Genel

Narsisizmle Kurgulanan Erkeklik

Yazar: Büşra  

unnamed

Attila İlhan’ın şu röportajını görmüşsünüzdür, eşiyle entelektüel olmadığı için evlenmiş, dahası entelektüel kadınlardan baya hoşlanmıyor olsa gerek ki içinden camdan atmak gelirmiş.

atilla-ilhan

Bu şimdilik burada dursun, bir de Suudi Arabistan’da yaşayan bir grup genç kadının hayat hikayesini anlatan “Benatü’r -Riyad” isimli romanında şöyle bir şey geçiyor:
“… konu uygun bir gelin bulmak olduğunda, erkeklerin belirli bir bilgi düzeyine ulaşmış ve dünyaya daha sofistike bir bakış açısıyla bakan kızlardan çok, genç ve naif kızları tercih ediyorlardı. Örneğin bir kadın doktorun evlendiği sık görülen bir durum değildi. Dünyanın bu kısmında yaşayan erkekler gururlu ve kıskanç yaratıklardı. Kendi yetkinliklerine meydan okuyacak kadınlarla karşı karşıya geldiklerinde kendilerini tehlike altında hissediyorlardı. Bu tip adamların da mütevazı bir eğitimden geçmiş, kanadı kırık bir kuşa benzeyen zayıf, çaresiz ve hayat tecrübesi olmayan kadınları tercih etmeleri doğaldı. Sadim, bir çok erkeğin güçlü kadınlardan hoşlansalar da, onlarla evlenmeyeceklerini düşünüyordu. Böylece zayıf kızlara talep fazla olurken, zeki, bilgili ve güçlü olanlar ise adının dev ‘evde kalmış kızlar anıtı’na, ne istediklerini bilmeyen, bu yüzden de tam olarak ne istediğini bilen bir kadına bağlanmayı reddeden güvensiz erkekler yüzünden her geçen gün uzayan o sanal listeye kazınmasını ağır ağır izlerler. “
Öncelikle söylemeliyim ki, romanda yaptığım alıntıyla kadınlar arasında bir “güçlü/güçsüz” ayrımı yapmak ya da evde kalma durumları ve kadınsılık üzerinden ders verme niyetinde değilim elbette. Bu alıntıyı seçtim çünkü, yanlarında kendilerinden bilgi, eğitim ya da karakter açısından güçlü bir kadın olduğunda kendilerini tehdit altında hisseden erkekler vurgusunu beğendim. Atilla İlhan’ın durumu da bununla paralel bence.
Meselenin erkekliğin bir rol olarak kurgulanış şekliyle çok ilgisi olduğunu düşünüyorum ki; kanımca erkeklik büyük oranda narsisizmle birlikte kurgulanıyor. Narsisizm aslında her birimizde belli bir oranda bulunup bize kendilik değeri verirken; narsisistik tarafı ağır basan insanlar ilişkilerinde kendilerini üstün ve güçlü hissedecekleri kişileri yakın çevrelerine alarak, sürekli bir güçlü, değerli hissetme halinde olmak isterler. En yakınında kendini kıyaslayadığı kişi ondan güçlü ya da daha üst bir konumdaysa bu onlar için geneli kapsayacak bir daha az güçlü olma halidir, bir tehdittir. Sadece bu coğrafyanın değil bence, genel olarak tüm erkekler için bu onlara doğuştan bahşedilmiş olduğuna inandıkları öncelikli, ayrıcalıklı ya da hak sahibi olma haline bir yıkım belki de.
Peki etrafımda da pek çok erkekte gözlemlediğim bu durum cidden aşırı derecede narsisistik ve güvensiz bir erkekliğe işaret etmez mi? Yakın çevrene aldığın insanın senden güçlü, yetkin olması, sağlam fikirlere sahip olması, vs… seni yetersiz ya da eksik hissettiriyorsa, ya da sen sürekli bu şekilde kıyaslamalara giriyorsan, altında yatan kendilik gerçekten olmak istediğin kadar güçlü müdür?
Güçlü olmak demişken, kendilerini bilgi, eğitim ya da karakter yönünden güçlü hissettirecek kadınları seçen (ki seçimlerimiz ve duygularımız da tesadüfi değildir ya) erkeklerin de tipik bir narsistik davranış örüntüsü olan “ne kadar değerli ve önemli olduklarının kabulü için özel alanlarına yalnızca onlara bunu hissettirecek insanları almak, ancak o insanları sevebilmek” ya da “kendi özel alanlarındaki insanların ne kadar çok kusuru olduğuna ve aslında kendilerinden ne kadar değersiz olduklarına dair veriler toplayarak bunun kabulunu sağlamak” gibi eylemlere girmiyorlar mıdır? Hayatta aradıkları tek şey bir kendini güçlü -ya da daha güçlü- hissetmek midir?
Son söz olarak narsisizmden, entellikten bahsetmişken entel erkeklerin narsisizminden şimdi hiç bahsetmeyelim, bundan çok daha uzun bir Reçel yazısı çıkar.

22 Yorum

  • misafir
    17 Kasım 2014 - 17:00 | Permalink

    Olayın kadın tarafı da bir o kadar garip değil mi? Benim eşim insanlara “bununla entelektüel olmadığı için evlendim” dese çok gücüme gider. Bu kadınlar nasıl sorunsuz kabulleniyorlar “aşağı” görüldükleri için tercih edilmelerini?

    • Busra Eser
      17 Kasım 2014 - 19:45 | Permalink

      Atilla İlhan’ın eşi ne düşünmüştür bilemem de, bu tarz bir ilişkide kadın genelde kendini değersizleştirilmiş hissetmiyor, aksine “Onun gibi birinin beni seçmiş olması hoşuma gitti.” falan diyorlar. Aslında bu yüzden narsisistik bir durum olduğunu düşündüm.

  • AA
    17 Kasım 2014 - 20:30 | Permalink

    en azından atilla ilhan açık sözlü.

  • büşra helvacıoğlu
    17 Kasım 2014 - 23:19 | Permalink

    ya genel olarak entelektüel kadınların kötülenmesi de söz konusu. “bu sadece okur, yazar, elinden bi iş gelmez, efenim bi yöresel yemek bile pişiremez”, zaten evleneceği entel olmayan kadınlara entel kadınları da kötülüyor ki bir şekilde o kadını “gerçek kadın” olduğuna inandırsın. o diğer kadın kendisini “iyi kadın” olabilmekle de ayırdığından egosuna halel gelmiyor pek sanırım.

    atilla ilhan cidden açık sözlü, şöyle bir tip türemiş: “hem marx konuşalım, hem şiir, hem beni kendi elleriyle beslesin, bana süveter örsün, hem de kelam konuşalım.” ee, daha başka ne madde var listede?

  • 18 Kasım 2014 - 00:03 | Permalink

    Zeki bilgili ve güçlü kadın mi dediniz? Daha rastlayamadık. Çünkü yok.

  • büşra helvacıoğlu
    18 Kasım 2014 - 19:18 | Permalink

    sizden önce birileri rastlamış, üzüldük :(

  • Ezgi Özcan
    19 Kasım 2014 - 11:38 | Permalink

    Entel erkek narsizmine örnekler:

    FEMİNİZLER BİZE SAPIK MUAMELESİ YAPIYOR

    MARKSİZMİ OKUMADAN FEMİNİZ OLDUGUNUZU MU SANIYONUZ??

    FEMİNİZ OLMAYAN KADINI ANLAMIYORUM. RESMEN SALAKLIK!!

    FEMİNİZ Bİ SEVGİLİM BİLE OLDU ABİ. FEMİNİZLERLE DERDİM YOK.

    (Tartisma esnasinda) ARGÜMANI YANLIŞ KURDUGUNUN FARKINDA MISIN? SENİN GİBİ ZEKİ Bİ KADINA YAKISTIRAMADIM. Dipnot: Yazar burada benim argüman kurma seviyemin cok altindasin. Challenge kapsaminda degilsin demek istiyor.

    BAŞ ÇELİŞKİYİ BIRAKIP YAN ÇELİŞKİ OLAN FEMİNİZMLE UĞRAŞIYORSUNUZ. HİÇ SINIFSAL DEYİL.

    KADINLAR GÜNÜ DEGİL EMEKCI KADINLAR GÜNÜ TARİHSELLİGİ HİCE SAYAMAZSINIZ!!11!

    KIZ DEYİL KADIN (DU SEN BİLMEZSİN SİMDI CİNSİYETİNİ)

  • hatice
    23 Kasım 2014 - 15:50 | Permalink

    erkeklerin kendilerini hangi durumda zayıf, güçsüz ve beceriksiz hissettikleri ayrımı çok enteresan. kendi kafalarında bazı işler belirlemişler, kadınlara ait olduğuna hükmettikleri. mesela neden ben karım kadar güzel yemek yapamıyorumm ahhh hayır neden Allah’ım nedeenn diye ağlayan bi erkek görmedim ben hiç. (gerçi geçen gün bi yarışmada keki kabarmadı diye ağlayan bi adam vardı) yada neden sabahları düğmelerin sırasını karıştırmadan tek başıma uyumlu, düzgün ve temiz kıyafetler giyemiyorum, çok beceriksizim diye üzülmüyorlar. yani bu gerçekten çok ciddi bir öz bakım yoksunluğu ve kendi eşimde bile bunu o kadar ciddi bir şekilde görüyorum ki. adam 33 yaşına kadar ölmeden bensiz gelmeyi başarmış ancak şimdi kendi başına hangi gömleğini giyeceğini bile bilmiyor. hepsini geçtim kendini bütün gün aç bırakıp, akşam açlıktan ağrıyan bir başla eve gelip, acaba neden başım ağrıyor diye sorabiliyor ve bu adam insanların bilgi birikimine bayıldığı bi adam. yani hakkını yemiyim gerçekten fena değildir. şimdi bu adam kalkıp dese ki ben eşimle entellektüel olmadığı için evlendim, valla ben alınmam, gocunmam, bilakis mutlu olurum, çünkü benim baktığım yerden entellektüellerin hali içler acısı… yani burada ters yönde bi narsizm yapıyorum sanırım ama saadece okumanın ve yazmanın bir noktadan sonra normal hayatsal becerileri körelttiğini düşünüyorum. kendini yaralamadan makas, bıçak, çekiç kullanmayı beceremeyen insan, pratik becerilerini çok ihmal etmiş demektir. şimdi, bu noktadan bakarsak, kanadı kırık, zavallı, güçsüz olan kim?

    • 20 Ocak 2015 - 00:22 | Permalink

      Ay bayıldım yorumunuza

    • 20 Ocak 2015 - 00:24 | Permalink

      Ay bayıldım yorumunuza

    • Merve
      7 Mayıs 2015 - 02:34 | Permalink

      Entelektüellik ve hayat becerisi birbirini dışlayan şeyler değil, hem bilgi birikimine sahip olup hem de makas, bıçak vs kullanabilen, kendini besleyebilen insanlar (kadın+erkek) var emin olun!

  • Bedri
    3 Aralık 2014 - 13:10 | Permalink

    Bence Atilla Ilhan ne istediğini biliyor ama oldukça alaturka ve sığ kelimelerle ifade etmiş. Yazı erkeklerin kadınlarla ilgili tercihlerine tek taraflı ve ön yargılı bakmış. Tamam ataerkillik denilen şey ciddi bir kesimi kadınlar için zulme maruz kalmalarına neden olacak bir tavır alışa imkan tanımıştır ve bu anlamda eşitliğin tesisi gerekir, ancak yazı erkek alemini hepten kodlayan bir mecrada gidiyor. Muhatabın öcülüğüne kanaat getirdik tamam desek de yazara yaranmaya gücümüz yetmeyecek gibi duruyor.
    Yazının sadece öteki kabul ettiği ile problemi olabilir ancak bu dil ile insanlar çıkarların için hareket eder diyen Modernist dil Arasında problem olmaması halini ayrıca görmek gerekşyor. Insanın yaratılış ve oluş macerasının çıkar ve ötekileştirme üzerinden anlaşıldığı Ortaçağ’ın sömürgeci hırçınlığı da aynı yerden besleniyor.
    Bu tip yazılar için Kafası Karışık felan denir. Bence değil gayet açık bir Düşmanlık sonrası reaktiflik var. Her birey kadın/erkek farketmez, haysiyeti ve sükuneti için tercihler yapar. Eğer bireyler çıkarları için yanlış işlere bulaşırsa bunda bireyin fıtratında bir kabahat aramak tamamen Allah ile aynı Özden gelen Tabiatın ve insanların bil fiil kendisiyle problem yaşandığına işaret eder. Önce Özünde iyilik barındırdığına Şüphe edemeyeceğimiz ve iyi tarafları beslendiğinde iyi olanı tercih edeceğini bildiğimiz insan evladının sorunlarını masaya yatırmak ve sistem tartışmasını yapmak lazım. Yoksa bu dille tüm erkeklerin katlini Vacip gören Valeri Solanas’a uymaktan başka kapı yok.

    • bedri
      3 Aralık 2014 - 15:54 | Permalink

      temel eleştirim modern bir ötekileştirme dili var. yazı kısa ve öz bir şekilde “erkekler narsizme meyilli olduklarından oluyor bütün bunlar” diyor. “bu bir erkek araştırması” demek metnin eksik bıraktığı noktaları aklamaz. Erkek de olsa tüm bireyler iyiliğe meyyaldir. Ve talep edilen şey tüm insanlar için aşağı yukarı aynı huzur halidir. Buna hiç değinilmemesi durumu var. Ayrıca yazıdaki üstenci dile hiç girmiyorum.
      belki detay olacak ancak açıklamam lazım. modernizm temelde gerilim alanları üzerinden parçalayıcı bi dilin ve eyleyişlerin kendisidir denebilir. Bir şeyin modern olup olmadığını anlamak için bir temel gerilim alanı tespit edip etmediğine bakmak yeterlidir. örneğin; temel gerilim alanı iktisadi sistemdir dersen marksist olursun, temel gerilim alanı ihtiyaçlardır dersen kapitalist olursun……. Misaller uzar. Bir erkeğin ağzından çıkana dikkat etmesi gerekir, zihinsel anlamda kendisiyle Allah katında eşit olmasına rağmen kadınları düşük kodlaması halleri var demek vb. başka bişey, erkek bireylerin içlerinde taşıdıkları iyi hale hiç değinmemek ve yapılanı eleştirmekten öteye geçip hepten meseleyi narsizme vurmak başka bişey. bu şekilde yapılan bir ötekileştirme nihayetinde erkeklerin katlini meşrulaştırır.

  • Vedat şansal
    8 Aralık 2014 - 13:14 | Permalink

    Yaş olarak büyük bir kadının kendinden küçük bir erkekle evlenmesini doğru bulmayan toplum da bu yazıya örnektir değil mi?

  • Ölü gelin
    12 Ocak 2015 - 23:16 | Permalink

    Bunun en bariz örneklerinden biri de dindar olmayan kıza “dini anlatan, kurtaran, hidayete erdiren” dindar erkek modeli. Bayılıyolar üstünlüklerini sergilemeye, engin bilgi birikimlerini sergileyecek kişilere, kendilerine hayran hayran bakılmasına.

  • Taylan
    12 Mart 2015 - 04:06 | Permalink

    Efenim,
    Benimde içimde mücadelesini verdiğim narsist davranışlar var.
    Ne kadın gözetiyor ne de erkek.
    Farkındayım, bu dürtülerin neredeyse tamamı büyüme yaşlarımda toplum örneklemelerinden kaynaklanıyor. O ayıp, bu ayıp, şu günah, çükünle oynama düşerler falan…
    Aslında konu olarak irdelenmesi gereken de bu nokta değil mi? Kimdir kadın/erkek gözetmeden bu kodlamayı yapan?
    Yeşilçam filmlerindeki zengin eğitimli karakterlerin binbir güçlük sonrası fakir karakterlerle mutlu olabilmesine neden hep sevindik, neden bu duygular bu filmlerde aşılanmaya çalışıldı da başaramadık, toplum olarak neresinde takıldık bu olayların.
    Ben narsist insan görmek istemiyorum. Ben uyandığımda bakkal Ayşe Ablaya 2 yumurta 1 ekmek 1 de 70’lik almak için giyinmek zorunda da hissetmek istemiyorum.
    Ben göğüsleri göbeğine geliyor diye de bir kadını peşinen elemek de istemiyorum. Veya göğüs kaslarım biskolata erkeklerinin ki gibi olsa iyi olurlarla da karşılaşmak..
    Toparlayacak olursam; tu-kakanın ne olduğunu pek iyi biliyoruz da! Neden buna çareler üreten kişiler olamıyoruz?
    Sevgiler.

  • Ceyd
    12 Mayıs 2015 - 10:40 | Permalink

    Erkeklerin narsisizmiyle kadinlarin mazosizmi ne “ideal” bir cift oluşturuyor.

  • Anna
    14 Mayıs 2015 - 00:32 | Permalink

    Aslında entelektüel birikimi ve “zihinsel yetkinliği” ile partnerini devalüe eden bir erkekle birlikte olmanın da narsisistik bir yanı var bana kalırsa. Toplumun geneline bakınca erkeklerde daha çok büyüklenmeci narsisizm tipine rastlarken, kadında idealize eden tipte bir narsisizm nüvesi görüyorum. Kendi hamurdan putlarımıza önce tapıp sonra onları yiyor, yapıtaşlarımıza katıyor, en azından böyle düşünerek ego idealimize yaklaştığımız yanılgısına kapılıyoruz. Öyle ya; partnerini kendine ait bir uzantı, temsil edici nesne olarak algılama kadınlarda da karşımıza çıkabilen bir fenomen. Hem kadın hem de erkeklerin talep ve takdir ettiği modern dönem kahramanlarının psikolojik profiline daha yakından bakmalı; güçlü, zeki, sarkastik tipler bunlar. Erkeklere rahat özdeşim kurabileceği, kadınaysa arzu duyacağı bir materyal sağlıyor. Bir kadın olarak kendimde de zaman zaman emarelerini gördüğüm bu arzunun doğasıyla daha çok ilgileniyorum.

    Ezcümle, bu sistemi devrilmekten koruyan sac ayaklarından biri erkeğin narsisizmiyse, diğeri de kadının narsisistik incinmişliğini güçlü ve küçümseyici erkeğin takdirini kazanarak onarmaya çalışmasıdır.

    Sevgiler.

    • suzi
      27 Temmuz 2017 - 14:05 | Permalink

      narsisist erkeğin kadını olarak ‘mazoşist’ kadın,
      ‘negatif narsisist’ (ben ‘seçilerek’ lanetmişim…) kadın,
      ay o çok yakışıklııı der gibi “ay o bir narsist!” diyerek hayran olan kadın…
      hepsi bir araya gelse narsisist bir erkeğin hakkından anca, inşallah, maşallah gelirler sanki :)

  • Cevdet
    31 Temmuz 2017 - 15:06 | Permalink

    Fikren öyle düşünmese bile, fizyolojik dürtüleri gereği, hiçbir sağlıklı kadın muhtemel/muhayyel/müstakbel çocuklarını “zayıf” bir erkekten doğurmak istemeyecektir. Doğa ortamında (kültürel şartların etkileri dışında da diyebiliriz) erkeğin işlevinin dişinin hayatını kolaylaştırmaktan (fiziksel güvenlik, gıda temini vb.) ibaret olduğu rahatlıkla görülebilir; bunu sağlayamayacak, aksine dişiye yük olacak bir erkek işlevsizliğinden ötürü doğal olarak tercih edilmeyecektir.
    Hal böyleyken erkek narsizmi, birincil cinsiyet olan dişilerin güç arayışının bir sonucu olarak geliştirdikleri “güçlü olma ya da güçlüymüş gibi görünme” çabasının uzantısıdır aslında; veya erkeklerin narsizmi aslında bir tür “survival”/hayatta kalma ve genlerini sonraki nesillere aktarabilme stratejisinin medeni topluma sirayet etmişliğidir denebilir. Mesele erkeklerin bir kadının kendinden güçlü olabileceğini kabullenmek, bunun doğallığını teslim etmek istemeyişinden, kibirlerinden ziyade; o kabullenişten sonra kadınlar tarafından istenmeyecek olmalarından duyulan endişe değil midir?

  • K.
    1 Ağustos 2017 - 11:48 | Permalink

    Bazı kadın arkadaşlarımın, kocam benden daha başarılı olmalı, daha yüksek maaş almalı; fakat ben çok akıllı bir bıdık olduğum için hiç bu standartlarda koca bulamadım söylemleri de aynı öğretilerin ürünü herhalde. Kendinden daha az başarılı, entellektüel vs. kadınlar arayan adamlar ve sağda solda pazarlayabilecekleri kocalar arayan kadınlar dünyası. Ne hoş.

  • Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir