Genel

Zeki Müren de Hamdiye’yi Görecek mi?

Yazar: Z.

 

Sağlık Bakanı’nın, kameralar eşliğinde yılın ilk doğan bebeğine ve ailesine hastanede baskın verip, “3. çocuk demek, söz dinliyorsunuz, aferin. Zaten kadının tek kariyeri de annelik olmalı.” diye şovunu yapması üzerine; haliyle pek çok tepki geldi. Ne beklersiniz, tepkilerin Sağlık Bakanı’nın saçmalamalarını eleştiriyor olmasını değil mi? Ama burası Türkiye! Suçu sadece suçluya yükleyen makul bir eleştiri dışında ne ararsanız var; seçin, beğenin, alın.

Ne vereyim ablama? Mesela fotoğraftaki anneyi göremeyen muhalif abimizin twiti nasıl?

barış atay

 

 

Ya da, kadınların sözü olmayı vaadeden bir sitede yayınlanan habere ne dersiniz: Gölge Hamdiye!

5h

Sağlık Bakanı’nın açıklaması o kadar tepki aldı ki; bunlar ve benzerleri, “like”lara, paylaşımlara, retweetlere boğuldu. Sağlık Bakanı o kadar saçmamıştı ki, bu kadıncağızın hali yürekleri buruyordu. Sağlık Bakanı’nın söylediklerine öfkelenmemek mümkün değildi, o yüzden resimdeki adamın tipiyle dalga geçen bir yorum yapmadan gitmek ayıp olurdu. Sağlık Bakanı’nın açıklamasına karşı eylem bile yapmak gerekirdi, o yüzden fotoğraftaki “siyah şey”den bahsetmeye devam. Sağlık Bakanı’nın dedikleri… (Sahi, ne demişti Sağlık Bakanı?)

Bir yandan bunlar olurken diğer yandan, eleştirilerini çarşaflı kadının aşağılanması üzerinden kuranlara tepki gösterenler ise ya Sağlık Bakanı’nın açıklamalarını eleştirmemekle (çünkü kendileri tam da bunu yapmışlardı!) ya da çarşaflı kadını aşağılayan twitin yazarını “sokakta gezerken dikkatli olsun” şeklinde hedef gösterenlerin “yanına düşmek”le itham edilmekteydi. Tarafınızı seçecektiniz: AKP’yi eleştirip dindarları mı aşağılayacaksınız yoksa AKP’yi arkanıza alıp tek kariyerleri annelik olsun diye dindar kadınları mı savunacaksınız? Tahmin edeceğiniz üzere AKP’nin kadınlara kuluçka makinası olarak muamele etmesine hem de AKP’ye muhalefetin dini pratikleri aşağılamak üzerinden yapılmasına karşı olmak diye bir seçenek mecut değil.

Yılın ilk bebeği tartışmasında da, kendilerine bu iki taraf dışında hakkaniyetli bir yer seçenler için cevap hazırdı: Çok safsınız! Çünkü eleştirileri anlamamışız, çarşaflı kadını asıl aşağılayanın bu “mizansen” olduğunu görememişiz. Her yıl tekrarlanan “yılın ilk bebeği” şovu için aşağı yukarı aynı anda doğmuş olan bebeklerden anne babası dindar olanın tercih edilmiş olabileceğini kabul ederim; fakat AKP’nin ideal kadınının çarşaf giymediği ortadayken, çarşaflı kadının mizansene özellikle dahil edildiği gibi kör bir iddianın tek bir izahı olabilir. Bu kare (Doğan Haber Ajansı’nın çarşaflı kadını bir köşeye itilmiş şekilde itina ile fotoğrafladığı kare), birilerinin kafasındaki mizansene cuk oturmuş: “Kadınları kapatıyor, kapatıyor, kapatıyorlardı…”*

Uzunca bir süredir, AKP’nin suç ortağı olarak görülen dindarların hayat tarzlarına muhalefet etmek (ama mümkünse bunu esprili bir üslupla yapmak), “AKP karşıtı muhalefet”in alamet-i farikası haline geldi. AKP eleştirisi kılıfında dindarlara ve dindarlığa olan öfkenizi kustuğunuzda, anlayış kapıları size ardına dek açılıyor. Sonuçta ortada AKP iktidarından nemalanan dindarlar var (!) ve onlara karşı biraz nefret suçu işlemenin fazla mahzuru olmasa gerek. AKP’ye muhalefet eden dindarların da var olduğunu, hatta AKP’ye oy verenlerin dahi AKP’nin her icraatını desteklemediğini unutabilir, tüm dindarları aynı çuvala doldurabilirsiniz. Göreceğiniz destek de cabası…

Nitekim, geçtiğimiz iki günde “Yılın ilk bebeği” haberinin fotoğraflarında bebeğin annesi Hamdiye’yi göremeyenler**; beğeni ve paylaşım rekorları kırarak yıldızlarını parlattı. Olmayan Hamdiye üzerine yapılan esprilere kahkalar patlatanların 32 dişi, macun reklamlarındaki gibi ışıldadı. Hamdiye’yi el birliğiyle silikleştirdikçe, ışıltılarına ışıltı kattılar. Haydi şimdi gölgede bıraktığınız, görüp de göremediğiniz Hamdiye’nin omzuna acıyarak dokunup, onu ne kadar düşündüğünüzü belli eden titrek bir sesle deyin ki: “Işılda Hamdiyeciğim, yoksa bir hiçsin!

 

 

*NOT-1: Başörtülülerin başörtülülük tanımı bir başka yazının konusu olmalı gerçekten, fakat nacizane benim gözlemim şu şekilde: “Dışarıdan” bakılınca çarşaflılar, başörtülülerin bir üst versiyonu olarak görülüyor, lakin “içeride” işler pek öyle değil. Çarşaf, makbul örtü tipinin dışında kalan bir aşırılık olarak görülüyor. Başörtüsü yasağını tetikleyenin bile okullara çarşafla girilmeye çalışılması gibi “aşırılıklar” olduğunu düşünler de hiç az sayıda değil. Çarşaf, AKP’nin görsellik algısında hiç bir zaman makul bir kıyafet olmadı. AKP tabanında da uzun bir süre başörtülülerin bile illa görünür olmasına gerek olmadığı (“fikirlerimiz zaten iktidarda”) algısı hüküm sürdü. Kaldı ki çarşaflı bir yüz ile temsil edilmek istesinler… Başörtüsüne dair yakın zamanda elde edilen konforun, çarşaf gibi bir aşırılık uğruna eleştiri malzemesi haline getirilmesi hiç de istenmiyor. (Yine mesela dışarıdan bakınca, aynı çuvalda görülen “başörtülü tekstil işçileri” kategorisi de bizim başörtülüler açısından farklı bir yerde durur. Başörtüsünün sınıfsal bir anlamı da var yani. Bu da eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürsün, olur da yazmak isteyen çıkar.)

 

**NOT-2: Lady Gaga’yı görebiliyor musunuz? Hayır, merak ettim de…

lady gaga black

33 Yorum

  • Deniz
    3 Ocak 2015 - 10:41 | Permalink

    Lady Gaga’nın görüntüsü tamamen tarz(?) amaçlı. O sebeple bizim konumuzla kıyaslanması ne derece doğru olur bilemedim. Ancak dediklerinde çok haklısın, seçilmişti bu kare o gün ve bu tartışmaların olacağını da gayet iyi biliniyordu ve biz de her zamanki gibi farkına varamadık. Ancak merak ettiğim evet bunlarda-diğer pek çok iktidarlarda olduğu gibi- bilinçli bir gündem değiştirme durumu mevcut. Takıldığım sadece gündem değiştirme olmadığı bu olayın, ciddi ciddi bu insanlar böyle de düşünüyor. Dehşet verici ifadeleri gerine gerine ifade etmeleri ve çıkıp bir de pişkin pişkin:”Biz seçilmiş insanlarız bizim söylediklerimize karşı gelen demokrasiye karşı gelir” açıklamasını yapıyor. Demokrasinin ne demek olduğunu Kadim Yunan’dan başlayıp bir güzel anlatmak gelir bunlara da,saf cehaletle kapanmayacak kadar menfaatlerinin esirleri olmuşlar.

    • Z. |REÇEL
      3 Ocak 2015 - 14:28 | Permalink

      Bu meselede çarşaflı kadına yöneltilen okların nedenleri çok çeşitli. Bir kesim de, dini aşalımaka falan dertleri olmadığını ama kadının bir köşeye itilmiş, kapatılmış olmasıyla sorunları olduğunu söylüyorlar. Kocasının sarıp sarmalayıp kapattığı, kimselerin görmesine izin vermediği zavallı Hamdiye (arka fonda acıklı müzik) için üzülüyorlar.Yüzünü bile göremedikleri birinin karakterinin olamayacığını öne sürüyorlar. Lady Gaga’yı görüp göremediklerini o yüzden soruyorum. Ya da Lady Gaga gözleri bile kapalıyken bir gölge mi? Ya da kimin gölge, kimin görünmez olacağına biz mi karar veriyoruz?

    • Fatma
      3 Ocak 2015 - 15:00 | Permalink

      Leydi Gaga olunca tarz Hamdiye olunca “zavallı”

      • Cem Bolat
        3 Ocak 2015 - 16:24 | Permalink

        İşte yanlış örneklerle anlatmaya çalışırsan Fatma arkadaş gibi mevzuya tersinden kanarsın.

  • tenha
    3 Ocak 2015 - 14:27 | Permalink

    Lady Gaga zekice bir benzetme olmamış kızlar, benden söylemesi. Vaktim dar uzun yazamıyorum:)

  • Se
    3 Ocak 2015 - 14:59 | Permalink

    Lady Gaga gerçekten de çok saçma bir örnek olmuş.

  • Hatice
    3 Ocak 2015 - 15:07 | Permalink

    Asıl soru şu Lady Gaga bizi görebiliyor mu? Görüyorsa nasıl.

  • büşra helvacıoğlu
    3 Ocak 2015 - 15:13 | Permalink

    lady gaga gayet yerinde bir örnek Z. gönülden destekliyorum:)

  • pervin
    3 Ocak 2015 - 15:18 | Permalink

    ne yazsam silip tekrar dusundum. otosansure de sasirdim. mevzubahis hassas muslumanlik olunca ISLOMOFOBO suclamasi almadan sekuler bir yerden ya da taraftan elestiri getirmek artik imkansiza yakin. cevap degil ama yeni bir soru niteliginde, bence mevzu veya sizin dindarlara ofke olarak olarak algiladiginiz sey artik otobuste dolmusta basortulu kadinlarla ayni saygiyi gormeyip (cok kibar oldu taciz edilebilirler-edilmemesi gerekenler) yer verilmeyen kadinlarin haleti ruhiyesi. yine erkeklerin belirledigi namuslular ve digerleri. bunu konusalim mi?

    • Z. |REÇEL
      3 Ocak 2015 - 15:30 | Permalink

      Buyrun konuşalım. Otobüste ne tür bir saygı gördüğümüzden benim haberim yok da.
      Ayrıca bu namuslular-diğerleri eleştirisini de son zamanlarda çok duymaya başladım. Örtülüler örtünerek kendilerini namuslu diğerlerini yollu diye işaretlemiş oluyormuş. Oldu o zaman… Başörtülüler de şöyle desin mesela: “Örtülü olmayan kadınlar örtülü olmayarak kendilerini modern bizi geri kafalı olarak işaretlemiş oluyor.”

      • pervin
        3 Ocak 2015 - 19:44 | Permalink

        erkeklerin belirledigi diyorum zaten yukarida. ortunen kadinlar ortunerek degil erkekler (bagzi) ortulu kadinlari “bacilari” digerlerini de iffetsizler olarak ayiriyor demeye calisiyorum. daha sembolik soyleyeyim mini etegimle bas ortulu kadinlardan daha ulasilabilir oluyorum. bana yapilan taciz olmuyor… bas ortulu kadinlar tacize ugramiyor da demiyorum. arada boyle bir ayrim yapildigini soyluyorum. ve bunlari hic konusamiyoruz.
        otobuste bana yer verilmezken ben yaslarda basortulu kadina yer veriliyor. sizin deneyimlememis olmaniz benim ve cevremdeki bir suru kadinin yasamadigimiz anlamina da gelmiyor.

        • esra ay
          3 Ocak 2015 - 21:54 | Permalink

          Evet Pervin, böyle bir şey var. Kuran, kadının örtünmesini tanınma kavramı ile gerekçelendirerek emreder. İffet sadece başörtüsü değilse de, başörtüsünü de ihtiva eder. Müslüman erkekler ve kadınlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Otobüste Müslüman bir kadına yer vermeyi öncelemesi makul bir durum.

          • yasemin
            4 Ocak 2015 - 20:26 | Permalink

            Esra hanimin yorumu gibi bir yorum gorunce bir basortulu olarak cok irkiliyorum..

            Basortusu iffetin sembolu degil. Bu bir dini vecibe.. basortusuzluk de iffetsizligin sembolu felan degil. Basortusunu iffet konusuna malzeme yapmanin sosyolojik hic bir karsiligi yok.

            Islam insana deger verir.. eger ahlak sinirlarimizi basortulu ya da basortusuz, dindar veya dindar olmayan ayirimlarindan kurtararak insana saygi duymak noktasina genisletebilirsek bu cok daha ahlaki bir tavir olacak. Yoksa esit nitelikteki iki kadin onunuzde dururken
            size yakin olana degil de basortulu olana yer veriyorsaniz bu insan ayrimciligidir. Kavmiyetci ve milliyetci asabiyenin baska bir tezahurudur islam ahlaki felan da degildir.

          • Ebru
            4 Ocak 2015 - 23:24 | Permalink

            Basi acik olup musluman olan milyonlarca kadin var ulkemizde. Zihniyetiniz ve makul buldugunuz sey mide bulandirici.

  • nurten
    3 Ocak 2015 - 15:57 | Permalink

    lady gaga doğru bir kıyaslama ,gönderme olmamış…lady gagayı herkes tanıyor masıl ama işte.bu kostüm onun için varolmanın başka türlü adı yok olurken bile varolabilir…yokluğu üzerinden bile var kılınır…laddy gaganın varolma ,gürünür olma alanları fazlasıyla fazla…tek görüntü bu diil ona dair..ve var olma alanı da…

  • anon
    3 Ocak 2015 - 16:33 | Permalink

    http://www.5harfliler.com/golge-hamdiye/#comment-14527, yahut;

    “Siyasi ve dini bağlamı, geçmiş birikimi, yani beni bir canavar yapan tek gözlü önyargıyı bir kenara bırakıp yalnızca imaj analizi yaparsam gördüğüm nedir? İncecik bir çizgi dışında her yeri gizlenmiş, kestiremediğim nedenlerden ötürü bir çeşit mutlak sansüre tabi tutulmuş, tanıyamadığım ve tanımlayamadığım bir insan figürü. Başı öne eğik duruşu bana rahatsız, utanmış, ezilmiş olduğunu düşündürüyor. Yatakta bulunduğundan az önce doğum yapmış anne olduğu çıkarımını yapıyorum. İkincil planda. İmajda daha çok yer kaplayan ve ön planda hemen tanıdığım ve tanımladığım iki figür: Pembe battaniyesiyle kız olduğu aşikar bebek ve onu tutan, hafifçe gülümseyen baba. Kızına bakışı bende şefkat ve takdir hissi uyandırıyor, ikisinin biraradalığını, ayrı ayrı babayı ve bebeği düşünüyorum; onlarla aramda doğrudan bir bağlantı kuruluyor. Arkadaki anneyi, varlığını tamamen unutmuşum. Abrakadabra, varken yok o, ne dahil ne mevcut. Sorun benim buradaki olayın asıl yapıcısı, kaynağı olan süjeyi görememem, sorun onun kendi yapımında ekarte edilmesi, bunun dışında tutulması. Sorunun üzerimdeki etkisi zihin karışıklığı ve derin bir adaletsizlik duygusu. Kontekstten bağımsız, yalnızca imaj çerçevesinde yaptığım bu kabaca analiz beni bu çıkarımlara vardırıyorsa, imajın eşantiyonu olduğu tabloyla (ki bu ne bugünle ne bir ülke coğrafyasıyla sınırlıdır) beraber incelenmesi nasıl bir sonuç verir?
    “Her şeyi kucaklayayım” ilkesiyle göğsünü devasa, biçimsiz bir yığına çevirmiş uzlaşmacılar parmaklarını tıkır tıkır işletmiş, aynı karman çorman lapanın geğirtisi kendini benzer formülasyonlarda göstermiş. “Gölge Hamdiye” benim gözümde kadının sıkılmış yumruğu ve sıkılmış dişiyle yazılmıştır, ve bu yumruk ne fotoğraftaki kadına iner ne de bu diş çarşafına geçer. Senden gözyaşı, yutkunma, ucu bir yere varmayan incecik bir inilti beklenirken çatılmış kaşların altında gözünü yummadan ağzını açman, çıkan sözün de ateşe dönmesi ölçülü uymacılar arasında paniğe, bunu takiben de ıslah seansına yol açmış. Sen sözünü ılıtma yazar.”

    dünyada birden fazla bakış açısı vardır.

  • murat
    3 Ocak 2015 - 19:02 | Permalink

    yazı çok yerinde olmuş. birisinin çıkıp hem devlet yetkililerinin sırf kendi siyasi tercihlerini olumlamak için kadının en mahrem alanına girme hakkını kendi görmesini, hem de kadının sırf çarşaflı olmasından mütevellit bizatihi olmadığının ima edilmesini eleştirmesi gerekiyordu. çok güzel bir boşluğu doldurdu.

    ayrıca her ne kadar lady gaga iyi bir örnek olmamış diyenler olmuşsa da bence gayet yerinde olmuş. lady gaga elbisesini özgürce seçebildiğini söylüyoruz. peki çarşaflı kadının özgürce seçtiğini niye söyleyemiyoruz ki? kadın çıksa açıklama yapsa; hey siz, bana herhangi bir şeymiş gibi davrananlar, ben bunu ailemin baskısıyla falan giymiyorum. inandığım değerleri bu şekilde yorumluyorum ve bu yüzden böyle giyiniyorum dese biz hala onu özgür varsaymayacak mıyız?
    cevap açık galiba.

  • h
    3 Ocak 2015 - 20:07 | Permalink

    Z.’ye, Büşra Helvacıoğlu’na ve murat’a katılıyorum.
    hamdiye hasbelkader o karede bulunmak durumunda kalmışsa? hamdiye suje ve obje olarak değer görmek pozisyonunu her şekilde reddediyorsa ve fakat kare dışında kalmayı doğum yorgunluğuyla başaramamışsa? gözünü göstermese, sesini duyurmasa, bu dünyada yok mu demek oluyor bu?
    bu dünyaya yapıcı en ufak bir detay katabilmek/bırakabilmek, iz/imza bırakmadan, yetmez mi? ille de görünmek mi? ille de birileri için kullanışlı bir obje olmak mı?

  • Kevser Çakır
    3 Ocak 2015 - 22:35 | Permalink

    “Sağlık Bakanı o kadar saçmamıştı ki, bu kadıncağızın hali yürekleri buruyordu.”

    Yazarın yazısından alıntı yaparak başlayalım.

    Yahu anladık ikinci bir tashihe bile ihtiyaç duymaksızın çalakalem yazıyorsunuz da, bu cümeleleri yayınlamadan evvel tashihten geçiren editöryal bir ekibiniz de mi yok! Yazıyı okurken gözümüz yoruldu. Bin kere sağlık bakanlığı, sağlık bakanlığı… Kelimeler birbirinden bağımsız hareket ediyor gibi, hah şimdi anlatacak diye bekleyip bir sona ulaşamamak… Cümleler her an propaganda yapmaya hazır birinin sloganik yüzeyselliğinde, örneklemeler basit ve sığ. Bir başörtüsü misalini lady gaga gibi absürd biriyle yan yana getirerek analoji yapma çabası… Cabası kadınların çocuk sahibi olmasını kerih görerek, habire “kuluçka makinası” (vb) şeklinde cümleler kurulması… Bu neyin komleksi, kadının doğasına yapılan her vurgu neden bu kadar rahatsız edici bulunuyor. Anlamak da mümkün gözükmüyor. Çocuk yapmak ve kariyer yapmak çapraz sunumunda varoluşu anlamlı kılmaya çalışmak… Erkek egemen dilin tam tersinden yürütülen, kadın egemen dilin iğreti duruşu…

    Ak parti ile aynı düşmeme ve bu çabanın bir yansıması olarak islami kesime bol söylev çekme çabasını eleştirirken dahi, ısrarla Akp demek ve… Son olarak da, sosyal ortamın rahatlığına sığınarak bir müstehar ismi bile olmayan tek harfli bir yazar. Yazı yazmak bağlayıcılık ve ciddiyet gerektirir, hele de site açmak, gazetelerde kuruluş vesileniz vs ile ilgili iddialı cümleler kurmak daha bir hassasiyet gerektirmelidir. Bu anlamda yazıyı ve yayınlanış şeklini okuyucuya yeni yahut farklı bir düşünüş oluşturmaktan çok uzakta bulduğumu ve acemi, öylesine bir görüntü sunduğunuzu belirtmeliyim. İnşallah ciddi bir çizgide ilerlemenizi ve bize yeni ufuklar açmanızı temenni ediyorum. Vesselam

    • Hanım
      4 Ocak 2015 - 13:41 | Permalink

      “AK Parti” algınızı o kadar kaplamış ki, Sağlık Bakanlığı diye başlayan cümlelerin ironi olduğunu algılayamamışsınız.

    • Büşra
      4 Ocak 2015 - 21:46 | Permalink

      Yersiz koyduğunuz 3 noktalarla imla konusundan söz etmesi gereken en son kişi olduğunuzu düşündüren bir yorumunuz olmuş. Bende “Ha şimdi çıkardı Akp’ye batan dikeni, ha şimdi çıkaracak.” kabızlığında bir his uyandırdınız. Sizden alıntı yapayım Kevser Hanım “Bu neyin komleksi.”,”anladık ikinci bir tashihe bile ihtiyaç duymaksızın çalakalem yazıyorsunuz…” . Bu söylemi kadının doğasına yapılan bir vurgu olarak görüyorsanız eğer sizi, doğasında annelik olamayan ve bu şekilde yaşamını sürdüren kadınlar hakkında düşünmeye davet ediyorum.

    • Reçel Blog
      4 Ocak 2015 - 22:12 | Permalink

      Kevser Hanım, yazıları yayınlamadan tahsihten geçiriyoruz, fakat imla hataları dışında yazının içeriğine müdahale etmiyoruz. Benzer kelimeleri ardarda kullanmak ya da dağınık yazmak yazarın üslubu ile ilgilidir ve bu bizim müdahale alanımız dışındadır. Ayrıca yazarlarımız elbette istedikleri isimle yazabilirler.
      Temenniniz için teşekkürler. İyi günler.

    • Z. |REÇEL
      4 Ocak 2015 - 22:24 | Permalink

      Kimi yazıların başına “Dikkat, ironi var!” diye uyarı koymak zorunda kalacağız herhalde.

      “Sağlık Bakanı” ile başlayan cümlelerin ironik olduğu anlaşılmıyor olabilir mi gerçekten? Öyleyse açıklamayı deneyeyim: Her cümle Her biri “Sağlık Bakanı’nın açıklaması” diye başlıyor ve ardından (sizin de dediğiniz gibi) önceki cümleden bağımsız hareket eden, Sağlık Bakanı’nın açıklamasıyla alakasız davranışlarla devam ediyor. Yani tam da, Sağlık Bakanı’nın açıklamasını eleştirirmiş gibi yapıp derdi başka olan güruhu eleştiriyor yazı. Yeterince açıklayıcı olabildi mi?

      Yine, değindiğiniz diğer noktaya gelirsek, yazıda eleştirilenin kadınların çocuk sahibi olması değil sadece ve saece çocuk yapma makinası olarak görülmesi ve bunun dışındaki tüm yollardan men edilmesi olduğu anlaşılmıyor olabilir mi? Ya da sanırım siz anlamak istemediniz.

      Yazı yazarken istediğim ismi kullanmakta ve bir siyasi partiye nasıl sesleneceğimi seçmekte de özgür olayım bir zahmet, izninizle.

  • suat
    4 Ocak 2015 - 00:54 | Permalink

    Yeni doğum yapmış bir kadının dinlenme ve huzura ihtiyaci olduğunu görmezden gelen hariçtekilere mi yanmalı yoksa tesettürü bütünüyle çarşaf olarak anlamlandiran bir kadının umuma açık olacak kadraja dahil olmak istemeyeceğini öngöremeyen eşinin basiretsizliğine mi?
    Asıl konuya gelirsek ben de bu karede özgür(iradeyle ilintili bir kavram olarak) bir kadın göremiyorum. Çünkü doğum sonrası mahremiyeti yabancilarca ihlal edilmiş ve bundan menuniyetsizliğini dile getirmemiş istemiyorum/Hayır dememiş bir kadın görüyorum ve bu vucut dilinden anlaşılabiliyor(29 yaşındayim ve annem Çarşaflı)- aksi ceza huk. konusuna girer izinsiz görüntü alma.
    Çarşafın dindar/muhafazakâr çevrede tesettürün öncü(akla ilk gelen ve geniş onay gören) simgesi olmadığı bilinen bir durum ve öyle ki çarşafla ilgili bu camianın yeni yetmeleri (15-25 yaş) arasında nüans farkları olsa da farklı versiyonlarda espirisi yapılmakta. Evet Barış bey saygısızlık yapmış çünkü tartışmak istediği konuyla pek makul bağlantı kurmadan söz söylemiş ve sonrasında özür dilemiştir.
    Gelelim dindar/muhafazakâr çevreye.. acaba frene basma zamanı gelmedi mi? Savunacam diye pozisyon alanların en iyi niyetlisi bile tartışma konusunu sağlıksız ve alakasız mecralara sürükleyebiliyor diğer bazıları analı-bacılı ironilere giriyor karşısındaki özür dilediği halde…. vs vs.

  • Selma
    4 Ocak 2015 - 02:01 | Permalink

    Lady Gaga olup olmadığına dair fikrimiz de olmayabilirdi. Yani bu fotoğraf paylaşıldığında kime ait olduğu belirtilmeseydi nereden anlayacaktık kim olabileceğini? Dolayısıyla Lady Gaga iyi ve başarılı bir ironi olmuş. Sonuca geldiğimizde ikisinin de yüzü görünmüyor. Ama işin arka planı çok boyutlu tartışmalara açık. İndirgemeciliğe kolayca kapılınabiliniyor.

    Lady Gaga tarzıyla özgür bir kadın. Peki Hamdiye özgür mü? Öyle örtünmeyi tercih etmişse özgürlüğün ilk koşulunu sağlamış görünüyor. “Peçenin kimliksizleşmeye götürebildiği ve beraberinde özgürlüğü sınırlandırıp sınırlandırmadığını” bir arkadaşımla tartışırken arkadaşım bilakis çoğu yüzü örtülü kadının kendini o halde daha özgür hissettiğini söylemişti. Şaşırmıştım ama sonuçta birçok çarşaflı ve yüzü peçeli kadının hissettikleri buymuş.

    Sanki Hamdiye’nin fikrini de alabilseydik, hani gölgede mi yaşadığını hissediyor? Yoksa zaten gölgede formatlandığı için gölgede olduğunun farkına hiç bir zaman varamayacak mı? Bana fikrimi sorsalar Hamdiye’nin yerinde olmak ister miydin diye, kuşkusuz yanıtım hayır olurdu. Yine Lady Gaga olmak ister misin deseler, ona da yanıtım aynen hayır olurdu. Bu yanıtlarımı, elbette kendi nirengimden referansla veriyorum. Hepimizin eleştiri ve yorumları bir yerde izafi kalacaktır. Sanırım konuyla ilgili bilimsel bir çalışma bizi aydınlatabilir.

    Ayrıca Z.’nin Not-1’i de düşünmeye tartışılmaya değer. Onu da gözden kaçırmamak dileğiyle…

  • Semra
    4 Ocak 2015 - 13:39 | Permalink

    Yazı guzel, foto kıyaslaması basarılı tebrikler fakat keske 5harfliler sitesine laf sokmadan durabilseydiniz. Cunku gereksiz cunku haksız. 5Harfliler bu konudaki hakkaniyetini defalarca ispatladı ve golge hamdiye yazısı asil kadro tarafından degil anonim biri tarafından yazıldı. Ne yani, sansur uygulanmasını mı bekliyordunuz? Aynı gun yazıya kendi karsı tepkisini baska bir 5harfliler yazarı yazıp koydu siteye. “kadınların sözü olmayı vaadeden bir site” sizi hayal kırıklıgına ugratmadı, vaadettigiyle de celismedi yani.
    5harfliler karsınıza almanız gereken bir site degil. Farklı hayat goruslerinin birbirlerini anlama cabasına ya da anlayamama haline sert karsılıklar vererek faydalı donutler alamazsınız(bunu size degil yazıdan sonra bircok insanın 5harfliler de yalanmıs tavırlarına binaen soyluyorum)

    • Z. |REÇEL
      4 Ocak 2015 - 13:47 | Permalink

      Yazı 5 Harfliler’i karşısına almıyor, 5 Harfliler’de yayınlanan bir yazıyı eleştiriyor. Sansür ile yazı seçimine kriter koymak farklı şeylerdir. 5 Harfliler eminim ki, diyelim Kürt kadınları aşağılayan bir yazıya sizin deyiminizle “sansür” uygular. Fakat belli ki, Hamdiye’ye yönelik üslubu o kategoride görmemişler. (En azından, haftanın editörü görmemiş.)

  • Elif
    4 Ocak 2015 - 16:06 | Permalink

    Saygıyla katılmıyorum yazınıza. Bir inanç ya da uygulama eğer temelinde cinsiyetçilik ve kadın düşmanlığı içeriyorsa bu inanç/uygulama ‘din’ adını alınca kadın düşmanlığından çıkmıyor. Bir din adı kadın düşmanlığını haklı çıkaramaz, bir uygulama ya da inanç din ile açıklanırsa bu eleştirilmeme ayrıcağılını da kazanmıyor, kazandırmamalı.

    Bir defa çarşafa yasalar altında da şiddetle karşı çıkıyorum ama güvenlik nedenleriyle. Bir ülkede çarşaf yasal olursa, dinine, cinsiyetine bakmaksızın bütün aranan suçlular bir çarşaf giyerek kendilerini gizleyebilir. Sonuçta polisler devamlı birilerini arıyor, etrafta insanların bir şüpheliyi görüp polise haber vermesini umuyor. Eğer çarşaf şıkkı olursa nasıl olacak bu? 34 derece sıcakta bile bir insan çarşafla tamamen kendini gizleyebilir. Oysa örneğin bir kar maskesi takıyor olsanız bu anca kışın sizi gizleyebilir, diğer aylarda zaten şüpheli görüneceğinizden polislerin dikkatini çekersiniz. Çarşafın yasal olduğu ülkelerde suçluların çarşaf giyerek altına silah ve bomba sakladığı örneklerini de gördük. Nasıl ki bir insanın tamamen çırılçıplak sokaklarda gezmesi yasaksa (bunu da hijyen nedenleriyle destekliyorum) tamamen kendini kapatmak da yasak olmalı.

    Türban’a yasalar altında hiçbir itirazım yok, olamaz. Herkesin kendi tercihi. Voltaire’in ünlü lafı gibi, “Söylediklerine katılmıyorum ama onları söyleme özgürlüğünü ölümüne koruyacağım.” Herkesin türban takma özgürlüğü olmalı, bunu desteklemeye devam edeceğim. Ama inançlarına saygı ve yasalar çerçevesinde katılmadığını söylemek de benim özgürlüğüm olmalı.

    Türban ve çarşaf kadının kapanması gereken bir obje olarak görüldüğünü gösteriyor. Burada kadın düşmanlığı açık. Ve kadın düşmanlığını benimsemiş, uygulayan, başka kadınlara da uygulatmak isteyen kadınlar da mevcut, hep vardı. Eğer derseniz ki yorum yapılamaz, o zaman şunu diyorsunuz: “Bir kadın kadın düşmanlığını benimsemişse kendi tercihi, sessiz kalalım.” Bunu kabul etmek mümkün değil. Tüm açıklamalar kadın düşmanı açıklamalar:

    “Erkek kendini kontrol edemez, kadın kendini kapatmalı.” (Kadınlar dünyada erkekler için varmış gibi, kadınların kıyafetine kadar kendini erkeklere göre ayarlaması söyleniyor. Erkeklerin hareketlerinin, duygularının sorumluluğu kadına atılıyor, hem de kimseye zarar vermeyen özgürlüklerinden kısarak.)

    “Kadının şu/bu kısmının görülmesi ahlaksızlıktır.” (Kadını bir seks objesi olarak görüp bunu kapatmaya çalışmak. Ayrıca kadın seksüelliğini ahlaksızlık olarak görmek.)

    “Amaç mütevazi giyim, o nedenle türban takılmalı.” (Eğer öyleyse neden erkekler de takmıyor? Ayrıca bir kadının saçının görülmemesi nasıl bir mütevazilik olabilir, saç altından yapılma değil.)

    Lady Gaga örneği alakasız olmuş. Lady Gaga kendini kapatmak için değil bir moda stili olarak onu giymiş. Sonuçta moda stili olarak eşarp takan hanımlar da var. Burada bahsedilen türban, arkasındaki inanç, ve bunların nasıl kadın düşmanlığı olduğu. Tekrar ediyorum bir kadın sokakta, okulda türban takmak istiyorsa kesinlikle bu özgürlüğü olmalı, ama türbandan ve arkasındaki ideolojiden bahsedilmeli, bahsedilebilmeli.

  • nuquedb
    4 Ocak 2015 - 19:30 | Permalink

    Lady Gaga iyi bir örnek olmamış. Lady Gaga ince bir eleştiri de veriyor bu giysisiyle hem burkaya hem çarşafa, tabii bu benim fikrim… Vermiyorsa bile ben öyle algılıyorum. Algı da seçiciliktir kim bilir. Hem onun yüzü görünür kimliği bilinir. Çarşaf veya burka kadını toplumda görünmez belirgin olmasını engelleyen giysiler. Artık biraz bu açıdan da tartışılması gerekmiyor mu, hepimiz tarafından. Sağlık Bakanı’nın söylediklerini tartışmaktan bize tartışılması için gündem yaratılmasından biraz gına geldi. Zaten sonra ne diyeceğini bilemedi, konuştukça daha da battı diyeyim başka bir şey demeyeyim. Bu konular sürekli önümüze geliyor, daha da gelecek, biz hep onlar istedi diye tartışacak mıyız? Kadının toplumdaki yerini , üzerindeki dini baskıyı, onu görünmezliğe iten çarşafın giyiliş tarzını ya da burkayı ne zaman tartışacağız?.

  • 5 Ocak 2015 - 11:12 | Permalink

    Hanımefendinin yerinde olsaydım medyada ve değişik ortamlarda geçen bütün yazılardan çok ama çok incinir hemen bir daha bakmamak üzere kapatırdım yoksa mazallah insanın sütü kesilir. Yazık ki hanımefendinin gıyabında yapılan bütün konuşmalar öncelikle yeni anne sonra bir kadın olarak hassas olan bir insanın canını yakar.
    Yahu ne kolay oyuna geliyor bütün kadınlar. Yoksa bu kadar basit hareketlerle bu kadar kolay oyuna gelmemizin sebebi kendi hemcinslerimiz arasındaki sessiz husumet mi?
    Kadını kadından korumak mı gerekiyor acaba ilk olarak. Diğer bütün mevzular ikincildir önce bir şeyden bahsedebilmek için bir olmuş, hemdem, hemdert olmuş olmak gerekmez mi?
    Biri gelmiş kendi ve ya topluluğu için bişi yapmış, diğeri bir laf etmiş, öbürleri onuda bunu da ciddiye almış, gazeteci izin almış mı, baba ne olduğunu anlayabilmiş mi anne duruma müdahale şansı yakalamış mı falan falan….Zaten bildik hikayeler, sizde biliyorsunuz.
    İnsan başlığı altında beşerin kadın cinsi olma güzel şansına ermişiz. Özeliz ve lütfedilmiş güzelliklere sahibiz. Sonuç olarak da bu kimlikle dahi geçiciyiz. İşimize baksak ya.
    Erkek zihniyeti hakim ortamda üstelik binbir alicambaz oyunlarında bilerek/bilmeyerek artis olmak ve birbirimize artislik yapmak yerine “kız kardeşinin” elini tutmak yolunda niye gönüllü yol alamıyoruz ben asıl onu düşünüyorum.

    Allah selamet versin ve güzel anneye de güzel yavrusuna da hayırlar nasip etsin.

    Selam ile.

  • Hatice
    7 Ocak 2015 - 01:08 | Permalink

    Annemin sohbet ve ders arkadaşları arasında çarşaflı olanlar vardı. Birincil gözlemci olarak şunu söyleyebilirim ki, kişiliksizleştirmenin kriteri olmak için çarşaf asla yeterli değildir. açık olmasına rağmen yada “makul” ölçüde tesettürlü olmasına rağmen hediye abla kadar cevval, zeki, girişken olmayan birçok kadın tanıdım. yada 2 sene önce okulda tanıştığım tuba, asla kişiliksiz bir kadın değildi. her ikisinin de kişilikleri dünyaya taşar nitelikteydi. ancak ikisi de bir fotoğraf karesine girseler aynı Hamdiye gibi görülebilirlerdi. Açıkçası tesettürlü biri olarak, çarşaf giymenin pek çok kıyafetten hatta belki cesur bir mini etekten bile daha çok cesaret gerektirdiğini düşünüyorum. toplumun neredeyse her kesimi tarafından kınanan bir giyim biçimi, prezantabl değil, hatta bazılarına göre bomba saklama aracı! benim asla cesaret edemeyeceğim kadar cesur bir TARZ. netice itibariyle demek istediğim, bir insanın karakterli, kişilikli yada silik olmasını belirleyen kriter asla kıyafet olmamalı ve dahi değil.

    mevzu Hamdiye’nin çarşafı değil aslında gerçekten de, bir kadının hastane odasına bakan olma imtiyazını kullanarak giren adam, eşinin hassasiyetini göz önünde bulunduramayan koca.. yada 10 dk. bile sürmeyen bir şaşkınlık ve akıl tutulması anının bu kadar büyütülmesi.

  • Cecol
    8 Ocak 2015 - 00:29 | Permalink

    Ben bunun çok AKP karşıtı muhalif durum alemeti farikası olduğunu düşünmüyorum ” Kemalist Feministlerin” eril devletçi dilinin türkiye feminşstlerinin söz konusu islam olduğunda tekrar tekrar hortlaması diye düşünüyorum.Yoksa kalk kız kalk Hamdiyenin aç kızım sen o başınıdan pek bir farkı yok nazarımda. Kadını seçim yapmaktan yoksun er kişinin boyunduruğu altında olarak kodlayıp (zira pekala kadın kocasından daha katı bir islam anlayışı benimsemiş ve fotoğrafa karşı çıkmış olabilir) bu ezberden yola çıkarak eril bir dille ” feminizm” yazısı yazmak çok eski bir gelenek bu toprakları “aydın ve çağdaş” kadınlar ve erkekleri için. AK Partiyle pek alakası yok yani daha tarihsel

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir