REÇEL

2008’den 2019’a Süren Çok Bilinmeyenli Denklem…

Bunları konuşmak, görmek yerine reddetmek, son yılların bitmeyen komplo teorileri üzerinden okumak çok da şaşırtıcı değil aslında. Öznesiz eleştirilerle yılları geçiren bir vicdani duruş(!) var malum…

Konuk Yazar: Emine Uçak

Şu yazıyı 2008 yılında yazmıştım. O günlerde yaşananları bilmeyenler veya unutanlar yazıda adı geçenlerle ilgili kısa bir google taraması yaparsa bağlamını daha iyi anlayabilir… Ve sormuştum:

“Hem başörtülü/türbanlı hem de modern, feminist, siyasi, estetik, sosyal kısacası sizin olduğunuz ve bizim hiçbir zaman olmadığımız, olamayacağımız her şey; nasıl olunuyor? Varsa tarifi verin, hem siz kurtulun hem de biz.  Başörtüyü çıkarın öyle gelin diyecekseniz baştan bunun bir ‘kurt/kuzu’ hikayesi olduğunu söyleyin. Ne siz bunca laf kalabalığı yapın ne de biz.”

Şimdi yazıdaki başörtülü kadın tamlamasının yerine ‘başını açan kadınlar’ı koyun, tepkiler, yorumlar tıpkı on bir yıl öncesindeki gibi değil mi?

O yıllarda ‘kandırılıyorlar’ deniliyordu başörtülüler için, ‘siyaset için, para için örtünüyorlar’ deniliyordu… Şimdi örtülerini çıkaranlara ‘projeden örgüt işine kadar’ yaklaşımlar var. Hadi diyelim sosyal medyadaki bir kampanya olsun, yalnız yürümeyeceksin’in virali olsun; gerçek hayatta bir karşılığı yok mu? İçlerinde başörtü yasağı mücadelesi veren, İslamcı ailelerde büyüyen farklı yaş ve gelenekten gelen bir çok kadın başını açmıyor mu? Bunu görmek ve kabul etmek niye bu kadar zor anlamak mümkün değil. Başını açanlar artıyor evet ama bir yandan da başörtüsü takanlar da artıyor. Bu hep de böyle olacak.

Başını açanların bir kısmı İslam dairesinde kalmak istemiyor. Kimisi için öyle değil, önceki hayatlarından tek farkları başörtüsünü çıkarmak. Sebepler çeşitli, yaşam tarzı farklılığı, inancın değişmesi, politik veya dini karşı çıkış… Bunları konuşmak, görmek yerine reddetmek, son yılların bitmeyen komplo teorileri üzerinden okumak çok da şaşırtıcı değil aslında. Öznesiz eleştirilerle yılları geçiren bir vicdani duruş(!) var malum… Bunu challenge’a çevirenlerle ilgili dikkatimi çeken çok küçük yaşta başlarını örtmüş olmaları… Bu onlar için ‘seçilmemiş bir hayat’ın ağırlığına dönüşmüş, geride bırakmayı ‘özgürlük’ olarak düşünüyorlar haliyle…

Bir arkadaşım bu konuyu konuşurken ‘başörtü yorgunluğu’ dedi. Sahiden hepimiz için böyle bir durum var. Başını örtmeye başladıktan sonra artık ‘kendi olamamak’ gibi büyük bir sorun. Hep başkalarının tanımlamaları, kısıtlamaları… Bunu çıkarırken de yaşamak durumunda kalıyor kadınlar. Çünkü başörtüleri kimileri için makbul, çıkartmaları hele de ‘reddiyeleri’ başkaları için makbul. O kabuğun içindekinin kıymeti harbiyesi yok, olmadı.

Ama biliyoruz ki, birileri ‘yalnız değilsiniz’ birileri de ‘yalnız yürümeyeceksin’ dese de kadınlar aslında yalnız. Başörtü mücadelesinde yalnızlardı, Türkiye’nin son yıllardaki kalkınma politikasının gündelik hayatta bıraktığı enkazı göğüslemekte de yalnızlar. Jeep tartışmalarını hatırlayın; o jeepleri sağlayan rantın arkasındakiler değil binen kadınlar konuşuldu sadece. Şimdi de dünyevileşme kelimesinin yetmediği, iktidarın, gücün çürüttüğü bu ortamın faturası yine onlara kesiliyor… Flormar kapısında aylardır direnen başörtülü kadınlar ise hiç konuşulmuyor.

Tartışacak, konuşacak çok şey var; bazen de aslında ‘susmak’ istiyor insan sözün bu kadar kıymetsizleştiği bir ortamda…

Velhasıl, yorulduk ey halkım; rahat bırakın kadınları…


Konuk Yazar

6 yorum

  • Gerçekten yorulduk. Hiçbir yere sığamıyoruz başörtümüzle. Herkes başka bir kalıba oturtuyor. Kendi kalıplarımız da cabası. Yıllardır başörtüsü takan biri olarak geldiğim nokta içimi yakıyor ayrıca. İnandığı şey insana zul gelir mi? Niye yoruldum böyle? Nereye gidecek bu yolun sonu? Açtım rahatladım da değil ki, açarsam kendime ihanet etmiş gibi de hissedeceğim. Yıllardır mücadelesini verdiğim şeyi taşıyamaz mı oldum? Sebep ne? Sorular bitmiyor…

    • Ben de dün gibi hatırlıyorum lise kapısının önünden içeri girerken yıl 1999 kadın müdürümüz herkesin içinde bağırarak “çıkarın başörtülerinizi “derdi..
      Şimdi de kendi özgür iradeleriyle çıkaranlara da bu savaşı veren başörtülü kadınlar ihanetle suçluyorlar
      Gerçekten soruyorum kendime bazen ;ben ortason sınıfta 13 yaşında bir kız çocuğu iken neden lisedeki mücahid geçinen abilerim ilk bana örtünme ayeti ile geliyorlardı neden gözüme soka soka örtünme ayetlerini emine şenlikoğlu kitaplarını dayatıyorlarmış..neden diğer ayetler değildi ?!kadın haklarından bahseden ayetler değilde !neden ilim bilim ayetleriyle değilde ben dünyanın en günahkar kızıymışım gibi başörtü?
      Bence çoookkkk başa gitmek gerek çoookkk???

  • Başörtüsü ‘siyasi simge’ olmaktan çıkamadı…
    “Falancı partiye oy vermezseniz başörtülü sokakta gezemezsiniz” gibi dayatmalardan yorulduk aslında… kimliğimizle öne çıkamadık… ‘ye kürküm ye’ dünyası öncelerde kürk şimdilerde başörtüsü… kadın her konumda dünyaca meta olarak kullanılıyor. Rant olmaktan çıkamadık!
    Bende (başörtümle) var olabilmenin savaşını verdim ve veriyorum. Ama kimseye rant/meta olmadan… bana kimse arka çıkmasın çünkü mücadelem HAK için. İnancımı yaşayabilmem için ve bu yolda yüreyebilmem için ayağıma/yüreğime değen her taş’a /engele eyvAllah ! Bu savaşlar aslında kendimizle unutmayalım….