REÇEL

Annelerin Tarif Defterleri: K’nın Sesi Podcasti

Yazar: Büşra E.  
Görsel: Peter Blume

Bir süredir yemek kitaplarıyla ilgileniyorum. Bugünkü tariflerde bile çikolata, tereyağı ya da yumurtası fazla gelince ölçüleri kafamıza göre değiştirirken; eskinin kitaplarına bakıp neyi nasıl yediklerini çözebileceğimizi söyleyenlere pek de inanamıyorum. Olsa olsa yazarının hayal gücünü, öğretmek istediklerini görüyoruz. Ama yemek kitapları ne kadar sabitse; tarif defterleri o kadar başına buyruk geliyor. Aynı zamanda sahibinin de sesi gibi…


K’nın Sesi Podcast Serisinin ikinci sezon ilk bölümü [incelemek/dinlemek için tıklayın] de bize böyle bir hikâye anlatıyor bence. Hem yüksek lisansta hem doktorada, farklı bölümler ve farklı okullarda karşılaşmayı başardığımız Duygu Dalyanoğlu yazmış ve yönetmiş. Bu hikâyede görüyoruz ki, belki tarifleri yazan —ve sonra okuyanlar da— adım adım uyamıyordu tarifin yönlendirmelerine, ama içindekiler kadınlık ve ev deneyimiyle ilgili çok şey anlatabiliyordu. 

Keyif kaçırıcı detaylar [spoiler] vermeden özetlemeye çalışırsam, eğitim için gittiği Amerika’da yaşamaya devam eden ve bir gün Türkiye’de yaşayan annesinin tarif defteri eline geçen bir kadının içine daldığı düşünceleri, anıları ve aile hikayesini dinliyoruz bu bölümde. Bu tarifler onun için beslenmeyi; duyusal ve anı yüklü metinlere dönüştürüyor. Defterde yazılanlara bakarken kadın annesinin sesine, telaşlarına, büyürken fark edemediği heyecanlarına, önemsediği şeylere açılan bir dünya ile konuşmaya başlıyor. Nasıl bir “çömlekçinin parmak izleri çanağa yapışıp kalıyorsa” ve nasıl bir “anlatıcı hikayesinde iz bırakıyorsa” tarifleri yazan da kendinden, anılarından, beklentilerinden izler bırakıyor o deftere (Benjamin, 1994, 84).*

Kim o tarifleri canı yanmadan, heyecanlanmadan, telaşa düşmeden yapabilir bilinmez. Fakat bu bölümde biz böyle detayları, yağın kızmasını, beceriksizliğin cezasını çeken elleri fark edebiliyoruz. K’nın Sesi, kendi ifadeleriyle “üç boyutlu ses tasarımıyla hazırlanmış oyunlar” ile “dinleyiciyi tiyatro izleme deneyimine yaklaştırmaya, hayal gücünü harekete geçirmeye çalışıyor. Her bir “Oyun”dan sonra da devam niteliğinde “Sohbet” bölümlerinde hikayeyle ilişkili bir söyleşi ve bir deneyim paylaşımı dinliyoruz. “Annemin Tarif Defteri Oyunu”ndan sonra, Takuhi Tovmasyan [Reçel’de kendisinden bahseden bir diğer yazı için tık] ve Sepin İnceer ile ölenlerin ardından pişirilen yemekler, kavrulan helvalar ve yas süreciyle ilgili bir sohbet bölümü var.

Sohbeti sonuna kadar dinlerseniz, dinleyicilerini kendi yas hikayelerini sesli mesaj olarak paylaşmaya teşvik ettikleri kısmı da fark edeceksiniz. 

*: Walter Benjamin, 1993.  “Hikaye Anlatıcısı”, Son Bakışta Aşk içinde, 77-101 İstanbul: Metis Yayınları.

Yorum Ekle