kız evlenir mi?

Başkalarının Gördüğü

Eş dost düğünlerinde teyzelerin “Sizin kız da hala okuyor değil mi? Evlenmeye niyeti yok zağar?” demeleri. Arkadaşların davetiyelerini uzatırken “Oku oku nereye kadar, sen de çok geçe bırakma artık” demeleri. Annelerin yüksek lisans kazanınca “Siz de şansınızı fazla zorluyorsunuz, nasıl bulalım size koca?” demeleri. Bomba geliyor, hocaların “Bak x’e, y’ye, kaç yaşlarına geldiler hala evlenmediler. Doktora bitsin diye bekliyorlar herhalde.” demeleri.

Ay teyzecim, okumamın evlenmeme engel olduğunu hiç düşünmüyorum. Sizin sabah 8, akşam 7 çalışan gelinden çok daha rahat bir hayatım var. Evlenmeye de niyetim epey var ama etrafımda bunu düşünebileceğim kimse yok. Sevgilim de yok. Şuana kadar hep görücü usülü evlilik hayal etmiştim. Hani ilk önce aileler tanıyor, bir yamuğu varsa senin karşına bile gelemiyor ya aday. Sonra bir sürü geziyonuz tozuyonuz, bir anormallik varsa aileler hemen fark ediyor ya, bunun gibi pek çok sebepten hep görücü usulünü savundum şimdiye kadar. Burada da devreye senin gibi ailemizi tanıyan teyzeler giriyor. Sen de hiç yanaşmıyon teyze. Bak Müfide’nin oğlu var, mühendis çıktı? N’oldu? Mühendise de mi varamam? Ayrıca şu zamana kadar hep sevgilisi olan ablaları bizim yanımızda cık cıkladınız, şimdi ne değişti de sevgilim yok diye garip karşılanıyorum?
Canım arkadaşım, daha dün kantinde birlikte erkek muhabbeti yapmıyor muyduk, film izlerken “ayy benim de böyle kocam olsun” demiyor muyduk? Ben ne oldu da değiştim hiç düşündünüz mü? Belki de değişmedim? A aa..

Anneye cevap verilmez ama, annecim, arada bir gelip de “Kızım sizi istemek de zor, nasıl gelip istesinler şimdi. Herkes çok yüksek görüyor. Bir de siz çok yurtdışına çıkıyorsunuz, erkekler masraftan korkar.” diyorsun ya, üzülüyoruz. (Cevap vermedim anne, fikrimi belirttim.) (Ayrıca daha 25 yaşındayım, panik yapmak için biraz erken değil mi annecim?)(Tamam tamam, demedim bir şey, anneler hep haklı.)

Akademinin bizi kızı gibi gören hocalarına sesleniyorum: O kızlar benim arkadaşlarım, kızların kurdukları hayalleri, tasarladıkları hayatları ben biliyorum. Çoğunun hiç de öyle doktora bitsin falan diye bekledikleri yok. Karşılarına istedikleri gibi birileri çıkmıyor olabilir mi?

Benim Gördüğüm

İlim güzel şeymiş yahu. İnsan öğrendikçe hayata bakışı değişiyor, ufku genişliyor. Bunu hayat boyu yapmam için bir engelim var mı? Yok. Çok şükür, o zaman okumaya, öğrenmeye devam. Hem ilerde evlenip çoluğa çocuğa karışsam da sürdürebileceğim bir hayat tarzı. Biliyorum, biliyorum, sabahlara kadar uyumayan bebekler, beslenme çantası hazırlanması gereken çocuklar olduğu zaman şimdiki kadar vakit ayıramayacağım. Ama elbet o çocuklar büyüyecek, benim yine bir sürü boş vaktim olacak, annem gibi.
Hem ne güzel kütüphaneler var, sen yeter ki ders çalış. Oturuyorsun güzel güzel, karışanın görüşenin yok. Sakin sakin çalışıyorum. Herkesin başı önünde ders çalışıyor, mis gibi ortam.
Aa iş teklifi mi? Neden olmasın? Allah rızkımızı gönderiyor işte. Şimdi vaktim var, imkanım var, çalışayım, zorlandığım yerde istifa ederim, sırtımda yumurta küfesi taşımıyorum ya. Hem çalışma ortamlarını görürüm, bana bir hayat tecrübesi olur.

Allah’ım iyiki çalışmışım da, kadınların çalışma koşullarını görmüşüm. Bu koşulların düzeltilmesi için daha çok çalışılmalı, ah neler neler yapılmalı.
A aa yurtdışında proje mi var? Hem de masrafları karşı taraf karşılıyor. Allah’ım neler nasip ediyorsun ya, şükür.
Yahu arkadaşlar da bir bir evlenmeye, çoluk çocuğa karışmaya başladı. Ben? Benim de var bir yerlerde kısmetim ama dur bakalım. Hayırlısı, duaya devam.

Gerçekte Olan

Bu kısmı yazmasam? Şey, yani.

23 Yorum

  • Pingback: Akademik Kariyere Bakışlar | Budamedya

  • saredeğil
    24 Haziran 2015 - 18:27 | Permalink

    Ellerine sağlık Merve!
    Annelerin, teyzelerin ve hatta arkadaşların laflarına hiç takılmamak gerekiyor, zira onların da kafaları bizimkinden fena olmasın felaket karışık. Dün en antikariyer kişiyi müstakbel koca adayı olarak sunan annem, bugün “doktor olmuşsun yetmez! En iyi fakültelere hoca ol. O da yetmez, vekil ol!” diye ciddi ciddi öğütler veriyor. Bir hafta sonra arkadaşımın düğün davetiyesini alınca ağlayacak muhtemelen…

  • suna
    24 Haziran 2015 - 20:56 | Permalink

    Nede guzel anlatmissiniz.
    30 yasina merdiven dayamis halen daha doktora yapan evli ve cocuklu bir hanimefendi olarak keske daha once evlenip cocuk yapsaymisim diyorum. keske esimi taa en basta tanisaymisim onca zmn yaptigim konferansn, yurt disi gezilerini beraber yapsaymisiz. keske lisanstan bile beraber mezun olsaymisin beraber baslasaymisin herseye.
    ama gec olsunda guc olmasin demisler, vardir bundada bir hayir.
    herkese tavsiyemdir evlenin, okuyunda, cocukta yapin. bunca guzel beyin cocuk yapmayacakta kim yapacak.
    anneler teyzelerde artik biraz buna alissinlar. okuyan kizlarda evlenir cocukta yapar. hayat bizim icinde ayni devam ediyor, sadece cok okuyoruz, bu bizi kadin olmaktan alikoymuyor.
    okumak bir hayat sekli bazilari icin. 23 yasinda ogretmen olan genc kizimiz kayinvalide adaylari icin ideal gelin adayidir ama yuksek lisans yapan kizimizdan gelinde olmaz annede.
    baska bir bakis acisi olacak ama akademik kariyerin is ve gelir kapisi olarak gorulmemesinden de kaynaklaniyor butun bunlar. bu kizimiz ne zmn yuksegi doktorayi bitirecekte ise girecekki evlenemeye sira gelsin deniyor bazen. malum gunumuzde rahat sayilabilecek isi ve iyi geliri olan gelin bulmak cok favoridir kayinvalide adaylari arasinda. akademik kariyer bu alana girmediginden zaar komsu teyzeler yuksek lisans yapan kizlari gormezden geliyorlar.

    • bekir
      9 Temmuz 2015 - 18:03 | Permalink

      aman allahim! suna hanim 20 kusur senedir okuyor; doktora da yapiyor ama “de/da” ne zaman ayri yazilir haberi yok; olsunda, bundada, okuyunda, cocukta, yapmayacakta, teyzelerde, kizlarda, cocukta, icinde, gelinde, annede, bitirecekte. bir iki tane olsa hatadir diyecegim ama bu kadar cok ve bariz olunca (cocukta, bitirecekte) acik ki bu hanimefendi kurali bilmiyor. suna hanim alinmasin, sahsi icin degil ama genel egitim durumumuz icin huzunlu bir durum. mesaja katiliyorum.

      • Leyla E
        7 Ağustos 2015 - 20:53 | Permalink

        Bekir Bey, cesaret kırmadan eleştirelim. “suna hanim alinmasin, sahsi icin degil ama genel egitim durumumuz icin huzunlu bir durum.” kısmı bazı yorumcular için kırıcı olabilir. Bu da değerli yorumların azalmasına sebep olabilir. Pozitif ortamın devamı adına eleştirilerimizi yumuşatalım derim nacizane.

      • Suna
        19 Kasım 2015 - 15:34 | Permalink

        Uzun zmndir (evt zmn yaziyorum) pek Turkce kaynak okuyup yazamamaktan zaar unutmusum affola. Bu fahri Turkce dil bilgisi greticiligi elestiriciligi yargilayiciligi gorevinizde ( birlesik yazmayi cok seviyorum ) takdire sayan.

    • Leyla E
      7 Ağustos 2015 - 20:58 | Permalink

      Suna Hanım, daha haklı olamazsınız. 40+ bekar bir PhD olarak hayatı ıskalamış hissediyorum kendimi. Kızlar, doktora da yapın, bebek de. Allah bir şekilde yardım ediyor. Evli doktora yapan arkadaşlarımın hiçbirinin bebekleri sokakta kalmadı, bakımsızılıktan ölmedi. Çocukları şimdi boylarına geldi. Elbet kolay olmamıştır ama değmediğini kimse söyleyemez.

      • suzi
        4 Aralık 2015 - 05:12 | Permalink

        durumu artiyorum, 28 yasinda 2 cocuk sahibi bir tip doktoru olarak is de ev de yuruyor bir sekilde. yeter ki anlayisli bir esiniz olsun.

  • kadirşinas
    25 Haziran 2015 - 04:39 | Permalink

    Başkalarının gördüğünün kendi gördüklerimizle hiçbir zaman örtüşemeyeceği gerçeğini yansıtan çok hoş bir yazı olmuş.. Özellikle evlilikle ilgili işin acı tarafı da insanlardan gelen en hafif tabiriyle bu nezaketsiz(!) yorumların hemcinslerimiz tarafından gelmesi. Sanki hayatımızdaki en büyük problem ya da tek sıkıntı bu imiş gibi, bizi tanıyan evli arkadaşlarımızın gözünde bile bir süre sonra tek bir kimliğe indirgenmemiz: bekar! Doktoraya başvurumu “emin misin?” şeklinde yorumlayıp hala(!) evlenmemiş oluşumu akademik çalışmaya bağlayıp dolayısıyla bu durumu bana ait bir sorumsuzluk(!?) gibi algılayan zihinler mevcut. Oysa hepimiz iman ediyoruz değil mi Allah’ın takdir etmediği şeyi kimse veremez ve O’nun nasip ettiğine de kimse mani olamaz.. Sevdiğim bir arkadaşım şöyle demişti: “bir kez evlenen kendini evlilik uzmanı sanıyo!” :))

  • fatma
    6 Temmuz 2015 - 10:56 | Permalink

    kendimi bulduğum için rahatladığım, bunlar yaşandığı için kahırlandığım bu satırlar için teşekkürler…

  • merve
    17 Kasım 2015 - 00:32 | Permalink

    suna hanım, yorumunuzu her okuyuşumda mutlu oluyorum. ne de güzel anlatmışsınız. Özellikle şu kısmı: ” onca zmn yaptigim konferansn, yurt disi gezilerini beraber yapsaymisiz. keske lisanstan bile beraber mezun olsaymisin beraber baslasaymisin herseye.”

    Ne mutlu size.

    Leyla Hanım, “hayatı ıskalamak” demişsiniz ya, onun o kadar da bizim elimizde olmayan bir şey olduğunu göstermek için yazmıştım bu yazıyı. Phd’niz olmasa da belki yine böyle olacaktı, bilemeyiz.

    kadirşinas, benim bir arkadaşım da geçen gün evlilerin bekarlara “dilimizi anlıyor musun?” muamelesi yaptığını söyledi :)

  • elif
    2 Aralık 2015 - 09:45 | Permalink

    Lisansta iken evlenmiş bünyem an itibariyle yüksek lisans yapan bir araştırma görevlisi. 14 aylık bir oğlum var. Oğluma kim mi bakıyor? Babası. Kariyerine ara vermek istediği bir dönemde ben işe başlamış bulundum ve oğlumuzun(en az 2.5 yaşına kadar) evde ana ve babası tarafından büyümesi gerektiğinde hemfikirdik.

    Peki teyzelerin gözünde ben neyim? Ben oldum mu? Orasına hiç girmeyin. Teyzeleri memnun etmek kolay değil. Çünkü çocuğu kreşe vermemiz ve eşimle çok afedersiniz eşşek gibi çalışıp ev araba yat uçak almamız lazım. Geçen bir ortamda birisi “ee sen işte ne yapıyorsun?” diye sordu da bir büyüğüm “ne yapçak?hiç! memur işte.” diyip lafı ağzıma tıktı. Memurlara atılan bu iftiraya mı yanayım akşama kadar işte okeye döndüğümü sandıklarına mı yanayım? Tabii ki hiçbirine yanmıyorum. Bizden Allah memnun olsun inşallah, gerisi faso gerisi fiso.

    Bunları neden anlatıyorum? Evlenip 5 çocuk yapıp üstüne Nobel de alsanız teyzeler memnun olmaz. Olmaz işte, vardır bir eksik.

  • SuiZan
    26 Şubat 2016 - 11:33 | Permalink

    Uzun zamandir Reçel’deki yazılarınde hep kendimi sorguluyor, konunun bir tarafını hep kuşkulubuluyordum. Fakat bu yazı daha ilk satirdan nükteleriyle yüzümü güldürdü. Lisans okurken açıktan da okuyan mezuniyetin 1ay sonrası mastera başlayan ve ailesinden uzakta fotoğraf makinesi elinde fıldır fıldır dolanmış birk olarak eğlenerek okudum. Kesin benim arkamdan da bunlar söyleniyor dedim. :)
    Master mezuniyeti sonrası onca gezinmenin sonrasi aile yanina gelip sakin bir hayata alişmam 2 yılımı aldı. Şimdi diyorum ki her seyin vaktine inanıyoruz ama herkesi yargılamaya da bayilıyoruz. 4 çocuklu arkadaşim vs 4 diplomalı ben.

  • ÖMER
    8 Haziran 2016 - 19:28 | Permalink

    gerçekten insanı okurken farklı bir hayata götüren farklı dünyalarda gezdiren güzel bi yazı… teşekkürler bizi sirkelediğiniz için… teşekkürler bize bizden bahsettiğiniz…

    • 21 Haziran 2016 - 13:29 | Permalink

      Ömer Bey, nazik yorumunuz için çok teşekkür ederim. Anlaşılmak güzel şey doğrusu.

  • Elif Nur
    9 Haziran 2016 - 12:02 | Permalink

    Yalnız olmadığımı hissettiren güzel bir yazı olmuş eline sağlık Merve kardeşim. İnsan bir sıkıntıyı sadece kendi yaşadığını hissettiği zaman daha da boğuluyor ya işte bu mevzuda da aynı öyleymiş. Benim gibi olan, düşünen birilerinin olduğunu bilmek sıkıntımı hafifletti :)
    İnsanların gözünde hep evlilikten önce kariyeri “seçen” kızlar olarak kalacağız sanırım. Ama şunu da biliyoruz : “Benim de var bir yerlerde kısmetim ama dur bakalım. Hayırlısı, duaya devam.”

    Teşekkürler :)

    • 21 Haziran 2016 - 13:31 | Permalink

      O zaman sana şunu da söyleyeyim, mutlu ol :) Bir grup doktoralı kızın gecelerin teheccüte kalkıp Taha suresi okuduğunu duydum, kısmetleri açılsın diye.

      (Sure ismi Taha mı tam emin değilim.)

      You’re not alone baby.

  • Nko
    10 Haziran 2016 - 14:26 | Permalink

    Malesef acı gercek ki doktoralı bir kıza talip olmaya herkes cesaret edemiyor…

    Doktorali ve 3 cocuk annesiyim. Simdilik akademik olmayan bir alanda calisiyorum cunku ailem ve kendim icin en iyisi su anda bu. Ama insanlar bundan de memnun degil:)

    • madambovary
      23 Haziran 2016 - 17:22 | Permalink

      Şöyle bişey söyleyeyim de mevzuya tüy dikeyim. Doktora mülakatında hoca ( evet Prof, evet erkek) kocan izin veriyor mu diye sordu. Bu memlekette kadın için yüceltilen şey evlilik mi akademik kariyer mi bilemedim. Okusan bi dert evlensen başka bi dert, hem evlenip hem okusan bambaşka bir dert. Demek ki neymiş bundan sonra kocasından izin kağıdı almayan başvurmasın doktoraya felan. Yok öyle kafana göre alesi geçtim dili geçtim diye sevinmek. Sen kocandan izin aldın mı küçük hanım önce ondan haber ver..

  • Yusuf
    14 Kasım 2016 - 18:09 | Permalink

    Valla tamamen bayan gözüyle yazılmış bi yazı sız erkek gözünden bakarak yazsaydınız keşke. Bayanın fıtratına uygun bir işte çalışmasına karşı değilim ama fıtrat önemli. Bir memur bayan örneğin. zamanla erkeklestiginin farkında mı aceba konuşmaları hal ve hareketlerinı iyice gözlemleyin karakter değişmesini göreceksiniz.erkeklerle sürekli mücadele onlarla sürekli bi rekabet kadınlara kadimliklarini unutturuyor örneğin bu yazının üslubu nerdeyse bi erkeğin üslubu .fıtratına uymayan bi işte çalışan kadın yarım kadındır yarım çalışandır yarım annedir.

    • sesli güldüm
      15 Kasım 2016 - 12:36 | Permalink

      dahgdfahsgdfsahgfdahgdfashdgfash

      • Yusuf
        16 Kasım 2016 - 20:25 | Permalink

        Daha önceleri bunu söylediğim kişilerde gulmustu

      • Münzevi
        18 Kasım 2016 - 21:33 | Permalink

        Afedersiniz ama katılmıyorsanız insan gibi belirtin, sesli güldüm diyip büyüyememiş tavırlara bürünüp kimseyi küçümsemeyin. Sizin tavrınız ve üslubunuz -hele böyle bir platformda- asıl gülünmeye layık olandır. Birazcık üslup lütfen!

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir